bugün
- cin çarpmasına maruz kalmak5
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur7
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması9
- galatasaray vs akp12
- dincilere laf anlatmakta çalışmak15
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- yıl 2026 olmuşken halen konuşulabilinecek şeyler3
- kaçak çay18
- atatürkçü insanların genelde zafer partili olması4
- fon vurgunu54
- sidikli somara2
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- şabat şalom5
- taksiciyimbebegim5
- borsa istanbul19
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- bu başlıkta kılıçdarist gibi davranıyoruz3
- tırcı sevgili yapmak3
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- kız kulesi4
- çilekli pasta yiyen erkek7
- aleyna kalaycıoğlu'nun hapisten çıkması3
- from gold from dust34
- uyumak istemek2
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik2
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- evde saç kesmek2
- yazarların kulaklık markaları5
- en iyi çakmak markası10
- aklından hiç çıkmayacak o sahne2
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- nervio bayan6
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- caiz ve mekruh ayrımları3
- iltica20
- düşün ki o bunu okuyor6
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- tavuklu pilav13
- denize girmek2
- berat albayrak'a iftira atılması11
- antalya7
- uludağ sözlük whatsapp grubu kurmak2
- gocu nerede gocu6
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
bir siyasi parti ve iki evrensel disiplinin yanyana yazılmış halidir. zira, bu üç kelime bu şekilde bir anlam ifade etmemektedir.
bununla birlikte, gerizekalı değiliz elbet, verilmek istenen mesajı aldık. açıklayalım mezhebimizce;
öncelikle; biz hala bu hukuk, demokrasi, adalet mekanizması, eşitlik vb. gibi evrensel değerlerin herhangi bir parti özelinde değerlendirilemeyeceğini, hangi parti olursa olsun salt tek bir partinin bu kavramları getirme yahut geliştirme iradesi gösteremeyeceğini anlayamadık. bu kavramlar ancak toplumsal irade ile gelişir, şekillenir. ancak, bir taban hareketi olarak geliştiği zaman anlam kazanır, yerleşir. aksi taktirde bizim ülkemizde olduğu gibi her gelen bu kavramları kendisine yontar. olan da budur esasen. zira, her başa geçen nedense "demokrasi getireceğim, hukukun üstünlüğünü sağlayacağım" diye gelip ikisini de bir güzel bellemektedir. tecrübe ile sabittir.
elbette ki, hukuk, demokrasi, adalet vb. hiçbir evrensel norm dogmatik değildir ve süreç içerisinde değişim gösterebilir. nasıl ki toplum yaşayan bir organizmaa ise ve sürekli değişim gösteriyorsa bu kavramlar da bu değişim sürecine ayak uydururlar, uydurmak durumundadırlar. bu anlamda bir ülkede demokratik teammüllerin değişim göstermesinde herhangi bir terslik yoktur. zira, devlet insan içindir, insan devlet için değil. bunda herkes hemfikirdir sanırım. en azından çoğunluk böyle düşünmelidir.
öte yandan, madalyonun öbür yüzü epey bir karanlıktır. zira, türkiye'de esas sorun ne laiklik algısı, ne hukuk mekanizması değil demokrasidir. çünkü demokrasinin olmadığı yerde ne hukuk işlerlik kazanır ne de laiklik ilkesi. bizim ülkemizde de aynı böyle olmuştur ve olmaktadır zaten. iktidar sahipleri, her kim olursa olsun, her zaman için demokrasiyi kendine yontmayı temel görevleri saymışlardır. bundaki temel etken tabi ki demokrasinin bizde tabandan gelen bir halk talebi sonucu değil devlet eliyle getirilen bir uygulama olmasıdır.
velhasıl-ı kelam, kanımca güçler ayrılığının canına okuyup, hsyk'yı liste dağıtarak, anayasa mahkemesini hülle yoluyla ele geçiren bir siyasi iktidar yahut parti; statükonun yılmaz bekçiliğini üstlenmiş bir siyasi iradeden çok daha tehlikedir. bize düşen de ancak ehven-i şerdir.
son tahlilde, demokrasi salt gidip bir kabinde kağıdın üzerine mührü basmak değildir. demokrasi ahlakının yerleşmediği bizim gibi ülkelerde de bağımsız hukuk ancak güzel bir hayal olarak kalmaktadır.
bununla birlikte, gerizekalı değiliz elbet, verilmek istenen mesajı aldık. açıklayalım mezhebimizce;
öncelikle; biz hala bu hukuk, demokrasi, adalet mekanizması, eşitlik vb. gibi evrensel değerlerin herhangi bir parti özelinde değerlendirilemeyeceğini, hangi parti olursa olsun salt tek bir partinin bu kavramları getirme yahut geliştirme iradesi gösteremeyeceğini anlayamadık. bu kavramlar ancak toplumsal irade ile gelişir, şekillenir. ancak, bir taban hareketi olarak geliştiği zaman anlam kazanır, yerleşir. aksi taktirde bizim ülkemizde olduğu gibi her gelen bu kavramları kendisine yontar. olan da budur esasen. zira, her başa geçen nedense "demokrasi getireceğim, hukukun üstünlüğünü sağlayacağım" diye gelip ikisini de bir güzel bellemektedir. tecrübe ile sabittir.
elbette ki, hukuk, demokrasi, adalet vb. hiçbir evrensel norm dogmatik değildir ve süreç içerisinde değişim gösterebilir. nasıl ki toplum yaşayan bir organizmaa ise ve sürekli değişim gösteriyorsa bu kavramlar da bu değişim sürecine ayak uydururlar, uydurmak durumundadırlar. bu anlamda bir ülkede demokratik teammüllerin değişim göstermesinde herhangi bir terslik yoktur. zira, devlet insan içindir, insan devlet için değil. bunda herkes hemfikirdir sanırım. en azından çoğunluk böyle düşünmelidir.
öte yandan, madalyonun öbür yüzü epey bir karanlıktır. zira, türkiye'de esas sorun ne laiklik algısı, ne hukuk mekanizması değil demokrasidir. çünkü demokrasinin olmadığı yerde ne hukuk işlerlik kazanır ne de laiklik ilkesi. bizim ülkemizde de aynı böyle olmuştur ve olmaktadır zaten. iktidar sahipleri, her kim olursa olsun, her zaman için demokrasiyi kendine yontmayı temel görevleri saymışlardır. bundaki temel etken tabi ki demokrasinin bizde tabandan gelen bir halk talebi sonucu değil devlet eliyle getirilen bir uygulama olmasıdır.
velhasıl-ı kelam, kanımca güçler ayrılığının canına okuyup, hsyk'yı liste dağıtarak, anayasa mahkemesini hülle yoluyla ele geçiren bir siyasi iktidar yahut parti; statükonun yılmaz bekçiliğini üstlenmiş bir siyasi iradeden çok daha tehlikedir. bize düşen de ancak ehven-i şerdir.
son tahlilde, demokrasi salt gidip bir kabinde kağıdın üzerine mührü basmak değildir. demokrasi ahlakının yerleşmediği bizim gibi ülkelerde de bağımsız hukuk ancak güzel bir hayal olarak kalmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar