çok sinir bozucu bir durumdur. hele bi de karşı taraf anlamadığı gibi bir de yanlış anlarsa iş iyice boka sarar.
herkesin ayrı telden çaldığı ve yerleşik düşüncelerin üzerine titrediği türkiye' de yeni düşüncelerin kaderidir.
üzen, kıran ve anlatmaktan vazgeçiren durum.
bazıları tarafından özellikle yol açılan durum.anlaşılmamak biraz gizemlidir malum.
gercekten kendini anlatmak isteyen biri için zor ve sıkıntılı bir durum olsa da, aslında bezen hepimiz biraz anlaşılmaz olmak isteriz dimi dostlar.di mi? peki canın saolsun.
anlatılanın algılarına hitap etmeyecek biçimde anlatmanın kaçınılmaz sonucu. işte tam da bu yüzden, "çok insan tanımalı, insan" derim. insanlarla iletişim arttıkça, sezgiler güçlenir, insanlar ve dilleri, dolayısıyla bir şeyi anlatma ve anlama şekilleri konusunda bir birikim elde edilir. o kişiye uygun anlatım, her zaman iyi sonuç doğurur. bu; iş, aile, yakın çevre..gibi hayatın tüm ilişkilerinde geçerlidir. anlaşılmamak bir de sinir bozucudur, hücreleri öldürür*. Hele iki dudak arasından çıkan bir sözle insan hayatı kolayca son bulabiliyorsa ülkenizde, anlatmayı ve anlaşılmayı dahası yanlış anlaşılmamayı öğrenmeniz gerek.
anlatamamak sonucunda oluşacak durum. suçlu kişi her durumda anlaşılmayandır.
anlaşılmamak anlatamamakla başlar, sonra anlatmak istersiniz ama tren çoktan geçmiştir, karşıdaki sizi dinlemek istemez. çok şey değişmiştir geçen birkaç saat içinde. belki de size olan sevgi tükenmiştir. böyle zamanlarda en güzel çözüm susmaktır.

susar kaderinize razı olursunuz. birileri kırılmıştır sizin kadar olmasa da ama belki de en doğrusu budur diye avutursunuz kendinizi. evet evet en doğrusu budur. hiçbir acı öldürmez insanı. kalbinde üyük yaralar açsa da yaşanacaktır elbet.

varsın kıymetini bilmediğinizi düşünsün. belki de haklı olduğu yanlarda vardır. ona istediği gibi davranamamış olabilirsiniz içinizden gelmese de. şartlar, hayat böyle işte. kimi sever kimi sevilir. anlaşılabilmekte en güzelidir.
insanlar sadece anlamak istediklerini anlamak isterler sözünün hayat alanıdır.
mevlana'nın sözü vardır."Ne kadar çok bilirsen bil,karşındakinin seni anladığı kadar biliyorsun."
bildiğim bütün şairler anlaşılamamaktan yakınırlar.
(bkz: anlatamamak)
anlaşılmak açan çaba sarfetmiyorum , isteyen istediğini anlasın demek lazım gelen durum.
kadınların çözülemeyen yarası.
dusunursun, uzun surede anlasılacak laflar soylersin, lafın basını soylemezsin anlasılmazsın.
kimi zaman uygun kelimeleri seçememek kimi zaman da anlaşacak uygun insanı bulamamak sebepleriyle içine düşülebilecek buhran verici kötü durum.
insanı yaşamdan soğutabilecek güce sahip bi histir.hele ki çabalıyorsa.
-oysa mesela selim ışık anlatmadan anlaşılmaya aşık...-diye yazar oğuz atay.
maalesef bende bi ara aşıktım...karşılıklıydı da...uzun sürmedi...ne yazık!
anlatmak istenenler karşı tarafa aktarılır ama bazen psikolojik durumlardan kaynaklanan bir durum çıkar ortaya, o anlaşılamama durumu anlatanı yıkar bitirir. hele bir de yalnış anlaşılmışsanız bu kez toparlama süreci başlar . burdan sonra siz sadece anlatmak isteyip belki yalnış aktardıklarınızın çırpınışı içindesinizdir. iki taraf için de üzücü olarak sonuçlanabilmektedir. *
© copyright 2005 - 2026