bugün
- kolye141
- pizza bira ikilisi5
- cep telefonu17
- nokia16
- erlik3
- rüzgar12
- bal10
- asla evlenilmeyecek erkekler6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler72
- lale14
- sevgiliye uzaktan bakmak4
- pazar günleri ekmek almak3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı22
- asgari ücret2
- var olmak için ne yaptınız13
- pazar günü erken kalkmak3
- günün sözü4
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- kader4
- evi ev yapan şeyler14
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- kaplan17
- fil9
- billie eilish'in memeleri7
- bileklik19
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- kuş5
- galatasaray balı2
- yogartiksen39
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- at6
- sevgili nedir7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- gül7
- brezilya7
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- gece gece sinirlenmek4
- kim kimi neden sevmiyor14
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- hizmet sektörü3
- galatasaray19
- ankara8
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı84
- fenerbahçe18
(bkz: mor ve ötesi-araf)
an itibariyle dinlenilmiş bitirilmiş mor ve ötesi şarkısıdır.
belki bir dönemi yansıtmıştır.
dilek odur ki, herkes için geçmiş olsun.
belki bir dönemi yansıtmıştır.
dilek odur ki, herkes için geçmiş olsun.
müzik ve söz bütünlüğü gayet güzel olup kendini dinlettiren şarkı.
mor ve ötesi'nin olgunluk dönemide ki meyvesidir.
dünya hayatı esnasında, uhrevi ve dünyevi çizgisinin tam ortasında iken, tam anlamıyla bu iki taraftan birine tam olarak dahil olamamak ve yaptığı her hareketinin yakın çevresi/toplum tarafından 'çelişki yumağı' şeklinde adlandırılan kişinin içerisinde bulunduğu ruh halidir.
elif şafak bu kitabı deliliğin eşiğinde yazdığını söylemiş . olsa olsa hikayenin sıkıcılığı ve monotonluğundandır diyeceğim.
zaten okurken sıkılmıştım hele finalde koptum. hikayenin sonunda yazar sahiden iyicene saçmalamış.
zaten okurken sıkılmıştım hele finalde koptum. hikayenin sonunda yazar sahiden iyicene saçmalamış.
kalmak istemediğim tek yerdir.
''ne cennet ne de cehenneme gidemeyecek olanların toplandığı yer.
iki dünya arası'' dense de aslında var olmayan bir yer. ölümden sonra iki mekan vardır: cennet ve cehennem. ötesi yok.
iki dünya arası'' dense de aslında var olmayan bir yer. ölümden sonra iki mekan vardır: cennet ve cehennem. ötesi yok.
elif şafak'ın yazdığı bir kitaptır. kitapta araf diye bahsettiği yer ise boğaziçi köprüsüdür. yani şöyle diyebiliriz ''ne bu taraftasındır ne öbür tarafta, sadece araf'ta '' okunası güzel bir dili olan kitabı tavsiye ederiz efenim, daha fazla yazamam hakkında, > spoiler mevzusu.
boyutlar arası bekleme salonu. hiçliğin ta kendisi.
türk sinemasının yerinde sayma nedenlerinden bir tanesi olan film.
türklerin türlü çeşit çevirdiği filmleri izledim bir türk olarak, dedim bir de korku filmi denen türleri deneyelim. izledim araf denen filmi. şimdi ne ile karşılaşacağını bilirsinde, yine de izlersin hani, başlıktan etkilenirsin psikolojik olarak, işte bana da öyle oldu. düzgünce eleştirmek gerekirse hiç olmamış, çok basit kuguya dayanan, değil korku filmi kategorisine, dram veya psikoloji türüne bile sığamayacak kadar kof bir film olmuş.
bir kadının gördüğü halisinasyonlardan kimene kardeşim! zaten dekor sıfır kalmış, hastane, ev vs ışıklandırma denilen bir şey yok! hayır, madem ışıklandırma belirsiz olacak ona göre bir dekor oluşturulabilirdi. bildiğin mağara ortamında insanı germeye çaışmak bu! ee zaten filmi karanlıkta izliyorum, sette karanlık olunca canı sıkılıyor insanın.
bu demektir ki, taze kanların getireceği nefesleri bekleyelim türk sineması adına, belki de dilenebilecek en güzel dilek bu olur.
türklerin türlü çeşit çevirdiği filmleri izledim bir türk olarak, dedim bir de korku filmi denen türleri deneyelim. izledim araf denen filmi. şimdi ne ile karşılaşacağını bilirsinde, yine de izlersin hani, başlıktan etkilenirsin psikolojik olarak, işte bana da öyle oldu. düzgünce eleştirmek gerekirse hiç olmamış, çok basit kuguya dayanan, değil korku filmi kategorisine, dram veya psikoloji türüne bile sığamayacak kadar kof bir film olmuş.
bir kadının gördüğü halisinasyonlardan kimene kardeşim! zaten dekor sıfır kalmış, hastane, ev vs ışıklandırma denilen bir şey yok! hayır, madem ışıklandırma belirsiz olacak ona göre bir dekor oluşturulabilirdi. bildiğin mağara ortamında insanı germeye çaışmak bu! ee zaten filmi karanlıkta izliyorum, sette karanlık olunca canı sıkılıyor insanın.
bu demektir ki, taze kanların getireceği nefesleri bekleyelim türk sineması adına, belki de dilenebilecek en güzel dilek bu olur.
var olunabilecek yerlerin en kötüsü. yolun başındayken hayal kurarsın. hayatla ilgili, kendinle ilgili ve çabalamaya başlarsın hayal ettiklerine ulaşmak adına. çünkü var olmak istediğin yer orası değildir, kendini başka bir dünyaya, başka insanlara, başka düşüncelere ait hissedersin ve haklısındır da bu düşüncende. hep dışlandığın, anlamadığın, anlaşılmadığın o dünyada var olmak istememek en büyük hakkındır. dolayısıyla evrilmeye başlarsın, kendini ait hissettiğin dünyaya doğru. ancak bunda ne kadar hızlı ve başarılı olursun bu hep tartışma konusu olacaktır. Ve hayallerin gerçek olur, o kendini ait hissettiğin dünya sana kapılarını açmıştır artık ve sen de endorfin orgazmıyla girersin o kapıdan. arkana dönüp bakarsın ve o bakışta bir zafer kokusu vardır. ardındakilerin "başardı" dediklerini duyar gibisindir. işin aslı başkadır. diğerleri ya "başardı" dememişlerdir ve sen öyle anlamışsındır ya da o "başardı" kelimesindeki anlam sendeki versiyonuyla aynı değildir. ve o kapıdan girdiğin ilk andan beri, kendini biraz da geldiğin yere ait hissetmeye başlarsın. ya da gerçekten ait olduğunu farkedersin geldiğin yere. gerçek mutsuzluk burada başlar. artık geri dönülmez; ancak gittiğin yoldan da emin değilsindir. ne eskiden var olduğun yeri beğenmişsindir ne de şu anda var olduğun ya da olacağın yeri beğenmişsindir. işte. artık araftasın.
ve çoğunlukla bir sözlük yazarısın. kabullenmek en acı ve doğru olanı. gerçek olan saf mutsuzluktur.
ve çoğunlukla bir sözlük yazarısın. kabullenmek en acı ve doğru olanı. gerçek olan saf mutsuzluktur.
bir şarkının nasıl can yakabildiğini bu şarkıdan öğrendim.
en düz elif şafak romanı. ancak ilginç karakterleri ile akıllarda yer etmiştir.
ancak "düşülen" bir yerdir, askıda kalmanın karşılığıdır. bu yüzden belki de asıl cehennem burasıdır.
elif şafak'ın sıkıcı ama insanı bitirmeye zorlayan bir kitabının adı. sonda boğaz köprüsündeki intiharla "araf" kelimesini güzel tanımlamıştır.
(bkz: mor ve ötesi)
sözlük anlamı dışında kliple de şarkının sözleriyle de tapılası bir sanat eseridir.
sözlük anlamı dışında kliple de şarkının sözleriyle de tapılası bir sanat eseridir.
ne dipteyim ne sondayım ne depresyondayım, ne eğlen coş her şey boş...ben Araf tayım sözlük Araf tayım...
mor ve ötesi grubunun en sevdiğim şarkılarından. dinlemesi keyif verir.
taksim balo sokakta eğlenceli bir mekan. hafta arası daha tercih edilir durumda oluyor. genellikle yabancıların tercih ettiği bir yer.
balo sokakta bulunan 5. katta olması münasebetiyle kimsenin yanlışlıkla gidemeyeceği, nezih müşteri portföyüne sahip all music of the world sloganıyla yola çıkmış harikulade bir mekan.
http://www.araf.com.tr/
http://www.araf.com.tr/
Sofi Oksanen'in kitabının adıdır. 2 acı dolu kadın hayatını birbirinin üzerinden atlarcasına anlatır. çok sürükleyici bir romandır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar