bugün
- arkadaşlar kahve içiyorum5
- komşuya kahveye gitmek8
- tutuklanmamak için akp'ye katılmak11
- yağmurcu neden akpli8
- kız arkadaşına mini etek giydiren erkek13
- nervio hamferdi10
- tüik'in temmuz enflasyonu6
- mod geldi mod geldi4
- gece gece bana bi çakmak lazım diyen kız3
- erdal beşikçioğlu15
- kızlar naber6
- taşaklardan birinin kayıp olması11
- askeri ücretle evlenebilir mi12
- gammazların göze batması2
- sinem dedetaş10
- ömer çelik'in ertuğrul özkök'e franco tepkisi3
- manifest2
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı2
- yanlış ata oynamak3
- bacanak3
- borsa4
- aklınıza gelen şarkı sözü10
- çay içen kız13
- smallville'deki konuk oyuncular6
- ateizm3
- arıların biraz mallaşmış olması4
- galatasaray10
- 03 ağustos 2026 abd iran müzakereleri4
- isana3
- iş hayatı4
- en son gelen mesaj2
- ali vefa10
- sözlükler arası savaş çıksa11
- ütü13
- günün şarkısı2
- yazıp yazıp silmek2
- anın fotoğrafı14
- bir şeyler söyle5
- bennu gerede'nin boynunda taktığı vibratörlü kolye4
- en tehlikeli insan tipleri3
- uludağ sözlük çeteleri9
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri9
- 45 defa kürtaj oldum bebek öldürmeyi seviyorum3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- duyulan en ilginç isim5
- en boktan on yıl7
- yunanistan29
- oralet içen erkek5
- doruklara sevdalanmak2
Şatoda Hayat
Atalardan kalma bir şatodur o
Ne masaları var ne de ateşi
Ne bir zerre tozu ne de kilimi.
Buranın sahte tılsımı
Parlak aynalarını kaplamış boydan boya
Yapılabilecek tek şey
Gündüz gece bakmak kendi suretine
Hadi savur imgeni bu donmuş şelalelere
Gölgesiz ve renksiz en zor imgeni
Bak, nasıl da derin bu aynalar
Klozetler gibi
Bazı bedenler hep yaşar orada, gümüşün altında
Hemen sarar imgeni
Ve yapışır yosun gibi.
Değiştirir seni, zayıf ve çırılçıplak
Ve canlandırır aşkı usul acı bir titreyişte
Anna Hebert
Atalardan kalma bir şatodur o
Ne masaları var ne de ateşi
Ne bir zerre tozu ne de kilimi.
Buranın sahte tılsımı
Parlak aynalarını kaplamış boydan boya
Yapılabilecek tek şey
Gündüz gece bakmak kendi suretine
Hadi savur imgeni bu donmuş şelalelere
Gölgesiz ve renksiz en zor imgeni
Bak, nasıl da derin bu aynalar
Klozetler gibi
Bazı bedenler hep yaşar orada, gümüşün altında
Hemen sarar imgeni
Ve yapışır yosun gibi.
Değiştirir seni, zayıf ve çırılçıplak
Ve canlandırır aşkı usul acı bir titreyişte
Anna Hebert
ölüm, bir dişi kurt oluyor,
taş bir vücut yanan ufukta,
düş, incecik dumanı köyün;
sık çalılar gibi tüten yüzlerce ev,
yüzücüler, yüzüyor öyküsüz bir gecede,
koklayarak yosunları ve okyanusu,
senin yüzünün ışığı,
uyandırıyor;
bir geleceğin ışığını,
bir soluğun aşkını,
gün yeniden başlıyor,
geçiyor gece su çizgisini,
şafağın geniş kanatları,
başını döndürüyor dünyanın;
sevinç kucak dolusu,
şiir yüksek bir kafanın doruğunda;
mutluluk tacı.
taş bir vücut yanan ufukta,
düş, incecik dumanı köyün;
sık çalılar gibi tüten yüzlerce ev,
yüzücüler, yüzüyor öyküsüz bir gecede,
koklayarak yosunları ve okyanusu,
senin yüzünün ışığı,
uyandırıyor;
bir geleceğin ışığını,
bir soluğun aşkını,
gün yeniden başlıyor,
geçiyor gece su çizgisini,
şafağın geniş kanatları,
başını döndürüyor dünyanın;
sevinç kucak dolusu,
şiir yüksek bir kafanın doruğunda;
mutluluk tacı.
Günün Simyası
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini. *
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi
Bırak hiçbir kız hizmet etmesin sana vahşi yaralarını
bastırdığın bu günde, kanlı hayvan, karaçamın eğilmiş dallarına.
Çevrendeki kızlara söyleme ateşin köreldiğini, uyarma kızları
menekşe kalplerle.
Onların yedisi de görecek mavi acıları taşıyan odanı
saçlarında yükselen sessiz amforada.
Kayıp gidecekler kendi gölgelerinin eflatun çizgilerinde
sualtı yalımları gibi sessiz bir ayinin ihtişamı içinde
senin duvarlarının dört rüzgârı boyunca.
Usulca dürülmüş kutsal acıların saklandığı antik kilimleri
yeşil çimenlere benzeyen ayaklarıyla, güneşin dalgalandırdığı
yumuşak çayırı, sessizliği ve çığlığın katı boşluğundaki sık otları
biçsinler diye ne kızları uyar,
Ne de bir yeraltı aşkının gizlenmiş güçlü titreşimini, denizin
akıl almaz arzusuna benzeyen şarkısı süzülmeye başlarken suda.
Uyarılmış birinci kız birer birer toplayacak kız kardeşlerini
ve senin açık damarlarının yapraklarında, aşkın demir atmış
yaralarını usulca anlatacak onlara.
Seçilmiş kız kardeşlerin en karanlığı getirecek sana, acı kalplerin
üstünde henüz tomurcuklanan balsamı, kutsallığı bozulmuş eski
mahzenleri, gece yarısı teşhislerinin ve eczanın çiçek yataklarını,
Hassas kazılarla ve sabırla gün ışığına çıkarılmış sevgili bir taş gibi
en yavaşları, yakıcı gözyaşlarıyla kendine yeni bir yüz yaptığı sürece.
O burada, tuzun seçkin kızı, bereketli hasadının muhteşem sepetlerine
koymak için seni. Yolda tartıyor parmak uçlarıyla senin batık
bir bahçeden toplanmış çiy tanelerine benzeyen göz yaşlarını.
Bak, adı Veronica olanların biri katlıyor geniş çam yapraklarını
ve peçesine suyun parlak aynası gibi serilmiş ıstırap dolu
bir yüzün düşlerini. *
Her yanına pirinç madeninden çiviler batırılmış, ateşler içinde
yanan kız acele ediyor şimdi bu gece, en tepesine yükselmiş,
büküyor onun olgun yapraklarını, siyah ayçiçekleri gibi.
Neredeyse bastıracak ellerini sıkıca senin gözlerinin üstüne
tıpkı mükemmel düşlerin yüzyıllarının, ölümün, sert bir incinin
beyaz kanının tefekküre daldığı yerdeki canlı bir istiridye gibi
Ah, rüzgârda ürperen sen, dört mevsimin bayrak direklerine
çekilmiş yüzünün güzelliği,
Sen, kumlarla ufalanmış, saçılmış saf yağlarla, akışkan renkli
ve güçlü suların tanımsız mucizelerinde üryan,
Karışık balçığın yüzüne bürünmüş kireçtaşı merhametlerden
gelen sessizliğin farkına var.
Maviye karşı hazır tut yeşili, ve, gücün sahipliğini, korkma
aşıboyasından ve erguvaniden, bırak bağlı kalsın dünyaya
kopyası dünyanın, yayına bağlanmış bir ok gibi,
Kendi garip simyasına bağlı, uyarılmış lütuf gibi çılgın trafikte,
Güneşteki saf vahşi şeyler, adını koysun yüzleştiği her şeyin
rahatsız edilmiş ve parçalanmış büyük ölünün haşmetiyle.
Kırık mavi camların duvarları dağılıyor denizdeki halkalar gibi,
Ve kalbin tam ortası tasarımlıyor kendi narin çitini.
Bir anlık zaman için çağırılmış, gün yükseliyor sözcüklerde,
saplarının üzerinde patlayan dev gelincikler gibi
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar