bugün
- hakkımda bilmeniz gerekenler13
- uludağ sözlük discord grubu8
- yazarların nickleri nereden geliyor11
- kitap önerir misiniz8
- yorgun mermi vs nervio5
- diamond bosphorus16
- limonlu makarna8
- arkadaşlar bir şey soracağım15
- birader ne demek10
- nervio'nun ayaklarının ters olması6
- kılıçdaroğlu'nun malı götürenler sözü4
- traktörü olan yazarlar6
- artık bilgi içerikli entryleri tek tek okuyacağım6
- tai lung18
- yeni parti46
- nervio burak demirbilek evliliği7
- damarlı ayak4
- gocu meriç7
- ismet gürbüz9
- sozlugun hafizasi6
- nervio hamferdi4
- damarlı domates3
- gammazı ispiyoncu sanmak15
- mehdi beklentisi5
- sevgiliye arkadan sarılmak3
- kız nick altı meriçleri13
- baş meriç7
- yazma deyince yazılmasını isteyen kezban4
- sözlüğe bilgi içerikli entry girmek6
- israil'in pariah state olması3
- sena3
- arabayı yavaş süren tipler16
- merfulu gitmesin kampanyası15
- deccal'in sozluge gelmesi4
- bana onu sormayin birader4
- otomatikportakal com2
- kıymasız lahmacun3
- gammazların tarafsız olması gerekliliği13
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
- 2pac3
- salçalı kıymalı makarna3
- bir erkek yazara instagramdan ulaşmak4
- apoya küfür edince kuduran kürtçü9
- gammazlar ve biraderler arasındaki kirli ilişki10
- blur2
- dün gece sözlükte yaşanan o rezil olay14
- nervio moderatör olsun kampanyası10
- beni seven yazarlar10
- aykolik'in hiç yaşlanmaması2
- kafiyesiz şiir saçmalığı3
akıcı ve etkileyici bir kitaptır..
ilk seride barındırdığı fakirlik ve sefalet iç kaldırıcı boyutlara ulaşabilir.
filmi de bulunmaktadır.. ancak kitabı okumak her zaman için daha zevklidir..
yazar burda kendinden bahsedecek: annemden gizli gizli okuduğum kitaptır.*
ilk seride barındırdığı fakirlik ve sefalet iç kaldırıcı boyutlara ulaşabilir.
filmi de bulunmaktadır.. ancak kitabı okumak her zaman için daha zevklidir..
yazar burda kendinden bahsedecek: annemden gizli gizli okuduğum kitaptır.*
Frank McCourt'un biyografisidir. açlık ve sefalet içinde geçen bir hikaye. ayyaş baba bile var düşünün artık.
irlandalı yazar frank mccourt'un otobiyografik romanı. yer yer içinizi acıtan yer yer diyaloglarıyla gülmekten kırıp geçiren bi kitap.
irlanda asıllı abd ' li öğretmen ve yazar frank mccourt ' un yazdığı anı kitabı . Kendisi 1929 Dünya Ekonomik Buhranı sırasında Brooklyn ' da dünyaya gelmiş bir göçmen ailesinin çocuğudur . Abd ' de geçimlerini sağlayamayınca ana vatanları irlanda ' ya göç ederler . Bu kitap aynı zamanda Mccourt ' a Pulitzer ödülü de kazandırmıştır ...
kitapta yaşanılan hayatı okuyunca , eminim ki kendi hayatınız için çok şükür diyeceksiniz, o derece çaresizlik hakim...ayrıca kitabın devamı olan 'umuda doğru' da tavsiye edilir.
irlanda'nın acı geçmişine selam çakan, eşsiz kitap. ağlatır.
--spoiler--
angela'nın külleri filminde okulda, öğretmen frankie'nin kompozisyon ödevi olarak
"hz. isa limerick'de yetişmiş olsaydı ne olurdu?" konusunu hazırlamasını ister ve küçük frankie mükemmel cümleler çıkartır kaleminden:
-kompozisyonumun adı
-başlık, mccourt, başlık!
kompozisyonumun başlığı
"yağmur altındaki isa"
-ne?!
-"yağmur altındaki isa" efendim
pekala! oku bakalım.
isa'nın limerick'te yaşamaktan hoşlanacağını sanmıyorum.çünkü burada devamlı yağıyor.shannon nehri taşarak kent sürekli su altında kalıyor. babam shannon'in katil bir nehir olduğunu söylüyor. çünkü shannon iki kardeşimi öldürdü. isa tasvirlerine baktığınızda onun devamlı bir katır üzerinde, eski israil sokaklarında gezdiğini görürsünüz. orada asla yağmur yağmaz. ve orada insanların asla öksürdüğünü duymazsınız. ya da vereme yakalandığını ve benzeri bir şeyi. orada kimse çalışmaz. çünkü tüm yaptıkları ortalıkta gezinmek, yemek ve çarmıha gerilme törenlerine gitmektir. isa'nın karnı acıktığı zaman bütün yapması gereken bir hurma ağacına ya da portakal ağacına gidip gönlünün dilediği kadar yiyip karnını doyurmaktır.ya da canı bira istediği zaman sadece elini bardağın üstünden şöyle bir geçirmesi yeterlidir hiçbir şey olmasa azize magdalene'yı veya rahibe martha'yı ziyaret ederdi. onlar da hiçbir soru sormadan. akşam yemeğini verirlerdi. bu nedenle isa'nın yahudiler arasında o sıcak ve nemsiz topraklarda doğması güzeldi,çünkü limerick'te vereme yakalanıp bir ayını doldurmadan ölürdü.ve katolik kilisesi olmazdı.biz de bu konuda kompozisyon yazmak zorunda kalmazdık. son!
bu kompozisyonu kendi başına mı yazdın mccourt?
ben yazdım ..
--spoiler--
bir solukta okunan kitaplardan..
angela'nın külleri filminde okulda, öğretmen frankie'nin kompozisyon ödevi olarak
"hz. isa limerick'de yetişmiş olsaydı ne olurdu?" konusunu hazırlamasını ister ve küçük frankie mükemmel cümleler çıkartır kaleminden:
-kompozisyonumun adı
-başlık, mccourt, başlık!
kompozisyonumun başlığı
"yağmur altındaki isa"
-ne?!
-"yağmur altındaki isa" efendim
pekala! oku bakalım.
isa'nın limerick'te yaşamaktan hoşlanacağını sanmıyorum.çünkü burada devamlı yağıyor.shannon nehri taşarak kent sürekli su altında kalıyor. babam shannon'in katil bir nehir olduğunu söylüyor. çünkü shannon iki kardeşimi öldürdü. isa tasvirlerine baktığınızda onun devamlı bir katır üzerinde, eski israil sokaklarında gezdiğini görürsünüz. orada asla yağmur yağmaz. ve orada insanların asla öksürdüğünü duymazsınız. ya da vereme yakalandığını ve benzeri bir şeyi. orada kimse çalışmaz. çünkü tüm yaptıkları ortalıkta gezinmek, yemek ve çarmıha gerilme törenlerine gitmektir. isa'nın karnı acıktığı zaman bütün yapması gereken bir hurma ağacına ya da portakal ağacına gidip gönlünün dilediği kadar yiyip karnını doyurmaktır.ya da canı bira istediği zaman sadece elini bardağın üstünden şöyle bir geçirmesi yeterlidir hiçbir şey olmasa azize magdalene'yı veya rahibe martha'yı ziyaret ederdi. onlar da hiçbir soru sormadan. akşam yemeğini verirlerdi. bu nedenle isa'nın yahudiler arasında o sıcak ve nemsiz topraklarda doğması güzeldi,çünkü limerick'te vereme yakalanıp bir ayını doldurmadan ölürdü.ve katolik kilisesi olmazdı.biz de bu konuda kompozisyon yazmak zorunda kalmazdık. son!
bu kompozisyonu kendi başına mı yazdın mccourt?
ben yazdım ..
--spoiler--
bir solukta okunan kitaplardan..
filmi son derece etkileyici. o dönemi sanki içinde yaşıyormuş gibi hissedebiliyorsunuz.
38.Kitabı okurken bir yandan gülümsüyor bir yandan ağlıyor insan çocukluğuna dair pekçok şey anlatıyor.Yazarın hayatını anlatması gerçek eserin gerçek olduğunu bilmek dahada hüzünlendiriyor.
roman tadında gerçekten akıcı bir kitaptır. biyografi ve anı türünü sevenlere tavsiye ediyorum.
film uyarlamasına imdb' nin 7.1 verdiği mükemmel edebi eser. her izlendiğinde bünyede şükür duygusu ile suçluluk duygusunu birbirine karıştırır.
Yoksulluğu en iyi anlatan filmlerden. Gerçek bir hayat hikayesidir. imdb puanı daha yüksek olmalıdır.
Bir şaheserdir. Okurken keyif ile sıkılmadan okursunuz. 2 kitaptan oluşur. Frank Mccourt çoğunun utanarak şikayet ederek anlatabileceği bir hayatı varken, o bunu yapmayıp mizahi bir üslupla yazmış. Kitabın sonuna dek mizahi bir üslup var. Son sayfalara kadar devam edecek olan yüzünüzdeki gülümseme, son sayfalarda içinizde bir burukluğa ve tüyleriniz de dikenliğe dönüşecektir. Angela' nın Külleri isminin nereden geldiğini de anlamış olacaksınızdır.
Bu kitabı okumak, kaliteli bir şarabın ilk defa ağızda hissedilmesi gibidir. Unutulmayacak bir haz. Her cümlesi bir başka tepkiye sebep olur. Gülersiniz, ağlarsınız, sinirlenirsiniz, şaşırırsınız. Her şey hayatın çok içindendir. Kitabı sıcacık, sevgi dolu evinizde okurken dışarda hala bu kitaptaki gibi sefil ailelerin, sizinle aynı imkanlara sahip olmayan günahsız yavruların olduğu gerçeği ile yüzleşirsiniz. Bu kitap şükür etmeyi öğretir. Ailenin ne kadar hassas bir konu olduğunu gösterir. Kitapta Frank büyürken siz de büyürsünüz. Bazı şeyleri tecrübe edip yaşamak gerekmemektedir olgunlaşmak için. Yaşamdan bir kesit okumak ve o kesitten ders çıkartmak da insanı olgunlaştırır, büyütür. işte bu kitap da insanı büyüten kitaplardan birisidir.
ağlatan kitaplar listesinde adını gördüğümde, adını öldürülen insanların cesetlerinin yakılmasından alan 2. dünya savaşı temalı bir kitap sanmıştım, meğerse alakası yokmuş ana konusu sefalet imiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar