bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları39
- anın görüntüsü26
- petrol bulduk haberleri8
- sadece filistin'i önemsemek13
- israil11
- türkler vs türkiyeliler6
- regl günündeki bir kızın aksesuarları4
- ülkücülere küfür edip ülkücülerden oy bekleyen tip8
- mazotun litresi 101 lira36
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz12
- kürdü sevin9
- as maca8
- atilla uğur'un öcalanın listesinin başında olması5
- yetiş ya gavs6
- arkadaşlar neden böyle3
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- türkiyeli ermeniler ve rumlar4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak26
- reagan ridley9
- mhplilerin hala mhpye oy verecek olması7
- sabah uyanınca ilk iş küpelerini takan erkek4
- israil nüfusunun yarısı müslüman4
- çanakkale kumandanı mustafa kemal paşa3
- true vs sarı şeker kafes dövüşü8
- 51 komando tugayı3
- arkadaşlar bakar mısınız18
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- serhat kılıç2
- başkasını açık oylamış bir erkekle evlenen kız5
- bonnie blue6
- yaşlılığı kabullenemeyen insan7
- dağdan gelip bağdakini kovmak3
- en iyi bisküvi9
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- star wars ta en çok stormtrooper ların sevilmesi5
- dinci siyasetin sermayesi yalandır2
- iltica13
- yazarların fobileri20
- hasan atilla uğur9
- larisalisa öldü mü5
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı4
- açık oylayan yazara alevli meyve tabağı göndermek3
- çocuk gibi nickten küfür peyda eden yazarlar5
- sıkıldım13
- g i l d e d l i l y27
- nervio hamferdinin izmire gelmesi2
- anadolu daki ormanlar2
Meydana geliş tarihi kesin olarak bilinen bir olayı yaşadığı zaman belli olan bir kişiyi, değişik bir tarihte gerçekleşmiş ya da yaşamış gibi göstermektir. Nasrettin Hoca'nın Timur ile ilgili fıkraları gibi.
bilgi eksikliğinden kaynaklanabilir ya da bir amaç için bilinçli olarak yapılabilir.
bilgi eksikliğinden kaynaklanabilir ya da bir amaç için bilinçli olarak yapılabilir.
edebiyatta, hikayede geçen unsurları (karakter, çevre, eşya, varlık vb.) yanlış zamanlama ile hikayede kullanma anlamına gelmektedir. örneğin, 19. yy da bulunan bir icadı daha önceki zamanlarda geçen bir hikayede kullanmak, bir anakronizmdir
malkoçoğlu filmini çeken cüneyt arkın'ın, burçlardan atladığı sırada, backgroundda iett otobüsünün gözükmesi gibi.
zaman sırası tutarsızlığı.
(bkz: da vinci demons)
lolita filminde de bir örneği görülen, kimi zaman hata olarak kimi zaman da bilerek yapılan eylem.
bir olayı, ait olduğu zamandan farklı bir zaman dilimi içine sokarak değerlendirme.
özellikle din eleştirilerinde sıkça karşılaştığım durum. 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini günümüz toplumunun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. O çağda niye böyle böyle olmamış diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey " bu çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır. bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " o çağ için" hatalı bulamazsın.
özellikle din eleştirilerinde sıkça karşılaştığım durum. 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini günümüz toplumunun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. O çağda niye böyle böyle olmamış diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey " bu çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır. bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " o çağ için" hatalı bulamazsın.
kelime anlamını bilmiyorum , tanımınızı da siktirtmeyin vikipedide değiliz amk burası uludağ patlıyo herkes.neyse hatlar karıştı konuya giriyorum ;
cümledeki bazı öğelerin yerlerini ve bazı kelimeleri biraz değiştirirsek aslında eleştirilerin nasıl haklı olduğunu göreceğiz , bizzat yazarın üslubu ve düşünce tarzı sayesinde bunu yaşayacağız cidden bakın seyredin.
bugünün toplumsal ahlaki değerlerini 1000 yıl öncesi toplumun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. 1000 yıl önceki çağda böyleydi günümüz çağında niye böyle böyle olmasın diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey "1000 yıl önceki çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır.bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " bu çağ için" haklı bulamazsın.
şimdi sevgili yazar soruyorum , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini ortaya koyan dini eleştiren hatalı da , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerinin hiç değişmemesini ve değişen değerlere ayak uydurulmamasını isteyen din hatasız mı ?
ya dini eleştirene de bu nedenden dolayı saygı duyacaksın , ya da dinin hatalı olduğunu kabul edeceksin ki o zaman dinden çıkmış olacaksın zaten.
özetle senin bizzat dinin düşünce yapısıyla , dini eleştiren kişileri eleştirmeye ve bu basit bahaneyi öne sürmeye hakkın yok.
cümledeki bazı öğelerin yerlerini ve bazı kelimeleri biraz değiştirirsek aslında eleştirilerin nasıl haklı olduğunu göreceğiz , bizzat yazarın üslubu ve düşünce tarzı sayesinde bunu yaşayacağız cidden bakın seyredin.
bugünün toplumsal ahlaki değerlerini 1000 yıl öncesi toplumun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. 1000 yıl önceki çağda böyleydi günümüz çağında niye böyle böyle olmasın diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey "1000 yıl önceki çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır.bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " bu çağ için" haklı bulamazsın.
şimdi sevgili yazar soruyorum , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini ortaya koyan dini eleştiren hatalı da , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerinin hiç değişmemesini ve değişen değerlere ayak uydurulmamasını isteyen din hatasız mı ?
ya dini eleştirene de bu nedenden dolayı saygı duyacaksın , ya da dinin hatalı olduğunu kabul edeceksin ki o zaman dinden çıkmış olacaksın zaten.
özetle senin bizzat dinin düşünce yapısıyla , dini eleştiren kişileri eleştirmeye ve bu basit bahaneyi öne sürmeye hakkın yok.
zamanın ruhuna aykırı dönemsellik.
zamanı yanlış yere koymak, bir şeyi alıp başka bir çağın kucağına fırlatmak. bazen kasıtlı, bazen salakça, ama her seferinde insanın içindeki o minik kronoloji polisini ayağa kaldıran bir hal. mesela ortaçağ şövalyesi zırhını giymiş, kılıcını kuşanmış, atına binmiş gidiyor haçlı seferine... ama bir de bakıyorsun kılıcın kabzasına sıkışmış airpods kutusu. o an işte, zamanın kendisi utanıyor, suratı kızarıyor.
benim en sevdiğim hali hayatta rastladıkların. mesela bir arkadaşın 2026’da hâlâ 90’lar metal playlist’ini dinliyor, arabada kasetçalar takılı değil ama o yine de abi teyp niye bozuldu diye soruyor. ya da bir kız, instagram’da “vintage” diye etiketlediği fotoğrafında 2024’te çekilmiş selfie’sini 70’ler filtresiyle paylaşıyor, altına da “keşke o yıllarda yaşasaydım, her şey daha gerçekti” yazıyor. kızım o yıllarda doğsaydın şimdi 50 yaşında olurdun, saçların ak, belin ağrır, instagram yerine komşuyla balkonda dedikodu yapardın. ama hayır, zamanı kendine uydurmuş, geçmişe kaçmış, şimdiki halinden sıkılmış. anakronizm bu işte; insanın kendi hayatına sığmayıp başka bir zamana sığınması.
bazen de güzel yanı var. mesela eski bir plağı açıyorsun, 1972 basımı, iğne düşüyor, ses geliyor... birden 2026’nın bütün gürültüsü susuyor. o plak, o an, o odada anakronizmin en zarif hali oluyor. seni alıp götürüyor, hiç yaşamadığın bir çağa konuk ediyor. rahatsız edici değil, aksine huzur verici. çünkü zamanı bozmak değil, zamanın içinden süzülüp başka bir katmanına dokunmak gibi. kulağından giriyor, kalbine oturuyor, hadi diyor, “biraz da ben olayım.”
sonuçta anakronizm, insanın en büyük oyuncağı. bazen hata, bazen kasıtlı şaka, bazen de “keşke”nin ta kendisi. sen de fark edersin bir gün, aynaya bakarken saçın 70’ler tarzı, gözlerin 2026 yorgunluğu, kalbin ise hâlâ o ilk sevgilinin kaldığı 2011’de takılı kalmış. gülersin. çünkü zamanı yanlış yere koymak, bazen en doğru şey oluyor.
benim en sevdiğim hali hayatta rastladıkların. mesela bir arkadaşın 2026’da hâlâ 90’lar metal playlist’ini dinliyor, arabada kasetçalar takılı değil ama o yine de abi teyp niye bozuldu diye soruyor. ya da bir kız, instagram’da “vintage” diye etiketlediği fotoğrafında 2024’te çekilmiş selfie’sini 70’ler filtresiyle paylaşıyor, altına da “keşke o yıllarda yaşasaydım, her şey daha gerçekti” yazıyor. kızım o yıllarda doğsaydın şimdi 50 yaşında olurdun, saçların ak, belin ağrır, instagram yerine komşuyla balkonda dedikodu yapardın. ama hayır, zamanı kendine uydurmuş, geçmişe kaçmış, şimdiki halinden sıkılmış. anakronizm bu işte; insanın kendi hayatına sığmayıp başka bir zamana sığınması.
bazen de güzel yanı var. mesela eski bir plağı açıyorsun, 1972 basımı, iğne düşüyor, ses geliyor... birden 2026’nın bütün gürültüsü susuyor. o plak, o an, o odada anakronizmin en zarif hali oluyor. seni alıp götürüyor, hiç yaşamadığın bir çağa konuk ediyor. rahatsız edici değil, aksine huzur verici. çünkü zamanı bozmak değil, zamanın içinden süzülüp başka bir katmanına dokunmak gibi. kulağından giriyor, kalbine oturuyor, hadi diyor, “biraz da ben olayım.”
sonuçta anakronizm, insanın en büyük oyuncağı. bazen hata, bazen kasıtlı şaka, bazen de “keşke”nin ta kendisi. sen de fark edersin bir gün, aynaya bakarken saçın 70’ler tarzı, gözlerin 2026 yorgunluğu, kalbin ise hâlâ o ilk sevgilinin kaldığı 2011’de takılı kalmış. gülersin. çünkü zamanı yanlış yere koymak, bazen en doğru şey oluyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar