bugün

/636
Djikic & Oatley, 2004’de yer aldığı şekliyle 6 çeşit aşk çeşidi varmış.
1. Eros: Tutkulu aşk diyebileceğimiz, ilişkide tatminle ve ilişkinin sürmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu düşünülen bir aşk tipidir. Eros tipi aşıklar ilişkide risk almaya, kendilerini olduğu gibi ilişkilerine adamaya meyillidirler. Bu nedenle güçlü bir egoya sahip olmaları gerekir.
2. Ludus: Aşkı iki kişi arasında oynanan bir oyun olarak görür. Ve bu oyunun kuralları arasında monogami kesinlikle yoktur. Bu tür âşıklar için ilişkiler pek derin bir anlam taşımaz. Bu nedenle bu tip, ilişki tatminiyle ters orantı içindedir.
3. Storge: Ayakları yere basan bir aşk tipidir. Midedeki kelebeklerden çok arkadaşlığa önem verir. Bu nedenle gelişmesi, Eros’un tersine, zamana ihtiyaç duyar.
4. Pragma: Aşka büyük ölçüde mantıksal olarak yaklaşır. Önemli olan, karşıdaki insanın nitelikleridir. Bu aşık tipleri için en önemli olan şey kafalarında tasarladıkları insanı bulabilmektir. Tutku gibi Eros’u hatırlatan özelliklere odaklanmazlar. Pragma tipi aşk, uzun süreli ilişkilerde tatmin ile ilişkilidir.
5. Mania: Bağımlı aşık tipine işaret eder. Özgüveni genelde düşük olduğundan karşıdaki insana büyük ölçüde bağımlılık geliştirir (bağlılık değil, bağımlılık!). Bu aşıklar ilişkide duygusal açılıma çok açıktırlar. Mania tipi, ilişki tatminiyle ters orantılıdır.
6. Agape: Karşılık beklemeyen, taleplerde bulunmayan aşık tipidir. Sadakat, özgecilik, idealizm gibi kavramlarla özdeşleştirilir. Partnerini kendisinin önüne koyar. “O mutlu olmadıkça ben mutlu olamam” ya da “O acı çekeceğine ben çekeyim daha iyi” gibi düşünce yapıları bu aşık tipine örnek gösterilebilir.
Aska inancini kaybetmis her kadinin , arkasinda basarili bir erkek vardir.
bugün çoğu yerde yanlış kullanılan kelime.

aşk sevginin aşırı olması halidir, çoğu zaman da zararlıdır.

örneğin;

bir kızı severseniz, onunla evlenirsiniz, çocuklarınız olur.
olmazsa kalbiniz kırılır.

bir kıza aşık olursanız, evlenseniz bile ona karşı bir takıntı halinde yaşarsınız, karşı taraf bu durumdan sıkılır.
ona ulaşamazsanız daha da kötü.
aşk sümeyradır. sümeyra aşk. Yıldırım gibi düşer insanın yüreğine. yakar kül eder. dilin tutulur bişey söyleyemezsin.yüreğin minik bir serçe gibi çırpınır durur.onu görünce kalbin durur. ikinci bakışında yeniden hayata dönersin.o çok yakınında durur ama ona dokunamazsın. nasıl dokunabilirsin ki kıyamazsın. aşk yerini unuttuğun yüreğini hatırlamaktır. aşk sen varsan güzeldir.
Kime ne göre cinsellik, kime ne göre ilaha duyulan sevgiden öte bir his, kimi ne göre annesi, kimi ne göre tuttuğu takım *
iğrençtir ulan, mümkünse boğulmadan kurtarın kendinizi.
uykuların kaçar. yolda düşünürsün , yatakta düşünürsün , arabada otobüste düşünürsün. gelsin istersin yanına. kalp atışlarını hiç normale dönmesin istersin. dönmezde zaten. hep ağzında atar adeta. sonra hiç bitmesin bu his diye düşünürsün. ama nafile.

bir daha acıkacağını bile bile yersin , titanic'in sonunda battığını bile bile izlersin , Romeo'nun zehirleyip kendini öldüreceğini bile bile okursun yine de vazgeçmezsin. Bitecek korkusuyla bir şeylere başlayamazsın zaten. en iyisi aşkın uğrunda yol kat etmektir.
athena'nın macera adlı şarkısında tanımını açık ve net bir biçimde yaptığı, nefrete çok yakın olduğuna inandığım tuhaf ve sevimsiz duygudur. Bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar sonucu platonik aşkların daha mutlu ettiği sonucuna ulaşmalarıyla kısa süreli bir şoka bağlı beyin felci geçirmişliğim vardır.
yaratandan başka hiç kimsenin önünde duramayacağı, yeryüzünün en güçlü olgusudur. öyle güçlüdürki, karşısına ne çıkarsa çıksın kendi fırtınasına katıp götürür.
aşk ispanyol kervan saraylarına benzer kendimizle ne götürürsek onu bulurmuşuz veya aşk insan ın anne karnından dünya ya geldiği gün annesiyle bir bütün olan o insan artık yanlız birey ve geri kalan ömrünün bir yarısını o eksikliği arıyor, her seferinde tamam beni tamamlayacak insan budur demesine rağmen bir ömür o aradığı aşkı bulamıyor, aşk budur aramaktır ve bulamamaktır.
afedersin sözlük ama yaşaması g*t isteyen kimya bozan duygu.
Twitterda rt olan onlarca tweetini gordukten sonra takip ettigim kendisine sair diyen tek kasli bir adam vardi, adini hatirlayamadim simdi. Ali riza mi ne. Neyse, bu arkadas birgun aski uc kelime ile tarif edin, en begendiklerimi retweet yapcam yazmis. Ben de uc kelime ile tarif ettim aski, tek kasli sairimiz engelledi beni twitterda. Huh cok da umrumda sanki.

Tanim: dote giren semsiyedir ask.
bazı farklı hormonların salgılanmasına bağlı olarak beyinde oluşan biyolojik değişiklik.
hayatımda hiç aşık olduğumu sanmıyorum ancak birilerinden hoşlanmış gibi olmuştum ve onların tek bir hareketinin tek bir bakışının günümün harika geçmesini sağladığını hatırlıyorum. fakat aşk, işte o ne kadar muhteşem hissettirir acaba? *
edit:arkadaşım nasıl bir mantık seninkisi benim aşık olmamam nasıl seni gerebilir?
istem dışı kas hakareti ...
Aşk, etinden topuğuna kadar işlemiş bir nasırdır. Ya canın acıya acıya adım atacaksın ya da canını acıta acıta söküp atacaksın. Fakat her iki yolda da tek bir gerçek olacak. Canın çok ama çok acıyacak.

- Mevlana -
aşkın ve sevginin hormonlarla da ilgili olduğu kanıtlanmıştır. Örneğin, annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız, sonsuz sevginin kaynağı doğum sonrası salgılanan hormonlardır. Bu hormonlar yalnız kadınlarda (ve memeli hayvanların dişilerinde) bulunur ve yalnız doğum sonrası salgılanmaya başlar. Ancak aşk olarak tanımlanan ve karşı cinse veya hemcinse duyulan tutkulu sevgide farklı hormonlar görev yapar. "Aşk hormonu" olarak tanımlanabilen tek bir hormon henüz bulunamasa da yapılan çalışmalarda bir deneğe aşık olduğu kişi gösterilince kanında mutluluk hormonu, cinsel istek hormonu, stres hormonu ve adrenalinin arttığı tespit edilmiştir. Aşk olgusunda birden çok hormonun rol oynadığı ve bu hormonların görsel, işitsel veya psikolojik etkilerle salgılandığı öne sürülmüştür.
aşk; sevginin,inanmanin,güvenmenin resme geçirilemeyen yüzüdür. üzerinde genelleme yapılması kesinlikle hata olan bir duygu, kavram.
Sokağa fırlayacaksın.. Sokaklar da dar gelecek.. Tıpkı vücudunun yüreğine dar geldiği gibi..
Ne denizin mavisi açacak içini, ne pırıl pırıl gökyüzü..
Kendini taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksin..
Birileri sana bir şeyler anlatacak durmadan..Önemli olan sağlık. Yaşamak güzel. Boş ver, her şey unutulur. Sen hiçbirini duymayacaksın..
Göz yaşlarından etrafı göremez hale geleceksin..
Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksin..
Hep ondan bahsetmek isteyeceksin.. Ölüme çare bulundu ya da Yarın kıyamet kopacakmış deseler başını kaldırıp Ne dedin? diye sormayacaksın..
Yalnız kalmak isteyeceksin.. Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak.. ikisi de yetmeyecek..
Geçmişi düşüneceksin..Neredeyse dakika dakika. Ama kötüleri atlayarak..
Onunla geçtiğin yerlerden geçmek isteyeceksin.. Gittiğin yerlere gitmek..
Bu sana hiç iyi gelmeyecek.Ama bile bile yapacaksın..
Biri sana içindeki acıyı söküp atabileceğini söylese,kaçacaksın.. Aslında kurtulmak istediğin halde, o acıyı yaşamak için direneceksin.. Hayatının geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksin.
Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin.. Herkesi ona benzetip, Kimseyi onun yerine koyamayacaksın..
Hiçbir şey oyalamayacak seni, ilaçlara sığınacaksın.. Birkaç saat kafanı bulandıran ama asla onu unutturmayan, Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren..
Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek, Boğazın düğümlenecek, dinleyemeyeceksin..
Uyumak zor, uyanmak kolay olacak. Sabahı iple çekeceksin. Bazen de Hiç güneş doğmasa diyeceksin..
Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler, Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin..
Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önüne çıkana sarılmak isteyeceksin.. Nafile. Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek..
Rüyalar göreceksin, gerçek olmasını istediğin, Her sıçrayarak uyandığında onun adını söylediğini fark edeceksin..
Telefonun çalmasını bekleyeceksin, Aramayacağını bile bile.. Her çaldığında yüreğin ağzına gelecek. Ağlamaklı konuşacaksın arayanlarla..
Yüreğin burkulacak, Canın yanacak, Bir daha sevmemeye yemin edeceksin..
Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinden, Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksın..
Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğin için nefret edeceksin, Yaşadığın şehri terk etmek isteyeceksin, Onunla hiçbir anının olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek..
Ama bir umut..Onunla bir gün bir yerde karsılaşma umudu.. Bu umut seni gitmekten alıkoyacak.. Gel gitler içinde yaşayacaksın. Buna yaşamak denirse..
Razı mısın bütün bunlara..? Hazır mısın sonunda ölüp ölüp dirilmeye..? o halde AŞIK olabilirsin..
görsel
"halbuki aşk başka ne olsundu hayatın mazereti?"
ismet özel
pazarda iki el de poşetlerle doluyken poşetleri tek ele alıp sevgiliye mesaj atmaktır aşk.
paradoks.
gecenin bu saatinde konuşulması oldukça sakıncalı olan bir konudur. içeriye girişi vardır çıkışı yoktur. yaşanıp yaşanmadığına tam olarak bir türlü karar verilemeyen olaydır.
bile bile işkence.. bazen..
© copyright 2005 - 2026