bugün
- hikayeyi devam ettir50
- mezoterapi9
- pilot bir erkekle sevgili olmak7
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar4
- gammaz nedir nasıl olunur4
- sokakta kavga teknikleri13
- askerdeki otomat4
- ismet gurbuz 20245
- mehdi kim sorunsalı3
- pkk türk sanatını davar güder gibi güdüyor13
- queen feristah12
- at3
- belediye maaşının polis asker maaşını geçmesi2
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- vietnam savaşı3
- yazarların okuduğu bölümler6
- motosikletten düşüp dans etmeye başlamak3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası34
- özelde çalışmak5
- boğaz'a dördüncü köprü2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- allah a güvenmek4
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak10
- kel erkeklerin karizması5
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- beyzbol2
- pişi vs revani5
- yul brynner2
- tekne turu11
- üniversite arkadaşlıkları geçicidir2
- yeni parti53
- nickten isim tahmini yapmak72
- ceng'i ali2
- pişisel gelişim5
- filenin sultanları5
- pişi yapmasını bilen sözlük kızı5
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- true'nin çaylak olması7
- benkimki6
- islam medeniyeti diye bir şey yoktur8
- sözlük kızlarının çok sinirli olması4
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- ulu sözlük muhteşem yüzyıl fun club2
- günde 90 litre su içmek2
- askeri ücretle evlenebilir mi6
- sözlükte hissedilen femboy yazar eksikliği4
- kafede çalışan üniversiteli2
- gammaz çetesi9
Tadnıdıklarımdan bir kişi meyveleri, hiç sevmez, çünkü işitmiş ki çoğunluk yaz hastalıkları, özellikle meyveden gelir. Meyvelere karşı nefreti o kadar büyüktür ki onlardan bahsedilmesine bile tahammül edemez. Hatta en hürmet ettiği bir adamı meyve yerken görse, ona karşı hürmetinin büyük ölçüde eksileceğini itiraf eder.
Ben, onun aksine olarak meyveleri sırf hastalık verdikleri için severim. Bu satırları hafif bir meyve rahatsızlığının tatlı iyileşme dönemi sonunda yazıyorum. iki üç fazla armut ve şeftali yemek yüzünden kanımı tutuşturan kırk derecelik bir ateş sayesinde görülmemiş bir alemde efsanevi bir seyahat yapmış gibi, sinirlerim şimdi şaşılacak birtakım hatıraların izlenimleriyle doludur.
Kırk derece ateş!.. Bu Çin, Japon, Amerika ve Afrika'dan ziyade bir insan için görülmesi zorunlu, meraklı bir dünyadır. Yalnız nabzınızı saymak için bileğinizi tutan elin büyümüş kıllarını seyretmek, göğsünüzü dinlemek üzere üzerinize eğilen başın tayfun gürültülerini andıranı nefesini işitmek, kırk derece ateşin korkunç zevklerini tattırmaya kafidir. Dalga geçiren esrarkeşin gözü ne görürse, kırk derece ateşle yanan adamın dışarı fırlamış gözü de onu görür: Doktorun başı yüzüme yaklaştıkça, kıpkızıl bir çehreye takılmış hortum şeklinde iri, müthiş bir burnun süngüler gibi dimdik duran kıllarla dolu delikleri, başıma birer siyah külah gibi geçmek tehlikesini gösteriyordu. Bir kuruntu eseri olduu bilinen, fakat gerçek imiş gibi insana ürperti ve korku veren sıtmanın heyecan veren tehlikeleri!..
Fakat kırk derecelik ateşin en büyük fazileti, hastanın gözüne, etrafındaki insanları asıl ruhlarının çehreleriyle göstermesidir. Sanki derisi soyulmuş ve kıpkızıl etleri kanayan, fakat buna rağmen yine kıs kıs gülen dost ve akraba çehreleri!..
Ahmet Haşim- Bize Göre.
Ben, onun aksine olarak meyveleri sırf hastalık verdikleri için severim. Bu satırları hafif bir meyve rahatsızlığının tatlı iyileşme dönemi sonunda yazıyorum. iki üç fazla armut ve şeftali yemek yüzünden kanımı tutuşturan kırk derecelik bir ateş sayesinde görülmemiş bir alemde efsanevi bir seyahat yapmış gibi, sinirlerim şimdi şaşılacak birtakım hatıraların izlenimleriyle doludur.
Kırk derece ateş!.. Bu Çin, Japon, Amerika ve Afrika'dan ziyade bir insan için görülmesi zorunlu, meraklı bir dünyadır. Yalnız nabzınızı saymak için bileğinizi tutan elin büyümüş kıllarını seyretmek, göğsünüzü dinlemek üzere üzerinize eğilen başın tayfun gürültülerini andıranı nefesini işitmek, kırk derece ateşin korkunç zevklerini tattırmaya kafidir. Dalga geçiren esrarkeşin gözü ne görürse, kırk derece ateşle yanan adamın dışarı fırlamış gözü de onu görür: Doktorun başı yüzüme yaklaştıkça, kıpkızıl bir çehreye takılmış hortum şeklinde iri, müthiş bir burnun süngüler gibi dimdik duran kıllarla dolu delikleri, başıma birer siyah külah gibi geçmek tehlikesini gösteriyordu. Bir kuruntu eseri olduu bilinen, fakat gerçek imiş gibi insana ürperti ve korku veren sıtmanın heyecan veren tehlikeleri!..
Fakat kırk derecelik ateşin en büyük fazileti, hastanın gözüne, etrafındaki insanları asıl ruhlarının çehreleriyle göstermesidir. Sanki derisi soyulmuş ve kıpkızıl etleri kanayan, fakat buna rağmen yine kıs kıs gülen dost ve akraba çehreleri!..
Ahmet Haşim- Bize Göre.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar