bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri16
- sözlükte erkekleri istemiyoruz17
- evlenilecek erkek nasıl anlaşılır10
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- sibel can diyeti3
- türk mü türkiyeli mi sorunsalı5
- beyazsemsiyeliyabanci48
- togg'a lpg taktırmak8
- sydney sweeney'in memeleri7
- aziz yıldırım14
- ilk aşkınız5
- instagram'a sürekli hikaye atan kadın5
- bebeksi bir hatunla sevgili olmak8
- 21 gün diyetteyim2
- aziz başkan efsanesinin geri dönmesi2
- schopenhauer'un kadın nefreti2
- soğuk suyla duş alan insan3
- ölüm4
- kaşlarını alan erkek3
- günün yorgunluğunu atmanın yolları2
- türkçe'nin edebi bir dil olmadığı gerçeği6
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak3
- saç dökülmesini önlemek için tavsiyeler2
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- yorgun mermi22
- kizlarsoruyor com2
- saç ektirmek2
- evlilik2
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah2
- bugün mükemmel bir gün olacak3
- yıldırım'ın başkan olmasından mutlu olan cimbomlu2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- gammazlama yapmamak12
- günaydın şarkısı3
- akp'li kayseri belediyesi'nin villa parseli satışı3
- kızının düğününde oynayan baba6
- albin kurti2
- haysenin1212
- 7 haziran 2026 belde ara seçimleri2
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz9
- monica bellucci ile 1 hafta vs 50 bin dolar6
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- a milli futbol takımı'nın arizona'ya gelmesi2
- fetöcü olduğunu beklemediğiniz kişiler3
- özgürlük ile güvenlik arasındaki sahte ikilem6
- kürt fıkraları2
- gina carano11
- satranç haram yasaklansın7
- bu köyden olsam ne olacak8
- d'i s c o film2
entry'ler (150)
kimsenin sevmediği ''herkesin''üzüldüğü...
bunu okuyana kosun!
zamanı ileri alma yöntemi.
işçilerin; patronlarının iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik.
bursaspor'un parlayan yıldızı. sağ bek olarak çıktı karşımıza ancak hücumda gösterdiği performansla hücum bölgesinde de oynayabileceğini kanıtladı ki şu sıralar bursaspor'da öyle oynuyor. ama yine de kanımca 3-5-2 nin sağ kanadı en ideal yeri. bakalım nerelere gelecek.
onda var bende yok, bende var sende yok.
ağrı kesici esnafı.
ilk görüşte hayret.
bir avuç toprak ve biraz da su.
plastik kovalar-bidonlar icat edilmeden(!) önce kullanılan kulplu, bakır kap.
filmlerde kullanılan bir ulaşım aracı.
dedemin lakabı ''cip.'' gerçek adını ne zaman öğrendim bilmiyorum. ''cip'' derler dedeme. cip gibi hızlı gidermiş zamanında.
iki ay önce, cip bu dünyadaki yolculuğunu tamamladı. iki dakkada -iki saat değil, iki dakka!''- gittiği yollar cip'siz kaldı.
iki ay önce, cip bu dünyadaki yolculuğunu tamamladı. iki dakkada -iki saat değil, iki dakka!''- gittiği yollar cip'siz kaldı.
kıbrıs'ta 39. tümen 14. alaya bağlı olan 2. taburun daha çok bilinen adıdır. birçoklarının söylediği gibi gerçekten de kıbrısın en güzel kışlasıdır. bir yanı deniz, bir yanı mandalina, limon, portakal bahçeleri... ilk adımımı attığımda ben nereye geldim, harika bir yer burası dedirtir piyadeye. hele bir de ktm'den gelmişseniz gecenin köründe gerçekten bu kışlayı cennet olarak görebilirsiniz.
nizamiyeden ilk girildiği anda bölük komutanları, idari işler vs. için ayrılan odaların bulunduğu ana yapı hemen göze çarpar. bize ait olmadığı bellidir; sağdan ve soldan iki simetrik merdivenin çıktığı üst kat güzel bir teras kat oluşturur.
denize bakan bu güzel terasta acı bir olay yaşanmıştır. bir müze vardır burada: şehit yüzbaşı cengiz topel müzesi. (bkz: cengiz topel) rumların kontrolünde olduğu dönem yüzbaşı cengiz topel uçağı düşerken paraşütüyle atlar ve rum tarafına düşünce yakalanır ve esir edilir. şimdi müze olan bu odaya getirilip işkence edilerek şehit edilir. düşen uçağından kalma birkaç parça, rumların işkence için kullandığı aletler ve o'na ait resimler gösterilmektedir. bazen kışlaya bu müzeyi görmek için sivil insanlar gelir ve burayı ziyaret ederler.
bunlar haricinde hemen kışlanın karşısında 200 metre mesafede üç dalga olarak bilinen sahil şeridi bu kışlanın kontrolündedir. askerler her hafta spor amaçlı denize girebilirler. kış aylarında c vitamini ihtiyacı bahçeden fazlasıyla karşılanabilir.
kıbrısın daha cezbedici mekanlarına uzaktır. lefkoşa biraz uzak, girne daha uzak, gazimağusa en uzaktır. tek dezavantajı da bence budur.
evet askerim; 371. kd
$=74
nizamiyeden ilk girildiği anda bölük komutanları, idari işler vs. için ayrılan odaların bulunduğu ana yapı hemen göze çarpar. bize ait olmadığı bellidir; sağdan ve soldan iki simetrik merdivenin çıktığı üst kat güzel bir teras kat oluşturur.
denize bakan bu güzel terasta acı bir olay yaşanmıştır. bir müze vardır burada: şehit yüzbaşı cengiz topel müzesi. (bkz: cengiz topel) rumların kontrolünde olduğu dönem yüzbaşı cengiz topel uçağı düşerken paraşütüyle atlar ve rum tarafına düşünce yakalanır ve esir edilir. şimdi müze olan bu odaya getirilip işkence edilerek şehit edilir. düşen uçağından kalma birkaç parça, rumların işkence için kullandığı aletler ve o'na ait resimler gösterilmektedir. bazen kışlaya bu müzeyi görmek için sivil insanlar gelir ve burayı ziyaret ederler.
bunlar haricinde hemen kışlanın karşısında 200 metre mesafede üç dalga olarak bilinen sahil şeridi bu kışlanın kontrolündedir. askerler her hafta spor amaçlı denize girebilirler. kış aylarında c vitamini ihtiyacı bahçeden fazlasıyla karşılanabilir.
kıbrısın daha cezbedici mekanlarına uzaktır. lefkoşa biraz uzak, girne daha uzak, gazimağusa en uzaktır. tek dezavantajı da bence budur.
evet askerim; 371. kd
$=74
taksicilerin uberden taksi çağırıp şoförü dövmesinden çok daha iyi bir fikir olduğu kesin. bu sarı taksiciler biraz olsun beyinlerini çalıştırmaya başladılar ama bu karıyı nereden buldunuz be kardeşim!
logodaki el ele tutuşan iki sevgili hep orada kalacak...
adem'in a'sı.
adem ilk insan, a ilk harftir.
adem ilk insan, a ilk harftir.
evet şu an için başlık çok saçma gözüküyor olabilir sevgili ulular fakat eksilemeden önce bir kez daha düşünün derim.
şundan eminim ki torunlarımız aralarında konuşurken şöyle bir konuşma yaşanması kaçınılmaz olacak: ''varya benim dedem önceden böyle yaprak gibi bir şey varmış onun üzerine bir çubukla çizgiler çizerek harfleri yazıyorlarmış.'' -yoahımııı... benimki de kalemle kaset diye bir şey sararmış yaa!
bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tabletler, elektronik imzalar vs. kağıda kalem ile yazılan yazının kaç sene ömrü daha kaldı acaba? ne komik! çocuklar bir ara el yazısı ile yazıyordu değil mi? konuşarak yazabildiğin bir çağda el yazısı ile deftere yazı yazmak!
sorunumuz şu ki: yaratıcı ve bağımsız düşünemiyoruz. (bkz: #38057790) çağın gerisinde kaldığı için bir isviçre bir japonya yazıyı kaldırma kararı alsa çoğumuz ayakta alkışlarız ve bu yakın zamanda olacak.
duvara çivi ile çakıla çakıla yazılan yazının zamanı geçeli çok oldu. insan kağıdı buldu, kelamlarını kağıda koymak için kalem kullandı. ve artık bir devrin daha sonu yaklaşıyor değil mi...?
şundan eminim ki torunlarımız aralarında konuşurken şöyle bir konuşma yaşanması kaçınılmaz olacak: ''varya benim dedem önceden böyle yaprak gibi bir şey varmış onun üzerine bir çubukla çizgiler çizerek harfleri yazıyorlarmış.'' -yoahımııı... benimki de kalemle kaset diye bir şey sararmış yaa!
bilgisayarlar, akıllı telefonlar, tabletler, elektronik imzalar vs. kağıda kalem ile yazılan yazının kaç sene ömrü daha kaldı acaba? ne komik! çocuklar bir ara el yazısı ile yazıyordu değil mi? konuşarak yazabildiğin bir çağda el yazısı ile deftere yazı yazmak!
sorunumuz şu ki: yaratıcı ve bağımsız düşünemiyoruz. (bkz: #38057790) çağın gerisinde kaldığı için bir isviçre bir japonya yazıyı kaldırma kararı alsa çoğumuz ayakta alkışlarız ve bu yakın zamanda olacak.
duvara çivi ile çakıla çakıla yazılan yazının zamanı geçeli çok oldu. insan kağıdı buldu, kelamlarını kağıda koymak için kalem kullandı. ve artık bir devrin daha sonu yaklaşıyor değil mi...?
bir devlet tarafından vatandaşlık verilen ilk robot. (suudi arabistan)
''dünyayı yok etmek istiyorum.'' diyen robot sophia güncellenmiş haliyle karşımıza çıkıyor ve bu sefer bizlere: ''bana iyi davranırsanız bende size iyi davranırım.'' diyor...
edit: görsel eklemeyi beceremiyorum.
''dünyayı yok etmek istiyorum.'' diyen robot sophia güncellenmiş haliyle karşımıza çıkıyor ve bu sefer bizlere: ''bana iyi davranırsanız bende size iyi davranırım.'' diyor...
edit: görsel eklemeyi beceremiyorum.
yeni eğitim müfredatımızla beraber sanırım bu iş bu sefer olacak. ne mi olacak? çocuklarımız ingilizce öğrenecek. biz abilerinin yapamadığını yapıp bu işi başaracaklar. bizim zamanımızda böyle miydi... bizde 2. sınıftan itibaren ingilicce görseydik bizde şimdi i speak şakır şakır modunda bir şeyler olurduk eminim.
hadi biz öğrenemedik, peki... öğrensek belki lazım olurdu ama olmadı. şimdi bu çağda -2017 yılında- bu ingilizce manyaklığı -yabancı dil manyaklığı- nedir?
çeviri uygulamalarının her geçen gün geliştiği, yabancı dili algılayan ve ana dile aktaran kulaklığın yapıldığı bir zamanda ilkokul 2. sınıfta ingilizce öğretmenin mantığı nedir? bunun yazılımını yazacak, kulaklığını tasarlayabilecek çocukları yetiştirmeye yönelik dersler yerine neden inadına ingilizce kardeşim?
evet, kabul edelim; genel olarak yeni bir matbaa-hattat ikilemi ile karşı karşıyayız. bir yanda insanın ruhuna dokunmayan onu ezip geçen teknoloji diğer yanda hayatı kolaylaştıran, pratikleştiren ve mutlak yapılması gereken zaruriyet.
temennim, naçizane önerim şudur: revizyon. evet, revizyon. kabul edelim ki yabancı dil öğrenmek çok önemli bir ihtiyaç; ama artık sağlık açısından! doktorlar falan alzaymır, erken bunama riskine karşı yabancı dil öğrenmek faydalı demiyorlar mı ha işte bu onun için. yani ingilizce öğretimini revize etmek şart. çağa uygun hale getirmek şart. ne bileyim sağlık için olabilir beyin fonksiyonlarını geliştirmek için olabilir ya da yapay zeka yazılımları için kod yazma (yazılım ingilizcesi) öğretimi maksadıyla olabilir. olabilir de olabilir. tek bir şey için olmaz; o da ingilizce konuşmak ve yazmak... evet ingilizce dersinin amacı artık çocuklara ingilizce konuşma ve yazma becerisi kazandırmak olamaz, olmamalı.
bir şeyleri kaçırıyoruz. tekrar ediyoruz. ama hep aynı aynı aynı...
hadi biz öğrenemedik, peki... öğrensek belki lazım olurdu ama olmadı. şimdi bu çağda -2017 yılında- bu ingilizce manyaklığı -yabancı dil manyaklığı- nedir?
çeviri uygulamalarının her geçen gün geliştiği, yabancı dili algılayan ve ana dile aktaran kulaklığın yapıldığı bir zamanda ilkokul 2. sınıfta ingilizce öğretmenin mantığı nedir? bunun yazılımını yazacak, kulaklığını tasarlayabilecek çocukları yetiştirmeye yönelik dersler yerine neden inadına ingilizce kardeşim?
evet, kabul edelim; genel olarak yeni bir matbaa-hattat ikilemi ile karşı karşıyayız. bir yanda insanın ruhuna dokunmayan onu ezip geçen teknoloji diğer yanda hayatı kolaylaştıran, pratikleştiren ve mutlak yapılması gereken zaruriyet.
temennim, naçizane önerim şudur: revizyon. evet, revizyon. kabul edelim ki yabancı dil öğrenmek çok önemli bir ihtiyaç; ama artık sağlık açısından! doktorlar falan alzaymır, erken bunama riskine karşı yabancı dil öğrenmek faydalı demiyorlar mı ha işte bu onun için. yani ingilizce öğretimini revize etmek şart. çağa uygun hale getirmek şart. ne bileyim sağlık için olabilir beyin fonksiyonlarını geliştirmek için olabilir ya da yapay zeka yazılımları için kod yazma (yazılım ingilizcesi) öğretimi maksadıyla olabilir. olabilir de olabilir. tek bir şey için olmaz; o da ingilizce konuşmak ve yazmak... evet ingilizce dersinin amacı artık çocuklara ingilizce konuşma ve yazma becerisi kazandırmak olamaz, olmamalı.
bir şeyleri kaçırıyoruz. tekrar ediyoruz. ama hep aynı aynı aynı...
sadece gerçek bir sporcu ahlakına sahip olanlar bu golden rahatsızlık duyar.
