bugün
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması13
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı7
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız9
- yılmaz erdoğan6
- görükle'deki benzin istasyonundaki market2
- iran da şahı da humeyni'yi de biz getirdik2
- tuvalet kağıdını ters takanlar ruh hastası mı2
- şu an ne isterdin14
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek26
- sabah programları3
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- çocukluk arkadaşlığı7
- soner sarıkabadayı3
- ığdır'ın baş harfi ığdır2
- engin altan düzyatan3
- en güzel öpüşme sahnesi2
- azrail'in görüldüğü an4
- recep ivedik 82
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat37
- sosyal medyadaki hastalıklı zihniyet2
- melike öcalan2
- iran2
- cadılar bayramında cadı kesmek3
- batı şeria2
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- yulaf lapası vs tost11
- açım aç9
- herkes nerde4
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler4
- güneşli bir günde insanın evde oturma nedenleri3
- dinlerin evrensel olmaması3
- karpuzcu liboş3
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- bir beden küçük kıyafet almak7
- edep sen ne güzel şeysin6
- galatasaray vs akp13
- fon vurgunu54
- 2027 hedefleri2
- mustafa sarıgül pornosu5
- halloween'e cadılar bayramı diyen keko7
- yazarların kahvaltı keyfi3
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- from gold from dust34
- dibek kahvesi içmeden kendine gelemeyen kız2
- fon suresi 2 milyarıncı ayet4
- platon un mağara alegorisi6
- kaçak çay18
- mekke anlaşması2
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- dilekçeye nasıl başlanır9
hayatı boyunca tüketici konumunda olan bireyin üretici konumuna geçmesi durumunda yaşayacağı depresif haldir.
(bkz: tanım sıçmak)
kendim oluyorum. suç annemin. hiperaktif ve tezcanlılık kişiliği ile benim yemek yapmaya yeltenme girişimlerimi engelledi. tamam benim de aman aman bu yemek nasıl yapılıyor acaba dur şunun tarifini alayımda yapayım düşüncem yoktu hiç ama olabilirdi belki. ne zaman mutfağa girsem her şey yapılmış oluyordu. beyazatlinick sofrayı kur, beyazatlinick su götür. getir götür işleri hep.
üniversitede de şans benden yanaydı. ev arkadaşım yemek yapmaya bayılan ve hatta eğitim fakültesinde olmasına karşın hayali restoran açmak olan bir insandı. hep yiyiciydim yani. gece saat 3'te sarma yapardı bu. ayarı yoktu pek. (kuru fasulye ve nohuttan nefret etmemden onun yüzünden oldu bu arada. 10 kişilik kuru yapardı bir hafta onu yerdik. taneleri bitince suyuyla nohut yapardı. sonra yerçekimsiz hava sahası.) damak zevkimin olmamasını da bu yıllarda fark ettim. benim için her yemeğin tadı tuzu yerindeydi. yemeğe oturduktan sonra yanımdakine bakar eğer o tuz atarsa atar, limon sıkılcaksa sıkardım. yapmak zorundaydım çünkü millet ıyy çok tuzsuz dediği sırada ben bitirmiş olabiliyordum. dalga konusuydum. bir gün arkadaşımın 'beyazatlinick sana şu makarnayı tuzsuz, yağsız koysalar onu bile yersin' dediğinde düşündüm ve makarnayı süzdükten sonra üstünden yerken yakaladım kendimi. eğer yemek yaparsam tatsız, tuzsuz, sasuk olacaklarını söylerlerdi. öhüü.
derken işe atıldık. bu sefer şu nöbet denen sistem var artık evde. hani o günün talihlisi köle oluyor. yemek, bulaşık, çay, zıkkım... evet benim yemek yaptığım günler tam bir kabus. kafamda canlandıracağım bir model yok. (hani annem böyle yapardı bu yemeği hesabı) tamam teoride hepsi aynı da ölçüler rezalet. bir gün pırasa yemeğini çorbaya dönüştürdüm. bir gün yemeği yaktım. zaten pişti mi diye üstünden almaktan midem çiğ yemeğe iyice alıştı.
velhasılı dostlarım; arkadaşlarımın yemeklerim hakkında amadan sonra kurdukları cümleler tatmin edici olsa da evet biraz rengi tuhaf ama tadı güzel benim sıramda ben hep aç kalıyorum.
(bkz: tanım sıçmak)
kendim oluyorum. suç annemin. hiperaktif ve tezcanlılık kişiliği ile benim yemek yapmaya yeltenme girişimlerimi engelledi. tamam benim de aman aman bu yemek nasıl yapılıyor acaba dur şunun tarifini alayımda yapayım düşüncem yoktu hiç ama olabilirdi belki. ne zaman mutfağa girsem her şey yapılmış oluyordu. beyazatlinick sofrayı kur, beyazatlinick su götür. getir götür işleri hep.
üniversitede de şans benden yanaydı. ev arkadaşım yemek yapmaya bayılan ve hatta eğitim fakültesinde olmasına karşın hayali restoran açmak olan bir insandı. hep yiyiciydim yani. gece saat 3'te sarma yapardı bu. ayarı yoktu pek. (kuru fasulye ve nohuttan nefret etmemden onun yüzünden oldu bu arada. 10 kişilik kuru yapardı bir hafta onu yerdik. taneleri bitince suyuyla nohut yapardı. sonra yerçekimsiz hava sahası.) damak zevkimin olmamasını da bu yıllarda fark ettim. benim için her yemeğin tadı tuzu yerindeydi. yemeğe oturduktan sonra yanımdakine bakar eğer o tuz atarsa atar, limon sıkılcaksa sıkardım. yapmak zorundaydım çünkü millet ıyy çok tuzsuz dediği sırada ben bitirmiş olabiliyordum. dalga konusuydum. bir gün arkadaşımın 'beyazatlinick sana şu makarnayı tuzsuz, yağsız koysalar onu bile yersin' dediğinde düşündüm ve makarnayı süzdükten sonra üstünden yerken yakaladım kendimi. eğer yemek yaparsam tatsız, tuzsuz, sasuk olacaklarını söylerlerdi. öhüü.
derken işe atıldık. bu sefer şu nöbet denen sistem var artık evde. hani o günün talihlisi köle oluyor. yemek, bulaşık, çay, zıkkım... evet benim yemek yaptığım günler tam bir kabus. kafamda canlandıracağım bir model yok. (hani annem böyle yapardı bu yemeği hesabı) tamam teoride hepsi aynı da ölçüler rezalet. bir gün pırasa yemeğini çorbaya dönüştürdüm. bir gün yemeği yaktım. zaten pişti mi diye üstünden almaktan midem çiğ yemeğe iyice alıştı.
velhasılı dostlarım; arkadaşlarımın yemeklerim hakkında amadan sonra kurdukları cümleler tatmin edici olsa da evet biraz rengi tuhaf ama tadı güzel benim sıramda ben hep aç kalıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar