bugün
- bu sözlükte beni herkes tanır17
- gökte rızkınız ve size vaad olunan şeyler vardır9
- terlik giyen erkek5
- din tartışması5
- 32 yaşına girmek12
- sözlükteki birader adı altındaki masonik yapılanma5
- ulu obediyansı ismet locası3
- zengin olsanız ne yapardınız9
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- onbeş yirmi kişi sözlük2
- en büyük korkunuz2
- g'i l d'e d l'i l y18
- anın sigarası3
- rte'nin fethettiği topraklar6
- habire1240
- norveçte bok olsam9
- seninle şöyle böyle olabilirdik5
- en merak ettiğin ulu yazarı30
- türkiye'nin ekonomide şahlanışa geçmesi6
- 40 yaş üzeri insanlar mesajlaşıyor mu sorunsalı16
- şeriat haklıya hakkını vermektir6
- fatma soydaş'ın tutuklanması2
- yeni açılan cafeye 600 lira hesap ödemek2
- türkiye de üniversite diplomasının değersizleşmesi4
- nervionun merak ettiği yazar19
- tarkan filmleri3
- 23 temmuz 2026 bahçeli'nin yeni parti açıklaması6
- nervio23
- kurgusal karaktere aşık olmak4
- uludağ sözlük magazin servisi7
- hayat felsefesi yapılabilecek en güzel söz3
- sinirli kadını sakinleştirmek17
- örtünmek te açık gezmek te yasak olmamalı4
- lozanın gizli maddeleri4
- almanya da üniversitelerde türkçe öğretilsin3
- kul hakkı yemeyi ilke edinmiş şakirt4
- yazarları mutlu edebilecek küçük şeyler7
- bugün açılacağım sözlük kızı12
- evden çıkınca acıkan insan4
- chp'nin kemalizm den kopuş süreci4
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak19
- manifest çocukların ahlakını bozuyor safsatası6
- yalnizca deli yalnizca sair21
- türk dizi tarihinin kötü karakterleri2
- aşırı zayıf erkek4
- ciguli vs velvet10
- kadınların penisi olduğu gerçeği5
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler13
- erkeklerin zeki kadın sevmemesi9
- sözlükte en çok güldüğünüz yazarlar9
bir bülent ortaçgil şarkısıdır.
gece güzeldir,
sen mutluysan.
yatak sanki bir taht, uyuyorsan.
eğer düşünüyorsan,
gece ne kadar uzun,
ne kadar tatsız anlamsız,
hayat güzeldir sen görürsen.
her yer cıvıl cıvıl işitirsen.
eğer onun gibi bakarsan,
hayat ne kadar boş,
ne kadar anlamsız...
gece güzeldir,
sen mutluysan.
yatak sanki bir taht, uyuyorsan.
eğer düşünüyorsan,
gece ne kadar uzun,
ne kadar tatsız anlamsız,
hayat güzeldir sen görürsen.
her yer cıvıl cıvıl işitirsen.
eğer onun gibi bakarsan,
hayat ne kadar boş,
ne kadar anlamsız...
anlamsız olan nedir?
anlamsız olan sol tarafta gördüğün şerit halinde beni senden, seni benden ayıran kısma ısrarla yazmandır, yazmamdır.
anlamsız olan nedir?
sana olan anlamsız hissimi mu yazıya döküp, senin oyladığını bilmek veya sanmaktır.
anlamsız olan nedir?
hasbel kader bu yazıyı yazmış olmamdır.
anlamsız olan nedir?
anlamını yitirmiş sözleri hala söylüyor olabilmendir.
anlamsız olan nedir?
bugün var olup, yarın varla yok arasında olmak ya da olmamaktır.
anlamsız olan nedir?
anlamsız olan nedir sorusunu kopyalayıp yapıştırmadan ısrarla yazmamdır.
anlamsız olan nedir?
hiçbir şeydir.bilmiyorum...
anlamsız olan nedir?
biliyor musun anlamsız olan; hala merhaba ben geldim, diyememendir.
anlamsız olan sol tarafta gördüğün şerit halinde beni senden, seni benden ayıran kısma ısrarla yazmandır, yazmamdır.
anlamsız olan nedir?
sana olan anlamsız hissimi mu yazıya döküp, senin oyladığını bilmek veya sanmaktır.
anlamsız olan nedir?
hasbel kader bu yazıyı yazmış olmamdır.
anlamsız olan nedir?
anlamını yitirmiş sözleri hala söylüyor olabilmendir.
anlamsız olan nedir?
bugün var olup, yarın varla yok arasında olmak ya da olmamaktır.
anlamsız olan nedir?
anlamsız olan nedir sorusunu kopyalayıp yapıştırmadan ısrarla yazmamdır.
anlamsız olan nedir?
hiçbir şeydir.bilmiyorum...
anlamsız olan nedir?
biliyor musun anlamsız olan; hala merhaba ben geldim, diyememendir.
benimle oynar mısın albümünden bir bülent ortaçgil klasiği. kısa bir şarkıdır, ninni gibidir...
bülent ortaçgil'in bu kadar anlamlı bir parçasının ismi anlamsız.
hayat güzeldir sen görürsen.
hayat güzeldir sen görürsen.
bardağın boş tarafına eleştiridir ortaçgil in mantıksallığından. en basit haliyle enerji etkileşiminden veya daha modern dille anlatacak olursak "üzüm üzüme baka baka kararır." a bağlanır "eğer onun gibi bakarsan" ın ertesi. genelde hayatı cıvıl cıvıl olmayanlar sever bu şarkıyı. zaten ortaçgil in has kitlesi de tezatlıkların insanları değil midir ki?
Anlamı olmayan şeylerdir. Bu şeyler kişiden kişiye göre değişir.
işten dönmüşüm maaşı yeni almışım indim taksiden baktım bir çocuk var böyle oturuyor,kenarda kıçını vermiş binaya bööyle kolları birleştirmiş dizinin üstünde,kapaklanmış
merhaba dedim
ya bi defol dedi sinirli sinirli.
yürüdüm gittim para da vermedim sinirlendim çünkü.
akşam oldu,gittim eve,uyudum,uyandım.
bir baktım sokaktayım falan böyle, kollarımı dizlerimin üstünde birleştirmişim elemanın biri gelmiş yanıma sırıtık sırıtık merhaba diyor. üstüm başım yırtık pırtık kıçı da dayamışız binaya..
fuck off dedim ya.
merhaba dedim
ya bi defol dedi sinirli sinirli.
yürüdüm gittim para da vermedim sinirlendim çünkü.
akşam oldu,gittim eve,uyudum,uyandım.
bir baktım sokaktayım falan böyle, kollarımı dizlerimin üstünde birleştirmişim elemanın biri gelmiş yanıma sırıtık sırıtık merhaba diyor. üstüm başım yırtık pırtık kıçı da dayamışız binaya..
fuck off dedim ya.
" gece güzeldir sen mutluysan, yatak sanki bir taht, uyuyorsan "
sorgulatır adama ne varsa.
sorgulatır adama ne varsa.
her yazdığını sevdiğim ve anlamaya çalıştığım bir yazar, şair ve şarkıcının yazısı.
Araba tekerlerinin ezdiği bir asfaltın üzerinde, bir gün önceden kalmış köpek cesetleri ki bir köpeğin cesedi olmaz gibi gelir insanlara; gelip gelmeyen akıllar, fikirler, leş olur bedenden taşmış kanlı cansız bir köpeğin ezik ve yitik asfaltsı bedenine.
1950lerden kalma bugüne inat saf bir Amerikan filmi seyrettiğim nadir gecelerden biri. Öyle güzel çalıyor ki piyanoyu aktör, montajlanmasa bu kareler, o hülyalı sese ve yanılsamalı geceye dalıp gideceğim o gecenin ve o filmin kıymetsiz bir parçası oluvereceğim. Kıymetsizlik karatsız satılacak kuyumcularda ve altın, değerinden olacak işçiliği olan her nadide parça, insan eli değince üzerine, kirlenip değerden düşecek
1950 de değil aslında belki yanılsamalı bir 1918 gecesi ve sonradan renklendirilmiş rengi çoktan yitik, hala soluklanan bir Amerikan filmi bir bar sahnesi kırmızı kareli örtüleri olan bar masaları ve karşılıklı iki adet tahta sandalye& iki kişiye izinli oturmalı saatler genizlerde yutulmaya yasaklı etil yudumlar ve terminolojisinde gizlenmiş sinema sahneleri..bir ben anlıyorum ne diyemediğimi ve bir ben haz ediyorum yazamadıklarımdan sevemediğim bir şarkının anlamsız nakaratına takılıyor aklım ve cümlelerim kayıveriyor her sevimsiz namenin yinelenişinde bir ben sevemiyorum yazamadıklarımı; oysa herkes anlamsız buluyor cümlelerimi anlamlandırılabilecek olsalar çoktan derlenip toparlanıp bir hikayenin tekerlemesi oluverirlerdi.. yine pireyle deve ve yine kalburla samanın içiyle dışı
Çağrışımlı bir hayatın imlasız yazıları, devinimine dur diyemediğim anlamsız ifadelere dönüşüveriyor bir bahane arayıp üç nokta koyuyorum bitemeyen cümlelerimin sonuna ve ölümümden sonra saygıyla anılacak bir yazar olamasam da anlamsız yazıların Emily Dickenson ı oluyorum. Hayal edip söylemediğim ama söylemeye çalışıp anlamlarını satır aralarına dürüp gizlediğim yazılar yazıp, onlara anlamsızca sahip çıkmaya başlıyorum. Sahip çıkmanın bir meziyet olduğu yepyeni bir kainat kuruyorum ki kainat da, boşlukta gezinen serzenişli gezegenlerin yuvası oluveriyor. Yeni ırklar ve yeni renkler doğuruyorum kainatıma ve kendi ellerimle savaşlar çıkarıyorum el yapımı yap boz dünyalara kara deliklerle boğuşuyor rengi alacalı parçalar ve adı bellisiz, sonradan koyulacak gezegenler oluşuyor anlamsız mucizelere gebe tarihlerde.
Sesini özlemlediğim bir dere kenarına gelip şehirden kaçış öyküleri yazıyor adamın biri deli diyorlar, aldırmıyor bir delinin aldıracak neyi olabilir ki zaten anılarından başka deliliğine müsebbib ansız anılar anların genleşmiş hikayeleri arasında bitmek bilmez bir çıldırış öyküsü geceleri çocuklara uyku getirmeyecek başucu masalları. inatla başucu masalları; bir yatakhane resminde elli iki çocuğun arasında uyuyamadığı için yanında çoktan uykuya dalmış çocuğun baş parmağındaki tırnağı okşayan sevgi hasreti kayıp bir velet baş parmağı o tırnağın üzerinde her kayışında gidemediği bir parkın kaydırağına biner gibi rüyalarının sonsuz merdivenlerine tırmanıp kendini fütursuzca bırakıveriyor boşluğa bir huzurun pençesi huzur da olsa, bu bir döngünün pençeleşmiş karartısına mecbur anlık bir soluklanma nefesi almanın onu geri vermeye mecbur edildiği ölümcül anlar aldığın her nefese sahip çıkamadığın bilindik kainatlar ve sahip çıkmanın meziyet dalından uzak duruşu ama bir duruş; bir endam
Bir delinin kucağına düşüyor aklım; ben de akılsız kalıyorum aklımdan kurtuluyor bedenim ve mekanlara sahip çıkıyor var olduğuna inandığım ruhum o delinin kucağı gelir aklıma aklımı yeniden kazandığım şu günlerde özlerim deli gibi deli li deyimler kullanır cümlelerim; tırnak açarım söylemlerime bir deliye aşık olduğum hafta içi günler gelir aklıma hafta sonlarında dimağım dinlenir (sonrasında delilği özlediğim mesai saatleri) Başkadır o kucaklar. Sevişmeler başkadır. Deliliğin tarihini anlatır kitaplar; bense sadece yaşarım kendi tarihime, yarına silinecek çentikler atar ucu kırık kalemim, silikleşir yazılar, anılarım silikleşir en önce yaşadıklarımı diri diri tutar belleğim diridir ilk yazılanlar
deliliğin gerçeğe kafa tutan bir kararsızlığı vardır hep kayıp, yolu bulanık bir gerçeği vardır kaçıklığın vardır ve var olandan bazılarıdır
Oysa O, hala sevdiğim bahçede, yarı kuyruklu piyanonun üzerine oturup inatla My Funny Valentine ı söylüyordu gözlerini kapatıp bitmeyen bir sigaranın dumanlı tükenişi gibi şarkıya sözcük ediyordu genzinden dökülen dudak kıpırtılarını o sevimsiz, o çirkin adam ne güzel oluyordu bir anda neleri gizlerdi ki yüreğinde ve hiç bilemediğim farkı neydi bu yürekle kalbin? Bir bedenin- ki beden demek hep daha hoş olmuştur sanatlı söylencelerde- içinde taşıdığı bu etli butlu yenilmez organın acısı bu kadar mı yakardı adı bellisiz duygu uzuvlarını
Canım acır nedensiz ve mandallarım göz yaşlarımın en ucunu kuruyup kabarcıklandıklarındaysa kırışıverir içim hiçbir sıcaklık açamaz büzülmüş, kendi içine dönmüş kıvrımlarımı varlığı anlamsız kara bir böcek gibi kıvrılırım; en kolayı, acırım kendime bir otel odası ve duvar kenarında dolanıp duran, öldüresiye tiksindiğim; işe besmelesiz başlayan imansız haşare sürüleri acımadan bir terlik patlatırım üzerlerine ve ne iğrenç bir sestir o öyle ezilirler durduk yere. rahatlarım.
-Rahatlamanın elle tutulamaz anları başlar hayatımda deli adam daha da delirir kimse dokunamaz, kimse ilişemez tükenikliğine.-
bir gece, içim bunalıverir, bulanıverir aklım ve kelimeler pervasızca dökülür dimağmdan yere yine anlaşılmaz tırnaklar açarım cümle başlarına;bencilleşir bütün genlerim. Ben yazarım ben okurum yine de anlamam belleğimin altına sıkışmış acıları-yazdıkça. Rahatlamanın elle tutulamaz anları yinelenir hayatımda bir andır tutsaklıklarım tutulur kalırım her şeyin gerisinde.
Jehan Barbur
Araba tekerlerinin ezdiği bir asfaltın üzerinde, bir gün önceden kalmış köpek cesetleri ki bir köpeğin cesedi olmaz gibi gelir insanlara; gelip gelmeyen akıllar, fikirler, leş olur bedenden taşmış kanlı cansız bir köpeğin ezik ve yitik asfaltsı bedenine.
1950lerden kalma bugüne inat saf bir Amerikan filmi seyrettiğim nadir gecelerden biri. Öyle güzel çalıyor ki piyanoyu aktör, montajlanmasa bu kareler, o hülyalı sese ve yanılsamalı geceye dalıp gideceğim o gecenin ve o filmin kıymetsiz bir parçası oluvereceğim. Kıymetsizlik karatsız satılacak kuyumcularda ve altın, değerinden olacak işçiliği olan her nadide parça, insan eli değince üzerine, kirlenip değerden düşecek
1950 de değil aslında belki yanılsamalı bir 1918 gecesi ve sonradan renklendirilmiş rengi çoktan yitik, hala soluklanan bir Amerikan filmi bir bar sahnesi kırmızı kareli örtüleri olan bar masaları ve karşılıklı iki adet tahta sandalye& iki kişiye izinli oturmalı saatler genizlerde yutulmaya yasaklı etil yudumlar ve terminolojisinde gizlenmiş sinema sahneleri..bir ben anlıyorum ne diyemediğimi ve bir ben haz ediyorum yazamadıklarımdan sevemediğim bir şarkının anlamsız nakaratına takılıyor aklım ve cümlelerim kayıveriyor her sevimsiz namenin yinelenişinde bir ben sevemiyorum yazamadıklarımı; oysa herkes anlamsız buluyor cümlelerimi anlamlandırılabilecek olsalar çoktan derlenip toparlanıp bir hikayenin tekerlemesi oluverirlerdi.. yine pireyle deve ve yine kalburla samanın içiyle dışı
Çağrışımlı bir hayatın imlasız yazıları, devinimine dur diyemediğim anlamsız ifadelere dönüşüveriyor bir bahane arayıp üç nokta koyuyorum bitemeyen cümlelerimin sonuna ve ölümümden sonra saygıyla anılacak bir yazar olamasam da anlamsız yazıların Emily Dickenson ı oluyorum. Hayal edip söylemediğim ama söylemeye çalışıp anlamlarını satır aralarına dürüp gizlediğim yazılar yazıp, onlara anlamsızca sahip çıkmaya başlıyorum. Sahip çıkmanın bir meziyet olduğu yepyeni bir kainat kuruyorum ki kainat da, boşlukta gezinen serzenişli gezegenlerin yuvası oluveriyor. Yeni ırklar ve yeni renkler doğuruyorum kainatıma ve kendi ellerimle savaşlar çıkarıyorum el yapımı yap boz dünyalara kara deliklerle boğuşuyor rengi alacalı parçalar ve adı bellisiz, sonradan koyulacak gezegenler oluşuyor anlamsız mucizelere gebe tarihlerde.
Sesini özlemlediğim bir dere kenarına gelip şehirden kaçış öyküleri yazıyor adamın biri deli diyorlar, aldırmıyor bir delinin aldıracak neyi olabilir ki zaten anılarından başka deliliğine müsebbib ansız anılar anların genleşmiş hikayeleri arasında bitmek bilmez bir çıldırış öyküsü geceleri çocuklara uyku getirmeyecek başucu masalları. inatla başucu masalları; bir yatakhane resminde elli iki çocuğun arasında uyuyamadığı için yanında çoktan uykuya dalmış çocuğun baş parmağındaki tırnağı okşayan sevgi hasreti kayıp bir velet baş parmağı o tırnağın üzerinde her kayışında gidemediği bir parkın kaydırağına biner gibi rüyalarının sonsuz merdivenlerine tırmanıp kendini fütursuzca bırakıveriyor boşluğa bir huzurun pençesi huzur da olsa, bu bir döngünün pençeleşmiş karartısına mecbur anlık bir soluklanma nefesi almanın onu geri vermeye mecbur edildiği ölümcül anlar aldığın her nefese sahip çıkamadığın bilindik kainatlar ve sahip çıkmanın meziyet dalından uzak duruşu ama bir duruş; bir endam
Bir delinin kucağına düşüyor aklım; ben de akılsız kalıyorum aklımdan kurtuluyor bedenim ve mekanlara sahip çıkıyor var olduğuna inandığım ruhum o delinin kucağı gelir aklıma aklımı yeniden kazandığım şu günlerde özlerim deli gibi deli li deyimler kullanır cümlelerim; tırnak açarım söylemlerime bir deliye aşık olduğum hafta içi günler gelir aklıma hafta sonlarında dimağım dinlenir (sonrasında delilği özlediğim mesai saatleri) Başkadır o kucaklar. Sevişmeler başkadır. Deliliğin tarihini anlatır kitaplar; bense sadece yaşarım kendi tarihime, yarına silinecek çentikler atar ucu kırık kalemim, silikleşir yazılar, anılarım silikleşir en önce yaşadıklarımı diri diri tutar belleğim diridir ilk yazılanlar
deliliğin gerçeğe kafa tutan bir kararsızlığı vardır hep kayıp, yolu bulanık bir gerçeği vardır kaçıklığın vardır ve var olandan bazılarıdır
Oysa O, hala sevdiğim bahçede, yarı kuyruklu piyanonun üzerine oturup inatla My Funny Valentine ı söylüyordu gözlerini kapatıp bitmeyen bir sigaranın dumanlı tükenişi gibi şarkıya sözcük ediyordu genzinden dökülen dudak kıpırtılarını o sevimsiz, o çirkin adam ne güzel oluyordu bir anda neleri gizlerdi ki yüreğinde ve hiç bilemediğim farkı neydi bu yürekle kalbin? Bir bedenin- ki beden demek hep daha hoş olmuştur sanatlı söylencelerde- içinde taşıdığı bu etli butlu yenilmez organın acısı bu kadar mı yakardı adı bellisiz duygu uzuvlarını
Canım acır nedensiz ve mandallarım göz yaşlarımın en ucunu kuruyup kabarcıklandıklarındaysa kırışıverir içim hiçbir sıcaklık açamaz büzülmüş, kendi içine dönmüş kıvrımlarımı varlığı anlamsız kara bir böcek gibi kıvrılırım; en kolayı, acırım kendime bir otel odası ve duvar kenarında dolanıp duran, öldüresiye tiksindiğim; işe besmelesiz başlayan imansız haşare sürüleri acımadan bir terlik patlatırım üzerlerine ve ne iğrenç bir sestir o öyle ezilirler durduk yere. rahatlarım.
-Rahatlamanın elle tutulamaz anları başlar hayatımda deli adam daha da delirir kimse dokunamaz, kimse ilişemez tükenikliğine.-
bir gece, içim bunalıverir, bulanıverir aklım ve kelimeler pervasızca dökülür dimağmdan yere yine anlaşılmaz tırnaklar açarım cümle başlarına;bencilleşir bütün genlerim. Ben yazarım ben okurum yine de anlamam belleğimin altına sıkışmış acıları-yazdıkça. Rahatlamanın elle tutulamaz anları yinelenir hayatımda bir andır tutsaklıklarım tutulur kalırım her şeyin gerisinde.
Jehan Barbur
önüne konan yemeği goethe yememiş.
büyük yerlerin büyük sözleri o kadar çok kullanıldı ki küçük yerlerde küçük insanlara. artık anlamsız.
tavsiye bir bobiler konusudur. Güncel konuda olmayan tüm monteler burada paylaşılır.
Bir olay, olgu veya düşünceye tepki verememe sonrası katılan olumsuz yargıdır.*
bugünlerde yapılan neredeyse her hareketin gözüme görünme şekli.
okb için kullandığım ilaçlardan birisini ikiye bölmek için kullanacağım bıçakla şu an karşı karşıyayız, okbden kaynaklı acaba merdiven boşluğundan atlar mıyım gibi anlamsız kaygılar doğabiliyor, biliyorum, bu ve benzer kaygılarla bir çok kez uğraştım ama bu ilk defa oluyor avucumdaki çizik şeklindeki yarayı bıçakla tazelelememek için kendimi zor tutuyorum üstelik bu defa bir çeşit kaygı da değil gibi sanki bunu istiyorum ve büyük ihtimalle de yapacağım ama neden? bunun cevabını bulmalıyım, acı umrumda değil. neden bugün? evet psikolojik olarak zor bir süreçten geçiyorum ama daha kötülerini okbnin de yardımıyla çok kez deneyimledim. anlam veremediğim ve kendimden korkmama sebep olan bir durum galiba ilk defa bu anı yaşıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar