/636
Ask, ustunden ne kadar zaman gecerse gecsin o kisiye karsi hissettigin duygunun ilk gunki kadar taze kalmasidir.
ah aşk! bir topluluğun fotoğraf çekildikten sonra dağıldığı an, der ah muhsin ünlü

biz sevdik, eller alsın efenim. * * *
gelmiş geçmiş milyarlarca tanımdan farklı hiçbir şey söyleyemeyeceğimi bildiğim halde büyük bir hadsizlikle yorumlamaya çalışacağım şeydir.

insan bir şekilde iyi, kötü, salak, hasta, sağlıklı, dahi doğar, biraz değişir sonra ölür.
bu arada iyi, kötü, salak, hastalıklı, mantıklı, dahice şeyler yapar.
bu arada yaptığı hiçbir şey-aşk haricinde hiçbir şey- doğduğunda veya öldüğünde başına gelen ruhuna kavuşma halini kişiye vermez.

aşk içinize ruhunuzu üfler. aşk, içinize, karşınızdaki iki gözü, bacakları, kulakları olan birinin suretinde tanrı tarafından hassasiyetle saklanmak üzere bırakılır.

kimi dünyayı görmez, içine bakar. kimi içini unutur, dünyaya bakar. yani kimi aşk olur, kimi de aşık olunan.

aşkı içinde saklayabilenlere; bu akşam sizin için kadeh kaldırıyorum! ruhunuza gurşun değmeye! bir gün bir yıldız olursunuz, biri de bakar dilek tutar.
topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır, ya canın acıya acıya adım atacaksın, ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. *
Bu entryimi Touch adlı dizinin ilk sezonundaki 7.bölümünden aldığım ilhamla yazıyorum...Bölüm hakkında kısaca ön bilgi vermek gerekirse, bölümde kapalı bir üslupla bir insanın aşk için yapabileceklerinin sınırı -ya da deyim yerindeyse sınırsızlığı- anlatılıyor, bölümdeki onca gizemli ve sıradışı konunun arasında. Gerçekten aşk'a inanıyor musunuz? Var mıdır sizce böyle birşey? Sizce aşk, hayatınız yolunda gittiğinde size bir çelme takan eylem midir, yoksa hayatınız tepetaklak giderken sizi bir düzlüğe çıkaran eylem midir?

inanır mısınız, google'a Aşk yazarsanız 0, 11 saniyelik bir süreçte tam olarak 115 milyon sonuç alıyorsunuz! "Aşk nedir" yazarsanız da 1, 5 cevap bulursunuz aynı süreç içersinde. Demeye getirdiğim şey işe aşk'ın, aramada böylesine milyonlarca sonuç getiren birşeyin, aslında "tam, doğru, sabit, göreceli olmayan" bir tanımı olmadığı gerçeği. Şöyle diyelim bana göre aşk, yaşattıklarından ötürü bir faciaymış gibi gelebilir. Sana göre gelmez. tamamıyla göreceli bir gerçek yani. Kimisi aşk'ı cennet bahçesinden kaçırılmış olan bir meyve olarak tanımlar, ki hayatında acayip derecede mutludur -mutluluk için aşk'a şart yok tabi ki yeteri kadar özgüvenli ve çoğu şeyden mutlu olabilen bir insansanız-; kimisi ise gayya'dan -cehennemin en dibi, kuyusu olarak tanımlanır- şeytan tarafından kaçırılmış bir tür felaket olarak tanımlar. Tüm bu gerçek düşünceleri yaşadıklarınız belirler işte. Ama yönlendirilebilir bu görüşler. Şaşırtıcı olan bir gerçek var ki; onu yazımın sonlarına doğru söyleyeceğim. Ancak, konumuza dönecek olursak, hangimiz diğerine "hayır dostum hayır..sen yalan söylüyorsun, yok öyle birşey!" diyebilir ki ?

Hadi ama! "Herkesin yaşadığı kendinedir." diye bir laf var günümüz tabiriyle. Bu tabirde,
verilmek istenen mesaj aslında şudur; "Bak adamım, sen bişeyler yaşamıssın iyi veya kötü;tamam. Ancak, bunu aşırı derecede dillendirmeye başlarsan, beni de etrafındakileri de baymaya başlarsın. Bir süre sonra da uzaklaştırırsın kendinden." Anlatabiliyor muyum dostum? Kaldı ki; dünya veya hayat sadece insanların "korkutucu birşey" dedikleri için korkutucu bir hâl alıyor. Nasıl mı? Bir gün şu testi yapın- ama nolur bir seferde bırakın, sonradan vicdan azabı çekmek istemem!-; yataktan kalktığınızda "Hassktr, ne biçim uyandım, berbat bir gün olacak!" diyin ve bir gün boyunca bu düşünceyi aklınızın bir köşesinde tutup, hatırlayın. Sonucu size söylemek istemiyorum, az çok anlamışsınızdır!

Tam olarak aşk'tan-ilahi veya manevi- bahsedişim de bunda kaynaklı. Asıl siz ne düşünüyorsunuz ve ne umuyorsunuz? Aşk'ızı yaşamaya ayrılık düşüncesiyle mi başlarsınız, karşılıklı eğlenceli, neşeli ve rahat bir ilişki ümidiyle mi? Bunu bir düşünün ve kendinizi ona göre koşullandırın derim.. Şaşırtıcı olan gerçeğe dönecek olursak; hani bahsettiğim iki zıt tanımlama -cennetteki bir meyve ve gayya'dan kaçan felaket- vardı ya; işte onlar dostum...ikisi de doğru! Biraz acıtsa da, dünyada, her iyi birşeyin getirdiği acı vardır. Bir o kadar da her acının, derdin getirdiği bir mucize, umut ve iyi yanından bakabileceğiniz bir gerçek...Neyi, nasıl istersen öyle görürsün.

Entry sonunda, asıl soruya gelecek olursak; "Göreceli yaşadığımız dünyamızda, sizin aşk'a bakış açınız n'olacak?"
aşk, iki kişi arasında asla eşitlenmeyendir.

birhan keskin
aşk, çayın içinde eriyen şeker gibi yok olmaktır.
iki ucu boklu değnek.
(bkz: intihar)
aşk: aynı hatayı defalarca yapmak ve bundan hiç ders almamaktır.
sadece allah la kul arasında yaşanılan, o an nirvanaya ulaşılan duygudur. allah aşkı tarifsizdir. yaşayan bilir. karşı cinsler arasındaki sadece basit bi sevgidir.
onu 5 saniye bile olsa izlemek tarifsiz bir zevk idi...

o'dur.
istem dışı kas hakareti...
öğrettiklerinden sonraki edinilmişliklerle bir daha eski tadı biraz zor veren duygu.
bütün her şeyin ile ama ne her şeyin ile bağlanmaktır aşk.
guzel meret.
her göz kapağı ayrılığında bir çift yansımada bulmaktır kendini. * *
http://www.youtube.com/watch?v=H46a3fZhS9Y
Bitince sevdiceğin ne çok kusuru olduğunu fark ettiren hede.
(#16084613)
bir seçenek olsaydı, bu kadar keskin bir acıyı kim seçerdi?
koca bir yalan.
aşk:i̇yi geceler öpücüğünü uzun tutmaktır.

aşk: delice flört ederken,yanındakinin hiçbir şey yapmama hakkını teslim etmektir.

aşk: zaaflarınızın olduğunu ortaya çıkarır.

aşk:”şimdi zamanı değil” diye beklemeyi bilmektir.

aşk: saçlarda başlayıp,topuklarda biten bir gezintidir.

aşk: yanındakinin ne istediğini bilmektir.

aşk: bağlandığını sandığında karşındakine ”hayır”’ deme şansını tanımaktır.

aşk:korumaktır.

aşk: ciddi bir tokalaşmayı,kikirdeşmeye dönüştürmektir.

aşk: evinizdeki her şeyin yerini değiştirmesini kabullenmektir.

aşk: sevgilinizin ne olduğunu bütün çıplaklığıyla görmektir.

aşk: saatin kaç olduğunu bilip,aldırmamaktır.

aşk: sizi kucaklayan kolların gittikçe daha çok sarılmasıdır.

aşk: gecenin bir vakti ”sen uyu,benim gitmem gerek” dediğinizde ”uyanık kalıp seni biraz daha görmeyi tercih ederim” cevabını almaktır.

aşk: tanıdığınızı zannettiğiniz insanın yeni yanlarını keşfetmektir.

aşk: uyandığınızda rüyanızda yanınızda bulmanızdır. düşlerin gerçek olmasıdır.

aşk: kocaman yatağın üçte birine sıkışmaktır.

aşk: evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır.

aşk: ”hoşça kal…” dedikten sonra bir daha karşılaşacağını bilmektir.

aşk: diş macununun kapağını kapatılmamış bulmaktır.

aşk: pencereden dışarıya baktığında kiminle olduğunu hatırlamaktır.

aşk: rüzgarın,ağaçların arasında dolaşırken çıkardığı sesleri dinleyip,sevgilisinin yanında olmadığına hayıflanmaktır.

aşk: asla anlatılamayacak hikayedir.
evliliğe temel olarak kurulmaması gereken duygu.
ayrıca geçicidir. kalıcı olan sevgi/saygıdır efendim.
Sahte samimiyetsiz ve de haysiyetsiz agizlara meze olmakta günümüzde.
© copyright 2005 - 2026