bugün

Melih Cevdet Anday'ın, Rosenbergler'in idamı üzerine yazmış olduğu şiirin adı.
Fatih erkoç'un efsane şarkısıdır bana göre tabiki klibinin etkisinin bunda büyük bir payı var okan Bayülgen'in pudra zamanının tozu fotoğraf görüntülerinden oluşan klipte birer birer Kaybedilen usta sanatçıları görünce kötü oluyor insan.
birçok şairin, sadece benim denk geldiğim ve emin olduğum kadarıyla turgut uyar ve şükrü erbaş'ın atıf yaptığı bir metin eloğlu şiiri.

elimdeki yaklaşık 50 yıllık istanbul şiirleri kitabı içinde belki de en güzeli.

Ölürüm de unutmam
için için sözleştik hiç unutur muyum?
istanbul’dunuz evimdiniz ne güzeldiniz
Ayrı düştüğümüzü hiç unutur muyum
Deli misin nesin
Seni hiç unutur muyum?

Hiç unutmam hiç unutmam hiç unutmam.
ilginçtir ki , güzel olanları da kötü olanları da hatırlayınca iç burkmaktadır.
Şapkasını çıkardığı anda tarihe dönüşen kavram, kelime, izah... marcel proust'u vazgeçilmez vapan yanlarından biri dile getirdiği anıları bir süre sonra insandan, zamandan bağımsız hale getirebilmesidir. O anı ne zaman, nasıl gerçekleşti önemli değildir; önemli olan ortada bir anının olmasıdır. Kanımca anıların da bize gereksinimi yok. Biz yaşayanı olarak onu varediyor olarak görülebiliriz ama varolduğumuzu ispat etmek için onları yaşadığımız, anlattığımız da su götürmez bir gerçektir.
"anı dediğimiz şey biriken değil eksilen şeylerden oluşurmuş" demiştir bir zat. *
Yaşanmış olanın bellekte bıraktığı iz. Edebiyatta, bir kimsenin kendi başından geçen ya da tanık olduğu olay ve olguları, gözlemlerine, bilgilerine dayanarak, kimi zaman kişisel duygularını ve düşüncelerini de katarak anlattığı yazı türüne denir. Anıyla otobiyografi (özyaşam öyküsü) arasındaki ayrılık, ikincide, yazarın bakışının kendisine yönelik olması, salt kendinden söz etmesidir. Oysa anı yazılarında amaç, yaşananın anlatılmasıdır. Yalnız sanatçıların değil, toplum yaşamında önemli rol oynamış ya da yaşamı toplumca ilgiyle izlenmiş kişilerin de anılarını yazdıkları görülür (devlet adamları, bilim adamları, sinema ve tiyatro oyuncuları gibi). Çünkü kişi, anılarını yazarken, tanımda da görüldüğü gibi yaşadığını, gördüklerini, tanıdığı kişileri yansıtmak ister. Bu nedenle, sanatsal amaç, anı yazılarında ikinci plandadır. Yalnız, bir anı yazısının kalıcı olabilmesi, gerçekleri yansıtmasına ve yazanın içtenliğine bağlıdır. Türk edebiyatında anı, başlangıçtan bu yana önemli bir yer tutmuştur. Anı türünün Tanzimat’tan sonra geliştiğini söylemek yanlıştır. Belki Türk edebiyatında, Batı örneği anı kitapları görülmez. Ama bir yazı türü olarak anının nitelikleri ya da kişiyi anılarını yazmaya iten amaçlar göz önüne alınacak olursa, bu yargının temelsizliği anlaşılır. Bir kez Türk edebiyatının ilk yazılı örnekleri sayılan “Kültigin” ve “Bilge Kağan” anıtları birer anıdırlar. Babür Şah’ın “Vakayi”si (Babürname), Timur’un “Tüzükat”ı, Ebülgazi Bahadır Han’ın “Şecere-i Türki”si de birer anıdırlar. Vakanüvislerin tarihleri de büyük ölçüde anıya dayanır.

Kaynak: http://www.yeniansiklopedi.com/ani/#ixzz2OPj5HdDk
bir fotoğraf varsa resimlerdedir anılar,

hiç bir delil bırakmamışsa; biraz şarkılarda ama en çok kokuda kalandır.

düğümdür en çok...
nedense bazıları canlandığında yönetmenin gözünden hatırlanlan olaylardır. yani kendinizi dışarıdan görürsünüz.

ya da o kadar eski midir ki o anı, olayı bildiğinizden zihniniz eskisini bulamayınca yenisini çeker hem de yönetmen kendisi olarak bu sefer.
nereye giderseniz gidin, kiminle olursanız olun, tüylerinizin diken diken olmasına sebep olur bunlar. kızılay'ın, göztepe'nin, midye'nin, papatyadan tacın, çay bardağının başka şeyler çağırıştırma ihtimali ne kadar düşük olabilir ki?!

(bkz: bu kadar)
ışığın yansıması grubunun enfes şekilde seslendirdiği melih cevdet anday şiiri.
--spoiler--
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Neredeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz da vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Bütün sevdiklerimin adları gibi
Adınız geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken bu dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Davranışınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma.

--spoiler--

melih cevdet anday'ın rosenbergler için yazdığı muhteşem şiirdir.
"Anı" yaşamak lazım arada gerisini yada ilerisini düşünmeden.
Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu anılacak şey değil
Apansız geliyor aklıma

Nerdeyse gün doğacaktı
Herkes gibi kalkacaktınız
Belki daha uykunuz vardı
Geceniz geliyor aklıma

Sevdiğim çiçek adları gibi
Sevdiğim sokak adları gibi
Tüm sevdiklerinin adları gibi
Adınız geliyor aklıma

Rahat döşeklerin utanması bundan
Öpüşürken o dalgınlık bundan
Tel örgünün deliğinde buluşan
Parmaklarınız geliyor aklıma

Nice ışıklar arkadaşlıklar gördüm
Kahramanlıklar okudum tarihte
Çağımıza yakışan vakur, sade
Tavrınız geliyor aklıma

Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil bu unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma

M. Cevdet Anday / Tarık Öcal
geride kalan yaşanmışlıklardır.

hep bostancı'da inerdim. gittim küçükyalı'da indim. bir anıma rastladım, apartman kapısının girişindeydi. gözümü kaçırmak istedim, gittim önünden geçtim. gözümün önünden geçti.
akıp giderken giderken hayat ellerimizden, geriye kalan izlerdir.
bir bayan ismi.
birdaha asla yaşayamayacağın şeylere denirmiş anı.
ümit yaşar oğuzcan şiiridir.

Ne varsa en güzel üç gün üç gece
Bir kıyı şehrinde seninle yaşadık
Tutuştum,elim ellerine değince
Öylesi sıcaktın,öylesi aydınlık

Güzellikten,mutluluktan,sevgiden
Kumların üstünde bir evren yarattık
O dakikalar yaşandı mı sahiden
Bir düş müydü yoksa gerçekten var mıydık

Nasıl geçip gidiverdi o zamanlar
O bir daha zor yaşanılır çılgınlık
O alev alev yaktığımız ormanlar

Ey şimdi o kıyı şehrinde kalanlar
Duyun,anlayın,haykırın çığlık çığlık
Böyle bir anı bir daha yaşanmaz artık.
bir ahmet oktay şiiridir.

Yazdı gözlerimi yumduğumda, öğle sonrası;
dayımdı dutu silkeleyen, çarşafın dört ucunda
Dört kadın; herhalde komşu kızları;
dedem de su çekiyordu kuyudan,
Hamidiye'nin güvertesindeydi sanki,
oysa abdest alacaktı birazdan.

Ah! Sonsuz biçimler veren bize
Bellek ve Zaman.
iNSAN HAYATINDAKi YAŞANMIŞLIKLARIN TÜMÜ...
(bkz: hatıra)
fatih erkoç'un o muhteşem sesiyle can bulmuş dinlenesi şarkılardan biri. düşününce; çok geçmedi üzerinden, ne kadar güzeldi o günler...

Senden kalan tek anı bu
Solgun sayfadaki güller
Alır beni götürürler
Sevgi dolu yıllara

Ne kadar güzeldi o günler
Acının kucağındaki düşler
O sıcak heyecanlı geceler
Şimdi arkadaş oldu bana

Senden kalan tek anı bu.
Anılar sadece hatırlamak istediğinde çıkan gereksinim giderici ögeler gibidir.O anı yaşar ve yaşatırlar.
anılar müze gibidir ve bu yüzden ziyaretçisi çok olur. (bkz: jean paul sartre)
© copyright 2005 - 2026