bugün
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya8
- mazotun yarım litresi 50 tl10
- gecenin korkunç yaratıkları7
- bakan gürlek borsa soruşturmasında dört tutuklama4
- güne almanca bir cümle bırak8
- çağla idi22
- borsa faciasının ertesi günü ünlüler operasyonu3
- iblis'in sesini duymak14
- hava muhalefeti5
- 28 bine çalışmak9
- amerika5
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması8
- arkadaşlar nasılsınız3
- saddam hüseyin6
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- vermio5
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı9
- pipinin ortasında kıllar çıkması5
- aslan burcu6
- kanadalı ünlüler10
- sabahları nefret edilen şeyler20
- kendini gerçekleştiren kehanet2
- hoslanilan kızın adının makbule olması5
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz46
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı15
- arkadaşlar bir şey danışacağım11
- bilinçaltı kontrolü nasıl alır3
- bal tereyağ kaşar peynir ve çay4
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- mazotun litresi 101 lira35
- gagavuzları çok seviyorum ne yapmalıyım4
- sözlüğün kalitesinin bu aralar düşmesi4
- beni kaybettin diyen erkek14
- sevilen hitap şekilleri5
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- kürdü sevin11
- alarmı kapatıp beş dakika daha uyuma3
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- allah7
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- herkese garip size normal gelen şeyler4
- çizgi filmleri en iyi yapan ülkeler3
- bir erkeğe objektif bakma yetisini kaybetmek6
- iç sıkıntısı7
- sabahları sevilen şeyler8
- bir sevgiliden beklenen şeyler11
- tecrübe edilen en korkunç şey7
- sadece filistin'i önemsemek15
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek21
Günün Simyası
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini. *
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini. *
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi
ölüm, bir dişi kurt oluyor,
taş bir vücut yanan ufukta,
düş, incecik dumanı köyün;
sık çalılar gibi tüten yüzlerce ev,
yüzücüler, yüzüyor öyküsüz bir gecede,
koklayarak yosunları ve okyanusu,
senin yüzünün ışığı,
uyandırıyor;
bir geleceğin ışığını,
bir soluğun aşkını,
gün yeniden başlıyor,
geçiyor gece su çizgisini,
şafağın geniş kanatları,
başını döndürüyor dünyanın;
sevinç kucak dolusu,
şiir yüksek bir kafanın doruğunda;
mutluluk tacı.
taş bir vücut yanan ufukta,
düş, incecik dumanı köyün;
sık çalılar gibi tüten yüzlerce ev,
yüzücüler, yüzüyor öyküsüz bir gecede,
koklayarak yosunları ve okyanusu,
senin yüzünün ışığı,
uyandırıyor;
bir geleceğin ışığını,
bir soluğun aşkını,
gün yeniden başlıyor,
geçiyor gece su çizgisini,
şafağın geniş kanatları,
başını döndürüyor dünyanın;
sevinç kucak dolusu,
şiir yüksek bir kafanın doruğunda;
mutluluk tacı.
Şatoda Hayat
Atalardan kalma bir şatodur o
Ne masaları var ne de ateşi
Ne bir zerre tozu ne de kilimi.
Buranın sahte tılsımı
Parlak aynalarını kaplamış boydan boya
Yapılabilecek tek şey
Gündüz gece bakmak kendi suretine
Hadi savur imgeni bu donmuş şelalelere
Gölgesiz ve renksiz en zor imgeni
Bak, nasıl da derin bu aynalar
Klozetler gibi
Bazı bedenler hep yaşar orada, gümüşün altında
Hemen sarar imgeni
Ve yapışır yosun gibi.
Değiştirir seni, zayıf ve çırılçıplak
Ve canlandırır aşkı usul acı bir titreyişte
Anna Hebert
Atalardan kalma bir şatodur o
Ne masaları var ne de ateşi
Ne bir zerre tozu ne de kilimi.
Buranın sahte tılsımı
Parlak aynalarını kaplamış boydan boya
Yapılabilecek tek şey
Gündüz gece bakmak kendi suretine
Hadi savur imgeni bu donmuş şelalelere
Gölgesiz ve renksiz en zor imgeni
Bak, nasıl da derin bu aynalar
Klozetler gibi
Bazı bedenler hep yaşar orada, gümüşün altında
Hemen sarar imgeni
Ve yapışır yosun gibi.
Değiştirir seni, zayıf ve çırılçıplak
Ve canlandırır aşkı usul acı bir titreyişte
Anna Hebert
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar