bugün
- sözlük yazarlarının gerçek adları33
- reagan ridley9
- true vs sarı şeker kafes dövüşü8
- sadece filistin'i önemsemek7
- arkadaşlar bir şey soracağım13
- öcalan'ın kira vermeden villada oturması12
- kürdü sevin6
- yer çekimi mi atmosfer basıncı mı5
- doktor kadın çöpçü erkek evliliği11
- en iyi bisküvi9
- arkadaşlar bakar mısınız18
- iltica13
- yazarların fobileri20
- mazotun litresi 101 lira34
- sözlüğün en zeki yazarı anketi4
- hasan atilla uğur9
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek20
- 31 çekmek çok yoruyor4
- gocu35
- vermio'nun ağzına vermek4
- ktç'nin küçükken sarışın yeşil gözlü olması11
- stormtrooper ların darth vader a darbe yapması4
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler25
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak6
- bana onu sormayin5
- çocuk gibi nickten küfür peyda eden yazarlar2
- asgari ücret alıp apo'ya villayı savunmak4
- apoya statü verilen dönem7
- cicibebe3
- mantar toplayan çocuk2
- kahvaltıda kaç zeytin yersiniz8
- benim dedem çok fakirmiş diyen olmaması9
- kahvaltıda sevgilinizden nasıl çay istersiniz10
- sıkıldım12
- g i l d e d l i l y27
- domates çorbanıza size sormadan kaşar atılması8
- eti sik3
- star wars ta en çok stormtrooper ların sevilmesi3
- true'nin porno arşivi kaç gb3
- orospum3
- eti üç harfli4
- yaşlı siyasetçiler istifa etsin2
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz45
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak14
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- şu an aklınızı meşgul eden düşünce2
- claudian clouds13
- apoya af çıkartılması4
- sözlüğün en anonim yazarı5
- intihar etmek3
Meydana geliş tarihi kesin olarak bilinen bir olayı yaşadığı zaman belli olan bir kişiyi, değişik bir tarihte gerçekleşmiş ya da yaşamış gibi göstermektir. Nasrettin Hoca'nın Timur ile ilgili fıkraları gibi.
bilgi eksikliğinden kaynaklanabilir ya da bir amaç için bilinçli olarak yapılabilir.
bilgi eksikliğinden kaynaklanabilir ya da bir amaç için bilinçli olarak yapılabilir.
edebiyatta, hikayede geçen unsurları (karakter, çevre, eşya, varlık vb.) yanlış zamanlama ile hikayede kullanma anlamına gelmektedir. örneğin, 19. yy da bulunan bir icadı daha önceki zamanlarda geçen bir hikayede kullanmak, bir anakronizmdir
malkoçoğlu filmini çeken cüneyt arkın'ın, burçlardan atladığı sırada, backgroundda iett otobüsünün gözükmesi gibi.
zaman sırası tutarsızlığı.
(bkz: da vinci demons)
lolita filminde de bir örneği görülen, kimi zaman hata olarak kimi zaman da bilerek yapılan eylem.
bir olayı, ait olduğu zamandan farklı bir zaman dilimi içine sokarak değerlendirme.
özellikle din eleştirilerinde sıkça karşılaştığım durum. 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini günümüz toplumunun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. O çağda niye böyle böyle olmamış diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey " bu çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır. bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " o çağ için" hatalı bulamazsın.
özellikle din eleştirilerinde sıkça karşılaştığım durum. 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini günümüz toplumunun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. O çağda niye böyle böyle olmamış diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey " bu çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır. bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " o çağ için" hatalı bulamazsın.
kelime anlamını bilmiyorum , tanımınızı da siktirtmeyin vikipedide değiliz amk burası uludağ patlıyo herkes.neyse hatlar karıştı konuya giriyorum ;
cümledeki bazı öğelerin yerlerini ve bazı kelimeleri biraz değiştirirsek aslında eleştirilerin nasıl haklı olduğunu göreceğiz , bizzat yazarın üslubu ve düşünce tarzı sayesinde bunu yaşayacağız cidden bakın seyredin.
bugünün toplumsal ahlaki değerlerini 1000 yıl öncesi toplumun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. 1000 yıl önceki çağda böyleydi günümüz çağında niye böyle böyle olmasın diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey "1000 yıl önceki çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır.bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " bu çağ için" haklı bulamazsın.
şimdi sevgili yazar soruyorum , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini ortaya koyan dini eleştiren hatalı da , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerinin hiç değişmemesini ve değişen değerlere ayak uydurulmamasını isteyen din hatasız mı ?
ya dini eleştirene de bu nedenden dolayı saygı duyacaksın , ya da dinin hatalı olduğunu kabul edeceksin ki o zaman dinden çıkmış olacaksın zaten.
özetle senin bizzat dinin düşünce yapısıyla , dini eleştiren kişileri eleştirmeye ve bu basit bahaneyi öne sürmeye hakkın yok.
cümledeki bazı öğelerin yerlerini ve bazı kelimeleri biraz değiştirirsek aslında eleştirilerin nasıl haklı olduğunu göreceğiz , bizzat yazarın üslubu ve düşünce tarzı sayesinde bunu yaşayacağız cidden bakın seyredin.
bugünün toplumsal ahlaki değerlerini 1000 yıl öncesi toplumun değer yargılarıyla ölçüp biçip eleştiri olarak sunuyor. 1000 yıl önceki çağda böyleydi günümüz çağında niye böyle böyle olmasın diyor.iyi de senin böyle böyle olmalıydı dediğin şey "1000 yıl önceki çağın inşa ettiği" değer yargılarıdır.bu değer yargılarıyla 1000 yıl öncesinin ahlaki değerlerini " bu çağ için" haklı bulamazsın.
