ankara

bence türkiye'nin en yaşanabilir şehirlerdendir. ama aynı zamanda en çok üzerinde kendini sevmeyen insanların yaşadığı şehirdir de.

ha bu şikayetçilerin çoğu da ankaradan çok daha küçük ve olanakları kısıtlı yerlerden gelenlerdir. bir bayramda memleketine gidiyor, bir haftayı zor geçiriyor; sonra gelmiş ankarayı beğenmiyor. sanki ankaradaki tüm mekanları gezmiş paşam da kendine layık bir yer bulamamış. sorsan bir kızılay'ı, bir bahçeli'yi ancak görmüştür. ondan sonra ankara sıkıcı; he canım, he.
olmazsa olmaz "denizsiz yaşayamam ben yaağ" diyenleri de unutmamak lazım. sanki bana fok da her gün denizden balık avlıyor.* *
bir de ankara'yı sevmemeyi, ona bok atmayı bir cool olma aracı gören ergenler var ki onlar çok fena. sanki ankara'yı beğenmeyince herkes "vayy çocuğa/kıza bak, ankara'yı beğenmiyo. kim bilir neler yaşamıştır bu." diyip buna yanaşacak, bu da popüler olacak. canım benim yok öyle bir dünya, sakın!**
haa bir de griciler var. vay efendim neymiş, ankara çok griymiş. gri ne la? şehri tanımlarken renk mi kullanılır? izmir çok mavi ya , istanbul da çok yeşil, ankara da çok gri beğenmezsin tabi. yeşil istiyorsan bak bir sürü park yaptı melih amcan, gez oraları.

yanlış anlaşılmasın, kimse ankara'yı sevmek zorunda değil, ben de aşığı değilim. ama bu klişe muhabbetler 11 senedir ankara'da yaşayan biri olarak beni bile baydı ki ankaralıları ne kadar baymıştır, bilemeyeceğim. sevmeyin, ama burda yaşıyorsanız bari biraz saygı gösterin/gerçek nedenlerle gelin veya gidin sonuçta zorla tutan yok ya. ankara siz olmadan daha yaşanabilir olacaktır.**

edit: imla
© copyright 2005 - 2026