bugün
- savaş çıksa en önden kaçacak ekip18
- sözlükte bir şeylerin eksik olması10
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı23
- seri eksici ezik12
- pozitif karmaya sahip olanların biraz şey olması7
- bir yazarın profiline girip entrylerini okumak6
- koşun koşun havadis var7
- çanakkale savaşındaki dervişler4
- siyaset konuşmayan yazarlar3
- hangi yazarı on üzerinden kaç seviyorsunuz24
- açık oy5
- tarık akan4
- doğu erkeklerinin oğlancı olması3
- 31 ağustos 2026 beşiktaş çorum maçı4
- kadınınızı çalıştırır mısınız2
- sarapci koala75
- cin görmüş yazarlar8
- dinci mizahı3
- sıfır atık vakfı3
- domates3
- akasya durağı3
- anın görüntüsü19
- akciğer kanseri2
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı33
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası14
- türk'ün olduğu her yerde kürt olması16
- renault 9 broadway6
- enayimiknatisii ile utah'dan alabama'ya gitmek3
- gocu31
- aktrollerin akp'yi hiç eleştirmemesi14
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- hadsizlik2
- sivaslı ünlüler4
- mummy 42
- simko38
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı10
- engerek yılanı2
- sırrı süreyya önder7
- kürt faşisti5
- okan camdan bakıyor2
- amgot3
- tuncel kurtiz2
- kadının erkeği vezir yada rezil etmesi2
- gümrükten beyaz eşya diye sokulan mercedes2
- hoşlanılan kızı çayı kıtlama içerken görmek5
- bostanlı da kahve içip kitap okumak2
- cop314
- miss world 20263
- türk seküler devrimi11
- yılmaz güney11
küçükken her cumartesi bisikletimin direksiyonunu poşetlerle dolduran aktiviteydi.
ben eve çıkıyorum sen hepsini eve götürürsün diyip ortada piç gibi kalmaktır.
öncelikle kaslı kollara sahip olmayı gerektirir.
yoksa; zamanla kas yapacağınıza delalettir.
kıyamaz insan annenin poşet taşımasına. bi anda doluverir yüreğe kahramanlık duygusu.
- ben taşırım ya sen bırak anne!
triplerine girer evlat. annenin de muhtemelen kolu bacağı ağrıdığı için canına minnettir bu olay.
yol bitmez. poşetler her adımda daha da ağırlaşır.
sonra bi de pazarcıyla kavga eden anneyi zapt etmek gerekir. araya girip;
- tamam abi, amca. derken anneyi de kolundan tutup yavaşça uzaklaştırmak da gerekir olay mahalinden.
zordur, her bünye katlanamaz.
güzel yanları da vardır. mesela paranın son kuruşuna kadar harcanır anneyle. şunu da alalım bunu da alalım derken. sonra para kalmayınca bi şişe suyu anneyle paylaşmanın ne denli güzel olduğu anlaşılır bir kez daha.
yoksa; zamanla kas yapacağınıza delalettir.
kıyamaz insan annenin poşet taşımasına. bi anda doluverir yüreğe kahramanlık duygusu.
- ben taşırım ya sen bırak anne!
triplerine girer evlat. annenin de muhtemelen kolu bacağı ağrıdığı için canına minnettir bu olay.
yol bitmez. poşetler her adımda daha da ağırlaşır.
sonra bi de pazarcıyla kavga eden anneyi zapt etmek gerekir. araya girip;
- tamam abi, amca. derken anneyi de kolundan tutup yavaşça uzaklaştırmak da gerekir olay mahalinden.
zordur, her bünye katlanamaz.
güzel yanları da vardır. mesela paranın son kuruşuna kadar harcanır anneyle. şunu da alalım bunu da alalım derken. sonra para kalmayınca bi şişe suyu anneyle paylaşmanın ne denli güzel olduğu anlaşılır bir kez daha.
pazar arabalarını, ayakları parçalayarak süren kontrolsüz kadınlarla dolu mekan...
nitekim bütün dikkatlerini pazar tezgahlarına vermişlerdir.
nitekim bütün dikkatlerini pazar tezgahlarına vermişlerdir.
özlenendir.. keskedir..
ergen kabusudur. ışıklı spor ayakkabıyla marketten yoğurt almak kadar karizma düşmanıdır. oysa ki büyüyünce anlaşılır ki ne güzel bir yardımdır, ne hoş bir hazırlıktır hayata.
hem iyisini hem ucuzunu bulabilme sanatıdır...
pazarcı ile annenin sıkı bir pazarlığına tanık olmaktır.
enfes olaylara ev sahibi olmaktır.
çocuğa göre kilot var mı? sorusuyla beni yıllar önce çürümüş bir marula çevirmiştir kendisi.
göstediği yerde boşluk vardı kime ne aldı bilmiyorum. soru işaretinin göründüğü anla satıcının soruyu algıladığı süre içinde ortadan kaybolma rekoru hala elimdedir.
edit: entry başlığı tanımlammooor*
çocuğa göre kilot var mı? sorusuyla beni yıllar önce çürümüş bir marula çevirmiştir kendisi.
göstediği yerde boşluk vardı kime ne aldı bilmiyorum. soru işaretinin göründüğü anla satıcının soruyu algıladığı süre içinde ortadan kaybolma rekoru hala elimdedir.
edit: entry başlığı tanımlammooor*
hafta sonu kol kaslarını güçlendirmeye yarayan doğal spordur.
azaptır.
kız kişi sevebilir bilemem. ama erkek için çocukluk kabusum olmuştur. dakika başı durmalar. 20 metrelik sokağı 3 saatte aşmalar...
kız kişi sevebilir bilemem. ama erkek için çocukluk kabusum olmuştur. dakika başı durmalar. 20 metrelik sokağı 3 saatte aşmalar...
(bkz: bir daha asla)
sadece küçüklükte zorla yaptırılabilecek, büyüdükçe köşe bucak kaçılacak eylemdir.
annenin aldığı erik poşetini kapıp yiye yiye pazarda yürümek, nasıl becerildiyse poşeti delip bütün eriklerin dökülmesine sebep olup, pazarın ortasında bir araba dayak yiyip, sonrasında annenin bir daha erik alıp poşeti zinhar size vermemesidir.
annenin aldığı erik poşetini kapıp yiye yiye pazarda yürümek, nasıl becerildiyse poşeti delip bütün eriklerin dökülmesine sebep olup, pazarın ortasında bir araba dayak yiyip, sonrasında annenin bir daha erik alıp poşeti zinhar size vermemesidir.
büyüdükçe özlenendir.
artık pazara bile gidecek vakit yok sözlük.
artık pazara bile gidecek vakit yok sözlük.
uzun bir zamandır gitmediyseniz, erkekler için bir nevi kas yapma aktivitesidir.
PAzar Arabasına şöförlük Etmektir.
her seferinde bir daha gelmeyeceğim diyip ayda 2 kez gittiğim durum.
zor gibi görünüyor. 21 senelik ömrümde hiçbir zaman yapmadığım olaydır. yapmıycam da. evlendiğimde de gitmiycem.
iğrençtir. Anne domates, salatalık, biber vs alacağı her ne varsa en ucuz ve en kalitelilerini pazarın altını üstüne getirerek arayıp bulmaya çalışırken siz ayaklarınıza kara sular inmiş bi vaziyette peşinde dolaşırsınız. Ciddi antrenmanlı olmak gereken aktivitedir.
leyla ile mecnun'dan bir replik;
- anne doymadın pazara doymadın pazara!
- anne doymadın pazara doymadın pazara!
bundan bir kaç sene önce çanakkale'de bir pazara gitmiştik anneciğimle. benim annem biraz titizdir. denemeden, tadına bakmadan almaz alacağını. neyse efenim dolaştık bütün pazarı en son peynir almaya sıra gelince annem bir peynir tezgahının önünde durdu. yer çanakkale olunca peyniri seçmek zor oluyor haliyle.
"-şu peynir güzel gibi, tadabilir miyiz?
+tabi ablacım buyur.
-yok yağlıymış çok.şu ikinci sırada olana da baksak?
+tabii, buyrun.
-yok ya bu da çok tuzlu. tuzlu değil mi ay ne hos, al bak bir tadına?
*anne yemiycem ben, rezil olduk zaten hadi al da gidelim.
-huysuz! şu keçi peyniri mi? güzel gibi duruyor, onu da deneyelim kardeş biz?
+ekmekte veriyim mi abla yanına, baymıştır içini."
(bkz: based on a true story)
"-şu peynir güzel gibi, tadabilir miyiz?
+tabi ablacım buyur.
-yok yağlıymış çok.şu ikinci sırada olana da baksak?
+tabii, buyrun.
-yok ya bu da çok tuzlu. tuzlu değil mi ay ne hos, al bak bir tadına?
*anne yemiycem ben, rezil olduk zaten hadi al da gidelim.
-huysuz! şu keçi peyniri mi? güzel gibi duruyor, onu da deneyelim kardeş biz?
+ekmekte veriyim mi abla yanına, baymıştır içini."
(bkz: based on a true story)
anneyle sosyete pazarına gitme versiyonu hep olumsuz sonuçlanan eylemdir. gerekli gereksiz herşeye bakmak ister anne. sıkıntılı bir insansanız zaten pazar dar gelir, üzerine annenin yavaşlığı sinir eder. "ben eve gidiyorum, sen istediğin gibi bak" denilir ve pazar mahallinden uzaklaşılır.
her domatese parmak atmak, her peynirin ucundan yemektir.
pazar arabasına dönüşmektir.
Bile bile ölüme yürümektir. Az önce yaşadığım, 5 kilo verdiğim aktivitedir.
Evlat mıyız hamal mıyız yea?!
Evlat mıyız hamal mıyız yea?!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar