bugün
- aleksey batrakov21
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı16
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- queen ravennanın aşırı güzel olması12
- durkheimın intihar teorisi6
- dedenize sahip çıkar mısınız5
- tanımadığı kadına tokat atan adam15
- atatürk düşmanı5
- yagmurcu çık açıkla10
- ulu önder tektir o da hz muhammeddir8
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı20
- sözlük dedeleri6
- gördüğü rüyayı anlatan mezhebi geniş erkek3
- cevheri güven4
- güne bir aleksey batrakov resmi bırak2
- kablosuz mouse13
- arap götü9
- takımınızın maçını izlemek istediğiniz yazarlar3
- susualsuspects4
- iskilipli atıf hoca20
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı23
- otistik bir insanla sohbet etmek4
- ünal erkan2
- öylesine bir şeyler yaz3
- kadınlar3
- nükleer bomba2
- yazarların akşama dair planları7
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- kale3112 tarzı entry girmek8
- doların 50 tl olması7
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- ismeti çekemeyen yazar2
- favlayan yazarın asıl amacı12
- ismet gürbüz'ün adam gibi adam olması2
- camgöz balık ekmek4
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- sözlük kürdü55
- 99 lu sevgiliye güz gülleri kaseti hediye etmek4
- tren4
- kırıkkaleli olmak istemek4
- savcı esra2
- topla topla topla3
- birazdan maç var2
- valla en güzeli hangisi bilmem2
- yalikazigi2
- gina caranonun iyi bir insan olması2
- true niye hala çaylak5
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
(bkz: sevgilinin aldatması)
Hayata dair mi? biraz daha mı özel bu? hayır, tam da hayata dair. hem de çok sağlam iç burkuyor be sözlük.
sevgili mağdurlarına hep mizahi yaklaştım, şimdi biri bana bu konu hakkında şaka yapsa -koca erkeğim güya- çenem titriyor, gözlerim doluyor sözlük.
içim kin ile doluyor, öfkeden uyuyamıyorum.
Kafamın içinde bir sancı, yapmaya niyetlendiğim ne varsa engelliyor. Heves bırakmıyor.
Vazgeçirip tekrar aynı konuyu düşünmeye sevk ediyor.
Hayat aldığını kadarını veriyor, sonra da verdiği kadarını alıyor. Geriye kalan ne? Bir enkaz. Biz ölene kadar hayat bizi kendinden bu kadar tiksindirecek mi? Sanıyorduk ki yaşamak güzel. Yaşamak bir aptal için güzel, ama farkında olan birisi için saçma.
Saçmalamayı bırakıp sadede geleyim. Bunun herhangi bir yanı detay değil şu gün için. Ama ortalama 65 yıllık bir ömre vurduğumda detay kalır en azından binlerce düşünce arasından bu düşüncelerim..
Ne oldu?
Klasik erkek olarak hep çapkın gezdim. Darwin'in saçmalıklarını doğrular nitelikte. Siz anlayın ne demek istediğimi. Ama sonra ne oldu, darwin bir yerde çürüdü.
Hissettim ki, bu sefer seviyorum. Elle tutulan, dudakla öpülen, saçı okşanılası, gülümseyince gülümseyen, söyleyince anlayan, bakınca hisseden sevilesi bi sevgilim var. Hemen yanımda. Gözlerime bakıyor. Her şeyini kabul ettiğim. Öylece sevdiğim.
Bir erkek için zordur bunları söylemek ağalar. Sikmişim aşkını da, kızını da diye haykırmak mı daha keyifli ve kolay yoksa bu mu?
Şuan benim için birincisi daha zor.
Evet böyle, hayatın gözlerimin önüne sürdüğü böyle bir sahne var.
Zaman geçiyor, zamanın geçmesi de seninle iken kabulüm be.. ama bir şartla. geçen zaman bizden götürmesin, sakladıklarımızı..
ah, emir. vah emir.
çok cıvık, çok bok, çok ötürü bi sevgi be olm sendeki. bilirim. dinleyeni ve okuyanı tiksindirir. ama bunlar hissedilince işin farklı bir boyutu var.
aynen böyle sevdim mnskym. =)
yeminler döküldü ağızlardan.
cesaret ister haşmetlim. biz dinimize sadığız.
ama "biz" mi sadığız ki?
dur işte, filmin şeridi kopuyor bu sahnede.
alt-yazısını ben yazıyorum. bizzat.
dedi ki belki de son kere göreceğim ve hissedeceğim o saf, o doruk ve "asla bir daha erişilmeyecek" sevgimi benden alıp elinde tutarken, "bir başkasından da hoşlandım."
götürme sevgimi bile diyemedim.
nasıl olur.
şok, sinir, öfke, küfür..
ne fayda paşa? sen de biliyorsun be emir, yedi sülalesine sövsen, sinirden zeusu titretsen, bir halt değişmeyecek.
o zaman otur ve sorular sor.
benimle sevgiliydin, hani bir başkası yoktu, hani o meşhur yeminler? benim şüphelerim üzerine edilen?
söylemeye korktun.
ne değişti sonunda?
beni hala seviyorsun. onu aslında benim abartı düşündüğüm kadar sevmedin. sevmek de neymiş hatta? abartıyorum.
ağlıyorsun şimdi.
bu ağlama yaptığın şeyden pişmanlık değil. benim acı çektiğimi görünce oluşan ortama uygun duygu yoğunluğu.
eyvallah.
konuştuğun sürece ben seni yine severim. yeter ki bana mantıklı konuş. bana, duymak istediklerimi en acılısından çal. ama çal be güzelim. bilelim biz birbirimizi.
hani bedenlerimiz arasında santim yokken fısıldaşmalarımız gibi. her şeyi duyalım.
evet belki diğer kaltaklar gibi, benle buluşup sonra da bir başkasına gitmedin. ama ruhun sevdi. bu en acısı. onu yapsan, zaten fiili olarak ilişkimizi bitirmiş olursun. lakin bu şekli, öteki şeklinden yalnızca fiili kısımda ayrılıyor benim gözümde.
açıklamaların.
hep birbirinden başka, birbirinden uyumsuz.
halen neyi saklıyorsun?
uyumsuzluğu gösterince bir sessizlik.
konuşsana!
konuyu çevirme çabası, çok basitçe.
sen böyle şeylere düşmezdin. nedir seni böyle yapan?
hayat mı?
daha yaşın kaç şekerim?
ha, o hayat değil.
hayatın sana verdiği şekil.
ama niye o zaman kendini bana çok farklı resmettin?
bana kıymet veriyorsun.
ama doyumsuzsun.
ve hayata dair iç burkan bir detay bu.
gözümü yaşlandıran, boğazıma düğüm atan, koca koca yutkunduran bir detay.
suç senin mi?
sen gibi olamadığım için benim mi?
yoksa asla bize ait olmayan bu emanet canlılığın orospu çocukluğunu temsil eden "hayatın" mı?
otur bir konuşalım.
ki yaralar var. kapanmıyor.
şizofreniye doğru yollandım.
güzelim.
ben balık burcuyum.
Hayata dair mi? biraz daha mı özel bu? hayır, tam da hayata dair. hem de çok sağlam iç burkuyor be sözlük.
sevgili mağdurlarına hep mizahi yaklaştım, şimdi biri bana bu konu hakkında şaka yapsa -koca erkeğim güya- çenem titriyor, gözlerim doluyor sözlük.
içim kin ile doluyor, öfkeden uyuyamıyorum.
Kafamın içinde bir sancı, yapmaya niyetlendiğim ne varsa engelliyor. Heves bırakmıyor.
Vazgeçirip tekrar aynı konuyu düşünmeye sevk ediyor.
Hayat aldığını kadarını veriyor, sonra da verdiği kadarını alıyor. Geriye kalan ne? Bir enkaz. Biz ölene kadar hayat bizi kendinden bu kadar tiksindirecek mi? Sanıyorduk ki yaşamak güzel. Yaşamak bir aptal için güzel, ama farkında olan birisi için saçma.
Saçmalamayı bırakıp sadede geleyim. Bunun herhangi bir yanı detay değil şu gün için. Ama ortalama 65 yıllık bir ömre vurduğumda detay kalır en azından binlerce düşünce arasından bu düşüncelerim..
Ne oldu?
Klasik erkek olarak hep çapkın gezdim. Darwin'in saçmalıklarını doğrular nitelikte. Siz anlayın ne demek istediğimi. Ama sonra ne oldu, darwin bir yerde çürüdü.
Hissettim ki, bu sefer seviyorum. Elle tutulan, dudakla öpülen, saçı okşanılası, gülümseyince gülümseyen, söyleyince anlayan, bakınca hisseden sevilesi bi sevgilim var. Hemen yanımda. Gözlerime bakıyor. Her şeyini kabul ettiğim. Öylece sevdiğim.
Bir erkek için zordur bunları söylemek ağalar. Sikmişim aşkını da, kızını da diye haykırmak mı daha keyifli ve kolay yoksa bu mu?
Şuan benim için birincisi daha zor.
Evet böyle, hayatın gözlerimin önüne sürdüğü böyle bir sahne var.
Zaman geçiyor, zamanın geçmesi de seninle iken kabulüm be.. ama bir şartla. geçen zaman bizden götürmesin, sakladıklarımızı..
ah, emir. vah emir.
çok cıvık, çok bok, çok ötürü bi sevgi be olm sendeki. bilirim. dinleyeni ve okuyanı tiksindirir. ama bunlar hissedilince işin farklı bir boyutu var.
aynen böyle sevdim mnskym. =)
yeminler döküldü ağızlardan.
cesaret ister haşmetlim. biz dinimize sadığız.
ama "biz" mi sadığız ki?
dur işte, filmin şeridi kopuyor bu sahnede.
alt-yazısını ben yazıyorum. bizzat.
dedi ki belki de son kere göreceğim ve hissedeceğim o saf, o doruk ve "asla bir daha erişilmeyecek" sevgimi benden alıp elinde tutarken, "bir başkasından da hoşlandım."
götürme sevgimi bile diyemedim.
nasıl olur.
şok, sinir, öfke, küfür..
ne fayda paşa? sen de biliyorsun be emir, yedi sülalesine sövsen, sinirden zeusu titretsen, bir halt değişmeyecek.
o zaman otur ve sorular sor.
benimle sevgiliydin, hani bir başkası yoktu, hani o meşhur yeminler? benim şüphelerim üzerine edilen?
söylemeye korktun.
ne değişti sonunda?
beni hala seviyorsun. onu aslında benim abartı düşündüğüm kadar sevmedin. sevmek de neymiş hatta? abartıyorum.
ağlıyorsun şimdi.
bu ağlama yaptığın şeyden pişmanlık değil. benim acı çektiğimi görünce oluşan ortama uygun duygu yoğunluğu.
eyvallah.
konuştuğun sürece ben seni yine severim. yeter ki bana mantıklı konuş. bana, duymak istediklerimi en acılısından çal. ama çal be güzelim. bilelim biz birbirimizi.
hani bedenlerimiz arasında santim yokken fısıldaşmalarımız gibi. her şeyi duyalım.
evet belki diğer kaltaklar gibi, benle buluşup sonra da bir başkasına gitmedin. ama ruhun sevdi. bu en acısı. onu yapsan, zaten fiili olarak ilişkimizi bitirmiş olursun. lakin bu şekli, öteki şeklinden yalnızca fiili kısımda ayrılıyor benim gözümde.
açıklamaların.
hep birbirinden başka, birbirinden uyumsuz.
halen neyi saklıyorsun?
uyumsuzluğu gösterince bir sessizlik.
konuşsana!
konuyu çevirme çabası, çok basitçe.
sen böyle şeylere düşmezdin. nedir seni böyle yapan?
hayat mı?
daha yaşın kaç şekerim?
ha, o hayat değil.
hayatın sana verdiği şekil.
ama niye o zaman kendini bana çok farklı resmettin?
bana kıymet veriyorsun.
ama doyumsuzsun.
ve hayata dair iç burkan bir detay bu.
gözümü yaşlandıran, boğazıma düğüm atan, koca koca yutkunduran bir detay.
suç senin mi?
sen gibi olamadığım için benim mi?
yoksa asla bize ait olmayan bu emanet canlılığın orospu çocukluğunu temsil eden "hayatın" mı?
otur bir konuşalım.
ki yaralar var. kapanmıyor.
şizofreniye doğru yollandım.
güzelim.
ben balık burcuyum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar