bugün
- sözlük kızlarının kombinleri45
- sahte motor yağı9
- kendini türk hisseden arap artığı24
- sözlükte çirkin kız olmaması11
- sözlük yazarlarının dehşetül vahşet kombinleri13
- 12 ekim 2026 eyüpspor göztepe maçı11
- bir yazarı çok sevmek ama o hiç sevmemek10
- 27ler kulübü4
- dalga suyumdan içmek ister misiniz3
- türk askeri yemen e gitsin kampanyası5
- ford'un peugeot motoru kullanması4
- arkadaşlar toplanır mısınız konuşma yapacağım8
- nervio7
- kim jong un'a sen kimsin demek3
- güven3
- çinin tek çocuk politikası3
- hanginiz yaptı bunu6
- firavun haklıydı10
- audi a8 long w12 6 3 fsi quattro tiptronic2
- hala ekepe'nin tartisilmasi3
- içtim şarabı siktim arabı7
- acı biber elleyip gözü kaşımak6
- sözlüğün en yakışıklı erkek yazarı43
- tofaşla 240 km hız yapmak3
- hak ettiği değeri görmemiş şarkılar4
- gammaz sözlük kızları15
- piyano çalmak2
- kendini güzel sanan at suratlı kız7
- kim jong un a pandik atıp kaçmak2
- sözlükteki gammaz özelliği11
- arkadaşlar biraz dertleşelim mi6
- burda neden gerçek moderatör yok3
- testere necmi anasını kesiyor3
- yahudi savunan kürt5
- the beatles3
- falıma bakacak fal kölesi var mı3
- yıldo2
- sözlükteki ilişki skandalı35
- aradın mı5
- kıç arasını sürekli kaşıyan erkek4
- bursa da kavşağa baba denmesi3
- bingöl de bariyere çarpan otomobilde 2 ölü3
- testere bu alemdeki en gaddar adamdır3
- zina yapmayan erkekle dalga geçilmesi9
- hileli2
- irmik helvası3
- ilham aliyev7
- mutlu ama uzak olsun bey birader6
- zafer şahin2
- yarın nikahı basarım denilebilen kadın özellikleri11
çocuğunu eşşek sudan gelinceye kadar döven tipik bir türk annesidir.
geçen hafta üsküdar meydana inmiş dolaşıyordum aylak aylak. ya da bir yerden mi dönüyordum, hatırlamıyorum tam olarak. bilen bilir, meydandaki camiyi geçince köşedeki eski adı yöre yeni adı üçler marketin önünden, hemen oracıktan, karşıya geçerken insanlar sel olmuş üzerime doğru akıyordu, trafik lambalarının yanan kırmızı ışığına inat. bir anne 4-5 yaşlarında bir çocuğu elinden tutmuş karşıya geçirmeye çalışıyordu. çocuk ise nuhun gemisi diyor peygamber demiyor. evet nuh'un gemisi diyordu. "anneeee gemiiiyyy!!" diye zırlıyordu. herhalde tükkanın camının birinde bir oyuncak görmüş, içinde ukde olarak kalmıştı çocuğun. annesine baktım, kadın bu duruma hafiften sinirlendi, hani burasına kadar geldi denir ya işte öyle. çocuk muhakkak ki aralıksız bir şekilde yarım saattir zırlıyordu, anne ise keskin sirke küpüne zarar raddesine, köpürme noktasına gelmişti anlaşılan.
peki anneler hem sever hem döver mi? döver galiba. şöyle bir hafızamı yokluyorum da benim annem bana hiç vurdu mu, dövdü mü? yoo yani varsa da hafızamda yer etmemiş. ancak abimle birlikte mutfaktan atılan güdümlü terliklerden nasibimi almışımdır çok çok. biraz da zırıltı. "ömer bacaklarını kırıcam senin çabuk düzelt dağıttığın odayı." ya da "o pastalar misafire yapıldı, elleme kör şeytanın kör gözüne kör nalet." diyerek kabahatlar kanunun 17.maddesini hatırlatırdı bana kestiği ceza ile. ben ise vınnn sokak kapısından dışarı fırlardım. arkadan valide bir ton çağırış, yakarış, çığırış allah ne verdiyse söylenirdi.
böyleyken böyle, işte dediğim gibi kadın baya bir öfkelendi. "suusss yeter yeter!! almıyorum, senin istediğin olmayacak yürüü yürüü gerizekalı şey, yürü." ?? gerizekalı mı, lan mı, canın sağolsun be anne diye içindem geçirdim. çocuk peki sustu mu? susmak ne mümkün aksine daha bir peydahlandı, daha da bir palazlandı. viyak viyak bağırıyor bu sefer yolun orta yerinde, arabaların arasında. araba kornaları ile birleşince bu viyakalama, enfes bi konçerto halini aldı üsküdar müzik cemiyetindeymişcesine. kullaklarımız inleyen nağmelere doydu gündüz vakti. baktım çocuk ısrarcı bu sefer annenin burun delikleri sinirden şişip inmeye başladı, şahin gözlerle çocuğun şöyle bir yüzüne baktı, çocuğun yarım ağızla tuttuğu dudaklarının arasındaki yalancı emziğini çıkardı ve elini havaya kaldırıp hızlıca okkalı bir tokat akşetti çocuğun ağzının tam ortasına, evet deyim yerini buldu, ağzının tam orta yerine, çaaatt diye.
çocuğun ağzı dudakları, suya sırtı üstü çakılmış insanların teni gibi şişti. kıpkırmızı oldu. çocuk sustu. gözlerine baktım, boncuk gibi yaşlar sel olup akmaya başladı o gözlerden. bu sefer viyaklamalar yerini keskin bir hıçkırık histerisine bıraktı. annesinden böyle bir tokatı beklemiyordu, beklemek istemiyordu ama hayatın acı gerçeklerden birini yemişti bile, can ciğer kuzu sarması annesinden...
geçen hafta üsküdar meydana inmiş dolaşıyordum aylak aylak. ya da bir yerden mi dönüyordum, hatırlamıyorum tam olarak. bilen bilir, meydandaki camiyi geçince köşedeki eski adı yöre yeni adı üçler marketin önünden, hemen oracıktan, karşıya geçerken insanlar sel olmuş üzerime doğru akıyordu, trafik lambalarının yanan kırmızı ışığına inat. bir anne 4-5 yaşlarında bir çocuğu elinden tutmuş karşıya geçirmeye çalışıyordu. çocuk ise nuhun gemisi diyor peygamber demiyor. evet nuh'un gemisi diyordu. "anneeee gemiiiyyy!!" diye zırlıyordu. herhalde tükkanın camının birinde bir oyuncak görmüş, içinde ukde olarak kalmıştı çocuğun. annesine baktım, kadın bu duruma hafiften sinirlendi, hani burasına kadar geldi denir ya işte öyle. çocuk muhakkak ki aralıksız bir şekilde yarım saattir zırlıyordu, anne ise keskin sirke küpüne zarar raddesine, köpürme noktasına gelmişti anlaşılan.
peki anneler hem sever hem döver mi? döver galiba. şöyle bir hafızamı yokluyorum da benim annem bana hiç vurdu mu, dövdü mü? yoo yani varsa da hafızamda yer etmemiş. ancak abimle birlikte mutfaktan atılan güdümlü terliklerden nasibimi almışımdır çok çok. biraz da zırıltı. "ömer bacaklarını kırıcam senin çabuk düzelt dağıttığın odayı." ya da "o pastalar misafire yapıldı, elleme kör şeytanın kör gözüne kör nalet." diyerek kabahatlar kanunun 17.maddesini hatırlatırdı bana kestiği ceza ile. ben ise vınnn sokak kapısından dışarı fırlardım. arkadan valide bir ton çağırış, yakarış, çığırış allah ne verdiyse söylenirdi.
böyleyken böyle, işte dediğim gibi kadın baya bir öfkelendi. "suusss yeter yeter!! almıyorum, senin istediğin olmayacak yürüü yürüü gerizekalı şey, yürü." ?? gerizekalı mı, lan mı, canın sağolsun be anne diye içindem geçirdim. çocuk peki sustu mu? susmak ne mümkün aksine daha bir peydahlandı, daha da bir palazlandı. viyak viyak bağırıyor bu sefer yolun orta yerinde, arabaların arasında. araba kornaları ile birleşince bu viyakalama, enfes bi konçerto halini aldı üsküdar müzik cemiyetindeymişcesine. kullaklarımız inleyen nağmelere doydu gündüz vakti. baktım çocuk ısrarcı bu sefer annenin burun delikleri sinirden şişip inmeye başladı, şahin gözlerle çocuğun şöyle bir yüzüne baktı, çocuğun yarım ağızla tuttuğu dudaklarının arasındaki yalancı emziğini çıkardı ve elini havaya kaldırıp hızlıca okkalı bir tokat akşetti çocuğun ağzının tam ortasına, evet deyim yerini buldu, ağzının tam orta yerine, çaaatt diye.
çocuğun ağzı dudakları, suya sırtı üstü çakılmış insanların teni gibi şişti. kıpkırmızı oldu. çocuk sustu. gözlerine baktım, boncuk gibi yaşlar sel olup akmaya başladı o gözlerden. bu sefer viyaklamalar yerini keskin bir hıçkırık histerisine bıraktı. annesinden böyle bir tokatı beklemiyordu, beklemek istemiyordu ama hayatın acı gerçeklerden birini yemişti bile, can ciğer kuzu sarması annesinden...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar