bugün

/400
" yazı bir başka, kışı bir başka, yine de seviyor be insan ankara'yı.. hele içinde sevdiceğin de varsa.. parkları, güzel mekanlarıyla bir bütündür ankara, atsan atılmaz, satsan satılmaz, gecekonduları olsun, yüksek yüksek binaları olsun herşeyiyle bir bütün, etle tırnak gibi..
işten güçten fırsat olup keşfe çıktığında güzel olduğunu anlayabileceğin şehir.
diplomatik şehir.
an itibari ile hava sıcaklığının eksi 2 derece gösterdiği şehir..
halı saha maçında götümün donacagının habercisidir.hadi bakalım hayırlısı...
aşık olduğum şehir.
ankara ankara
ey iyi kalpli üvey ana

cemal süreya
geceleri soğuk geceleri ayaz geceleri serindir ankara, ama sevdası sıcaktır.
bir yayalaştırma projesi de ankara'ya gerekli hatta zorunlu. ankaralılar çok iyi bilirler ki güvenpark kumrular arası tamamen kaostan ibaret. her gün devlet erkanının geçtiği ama ne yazıkki farkedemediği bu yer hindistan'da ve çin'de bile olmayan bir trafiğe sahip. hindistan'dan tek farkı ineklerin yolda yürümüyor olmasıdır herhalde. gerçi insanlarımız aradaki bu farkı fazlasıyla kapatıyor.

nasıl bir mantık ki dolmuşları, otobüsleri, servisleri, yayaları ve araç trafiğini aynı yoldan geçirir?
şu an ayazını yemekteyiz kendisinin. ama iyidir iyi.
sevilen bir şehirdir, kimilerinin "aaaa burada deniz yok siz nasıl yaşıyorsunuz" gibi sorularını bile sineye çektirir taki trafiğine çıkana kadar. işte o zaman sevgi birden bire nefrete döner.
onsuzluğumun nedenlerinden biri.
(bkz: burası ankara gerisi palavra)
saatin 8 olduğu ama sabahın bir türlü olmadığı şehir. hala gece anasını satayım...
yılın ilk karıyla tanışmıştır.
arabanız varsa su birikintilerinin içine girmemeniz gereken şehir. derinliği pek belli olmuyor. her han olimpik bir havuzun içinde bulabilirsiniz kendiniz.
--spoiler--
Ankara o kadar soğuk ki sanırsın kutup noktası. Az önce de yolunu kaybetmiş 3 penguen yavrusu gördüm. Bana Kızılay neresi diye sordular. Tarif ettim...
--spoiler--
tamam aşıktım deliler gibi seviyordum bundan ötesi olmaz diyordum ama unutmuşum aşk sonbaharda da güzeldir.
huzurludur, yağmuru sonbaharı çok hoştur.
en çok özlenebilecek şehirdir. şimdi ankaraya gitsem de az götüm donsa kuru soğuk özledim la diye haykırtabilir.
bence türkiye'nin en yaşanabilir şehirlerdendir. ama aynı zamanda en çok üzerinde kendini sevmeyen insanların yaşadığı şehirdir de.

ha bu şikayetçilerin çoğu da ankaradan çok daha küçük ve olanakları kısıtlı yerlerden gelenlerdir. bir bayramda memleketine gidiyor, bir haftayı zor geçiriyor; sonra gelmiş ankarayı beğenmiyor. sanki ankaradaki tüm mekanları gezmiş paşam da kendine layık bir yer bulamamış. sorsan bir kızılay'ı, bir bahçeli'yi ancak görmüştür. ondan sonra ankara sıkıcı; he canım, he.
olmazsa olmaz "denizsiz yaşayamam ben yaağ" diyenleri de unutmamak lazım. sanki bana fok da her gün denizden balık avlıyor.* *
bir de ankara'yı sevmemeyi, ona bok atmayı bir cool olma aracı gören ergenler var ki onlar çok fena. sanki ankara'yı beğenmeyince herkes "vayy çocuğa/kıza bak, ankara'yı beğenmiyo. kim bilir neler yaşamıştır bu." diyip buna yanaşacak, bu da popüler olacak. canım benim yok öyle bir dünya, sakın!**
haa bir de griciler var. vay efendim neymiş, ankara çok griymiş. gri ne la? şehri tanımlarken renk mi kullanılır? izmir çok mavi ya , istanbul da çok yeşil, ankara da çok gri beğenmezsin tabi. yeşil istiyorsan bak bir sürü park yaptı melih amcan, gez oraları.

yanlış anlaşılmasın, kimse ankara'yı sevmek zorunda değil, ben de aşığı değilim. ama bu klişe muhabbetler 11 senedir ankara'da yaşayan biri olarak beni bile baydı ki ankaralıları ne kadar baymıştır, bilemeyeceğim. sevmeyin, ama burda yaşıyorsanız bari biraz saygı gösterin/gerçek nedenlerle gelin veya gidin sonuçta zorla tutan yok ya. ankara siz olmadan daha yaşanabilir olacaktır.**

edit: imla
insan eliyle sonradan yapılmış, yapay bir şehir gibidir.

her yer beton olduğu gibi ne denizi vardır ne yeşili. canı kanı yoktur ama yaşıyoruz işte.
(bkz: bokum gibi)
ahmet hakan tarafından melihland olarak adlandırılan başkenttir.
bi kar yağıyo bi güneş açıyo, ankara noluyo götün başın oynuyo.
çok istenmeme rağmen gitmemekte ayak dirediğim şehir.

Hani bir yemek vardır; türlü. Karaktersizdir, içinde hepsi olmasına rağmen, ne patlıcan tadı alırsın ne fasulye ne de patates. Bu şehir de öyle, karaktersiz. işi düşenin, düştüğü anda gidenin, gittiği yerde kalanın şehridir ankara. Soğuktur, ciddidir, sürekli koşuşturur ve hiç gülmez.
© copyright 2005 - 2026