şimdi sevgili yazar soruyorum , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerini ortaya koyan dini eleştiren hatalı da , 1000 yıl öncesinin toplumsal ahlaki değerlerinin hiç değişmemesini ve değişen değerlere ayak uydurulmamasını isteyen din hatasız mı ?
ya dini eleştirene de bu nedenden dolayı saygı duyacaksın , ya da dinin hatalı olduğunu kabul edeceksin ki o zaman dinden çıkmış olacaksın zaten.
özetle senin bizzat dinin düşünce yapısıyla , dini eleştiren kişileri eleştirmeye ve bu basit bahaneyi öne sürmeye hakkın yok.
zamanın ruhuna aykırı dönemsellik.
zamanı yanlış yere koymak, bir şeyi alıp başka bir çağın kucağına fırlatmak. bazen kasıtlı, bazen salakça, ama her seferinde insanın içindeki o minik kronoloji polisini ayağa kaldıran bir hal. mesela ortaçağ şövalyesi zırhını giymiş, kılıcını kuşanmış, atına binmiş gidiyor haçlı seferine... ama bir de bakıyorsun kılıcın kabzasına sıkışmış airpods kutusu. o an işte, zamanın kendisi utanıyor, suratı kızarıyor.
benim en sevdiğim hali hayatta rastladıkların. mesela bir arkadaşın 2026’da hâlâ 90’lar metal playlist’ini dinliyor, arabada kasetçalar takılı değil ama o yine de abi teyp niye bozuldu diye soruyor. ya da bir kız, instagram’da “vintage” diye etiketlediği fotoğrafında 2024’te çekilmiş selfie’sini 70’ler filtresiyle paylaşıyor, altına da “keşke o yıllarda yaşasaydım, her şey daha gerçekti” yazıyor. kızım o yıllarda doğsaydın şimdi 50 yaşında olurdun, saçların ak, belin ağrır, instagram yerine komşuyla balkonda dedikodu yapardın. ama hayır, zamanı kendine uydurmuş, geçmişe kaçmış, şimdiki halinden sıkılmış. anakronizm bu işte; insanın kendi hayatına sığmayıp başka bir zamana sığınması.
bazen de güzel yanı var. mesela eski bir plağı açıyorsun, 1972 basımı, iğne düşüyor, ses geliyor... birden 2026’nın bütün gürültüsü susuyor. o plak, o an, o odada anakronizmin en zarif hali oluyor. seni alıp götürüyor, hiç yaşamadığın bir çağa konuk ediyor. rahatsız edici değil, aksine huzur verici. çünkü zamanı bozmak değil, zamanın içinden süzülüp başka bir katmanına dokunmak gibi. kulağından giriyor, kalbine oturuyor, hadi diyor, “biraz da ben olayım.”
sonuçta anakronizm, insanın en büyük oyuncağı. bazen hata, bazen kasıtlı şaka, bazen de “keşke”nin ta kendisi. sen de fark edersin bir gün, aynaya bakarken saçın 70’ler tarzı, gözlerin 2026 yorgunluğu, kalbin ise hâlâ o ilk sevgilinin kaldığı 2011’de takılı kalmış. gülersin. çünkü zamanı yanlış yere koymak, bazen en doğru şey oluyor.
benim en sevdiğim hali hayatta rastladıkların. mesela bir arkadaşın 2026’da hâlâ 90’lar metal playlist’ini dinliyor, arabada kasetçalar takılı değil ama o yine de abi teyp niye bozuldu diye soruyor. ya da bir kız, instagram’da “vintage” diye etiketlediği fotoğrafında 2024’te çekilmiş selfie’sini 70’ler filtresiyle paylaşıyor, altına da “keşke o yıllarda yaşasaydım, her şey daha gerçekti” yazıyor. kızım o yıllarda doğsaydın şimdi 50 yaşında olurdun, saçların ak, belin ağrır, instagram yerine komşuyla balkonda dedikodu yapardın. ama hayır, zamanı kendine uydurmuş, geçmişe kaçmış, şimdiki halinden sıkılmış. anakronizm bu işte; insanın kendi hayatına sığmayıp başka bir zamana sığınması.
bazen de güzel yanı var. mesela eski bir plağı açıyorsun, 1972 basımı, iğne düşüyor, ses geliyor... birden 2026’nın bütün gürültüsü susuyor. o plak, o an, o odada anakronizmin en zarif hali oluyor. seni alıp götürüyor, hiç yaşamadığın bir çağa konuk ediyor. rahatsız edici değil, aksine huzur verici. çünkü zamanı bozmak değil, zamanın içinden süzülüp başka bir katmanına dokunmak gibi. kulağından giriyor, kalbine oturuyor, hadi diyor, “biraz da ben olayım.”
sonuçta anakronizm, insanın en büyük oyuncağı. bazen hata, bazen kasıtlı şaka, bazen de “keşke”nin ta kendisi. sen de fark edersin bir gün, aynaya bakarken saçın 70’ler tarzı, gözlerin 2026 yorgunluğu, kalbin ise hâlâ o ilk sevgilinin kaldığı 2011’de takılı kalmış. gülersin. çünkü zamanı yanlış yere koymak, bazen en doğru şey oluyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar