bugün
- herkes yatsın iyi geceler9
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- oğuzhan uğur12
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- sözlük kızlarının kombinleri20
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- velvet vs nervio19
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- oğlum çok güzel lan6
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- matbaanın gecikmesine sebep5
- aklını yitirmek4
- velvet13
- 50 tl ile rolling yapmak6
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- slavko vincic15
- horoz hayası çorbası5
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- nervio11
- ispanya20
- bira cips6
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- 2026 dünya kupası25
- en sevilmeyen ev işleri2
- oğuzhan uğur'un tutuklanması2
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- manifest grubu3
- ona bir şey söyle9
- kadim kültürler4
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- acıktım ben3
- eski nahif sözlük kızları2
- laptop5
- tememda kenka nalaka10
- manyak olmaya karar verdim9
- aga be şarkılar5
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- yarın iş olduğu gerçeği3
- gocusuz sözlük4
evet, o entry 26 ağustos tarihinde tekrar gündeme getirilmek üzere kilitlenmişti.
ki yalan değil gündeme de geldi, ama başka bir hayatta, daha doğru bir deyimle.. başka bir dünyada.
21 aralık önemlidir, 21 aralıklar önemlidir.
21 aralık bizimdir.
parmaklarından sigara içebilme şerefine ulaşılan kadınla geçirilen, doğaüstü anılarla bezeli, verdiği hissiyat bakımından 12-13 yıla kafa tutacak tam 9 ay. beraber girilen onlarca savaş, yüzlerce kez ruhun bedenden ayrıldığını hissedebilmek, birlikte yakılan binlerce sigara -hem de tanrının bir hediyesi olduğuna inanılan siyah ojeli parmakların damakta bıraktığı eşsiz duyguyla-. ölmüş bir adamın inancına göre, onunla aynı hayatı paylaşmaktan sonra gelen en yüce duygu, aynı dumanı ciğerlerinde dolaştırabilmektir. onunla aynı sigarayı paylaşmak, ileride 15 yıl öncesine asla dönemeyeceğini düşünemeyen ve karanlıktan fazla korkmayan bir çocuğun, hayalleridir.
peki birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri nerede kesişebilir?
birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri 7 şubatta, yağmurlu bir istiklal akşamında köhne bir binanın giriş merdivenlerinde kesişti. binlerce insanın durmaksızın aktığı caddede bir tanrıçanın dudaklarının kokusunu hissedebilmek, 21 aralık'a geri dönmek, ışıkların kapanması ve koca kentin ebedi sessizliğine gömülmesi.. o gece kadının parmaklarına eşdeğer bulunan boğaz köprüsü, galatayla beraber bu hayat dönümüne tanıklık etmişti ve oluşan bu momenti asırlar boyu saklayacaklardı.
abartıyor muyum?
bir tanrıçaya yağmur altında sarılmaktan bahsediyorum.
o ölmeye değer, öldürmeye değer, uğruna cehenneme gitmeye değer.
bu yüzden bazen ihtiyacınız olan tek şey yağmurdur, deli gibi yağan yağmur. burada yağmur yağarken, leonard cohen bıçaktır.
yeryüzünde cohen'dan daha etkili olan tek şey onun sesi. bazı şarkıları, inciraltı sahilinden başlayıp bostanlı'ya uzanan, insan vücudunda ölümcül olabilecek yaralar açan sesiyle yeniden diriltmesi kadının en can alıcı yanıydı, gözlerine dolan nehirleri saymazsak.
"biz birbirimizi her zaman üzerdik, bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi" diyip kafamı omzuna yasladım.
dokunulmayacak kadar güzeldi.
nedensizce girilen her savaştan sonra bir şekilde hayatta kalır, tekrar adama sarılırdı.
adamın ona her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı vardı.
dünyada bulunan her millete, her dine, her mezhepe hatta her insana karşı birlikte verilen savaş, dünyaya karşı duruş, sonra içten içe kaosa dönüştü. adam elinde olmadan kutsal bir kadını bu kaosun içerisine sürükledi. kutsal bir kadın bu dünyaya göre değildir. adam korktu, savaşı kaybetmek üzereydi.
babam hep "inandığın şey, vardır" derdi.
adamın inandığı tek şey, bugün ona artık olmadığını söyledi.
ama inandığın şey, vardır.
adamın elinde kalan tek şey bu oldu, tanrıça her zaman vardır. tanrıça adama aittir, adam da ona.
inançlar kutsaldır, kadın da öyle.
ölmek üzere olan bir adam inandığı değerler uğruna her şeyi feda edebilir.
kendi kanını son damlasına kadar kullanarak yeni bir ütopya yaratabilir.
kandan bir ütopya. tıpkı 21 aralık gecesi inanıldığı gibi.
ya da,
tanrıçaya son bir kez sarılmak için kendini yok edebilir.
sonsuza kadar bekleyecek bir adam,
kadının olmadığı bir dünyada kendini yok etmiş sayılmaz mı?
ve i'm not human at all..
bu ne başlangıç, ne de son.
bu şarkı sonsuzluk.
tıpkı kadın gibi.
21 aralık gibi.
boynundan yayılan hoş kokuyla dalınan uyku gibi.
aynı yatakta günaydın gibi.
turkuaz gibi..
savaş bir gün bitecek.
tüm insanlardan nefret edeceğiz. en yakın arkadaşlardan bile.
elimi tutacaksın, sarılacağım.
hırkan olacak.
boş şarap şişelerini patlatıp,
boğazı karşımıza alıp,
"of what was everything" diye bağıracağız.
tekrar öpüşeceğiz.
sonsuza kadar.
https://www.youtube.com/watch?v=AFVlJAi3Cso
26 ağustos
ve her ayın 21'ine..
eylül, 2014 / ütopya semaları.
ki yalan değil gündeme de geldi, ama başka bir hayatta, daha doğru bir deyimle.. başka bir dünyada.
21 aralık önemlidir, 21 aralıklar önemlidir.
21 aralık bizimdir.
parmaklarından sigara içebilme şerefine ulaşılan kadınla geçirilen, doğaüstü anılarla bezeli, verdiği hissiyat bakımından 12-13 yıla kafa tutacak tam 9 ay. beraber girilen onlarca savaş, yüzlerce kez ruhun bedenden ayrıldığını hissedebilmek, birlikte yakılan binlerce sigara -hem de tanrının bir hediyesi olduğuna inanılan siyah ojeli parmakların damakta bıraktığı eşsiz duyguyla-. ölmüş bir adamın inancına göre, onunla aynı hayatı paylaşmaktan sonra gelen en yüce duygu, aynı dumanı ciğerlerinde dolaştırabilmektir. onunla aynı sigarayı paylaşmak, ileride 15 yıl öncesine asla dönemeyeceğini düşünemeyen ve karanlıktan fazla korkmayan bir çocuğun, hayalleridir.
peki birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri nerede kesişebilir?
birbirini hiç tanımayan bir kadın ve bir adamın hayalleri 7 şubatta, yağmurlu bir istiklal akşamında köhne bir binanın giriş merdivenlerinde kesişti. binlerce insanın durmaksızın aktığı caddede bir tanrıçanın dudaklarının kokusunu hissedebilmek, 21 aralık'a geri dönmek, ışıkların kapanması ve koca kentin ebedi sessizliğine gömülmesi.. o gece kadının parmaklarına eşdeğer bulunan boğaz köprüsü, galatayla beraber bu hayat dönümüne tanıklık etmişti ve oluşan bu momenti asırlar boyu saklayacaklardı.
abartıyor muyum?
bir tanrıçaya yağmur altında sarılmaktan bahsediyorum.
o ölmeye değer, öldürmeye değer, uğruna cehenneme gitmeye değer.
bu yüzden bazen ihtiyacınız olan tek şey yağmurdur, deli gibi yağan yağmur. burada yağmur yağarken, leonard cohen bıçaktır.
yeryüzünde cohen'dan daha etkili olan tek şey onun sesi. bazı şarkıları, inciraltı sahilinden başlayıp bostanlı'ya uzanan, insan vücudunda ölümcül olabilecek yaralar açan sesiyle yeniden diriltmesi kadının en can alıcı yanıydı, gözlerine dolan nehirleri saymazsak.
"biz birbirimizi her zaman üzerdik, bizim bütün düzenimiz kargaşada düzendi" diyip kafamı omzuna yasladım.
dokunulmayacak kadar güzeldi.
nedensizce girilen her savaştan sonra bir şekilde hayatta kalır, tekrar adama sarılırdı.
adamın ona her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı vardı.
dünyada bulunan her millete, her dine, her mezhepe hatta her insana karşı birlikte verilen savaş, dünyaya karşı duruş, sonra içten içe kaosa dönüştü. adam elinde olmadan kutsal bir kadını bu kaosun içerisine sürükledi. kutsal bir kadın bu dünyaya göre değildir. adam korktu, savaşı kaybetmek üzereydi.
babam hep "inandığın şey, vardır" derdi.
adamın inandığı tek şey, bugün ona artık olmadığını söyledi.
ama inandığın şey, vardır.
adamın elinde kalan tek şey bu oldu, tanrıça her zaman vardır. tanrıça adama aittir, adam da ona.
inançlar kutsaldır, kadın da öyle.
ölmek üzere olan bir adam inandığı değerler uğruna her şeyi feda edebilir.
kendi kanını son damlasına kadar kullanarak yeni bir ütopya yaratabilir.
kandan bir ütopya. tıpkı 21 aralık gecesi inanıldığı gibi.
ya da,
tanrıçaya son bir kez sarılmak için kendini yok edebilir.
sonsuza kadar bekleyecek bir adam,
kadının olmadığı bir dünyada kendini yok etmiş sayılmaz mı?
ve i'm not human at all..
bu ne başlangıç, ne de son.
bu şarkı sonsuzluk.
tıpkı kadın gibi.
21 aralık gibi.
boynundan yayılan hoş kokuyla dalınan uyku gibi.
aynı yatakta günaydın gibi.
turkuaz gibi..
savaş bir gün bitecek.
tüm insanlardan nefret edeceğiz. en yakın arkadaşlardan bile.
elimi tutacaksın, sarılacağım.
hırkan olacak.
boş şarap şişelerini patlatıp,
boğazı karşımıza alıp,
"of what was everything" diye bağıracağız.
tekrar öpüşeceğiz.
sonsuza kadar.
https://www.youtube.com/watch?v=AFVlJAi3Cso
26 ağustos
ve her ayın 21'ine..
eylül, 2014 / ütopya semaları.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar