bugün
- penis boyu takıntısı13
- geri zekalı demek hakaret mi15
- çankaya belediyesi ne operasyon6
- seni onaracağım diyen kadın10
- asla dolandırılmayan insanların sırrı11
- arkeoloji vs tarih6
- aylık 215 bin lira geliri olan adamı reddeden kız6
- cevabı bilinmeyen sorular10
- babasına bak kızını al anasına bak oğlunu al2
- hayat kalitesini düşüren şeyler9
- eksilenince evdeki her şeyi kırıp balkondan atmak4
- marmaris datça yolu8
- plasebo etkisi4
- sözlüğün ayık kafayla çekilmemesi4
- başını almak4
- evlenilecek insanın önce ailesine bakmak5
- kaka yapmak4
- bu devirde evlenen enayi erkek4
- honda accord4
- kadına göbeğin yakıştığı gerçeği4
- ismet biraderin düğünü3
- msn messenger3
- şişman kızla sevgili olan erkek12
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi14
- her şeye sarımsak koyan insan5
- dunya kupası finali devre arası gösterisi2
- türk kızlarının keko adam sevmesi8
- ilişkilerinde strateji kaygısı gütmeyen insan4
- günün şiiri23
- arkadaşlar sapık mısınız5
- srebrenica soykırımı7
- sözlükte sizi kim tanıyor26
- saraca10
- taxi driver3
- arjantin milli futbol takımı5
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız26
- ağırlık çalışmak4
- seks'in icadı3
- yusuf tekin'in srebrenitsa katliamı paylaşımı2
- evlenmek için para biriktirmek5
- eski sevgilinin yüzünün silikleşmesi4
- nicki kısa olanın penisi küçük olur3
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı15
- kocan böyle sikebiliyo mu sorusuna verilecek cevap4
- norveç ingiltere maçı saat 00 00 da trt 1 de2
- saraca finch house32
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası6
- starbucks ta venti boy kahve içmek4
- 11 temmuz 2026 türkiye japonya vnl maçı3
- 11 temmuz 20263
(bkz: #15108723)
varlığından şüphe edilmemesi gerekilen, yüce yaratıcıdır.
islamdan önceki arap toplumunda bir kadın putu. (bkz: el-ilah)
Havada normal nefes yoluyla alamadığımız çok ince değerlerde bir enerji türü bulunur.
eğer allah ismi ile zikredetrseniz gerek nefes alırken, gerek nefes verirken uygulanan vurgu sistemiyle, damağa ve burun köküne vurulan nefes ayrışarak içindeki özel enerji, önce beyine, sonra sağ ve soldaki enerji kanallarından bedene yayılır.
edit: allahsızlar eksilemekte.
eğer allah ismi ile zikredetrseniz gerek nefes alırken, gerek nefes verirken uygulanan vurgu sistemiyle, damağa ve burun köküne vurulan nefes ayrışarak içindeki özel enerji, önce beyine, sonra sağ ve soldaki enerji kanallarından bedene yayılır.
edit: allahsızlar eksilemekte.
Adının söylenmesi atomun parçalanmasına yetiyormuş. anştayn atomu parçalansana allah'ın belası diye azarlayınca büyük bir enerji açığa çıkmış.
Allah adı söylendikçe büyük bir enerji açığa çıkar.
Allah adı bir motor güçtür.. Bir reaktördür..
Enerji üretir ve dağıtır..
Kitlenmiş olan beden enerji merkezleri Allah ismiyle açılır.
Allah adı bir motor güçtür.. Bir reaktördür..
Enerji üretir ve dağıtır..
Kitlenmiş olan beden enerji merkezleri Allah ismiyle açılır.
bir bu kalmisti simdi tam oldu,
Vodka tanitimi icin kullanilmistir...
http://www.timeslive.co.z...usion-of-allah-on-bottles
görsel
Vodka tanitimi icin kullanilmistir...
http://www.timeslive.co.z...usion-of-allah-on-bottles
görsel
Suphesiz butun evreni, bizleri yaratan o`dur. Bagislayandir.
Ne zaman basim sikissa bir sekilde ban a yardim eder. Isyan ettigim zamamnlarda oldu ama sonradan ne kadar buyuk salaklik yaptigimin farkina vardim. Son zamanlarda ibadetlerimi yapamadimm affet toparlayacagim kendimi. Basimdaki en buyuk sikintigida yakinda yok edecegine eminim. Sukurler olsun sana yarabbim.
Ne zaman basim sikissa bir sekilde ban a yardim eder. Isyan ettigim zamamnlarda oldu ama sonradan ne kadar buyuk salaklik yaptigimin farkina vardim. Son zamanlarda ibadetlerimi yapamadimm affet toparlayacagim kendimi. Basimdaki en buyuk sikintigida yakinda yok edecegine eminim. Sukurler olsun sana yarabbim.
yaratıcı, yaradan.
hayatım boyunca yanımda bir tek ''O'' olsun başka kimseye zerre ihtiyacım olmaz...
edit:lan neyin eksisi bu töbe töbe
edit:lan neyin eksisi bu töbe töbe
insan beyninin algılayamayacağı kadar mükemmel.
''varlık'' ın sebebi.
zamanı geldiğinde, tarikatçı yobazlarla laik ayağına yatıp inanan kişilere saldıranları çatır çatır sikecektir.
zamanı geldiğinde, tarikatçı yobazlarla laik ayağına yatıp inanan kişilere saldıranları çatır çatır sikecektir.
Sürekli bu neden böyle , şunun şöyle olmasında niye bir şey yapmıyor gibi sorgulama yapanların, bir hiçlikten kendine özgü bir bünye sahibi oldukları için, yaşama şansları verildiği üzere şükretmeyi akıllarına getirmeyenlerin dahi rabbi olan , Alemlerin evendisidir. Başlangıcı ve sonu yoktur. Tekdir.
yaradan, yaratmak fiilinin sahibi, hiçbir şeyi sebepsiz yapmayan ama bizim gibi varlıkların bunu anlayamadığı, anlaması da kanımca gerekmediği, genellikle zora düşüldüğünde hatırlanan, el-avuç açılan, farkında olmasak da her an şükredilmesi gereken.
büyüktür. *
dertsiz başına dert alan tanrıdır. ne gereği vardı da koskoca evreni ve kullarını yarattı. sonuçta birilerinin ona tapmasına ihtiyacı mı vardı? can sıkıntısından olsa gerek kendine uğraşacak bir şeyler bulmuş. hobi gibi yani.
herkes bir yolcudur ona ,yoluna kurban olduğum .
kendisine bok atan beyinsizleri yaratmasında bir hikmet vardır elbet.
bilinen kainatın ve bilinmeyen kimbilir kaç kainatın tek efendisidir, dünyayla sınırlamamak lazım kimbilir kaç farklı tür yaratmış herbirini ayrı sınamaktadır. neticede canlı cansız herşey onundur ona dönecektir.
gerçekten olmasını istediğim birşeydir en azından hesap sorabilceğim biri var diyebilirim ozaman.
Allah'ın 99 ismi...
YARATANIN 99 iSMi
ALLAH: Yaratanın tüm isim ve sıfatlarını kapsayan en mümtaz ismi, Lâfza-i Celâl.
er-RAHMÂN: Esirgeyici, -dünyada- bütün mahlûkatına rahmetiyle muamele eden.
er-RAHÎM: Bağışlayıcı, -ahirette- sevdiklerine ve mü'minlere merhamet eden.
el-MELiK: Mülkün sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
el-KUDDÛS: Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
es-SELÂM: Her çeşit âfet ve kederlerden emin olan.
el-MÜ'MiN: Kullarına emniyet veren. Kendinin ve peygamberlerinin doğruluğunu ortaya koyan, kullarına yaptığı vaadinde sâdık.
el-MÜHEYMiN: Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi gözetip koruyan.
el-AZÎZ: izzet sahibi, mağlup edilmesi imkânsız olan, herşeye galip olan.
el-CEBBÂR: Azamet ve kudret sahibi, istediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan.
el-MÜTEKEBBiR: Ululuk sahibi, her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren.
el-HÂLIK: Her şeyin varlığını ve geçireceği halleri takdir eden, yaratan, yoktan vareden, büyüklükte eşi olmayan.
el-BÂRi': Her şeyin âza ve cihazını birbirine uygun yaratan.
el-MUSAVViR: Tasvir eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
el-GAFFÂR: Kullarının günahını örten, mağfireti çok, günahları bağışlayıcı.
el-KAHHÂR: Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hâkim.
el-VEHHÂB: Çok fazla ihsan eden, çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan.
er-REZZÂK: Bütün mahlûkatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
el-FETTÂH: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran.
el-ALÎM: Her şeyi en ince noktasına kadar bilen, ilmi ebedi ve ezeli olan.
el-KÂBID: Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan.
el-BÂSIT: Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten.
el-HÂFID: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, dereceleri düşüren.
er-RÂFi': Yukarı kaldıran, yükselten, dereceleri yükselten.
el-MU'iZ: Zillete düşüren, hor ve hakir eden.
el-MÜZiL: Zillete düşüren, hor ve hakir eden.
es-SEMÎ': Her şeyi işiten, kullarının niyazını kabul eden.
el-BASÎR: Her şeyi gören.
el-HAKEM: Hikmet sahibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözeten, hükmeden.
el-ADL: Son derece adaletli olan.
el-LATÎF: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi olan.
el-HABÎR: Her şeyin iç yüzünden, gizli tarafından haberdar olan.
el-HALÎM: Yumuşak davranan, hilmi çok olan.
el-AZÎM: Pek azametli olan, yüce.
el-GAFÛR: Çok bağışlayan, mağfireti çok.
eş-ŞEKÛR: Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşılayan.
el-ALÎYY: Çok yüce.
el-KEBÎR: Pek büyük.
el-HAFÎZ: Yapılan işleri bütün tafsilatıyla hıfzeden, herşeyi afad ve belâdan koruyan.
el-MUKÎT: Bilen, tayin eden. Her yaratılmışın rızkını veren.
el-HASÎB: Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen.
el-CELÎL: Azamet sahibi olan, ululuk sahibi olan.
el-KERÎM: Çok ikram edici.
er-RAKÎB: Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan.
el-MÜCÎB: Kendine yalvaranların isteklerini veren, duaları kabul eden.
el-VÂSi': Lütfu bol olan.
el-HAKÎM: Emirleri, kelâmı ve bütün işleri hikmetli, hikmet sahibi olan.
el-VEDÛD: iyi kullarını seven, rızasına erdiren ve sevilmeye lâyık olan.
el-MECÎD: Şanı, şerefi çok üstün olan.
el-BÂiS: Ölüleri dirilten, kabirlerden çıkaran.
eş-ŞEHÎD: Her zaman ve her yerde hâzır ve nâzır olan.
el-HAKK: Vâcib'ul vücud olan, varlığı hiç değişmeden duran.
el-VEKÎL: Tevekkül sahiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.
el-KAVÎYY: Pek kuvvetli.
el-METÎN: Pek güçlü.
el-VELÎYY: Seçkin kullarının dostu.
el-HAMÎD: Ancak kendine hamd edilen, bütün varlığın diliyle övülen.
el-MUHSÎ: Nâmütenahi de olsa, bir bir herşeyin sayısını bilen.
el-MÜBDi': Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratan.
el-MU'ÎD: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan.
el-MUHYÎ: ihyâ eden, dirilten, can bağışlayan, sağlık veren.
el-MÜMÎT: Canlı bir mahlûkatın ölümünü yaratan, öldüren.
el-HAYY: Diri, tam ve mükemmel mânâsıyla hayat sahibi.
el-KAYYÛM: Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen, evveli olmayan.
el-VÂCiD: istediğini, istediği vakit bulan.
el-MÂCiD: Kadri ve şanı büyük, kerem ve müsamahası bol.
el-VÂHiD: Benzeri olmayan, tek.
es-SAMED: Herşey O'na muhtaç, fakat O hiçbir şeye muhtaç olmayan.
el-KADÎR: istediğini, istediği gibi yaratmaya muktedir olan.
el-MUKTEDiR: Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
el-MUKADDiM: istediğini öne getiren, öne alan.
el-MUAHHiR: istediğini geri koyan, arkaya bırakan.
el-EVVEL: Her şeyden önce var olan.
el-ÂHiR: Her şey helâk olduktan sonra geri kalan.
ez-ZÂHiR: Varlığı sayısız delillerle açık olan.
el-BÂTIN: Akılların idrak edemeyeceği yüceliği gizli olan.
el-VÂLÎ: Bu muazzam kâinatı ve bütün hâdisatı tek başına idare eden.
el-MÜTEÂLÎ: Aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hâlden pek yüce olan.
el-BERR: Kullarına iyilik ve ihsanı, nimetleri bol olan.
et-TEVVÂB: Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan.
el-MUNTEKiM: Günahkârlara adaletiyle müstahak oldukları cezayı veren.
el-AFÜV: Affeden, mağfiret eden.
er-RAÛF: Merhamet edici, pek şefkatli.
MÂLiKÜ'L-MÜLK: Mülkün ebedi ezeli sahibi.
ZÜ'L-CELÂLi ve'l iKRÂM: Hem azamet sahibi, hem fazl-u kerem sahibi.
el-MUKSiT: Hükmünde ve işlerinde adaletli olan
el-CAMi': istediğini istediği zaman istediği yerde toplayan.
el-GANÎYY: Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
el-MUGNÎ: Dilediğine zenginlik veren müstağni kılan.
el-MÂNi': Bazı şeylerin meydana gelmesine müsaade etmeyen, engelleyen.
ed-DÂRR: Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan, hüsrana uğratan.
en-NÂFi': Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan, faydalandıran.
en-NÛR: Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur eden, nur olan.
el-HÂDÎ: Hidayete kavuşturan, kulunu hayırla muvaffak kılan.
el-BEDÎ': Örneksiz, misalsiz, acayip ve hayret verici âlemler yaratan.
el-BÂKi: Varlığının sonu bulunmayan, ebedi olan.
el-VÂRiS: Varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibi.
er-RÂŞiD: Bütün âlemleri dosdoğru bir nizam ve hikmetle âkıbetine ulaştıran.
es-SABÛR: Çok sabırlı olan, isyankârlardan
edit: hala inanmayan varsa kapı gibi kuran var biraz da ona baksın.
YARATANIN 99 iSMi
ALLAH: Yaratanın tüm isim ve sıfatlarını kapsayan en mümtaz ismi, Lâfza-i Celâl.
er-RAHMÂN: Esirgeyici, -dünyada- bütün mahlûkatına rahmetiyle muamele eden.
er-RAHÎM: Bağışlayıcı, -ahirette- sevdiklerine ve mü'minlere merhamet eden.
el-MELiK: Mülkün sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.
el-KUDDÛS: Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan.
es-SELÂM: Her çeşit âfet ve kederlerden emin olan.
el-MÜ'MiN: Kullarına emniyet veren. Kendinin ve peygamberlerinin doğruluğunu ortaya koyan, kullarına yaptığı vaadinde sâdık.
el-MÜHEYMiN: Saltanatı hakkında dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi gözetip koruyan.
el-AZÎZ: izzet sahibi, mağlup edilmesi imkânsız olan, herşeye galip olan.
el-CEBBÂR: Azamet ve kudret sahibi, istediğini mutlak yapan, dilediğine muktedir olan.
el-MÜTEKEBBiR: Ululuk sahibi, her şeyde ve her hâdisede büyüklüğünü gösteren.
el-HÂLIK: Her şeyin varlığını ve geçireceği halleri takdir eden, yaratan, yoktan vareden, büyüklükte eşi olmayan.
el-BÂRi': Her şeyin âza ve cihazını birbirine uygun yaratan.
el-MUSAVViR: Tasvir eden, her şeye bir şekil ve hususiyet veren.
el-GAFFÂR: Kullarının günahını örten, mağfireti çok, günahları bağışlayıcı.
el-KAHHÂR: Her şeye, her istediğini yapacak surette, galip ve hâkim.
el-VEHHÂB: Çok fazla ihsan eden, çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan.
er-REZZÂK: Bütün mahlûkatın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.
el-FETTÂH: Her türlü müşkülleri açan ve kolaylaştıran, darlıktan kurtaran.
el-ALÎM: Her şeyi en ince noktasına kadar bilen, ilmi ebedi ve ezeli olan.
el-KÂBID: Dilediğine darlık veren, sıkan, daraltan.
el-BÂSIT: Dilediğine bolluk veren, açan, genişleten.
el-HÂFID: Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, dereceleri düşüren.
er-RÂFi': Yukarı kaldıran, yükselten, dereceleri yükselten.
el-MU'iZ: Zillete düşüren, hor ve hakir eden.
el-MÜZiL: Zillete düşüren, hor ve hakir eden.
es-SEMÎ': Her şeyi işiten, kullarının niyazını kabul eden.
el-BASÎR: Her şeyi gören.
el-HAKEM: Hikmet sahibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözeten, hükmeden.
el-ADL: Son derece adaletli olan.
el-LATÎF: En ince işlerin bütün inceliklerini bilen, lütuf ve ihsan sahibi olan.
el-HABÎR: Her şeyin iç yüzünden, gizli tarafından haberdar olan.
el-HALÎM: Yumuşak davranan, hilmi çok olan.
el-AZÎM: Pek azametli olan, yüce.
el-GAFÛR: Çok bağışlayan, mağfireti çok.
eş-ŞEKÛR: Kendini rızası için yapılan amelleri daha ziyadesi ile karşılayan.
el-ALÎYY: Çok yüce.
el-KEBÎR: Pek büyük.
el-HAFÎZ: Yapılan işleri bütün tafsilatıyla hıfzeden, herşeyi afad ve belâdan koruyan.
el-MUKÎT: Bilen, tayin eden. Her yaratılmışın rızkını veren.
el-HASÎB: Herkesin hayatı boyunca yaptıklarının bütün teferruatıyla hesabını iyi bilen.
el-CELÎL: Azamet sahibi olan, ululuk sahibi olan.
el-KERÎM: Çok ikram edici.
er-RAKÎB: Bütün varlıklar ve bütün işler murakabesi altında bulunan.
el-MÜCÎB: Kendine yalvaranların isteklerini veren, duaları kabul eden.
el-VÂSi': Lütfu bol olan.
el-HAKÎM: Emirleri, kelâmı ve bütün işleri hikmetli, hikmet sahibi olan.
el-VEDÛD: iyi kullarını seven, rızasına erdiren ve sevilmeye lâyık olan.
el-MECÎD: Şanı, şerefi çok üstün olan.
el-BÂiS: Ölüleri dirilten, kabirlerden çıkaran.
eş-ŞEHÎD: Her zaman ve her yerde hâzır ve nâzır olan.
el-HAKK: Vâcib'ul vücud olan, varlığı hiç değişmeden duran.
el-VEKÎL: Tevekkül sahiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin eden.
el-KAVÎYY: Pek kuvvetli.
el-METÎN: Pek güçlü.
el-VELÎYY: Seçkin kullarının dostu.
el-HAMÎD: Ancak kendine hamd edilen, bütün varlığın diliyle övülen.
el-MUHSÎ: Nâmütenahi de olsa, bir bir herşeyin sayısını bilen.
el-MÜBDi': Mahlûkatı maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratan.
el-MU'ÎD: Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan.
el-MUHYÎ: ihyâ eden, dirilten, can bağışlayan, sağlık veren.
el-MÜMÎT: Canlı bir mahlûkatın ölümünü yaratan, öldüren.
el-HAYY: Diri, tam ve mükemmel mânâsıyla hayat sahibi.
el-KAYYÛM: Yarattıklarının işini çeviren her işleneni bilen, evveli olmayan.
el-VÂCiD: istediğini, istediği vakit bulan.
el-MÂCiD: Kadri ve şanı büyük, kerem ve müsamahası bol.
el-VÂHiD: Benzeri olmayan, tek.
es-SAMED: Herşey O'na muhtaç, fakat O hiçbir şeye muhtaç olmayan.
el-KADÎR: istediğini, istediği gibi yaratmaya muktedir olan.
el-MUKTEDiR: Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde dilediği gibi tasarruf eden.
el-MUKADDiM: istediğini öne getiren, öne alan.
el-MUAHHiR: istediğini geri koyan, arkaya bırakan.
el-EVVEL: Her şeyden önce var olan.
el-ÂHiR: Her şey helâk olduktan sonra geri kalan.
ez-ZÂHiR: Varlığı sayısız delillerle açık olan.
el-BÂTIN: Akılların idrak edemeyeceği yüceliği gizli olan.
el-VÂLÎ: Bu muazzam kâinatı ve bütün hâdisatı tek başına idare eden.
el-MÜTEÂLÎ: Aklın mümkün gördüğü her şeyden, her hâlden pek yüce olan.
el-BERR: Kullarına iyilik ve ihsanı, nimetleri bol olan.
et-TEVVÂB: Tevbeleri kabul edip günahları bağışlayan.
el-MUNTEKiM: Günahkârlara adaletiyle müstahak oldukları cezayı veren.
el-AFÜV: Affeden, mağfiret eden.
er-RAÛF: Merhamet edici, pek şefkatli.
MÂLiKÜ'L-MÜLK: Mülkün ebedi ezeli sahibi.
ZÜ'L-CELÂLi ve'l iKRÂM: Hem azamet sahibi, hem fazl-u kerem sahibi.
el-MUKSiT: Hükmünde ve işlerinde adaletli olan
el-CAMi': istediğini istediği zaman istediği yerde toplayan.
el-GANÎYY: Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
el-MUGNÎ: Dilediğine zenginlik veren müstağni kılan.
el-MÂNi': Bazı şeylerin meydana gelmesine müsaade etmeyen, engelleyen.
ed-DÂRR: Elem ve zarar verecek şeyleri yaratan, hüsrana uğratan.
en-NÂFi': Hayır ve menfaat verecek şeyleri yaratan, faydalandıran.
en-NÛR: Âlemleri nurlandıran, dilediğine nur eden, nur olan.
el-HÂDÎ: Hidayete kavuşturan, kulunu hayırla muvaffak kılan.
el-BEDÎ': Örneksiz, misalsiz, acayip ve hayret verici âlemler yaratan.
el-BÂKi: Varlığının sonu bulunmayan, ebedi olan.
el-VÂRiS: Varlığı devam eden, servetlerin hakiki sahibi.
er-RÂŞiD: Bütün âlemleri dosdoğru bir nizam ve hikmetle âkıbetine ulaştıran.
es-SABÛR: Çok sabırlı olan, isyankârlardan
edit: hala inanmayan varsa kapı gibi kuran var biraz da ona baksın.
"Resulullah (aleyhissalatu vesselâm) Kâ'be'nin gölgesinde bir bürdeye yaslanmış otururken, gelip (müşriklerin yaptıklarından) şikâyette bulunduk:
"Bize yardım etmiyor musun, bize dua etmiyor musun?'' dedik.
Şu cevabı verdi:
"Sizden. önce öyleleri vardı ki, kişi yakalanıyor, onun için hazırlanan çukura konuyor, sonra getirilen bir testere ile başının ortasından ikiye bölünüyordu. Bazısı vardı, demir taraklarla taranıyor, vücudunda sadece et ve kemik kalıyordu.
Bu yapılanlar onları dininden çeviremiyordu.
Allah'a kasem olsun Allah bu dini tamamlayacaktır.
Öyle ki, bir yolcu devesine bindimi San'a'dan kalkıp Hadramevt'e kadar gidecek, Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayacak, koyunu için de sadece kurttan korkacak.
Ancak siz acele ediyorsunuz!
Ancak siz acele ediyorsunuz!
Ancak siz acele ediyorsunuz!".
Buhari, Menâkıbu'l- Ensâr 29, Menâkıb 25, ikrâh 1; Ebu Dâvud, Cihâd 107, (2649); Nesâi, Zinet 98, (8, 204).
"Bize yardım etmiyor musun, bize dua etmiyor musun?'' dedik.
Şu cevabı verdi:
"Sizden. önce öyleleri vardı ki, kişi yakalanıyor, onun için hazırlanan çukura konuyor, sonra getirilen bir testere ile başının ortasından ikiye bölünüyordu. Bazısı vardı, demir taraklarla taranıyor, vücudunda sadece et ve kemik kalıyordu.
Bu yapılanlar onları dininden çeviremiyordu.
Allah'a kasem olsun Allah bu dini tamamlayacaktır.
Öyle ki, bir yolcu devesine bindimi San'a'dan kalkıp Hadramevt'e kadar gidecek, Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayacak, koyunu için de sadece kurttan korkacak.
Ancak siz acele ediyorsunuz!
Ancak siz acele ediyorsunuz!
Ancak siz acele ediyorsunuz!".
Buhari, Menâkıbu'l- Ensâr 29, Menâkıb 25, ikrâh 1; Ebu Dâvud, Cihâd 107, (2649); Nesâi, Zinet 98, (8, 204).
yüce yaratan.
birileri devamlı kendileri haklı çıkarmak için haşa allahın adaletsizliğinden bahsediyor. savaşı, açlığı ve her türlü konuyu bunun üzerinden yorumluyorlar. ama bilmiyorlar ki ya da bilmek istemiyorlar allah insanlara belli bir irade akıl vermiştir. bu dünyada yapılan herşey insanlar yüzünden olmuştur. eğer savaş varsa insanlar çıkarmıştır, eğer açlık varsa buda insanlar yüzündendir, allah asla adaletsiz değildir. allahı adaletsizlikle suçlamak yerine önce herkes kendine bakmalıdır. lakin biz ne desekte boş herkes görmek istediğini görüyor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar