bugün

/400
altı üstü gri... kocaman ama kocaman bir şehir hepi topu...
asil mi asil askerleri barındıran en özel şehir.
mesai günleri kahvaltı niyetine simit krem peynir yiyen insanların yaşadığı şehir. içleri kuruyacak farketmeyecekler...
ilginçtir, pazartesi sabahları ve cuma akşamları trafiği ile istanbul 'u aratmaz. tabii bunda büyük çok büyük şehir belediyemizin de katkısı inanılmaz fazla. sanki sadece işe, okula pazartesi gidilip cuma dönülüyor.
çat ayazınin bile ozlendigi sehirdir. candir.
Bir an önce ayrılmak istediğim şehir. Ve mümkünse bir daha hiç görmeyeceğim şehir.
kar yağışlarının başlayacağı şehir. ne zaman başlayacak bilmiyorum ama başlayacak, inanıyorum.
sonbaharı güzeldir.
bir başkente yakışmayacak kadar alçakgönüllü görürüm ben onu.

istanbul ailenin şımarık ve güzel kızı ise o bir baba gibi olgun ve sakindir. bir baba şefkati ile adil olma çabasındadır sanki tüm çocuklarına; gözü dersaadet'den başka mekanı-mekan görmeyen kimilerine inat.

denizi yoktur. buna mukabil deprem riski de yoktur.

huzurlu bir şehirdir ankara, sokak çeteleri iliklerine kadar işleyememiştir henüz. bir kadın olarak, trafik magandalarının sizi bariyerlere sıkıştırma girişimlerine fazlaca maruz kalmazsınız örneğin. felç olmuş bir trafikte araba kullanırken, kendisini çok akıllı diğer insanları ise aptal zanneden şark kurnazları pek çıkmaz örneğin. hani şu, herkes dururken tahsisli şeritten yel gibi gidip kavşakta polisi görünce direksiyonu önünüze kırıveren şark kurnazlarından.

trafiğin en sıkışık olduğu zamanlarda dahi şehrin bir ucundan diğerine varışınız bir saati geçmez bu şehirde. pendik'den kartal metro durağına e5 üzerinden bu sürede yetişemeyip kadıköy metro durağının yanıbaşındaki haldun taner sahnesinde oyun kaçırmış biri olarak önemli bir detaydır benim için.

devlet gücünün tüm ihtişamı ile yanıbaşınızda bulunmasının hatta, dünya hali bu; bir savaşta kaybedilecek son kale olmanın rahatlığını da yaşarsınız.

ölenler neden ölür bilmem ama ben bu şehrin nisan ya da mayıs'ında asla ölmem.
istanbul insanı kendine aşık eder, lakin ankara' ya aşık olunur. zorakidir, sıkıntılıdır bu aşk, ama bir başladı mı; ne istanbul dinler, ne bağdat. bir başkadır taşı da, toprağı da, soğuğu da, kara kışı da..
güneşsiz gökyüzü ile bir başka güzel şehir.
Başkent olmasının dışında bir özelliği bulunmayan il.
Sakarya caddesi. 7. caddedir.
bugulu sessiz sakin ama guzeldir.
sonbaharlarda her seferine kendine bir kez daha aşık eden şehir. kapalı, gri havada taktım kulaklığı yürüdüm kızılaydan tunalıya kadar. var mı böyle keyif başka şehirde?
sevmeyenlerin gelip mahvettiği canım şehir.

silah zoruyla getirmiyoruz ya, gelmeyin amına koyayım, yazma odtü yü, a ü yü, gazi yi, hacettepe yi başka yerde oku.
gökleri de bahtı gibi kara olan, üstünüze 7/24 kuşların pislediği boşkent.
behzat ç. vesilesiyle sevmeye başladığım şehirdir.
kapalı yağmurlu yeni gelenlerin hemen ısınamayacağı ama zaman geçtikçe sevebileceği şehir.
kaldırımları güzeldir, bir de odtü'nün dönüşü.
ankara'da deniz olmadığından insanlar birbirlerinin yüzüne bakarlar.(anonim)
umutsuzluğun aynı zamanda umutun başkenti.
içinde yaşamamış olanın sevmediği/sevemediği güzide başkent. 4 milyon nüfusa sahip ve nüfusunun çoğunluğunun memur olmasından dolayı 'memur şehri' olarak da adlandırılan kent. ayrıca dünya futbol liglerinde şampiyon takıma sahip olmayan tek başkent ünvanına da sahiptir maalesef.
Ankarayı sevmeyene bir zulümdür bu kadar insanın neden Ankarayı sevdiğini anlamadan Ankara da yaşamak.
bağlılık oluşturma becerisinde olan şehirdir. gelen gidemez.
en yaşanası şehir...
aşkı da özlemi de en uç noktada hissettiren.
© copyright 2005 - 2026