bugün

/73
dunyadaki 1,5 milyar musluman insanın cogunun, dini kullanarak basa gecmis despot ve yeteneksiz adamlar tarafından ezildigini bilen adamlardır. tanrı kavramının bilinmezlikten geldiginin farkındalardır. ilerki nesiller cok gulucek azizim bize.

milyonlarca yıldır varolan bir seyin ustunde tek sınava tutalan, muslumanların kutsal kitabında en ustun canlı oldugu soylenen insanın olması rezilliktir. bu duzen de super zaten. genisliyor falan. degisik. negzel.

dunyadaki tum acları doyuranlar muslumanlar ayrıca. her yere elleri yetiyor. kızılhac falan hikaye. kimse yok mu bambaska, herkese yeter.
Hiçkimsenin bir şeye inanmadan yaşayamayacağını düşünsemde kendi seçimleri olduğu için ve özgürlük olduğu için saygı duyduğum insanlardır.
tüm insanlık.

geçmişte inanılmış, "tedavülden kalkmış" thor, zeus ya da afrodite inanmadığınızda, amon ra size bir anlam ifade etmediğinde o inanış sistemleri açısından ateistsinizdir.

çünkü insanlık ancak bronz çağı gibi çağlarda, örneğin güneşin doğuşunu "bir tanrı olmalı ki bu ışık kaynağını hareket ettirebilsin" olarak irdelemiştir.

günümüzde, 21. yüzyılda bilimsel olarak tonlarca kanıt, açıklama varken, antik mitlere, çok eski "yüce yaratıcı" karalamalarına tapınmanın anlamı da dünyada ne kadar gerizekalı olduğunun istatistiki bir değerini elde edebilmek olsa gerek.

malesef şöyle bir durum var ki, dilden dile dolanan efsaneler tarihte ne kadar geri gidiyorsa o kadar kabul görülebiliyor oluyor mankafalar tarafından.

bu tiplere "zeus" dediğinizde "hadi age of atalım"dan daha manadar bir cümle kurmalarını bekleyemezsiniz. hikayedir onlar için.

tapındıklarının; zeus'la, goblinlerle tek farkının kitap olması mıdır inanmalarını sağlayan?

hem de %100 kendiyle çelişen bir kitap.

hatta ben onlara "kitaplar serisi" demeyi ayrıca seviyorum. aynı yaratıcının elinden çıkmışlar ya.

neden?

islam, yahudilik ve hristiyanlık birbirlerini sindiremeyecek kadar büyük topluluklara ve güce sahip oldukları için.

"aynı yaratıcının elinden" teorisinin kabul gördüğü dönemlerde birinin hakimiyeti üstün olsaydı, işte o zaman "senin yaratıcın"ın sonu zeus'tan farklı mı olurdu onu bilemeyeceğim. kitap yazmak sorun olmasa gerek, zeus da "birine yazdırırdı" değil mi?

son olarak, şöyle bir topluluk da var yaşadığımız çevrede:

"ben tanrının canlıları yarattığına, evrimin ondan sonra devreye girdiğine inanıyorum."

bu tip düşünenler, en kolay yolu seçmişler ki ben buna "suyundan da koyayım mı?" diyorum.

zira; bilim ve din, düzgünce bakıldığında taban tabana zıt alanlardır.

nasıl?

din sorgulatmaz. bilim sorgulamak zorundadır.
din araştırma yaptırmaz. bilim araştırma yapıldığı sürece değerlidir.
din kabullenir. bilim asla kabullenmez.

burası çok önemli(taban tabana zıtlığın esas argümanı);

bilim yaptığı deneylerde, yaptığı araştırmalarda, yaptığı kazılarda tek bir şeyi amaçlar: sorgulayarak doğruya ulaşmak.

din, araştırma, deney, sorgulamak yaptırmadan "doğruya ulaştığını belirtir."

bu kadar kibirli bir terör aracı daha göremezsiniz.

sonuç olarak;

suyundan da koy'cu olmayın.

antik mit'lere inanmaya çok mu meyillisiniz?

21. yüzyılda yaşıyoruz.

güneşin nasıl doğduğunu, kimyasal reaksiyonların nasıl gerçekleştiğini, nükleotidinden tut antijenini, mars'taki sudan tut termodinamik yasalarını,

hemen hemen her şeyi biliyoruz.

artık doldurulması gereken "tanrı" boşluğu yok.

ha diyorsanız ki "tanrı'nın yokluğunu ispat edemezsin", "orada dur" derim.

bu evrende varlığını ispatlayamayacağın milyonlarca şey var.

ben sana "mars'ın yörüngesinde 10 cm. uzunluğunda kutsal yarrak dönüyor" desem,

teleskoplar küçüklüğünden dolayı göremese;

sana okullarında, evinde bu anlatılsa;

3 yaşından itibaren bu fikir empoze edilse;

dilden dile "kutsal yarrak mars'ı 2'ye bölmüş" gibi hikayeler anlatılsa

senin 5 nesil sonra doğacak veledin "yarrak hastası" olur mu olmaz mı?

bir düşün bakalım.

şimdi neye inandığını düşün.

"yarrak olur mu lan?" demeden, "tanrı'nın varlığına dair bir kanıt" düşün.

"bu muhteşem düzen" demeden, "hemen hemen hepsi açıklanıyor, açıklanacak" diyeyim ben.

"açıklanmayanlar?" demeden, "yarrağın olmadığı da açıklanmıyor" diyeyim tekrar.

dilden dile geçmiş saçma sapan hikayelere inanan sen; çocuğun aynı yolları izleyerek "yarrakizm"e tapınsa, ne yapardın?

açtım, baktım.

abd'de yaşayanların %45'i dünyanın 10.000 yaşından küçük olduğuna inanıyormuş.

halbuki katolik kilisesi dinozor fosillerinin de varlığını kabul ediyor.

bu nasıl bir cehalettir ki, bilimsel olarak en az 5 milyar yıldır canlıların yaşadığı kanıtlanmışken(kemik açılarak yani, öyle götten değil) hala din, bilimin önünde tutuluyor.

insanların, kitapların safsata olduğunu görmesi için, bilimin yolunu kesip, evrim araştırmacılarının yoluna taş koymamaları için ne yapmak gerekiyor?

baban 10.000 dese, 5 milyar çıksa "vay yalancı pezevenk" dersin.

akıllı bir marangoza "yalancı" demek neden zorlarına gidiyor?
özellikle ülkemizde; bu kişilerin "yanacaksın!", "kuran'daki şu ayete bak!", "şüphesiz ki" şeklinde uyarılma çabaları, az buz değil, oldukça ironiktir.

-bak!
-neye?
-aaaal!
-neyi?
-yaaan!
-olm iyi misin?
-okuu!
-sen de...
hem çok kolay hem çok zor olanı yaşayan insandır.

kolaydır çünkü tapacak bir tanrı yoktur. tanrı olsa bile günlük hayata bir dahlinin olmadığını düşünürsün ya da önemli olanın varoloş mevzusu olmadığını. bu yüzden ateist olmak kolaydır. ama öyle yaşamak zordur işte.

zordur, farklı insan damgasıyla normal bir hayat sürmeye çalışırsın ortada hiçbir anormallik yokken ve üstelik herkesin anormal görünmek istediği bir devirde kartlarını buna göre oynarsın.

zordur zira sana senden başka yardım edecek kimsenin olmadığını bilip yalnızlığa boğulursun, mavi sigara dumanı kaplamış odanın içinde.

yalnızlık bahşeder insana ateizm. ebediyen sürecek bir yalnızlık. yan tarafında yatan ve seni ölünceye dek anlayacağını söyleyen sevgilinin yanında bile yalnızlığı verir sana.

iki ateist olunca bile bir odada nafile. gidecek cehennem bile olmayacağını bilmek varken.
kendi akılsızlığını ilan ettiğinden habersiz olan insandır. baktığın her yerde Allhı görebilirsin.
var olusunun mantıgını kavrayamamıs insanlara verilen ad.
cool kelimesinin es anlamlisi. bir teyze vardi ateistim demisti, ilk ondan ogrenmistim ateistlik ne demek cocukken. hayatimda duydugum en cool lafti bu. teyze dedigime bakmayin 20'li yaslarda filan idi ama ben cocukken salaktim teyze abla hep karistirirdim ondan teyze derdim.

neyse oyle bir farkli bir karakter olmustu ki bu abla/teyze gozumde, ne dese yapardim. ateist oldugu icin herseyi bilir sanirdim, hayatin sirrini cozmus sanirdim, ondan cok seyler ogrenmeye calistim ama bi bok olamadim iste sevgili sozluk. ateistleri sevelim koruyalim.
tekrarlanan ruhçöküntüsü, süregen bitkinlik, işlevsel yapıda süregen kabızlık, uykusuzluk, kösteklenmiş mutlulukveverimlilik,
belirtileridir...
misafir olarak gittikleri evin banyosunda çamaşır makinesindeki iç çamaşırları kurcuklayan gizli sapıklardır... *
misafir olarak gittikleri evin sarışın liseli çıtır kızınada asılan tipleri vardır. *
misafir olarak gittikleri evin lavabosuna işemekte sakınca görmezler...
henüz aydınlanamamış inançlı adaylardır.
tanrı ya inancı olmayan insanlardır. içinde tanrı korkusu olmayan bir kişi ise her türlü kötülüğü her türlü pisliği yapmaya meyillidir. çünkü içinde cehennem korkusu tanrı nın gazabı vs. gibi inançlardan yoksundur. sadece bu yönüyle dahi insanların budist, hindu, müslüman, vs. ne olursa olsun bir inanca sahip olmaları gerektiğine inanıyorum.
öldükten sonra veya kıyamet koptuktan sonra Allah'ın gerçekten var olduğunu görüp hayretler içinde kalacak ve dönülmez bir pişmanlık yaşayacak topluluktur.

(işte o zaman:) Eyvah, eyvah! Bizi kabrimizden kim kaldırdı? Bu, Rahmân'ın vâdettiğidir. Peygamberler gerçekten doğru söylemişler! derler. (yasin suresi,52.ayet)
güvenliği tehlikeye düştüğü zaman insanı kıskıvrak yakalayan büyük korkuyu bilmiyorlarsada elbette bir gün öğreneceklerdir...
hayata, etkin ve anlamlı katılımları yoktur ya da zayıflamıştır...
Eksiksiz bir insan tanımıdır.
Zira içide boşlukları olan insanlar bunu yaratıcı ruh ile doldururlar.
Keza bencil insanlar da böyledir.Ölmeyi kendilerine yediremez ve ölseler bile öteki dünya kavramı yaratırlar.
Bu kadar bencil olmamak gerekir.
(bkz: Doğadan geldik doğaya gideceğiz)
her türlü dini kavramı hayatlarından çıkarmış, metafiziksel olguları reddetmiş kişiye verilen isimdir. mantık ve bilimi baz alan insandır.
iradelerine sahip olmada belirgin bir istikrarsızlık sergilerler...
kendi şaşmaz (!) yargılarına duyulan her kuşkuya aşırı sinirlilikle tepki verirler...
ahlak değerlerine karşı saygısızdırlar...
alçakgönüllü olan kişilerin aptal olduğunu düşünürler...
ateizm herhangi bir leyi yasaklamadığı için iradelerine sahip olamama gibi sorunları yoktur.
Bu iradeye sahip çıkamamama özellikle müslümnalıkla görülür.
alkol,sex..vs
tehlike anında, tıpkı küçük avrupa ülkelerinin işgal karşısında çaresiz oluşu kadar çaresizdirler ve hemen üç kulüvallaa bi elam * okurlar, allah onları davul etsin...
ateist kavramı sadece dini bir kavram veya inanış olarak düşünülmemelidir. ateist bir kişi insanı robot gibi görür. yani ruha, aşka veya sevgi gibi kavramlara inanmaz, bu tarz olayları beyin, sinir sistemi gibi biilimsel kavramlara dayandırır. ateist kişi hayatında sadece din konusunda değil, ateist olmanın verdiği sorumluluğu her yerde uygulamalıdır. yani bu kişi 'ben tanrıya inanmıyorum, ateistim' diyor ancak ruh, kader, fal gibi kavramlara inanıyorsa, bu kişi anguttur. ateist kavramı sadece tanrı'yı kabul etmiyor gibi görülmemelidir. hayatın bir çok alanında ateist olmak kişiyi etkiler.

not: bir insan çok zengin olabilir, inanabilir veya inanmayabilir, fakir olabilir, başka milletten olabilir, başka görüşten olabilir yada sadece biri olabilir. ancak önemli olan neye inandığı, neyi desteklediği değil, nasıl bir insan olduğudur. o insanın yaptıkları kişiyi ahlaklı, düzgün biri ve her şeyden önce insan yapar. inançla, düşünce şekli ile insan olunmaz.
© copyright 2005 - 2026