bugün
- osuruktan şiirler41
- kanal ayarlama 1500 lira11
- devletin temeli adalettir9
- adana kebap6
- açılım4
- sözlükten soğuma nedenleri17
- ben geldim kerkenezler18
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- claudian clouds22
- gece sokaklarda dolaşıp kedi ve köpekleri sevmek2
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener4
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- velvet'in aylık geliri6
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- zorunlu eğitim9
- iyi parti17
- uludağ sözlüğün reaktörü2
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- yeni anayasa4
- küçük sürprizler yapmak5
- evlenme teklif edecekken sevgilinin yüzüne kusmak2
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- simko315
- mini elbise4
- şeytanın insanlardan ders alması4
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- kısır9
- 777 diyen erkolar8
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- modern insanın mutlu olma ihtimali4
- yazarların özel mesaj sayıları5
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- bir daha doğmayacak olmak4
- ölüp hayalet olarak geri gelmek4
- alttaki yazara motto ver16
- karanlık bir yolda arabanın bozulması2
- akrep burcu kini8
- beyaz tenli gotik kız3
- çerçeve yasa35
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- insan klonlama2
- gollumun gözü yüzükte6
- gerdek gecesinde sevişmek zorunda mıyız3
- amedspor14
- normal taklidi yapmak4
- saçını pembeye boyayan erkek6
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- maddesel gerçekliği manipüle edebilen zihin4
- aleksey batrakov12
entry'ler (238)
Dün ilk okul üçüncü sınıfta okuyan kardeşimi okula götürmüştüm. Okula vardığımızda on kadar arkadaşı koşup yanımıza geldiler. Ben de sevdim kerataları. Şımarmaları hoşuma gider. Onlar da dururlar mı, o kadar rahat oldular ki bana karşı. Arabanın orasına burasına dokunuyorlar. Vay be!..abi bunu baban mı aldı demez mi birtanesi. Ben öyle şaşırdım ki böyle bir söz buncacık çocuktan nasıl çıktı diye şaşakalmışken öbür arkadaşı daha edep bilen bir kişilik olmalı ki ona şu tepkiyi verdi: "Gonuşma leyn"
Ne denilebilirdi ki, içimden ahh Recep ivedik senin...dedim. Öyle ya o çocuk bir hamurdu. Ona kızamazdım.
Ne denilebilirdi ki, içimden ahh Recep ivedik senin...dedim. Öyle ya o çocuk bir hamurdu. Ona kızamazdım.
atalarımız ne demiş;
(bkz: ayağını yorganına göre uzatmak)
(bkz: ayağını yorganına göre uzatmak)
cehenneme gitmiyorum mesajı veriyordur.
bana geçmişini, geleceğini, soyunu sopunu, dinini, milletini, alışkanlıklarını, özel yaşamını forward et; sana hangi reklam uygun söyleyeyim.
muhammed ismini itici bulan insanı tedavi edebilecek insandır. Zira normaldir.
hayatın zorlukları insanları isyana teşvik eder. özellikle insana değerin verilmediği günümüzde insanlar büyük bir umutsuzluğa itilmekte ve insanın madde karşısındaki değer kaybedişi hayretler içinde izlenmektedir. bu, hayatın her alanında olduğu gibi belediye minibüslerinde de karşımıza çıkmaktadır.
ben çok gördüm antalyada; adam minibüse ülkücü olarak biniyor, komunist olarak iniyor...
eee zor.
ben çok gördüm antalyada; adam minibüse ülkücü olarak biniyor, komunist olarak iniyor...
eee zor.
tam da öyledir.
eğitimin objektif ve çok genel bir tanımı şöyledir: Eleştirel ve sistematik düşünebilmeyi öğretmektir.
ancak eğitim bu işlevini yapamamaktadır ülkemizde ve dünyada. yani kapitalist sistem içerisindeki eğitim ideolojik aygıt olmaktan öteye geçememektedir.
önerme doğrudur...
eğitimin objektif ve çok genel bir tanımı şöyledir: Eleştirel ve sistematik düşünebilmeyi öğretmektir.
ancak eğitim bu işlevini yapamamaktadır ülkemizde ve dünyada. yani kapitalist sistem içerisindeki eğitim ideolojik aygıt olmaktan öteye geçememektedir.
önerme doğrudur...
geride kalmamız...
'' dünle beraber gitti cancağızım // artık yeni şeyler söylemek lazım ''.
örnek:
biz hep şöyle başlayan cümlelerden öteye geçemiyoruz '' atalarımız serhat boylarındayken...''
insan sormaz mı ''ben ne yapıyorum'' şimdi diye?
'' dünle beraber gitti cancağızım // artık yeni şeyler söylemek lazım ''.
örnek:
biz hep şöyle başlayan cümlelerden öteye geçemiyoruz '' atalarımız serhat boylarındayken...''
insan sormaz mı ''ben ne yapıyorum'' şimdi diye?
içine bağırma durumudur. bağırma işi devam eder yine.
hakkaten olabilir. geçen bir karınca gördüm de yerde kıvranıyordu. aldım elime belki iyi ederim diye. bir baktım ki elimi ısırdı.
-kardeş ne yapıyorsun dedim sana yardım ediyorum ben.
-hayır bırak beni dedi. hem üstüme basıyorsun hem de kurtarmaya çalışıyorsun.
içim fena oldu şimdi.
-kardeş ne yapıyorsun dedim sana yardım ediyorum ben.
-hayır bırak beni dedi. hem üstüme basıyorsun hem de kurtarmaya çalışıyorsun.
içim fena oldu şimdi.
suavi' den dinlediğimde beni bitiren bir şarkıdır. bir söyler ki...
ah tam da gelmişken sevdalı baharda
olur mu bu veda
ah tam da gelmişken sevdalı baharda
olur mu bu veda
harika bir ses rengine sahiptir. onun ilk şarkısını dinlediğimde kafamda canlandırdığım suavi o değildi. onu gördüğümde dublaj yapmışlardır diye düşündüm. ama sonra o sesin ondan çıktığına emin oldum. evet o ses o koca sakallı kel adamdan çıkıyordu.
zamanla suretini de beğendim sempatik biri.
dinlerim...
zamanla suretini de beğendim sempatik biri.
dinlerim...
bir arkadaş öss sabahı gün doğmadan kalkmıştı ve büyük bir sorumluluk bilinciyle matematik konu anlatımından başlamıştı çalışmaya. beni yıllardır düşündürdü bu sahne. onu sabahın köründe kaldıran neydi diye? ve o özlü söz geldi aklıma ''hiçbir başarıya çiçekli yollardan gidilmez'' hıçkırıklara boğulmuştum. helal olsundu.
aşk birini tanımamaktır zaten. tanımlamaktır.
kafanızda tasavvur edersiniz ve o surete başka bir anlam yüklersiniz. tam da bunu anlatmıştım bir şiirimde. onu yazmadan edemeyeceğim:
güz
güz ayları dokunuyor
benim büyük hüznüme
dökülmedi sadece yapraklar
çıldırasıya sıkışan göz yaşları
akmak için yol arıyordu
mevsim güzdü
bahaneydi güz
ben saati senin gelmene kuruyorum hep
gelirsen eteklerim zil çalacak
kül rengi göklerim açılacak
sen gelmeyecek misin?
bak yoksa şimşekler çakacak
belki hayatımda
darmadağın eden deprem olacak
senin yokluğun da güzel
yokluğunda sevdim daha çok seni
belki hiç olmadığın halinle tasavvur ettim
hiçbiri değildin belki
belki daha fazlası
16.09.2007/Antalya
kafanızda tasavvur edersiniz ve o surete başka bir anlam yüklersiniz. tam da bunu anlatmıştım bir şiirimde. onu yazmadan edemeyeceğim:
güz
güz ayları dokunuyor
benim büyük hüznüme
dökülmedi sadece yapraklar
çıldırasıya sıkışan göz yaşları
akmak için yol arıyordu
mevsim güzdü
bahaneydi güz
ben saati senin gelmene kuruyorum hep
gelirsen eteklerim zil çalacak
kül rengi göklerim açılacak
sen gelmeyecek misin?
bak yoksa şimşekler çakacak
belki hayatımda
darmadağın eden deprem olacak
senin yokluğun da güzel
yokluğunda sevdim daha çok seni
belki hiç olmadığın halinle tasavvur ettim
hiçbiri değildin belki
belki daha fazlası
16.09.2007/Antalya
altın portakalda çalışıp parasını alamayanlar grubu.
seçimle iş başına gelmiştir ve en büyük seçim vaadi her alman kadınına bir erkek temin etme vaadiydi. Çünkü savaşlarda alman erkek nüfusu telef olmuştu.
son attığı golle uzaklaşıverdi.
ölümünü yeni öğrendiğim büyüğüm. yeni öğrendim çünkü bizim medyamızın daha önemli işleri var.
ölümü içimi burktu. hakkı var bütün türk milleti üzerinde. hakkı kaldı bütün insanlık üzerinde.
ona helal edecek hakkımız yok ki hakkımızı helal edelim. hakkını helal et büyük insan. yüreğimiz senin yüreğin. hala yaşıyorsun bak.
bu kolhozda senin sözün geçecek...
mekanın cennet olsun.
ölümü içimi burktu. hakkı var bütün türk milleti üzerinde. hakkı kaldı bütün insanlık üzerinde.
ona helal edecek hakkımız yok ki hakkımızı helal edelim. hakkını helal et büyük insan. yüreğimiz senin yüreğin. hala yaşıyorsun bak.
bu kolhozda senin sözün geçecek...
mekanın cennet olsun.
kimine göre vatan haini, kimine göre vatansever.
bana göre de vatansever.
bana göre de vatansever.