bugün
- uludağ sözlüğün en yakışıklı ve en zeki yazarı4
- true denilen yazar8
- diyanetin abd'deki villaları7
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- gammazlar çetesi18
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı5
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- 15 mayıs uludağ sözlüğün kurtuluşu3
- kitaplıktan ödünç kitap vermemek4
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite2
- iç sıkıntısından intihar etmek11
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- sözlük kızları ve erkeklerinin ortak noktaları2
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- otobüs muavini2
- zaman baba birader bey birader4
- ferdi tayfurun 6 milyar tl servet yapması4
- cibali sahil2
- erecto bey user2
- elon musk2
- bir sözlük kızını aşırı seksi bulmak3
- ankara'ya yaklaşma hissi2
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- türbanlı eşe rakı sofrası kurdurmak2
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- trabzon'un abartılmış balon bir şehir olması2
- uzun yolculuk sonrası esenler'e inmek2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- türkiye de yaşanabilir en ideal şehir3
- true denen hadsiz namussuz karaktersiz2
- tek başına tatile çıkmak4
- sadettin saran'ın sarı siteye ilan vermesi2
- 20 cm iyi midir3
- pembe ojeli hatun2
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- klima çarpması3
- izmir merkezli feto operasyonu3
- miroslava montemayor2
- sarı yeleli aslan trump8
- aylık asgari ücret iyi midir sorunsalı2
- cilgincapkin220
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- aylık 341 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- dünya kupası maçı olunca trt'nin şifrelenmesi2
- yazarların şu an istediği şey4
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- yazarları gülümseten şeyler6
- dişçinin kucağına oturmak2
Şatoda Hayat
Atalardan kalma bir şatodur o
Ne masaları var ne de ateşi
Ne bir zerre tozu ne de kilimi.
Buranın sahte tılsımı
Parlak aynalarını kaplamış boydan boya
Yapılabilecek tek şey
Gündüz gece bakmak kendi suretine
Hadi savur imgeni bu donmuş şelalelere
Gölgesiz ve renksiz en zor imgeni
Bak, nasıl da derin bu aynalar
Klozetler gibi
Bazı bedenler hep yaşar orada, gümüşün altında
Hemen sarar imgeni
Ve yapışır yosun gibi.
Değiştirir seni, zayıf ve çırılçıplak
Ve canlandırır aşkı usul acı bir titreyişte
Anna Hebert
Atalardan kalma bir şatodur o
Ne masaları var ne de ateşi
Ne bir zerre tozu ne de kilimi.
Buranın sahte tılsımı
Parlak aynalarını kaplamış boydan boya
Yapılabilecek tek şey
Gündüz gece bakmak kendi suretine
Hadi savur imgeni bu donmuş şelalelere
Gölgesiz ve renksiz en zor imgeni
Bak, nasıl da derin bu aynalar
Klozetler gibi
Bazı bedenler hep yaşar orada, gümüşün altında
Hemen sarar imgeni
Ve yapışır yosun gibi.
Değiştirir seni, zayıf ve çırılçıplak
Ve canlandırır aşkı usul acı bir titreyişte
Anna Hebert
ölüm, bir dişi kurt oluyor,
taş bir vücut yanan ufukta,
düş, incecik dumanı köyün;
sık çalılar gibi tüten yüzlerce ev,
yüzücüler, yüzüyor öyküsüz bir gecede,
koklayarak yosunları ve okyanusu,
senin yüzünün ışığı,
uyandırıyor;
bir geleceğin ışığını,
bir soluğun aşkını,
gün yeniden başlıyor,
geçiyor gece su çizgisini,
şafağın geniş kanatları,
başını döndürüyor dünyanın;
sevinç kucak dolusu,
şiir yüksek bir kafanın doruğunda;
mutluluk tacı.
taş bir vücut yanan ufukta,
düş, incecik dumanı köyün;
sık çalılar gibi tüten yüzlerce ev,
yüzücüler, yüzüyor öyküsüz bir gecede,
koklayarak yosunları ve okyanusu,
senin yüzünün ışığı,
uyandırıyor;
bir geleceğin ışığını,
bir soluğun aşkını,
gün yeniden başlıyor,
geçiyor gece su çizgisini,
şafağın geniş kanatları,
başını döndürüyor dünyanın;
sevinç kucak dolusu,
şiir yüksek bir kafanın doruğunda;
mutluluk tacı.
Günün Simyası
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini. *
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini. *
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi
güncel Önemli Başlıklar