bugün
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler12
- sözlük kızlarından hiç astronot çıkmaması7
- sinirli kadını sakinleştirmek13
- ciguli vs velvet5
- en merak ettiğin ulu yazarı17
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek5
- yalnizca deli yalnizca sair21
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- arkadaşlar bakar mısınız21
- kitap okurken ağlayan erkek5
- katatespizartmasi17
- kitap okurken ağlamak8
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı11
- ton balığını kim yiyor sorunsalı8
- özlem tekin5
- uzun ve ince sigara içmeye alışmak5
- sünnetten akılda kalanlar3
- rüyada zehra güneş'e sarılmak5
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak16
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der7
- insan olmaya ceyrek kala7
- telefonun başında çaresiz beklediniz mi5
- iran da 120 çocuğun öldüğü okul saldırısı7
- hmm diye mesaj yazan türk kızı5
- atatürk'ün sözleri bilimle çelişirse ne yaparsınız3
- mucize beklemeyen insan3
- melissa vargas2
- evlenip boşanmış erkeklerin değerinin düşmesi9
- sözlük yazarlarının bitki çayları2
- ömer yıldırım3
- nervio20
- atatürk peygamber mi sorunsalı2
- pkklı anaları2
- yapay zeka ile flört uygulamalarının geleceği2
- üsküdar da martıya eziyet6
- odyssey6
- eski bir şarkıyla travmaları hatırlamak4
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar3
- piç cenazesi2
- saraca finch house5
- merkür retrosu3
- kürdistan hava kuvvetleri2
- şehre inen domuzları besleyen kadın6
- bakar mısınız dedikten sonra kimsenin bakmaması4
- çamoluk3
- ordu4
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- burak demirbilek3
- velvet47
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması18
Bizden gene ne saklıyorsun deniz bu gece? Terliksiz çıktığım tamamlanamış çatı katında,kiremitlerin arasında tabureme oturmuş, sinmişim ayaz bile böyle samimiyken bana, sen neden gözlerini kapatıp alnını kırıştırıyorsun ki? Oysa ben seni ilk çarşaf gibiyken sevmiştim. O duruluğuna hayrandım masumiyetine içtenliğine.. Ama gel gör ki gece çöktü seni bulutlardan ayırdılar yakamozlar bile bunu kabullenemeyip alev aldı. Bizse iki dertli dost üşüyen ayaklarımızı aldırış etmeksizin sahtekar dostlarımızı ciğerlerimize çekiyoruz. Sıcak kahve ile ısınmayı deniyoruz. Bu gece neden ağlıyoruz deniz?
Tam tamına 4 saat geçmişti. Bir yıldızımız vardı en parlak olanı gitmişti. Ama geri kalanları tepeden bize el sallıyordu. Bununla avunduk çünkü bunu yapmalısın bir şekilde avunmalısın. Rüzgar parmak uçlarıma temas ederken titriyor olmak rahatsız etmeli doğru olan budur. Peki ben şimdi neden üşümeye doyamıyorum deniz? Neden sıcaklığı istemiyorum? Evet doğru ya belki de bu sorunun cevabını ancak senin yüzünü görünce alabiliriz. Senin saflığını gök ile uyumunu. Keşke bu uyumun tadına bakabilsem o huzur içime dolsa ve tüm dertler yok olup gitse. Tıpkı esrar dumanı gibi yoğun bir yağmur bulutu yağsa üstüme. Ve ben yine kiremitler arasındaki tabureme oturup sana göz kırpsam ve sen utansan. O gece bana cevap vermediğin için.. Yıldızlar yeryüzüne yakınlaşsa senin gönlümdeki tahtına konsalar. Artık çok geç deniz çoktan senden vazgeçtim ben. Duruluğun ve huzurun bir şeye yaramadığını canımı yakarak öğrettin bana çok üşüdüm çok titredim. O gece boyunca kendimi bundan soyutlamıştım oysaki seni bekledim. Sen yokken yıldızlar ve duman bana arkadaşlık etti beni koyunlarına alıp ısıttı rahatlayayım diye lafladık hatta. Bir baktım da ne göreyim.. Kaybettiğim o yıldızımız geri dönmüştü. Senden önce davrandı. Hem zaten çok zayıftın sen. iki rüzgarla dolduruşa gelir hırçınlaşırdın. Ufak darbelerde bile bütün o pürüzsüzlüğün yok olurdu zayıftın. Peki yeni dostlarımı nasıl buluyorsun? Çok farklılar değil mi? Onları ayırt edebilirsin. Senin gibi kocaman bir bilinmezlik bir yalan değiller. Herbirini tek tek seçer tek tek kucaklarsın. Birisi olmazsa bir diğeri koşar yardımına. Ama sen yoksan yoksun deniz unuttun bırakıp gittin beni. Seni asla affetmeyeceğim. Ve emin ol ben olmadıkça asla eskisi kadar kusursuz olamayacaksın. Çünkü geceleri sana sırtımı döneceğim artık. Öfkeleneceksin biliyorum. Rüzgarı da almışsın arkana susmayacaksın sesini tabureme kadar duyurtacaksın bunu da biliyorum. Ama ben gökyüzüne bakıyor olacağım. Gözlerim kapalı gökyüzüne bakacak ve tüm yıldızları eksiksiz göreceğim. Artık insanlar kafalarına göre içimde barınamayacaklar kirletemeyecekler . Tek yapabilecekleri sonsuz inancım ve sen yokken bana sahip çıkan ışığım karşısında zayıfça elleriyle gözlerini örtmek olacak. Ve elbette ki güneşin doğması için dua etmek. Elbette duaları kaçınılmazdır ki gerçekleşecek. Ama güneş seni her terk ettiğinde yakamozlarını bir bir elinden alacağım deniz.. Yıllar sonra sen kuruyup çekilirken bile ben hala yukarıdan sana el sallıyor olacağım. Ne yazık.. Sen o sıra beni göremeyecek kadar bithap düşmüş yağmurun ayaklarına kapanmış olacaksın. Bir bakmışsın ki kölesi oluvermişsin. Ama suç benim değil denizim.. O gece benden neler sakladın kim bilir?
Tam tamına 4 saat geçmişti. Bir yıldızımız vardı en parlak olanı gitmişti. Ama geri kalanları tepeden bize el sallıyordu. Bununla avunduk çünkü bunu yapmalısın bir şekilde avunmalısın. Rüzgar parmak uçlarıma temas ederken titriyor olmak rahatsız etmeli doğru olan budur. Peki ben şimdi neden üşümeye doyamıyorum deniz? Neden sıcaklığı istemiyorum? Evet doğru ya belki de bu sorunun cevabını ancak senin yüzünü görünce alabiliriz. Senin saflığını gök ile uyumunu. Keşke bu uyumun tadına bakabilsem o huzur içime dolsa ve tüm dertler yok olup gitse. Tıpkı esrar dumanı gibi yoğun bir yağmur bulutu yağsa üstüme. Ve ben yine kiremitler arasındaki tabureme oturup sana göz kırpsam ve sen utansan. O gece bana cevap vermediğin için.. Yıldızlar yeryüzüne yakınlaşsa senin gönlümdeki tahtına konsalar. Artık çok geç deniz çoktan senden vazgeçtim ben. Duruluğun ve huzurun bir şeye yaramadığını canımı yakarak öğrettin bana çok üşüdüm çok titredim. O gece boyunca kendimi bundan soyutlamıştım oysaki seni bekledim. Sen yokken yıldızlar ve duman bana arkadaşlık etti beni koyunlarına alıp ısıttı rahatlayayım diye lafladık hatta. Bir baktım da ne göreyim.. Kaybettiğim o yıldızımız geri dönmüştü. Senden önce davrandı. Hem zaten çok zayıftın sen. iki rüzgarla dolduruşa gelir hırçınlaşırdın. Ufak darbelerde bile bütün o pürüzsüzlüğün yok olurdu zayıftın. Peki yeni dostlarımı nasıl buluyorsun? Çok farklılar değil mi? Onları ayırt edebilirsin. Senin gibi kocaman bir bilinmezlik bir yalan değiller. Herbirini tek tek seçer tek tek kucaklarsın. Birisi olmazsa bir diğeri koşar yardımına. Ama sen yoksan yoksun deniz unuttun bırakıp gittin beni. Seni asla affetmeyeceğim. Ve emin ol ben olmadıkça asla eskisi kadar kusursuz olamayacaksın. Çünkü geceleri sana sırtımı döneceğim artık. Öfkeleneceksin biliyorum. Rüzgarı da almışsın arkana susmayacaksın sesini tabureme kadar duyurtacaksın bunu da biliyorum. Ama ben gökyüzüne bakıyor olacağım. Gözlerim kapalı gökyüzüne bakacak ve tüm yıldızları eksiksiz göreceğim. Artık insanlar kafalarına göre içimde barınamayacaklar kirletemeyecekler . Tek yapabilecekleri sonsuz inancım ve sen yokken bana sahip çıkan ışığım karşısında zayıfça elleriyle gözlerini örtmek olacak. Ve elbette ki güneşin doğması için dua etmek. Elbette duaları kaçınılmazdır ki gerçekleşecek. Ama güneş seni her terk ettiğinde yakamozlarını bir bir elinden alacağım deniz.. Yıllar sonra sen kuruyup çekilirken bile ben hala yukarıdan sana el sallıyor olacağım. Ne yazık.. Sen o sıra beni göremeyecek kadar bithap düşmüş yağmurun ayaklarına kapanmış olacaksın. Bir bakmışsın ki kölesi oluvermişsin. Ama suç benim değil denizim.. O gece benden neler sakladın kim bilir?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar