bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- 1 saatte 10 bira içmek19
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- tembel ve çalışmayan insan16
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- aklını yitirmek4
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- en sevilmeyen ev işleri2
- matbaanın gecikmesine sebep5
- 50 tl ile rolling yapmak6
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- oğuzhan uğur'un tutuklanması2
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- horoz hayası çorbası5
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- velvet13
- eski nahif sözlük kızları2
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- slavko vincic15
- manifest grubu3
- bira cips6
- acıktım ben3
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- nervio11
- ona bir şey söyle9
- ispanya20
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- kadim kültürler4
- devlet bahçeli5
- yarın iş olduğu gerçeği3
- 2026 dünya kupası25
- laptop5
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- aga be şarkılar5
- gocusuz sözlük4
- manyak olmaya karar verdim9
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- tememda kenka nalaka10
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
--spoiler--
bazı filmler vardır, sinema salonundan kararsız çıkartır izleyiciyi. izleyicinin, içinde belli belirsiz bir tatmin duygusu ve anlamlandıramadığı bir boşlukla çıktığı filmler vardır. takva da onlardan biri işte..
öncelikle, filmin aldığı uluslararası ödül ve övgülerden bağımsız bir bakış açısı ile izlenmesi gerekir. zira, objektif bir değerlendirmesi ancak böyle yapılabilir.
film, tek karakter etrafında şekillenen, yaşadığı psikolojik dönüşümü anlatan ve elbette ülkemizin gündemini son yıllarda çokca meşgul eden tarikat, cemaat, dergah düzenini ele alan bir yapım. filmde, muharrem * karakterinin yaşadığı psikolojik ve mental dönüşüm, karakterin yaşadığı fiziksel dönüşüm ile de desteklenmiş. böylelikle, başlarda son derece mazbut bir hayat yaşayan, dini bütün muharrem karakteri; filmin gelişimi içinde yaşadığı dönüşümle * tamamen farklı bir karakter halini almıştır. bu değişim, bir bakıma filmin inanç kavramına bakışını da özetliyor. inanç, kişi ile allah arasında anlam bulan ve olması gereken bir unsurdur. bunun dışında, bireyin yöneleceği her türlü oluşum, bu kutsal bağı zedeleyecektir.
filme gitmeden önce en büyük endişem; senaryonun oldukça bıçak sırtı olmasından da kaynaklanarak, filmin provokatif bir yöne kayacağı ya da en azından bu yönde bir mesaj taşıyacağıydı. ancak, film bu yönden de başarılı bir şekilde kotarılmış. öyle ki; ne tarikat olgusu sadece tek bir yönden ele alınmış, ne de film buna karşılık bir mesaj verme kaygısı içerisine girmiş. böyle olunca da, izleyici bu yönde bir rahatsızlık duymuyor filmi izlerken.
filmin oyuncu karnesi, oldukça sınırlı kalmış. öyle ki, film yer yer sadece muharrem'in hayatından kesitlerden oluşan bir belgesel izleniyor havası veriyor. bu bakımdan, erkan can muhteşem bir oyunculuk sergilemekle birlikte, oyuncu kadrosunun darlığı filmin eleştirilebilir yönlerinden biri. bunun yanında, senaryo yer yer oldukça rutin akmakta ve izleyiciyi gereksiz detaylarla yormakta. burada da, filmin kurgusal düzeninde eksiklikler göze çarpıyor. filmin sonunda, engin günaydın ve yanındaki adamların tam olarak kim oldukları ve amaçları da yarım kalmış. uzun lafın kısası, film, havada kalan sorular barındırıyor yer yer.
söylenecek çok şey var belki, ama takva'nın esas anlattığı, filmin içinde geçen bir replikte saklı sanki..;
- ben sadece iyi bir insan olmak istiyordum muhittin, sadece iyi bir insan..
- ama olmadı, olmuyor..meğer,şeytan her yerdeymiş..şeytan dediğimiz kendimizden başkası değilmiş..
--spoiler--
not: filmde, zikir sahnlerinin hemen ardından gelen ve içiçe geçmiş seks sahnelerinin, geçmiş dönemde ülkemizde patlak veren tarikat, şeyh seks skandallarına * bir gönderme olduğunu anlayamadan filmi izleyenlere selam ederim, bravo.
bazı filmler vardır, sinema salonundan kararsız çıkartır izleyiciyi. izleyicinin, içinde belli belirsiz bir tatmin duygusu ve anlamlandıramadığı bir boşlukla çıktığı filmler vardır. takva da onlardan biri işte..
öncelikle, filmin aldığı uluslararası ödül ve övgülerden bağımsız bir bakış açısı ile izlenmesi gerekir. zira, objektif bir değerlendirmesi ancak böyle yapılabilir.
film, tek karakter etrafında şekillenen, yaşadığı psikolojik dönüşümü anlatan ve elbette ülkemizin gündemini son yıllarda çokca meşgul eden tarikat, cemaat, dergah düzenini ele alan bir yapım. filmde, muharrem * karakterinin yaşadığı psikolojik ve mental dönüşüm, karakterin yaşadığı fiziksel dönüşüm ile de desteklenmiş. böylelikle, başlarda son derece mazbut bir hayat yaşayan, dini bütün muharrem karakteri; filmin gelişimi içinde yaşadığı dönüşümle * tamamen farklı bir karakter halini almıştır. bu değişim, bir bakıma filmin inanç kavramına bakışını da özetliyor. inanç, kişi ile allah arasında anlam bulan ve olması gereken bir unsurdur. bunun dışında, bireyin yöneleceği her türlü oluşum, bu kutsal bağı zedeleyecektir.
filme gitmeden önce en büyük endişem; senaryonun oldukça bıçak sırtı olmasından da kaynaklanarak, filmin provokatif bir yöne kayacağı ya da en azından bu yönde bir mesaj taşıyacağıydı. ancak, film bu yönden de başarılı bir şekilde kotarılmış. öyle ki; ne tarikat olgusu sadece tek bir yönden ele alınmış, ne de film buna karşılık bir mesaj verme kaygısı içerisine girmiş. böyle olunca da, izleyici bu yönde bir rahatsızlık duymuyor filmi izlerken.
filmin oyuncu karnesi, oldukça sınırlı kalmış. öyle ki, film yer yer sadece muharrem'in hayatından kesitlerden oluşan bir belgesel izleniyor havası veriyor. bu bakımdan, erkan can muhteşem bir oyunculuk sergilemekle birlikte, oyuncu kadrosunun darlığı filmin eleştirilebilir yönlerinden biri. bunun yanında, senaryo yer yer oldukça rutin akmakta ve izleyiciyi gereksiz detaylarla yormakta. burada da, filmin kurgusal düzeninde eksiklikler göze çarpıyor. filmin sonunda, engin günaydın ve yanındaki adamların tam olarak kim oldukları ve amaçları da yarım kalmış. uzun lafın kısası, film, havada kalan sorular barındırıyor yer yer.
söylenecek çok şey var belki, ama takva'nın esas anlattığı, filmin içinde geçen bir replikte saklı sanki..;
- ben sadece iyi bir insan olmak istiyordum muhittin, sadece iyi bir insan..
- ama olmadı, olmuyor..meğer,şeytan her yerdeymiş..şeytan dediğimiz kendimizden başkası değilmiş..
--spoiler--
not: filmde, zikir sahnlerinin hemen ardından gelen ve içiçe geçmiş seks sahnelerinin, geçmiş dönemde ülkemizde patlak veren tarikat, şeyh seks skandallarına * bir gönderme olduğunu anlayamadan filmi izleyenlere selam ederim, bravo.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar