bugün
- fiziği güzel sözlük kızları41
- memeleri kafam kadar kız22
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak7
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- afyon civarı pasif var mı7
- eve escort çağırmak6
- 46 yaş4
- geleneksel sözlüğün en iyi memesi yarışması6
- nervio5
- baklavası olmayan erkek5
- dünya nın girişine yazılması gereken söz2
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- silikonlu memelerini sıktırmayan bayan5
- ayakları güzel sözlük kızları5
- recep tayyip erdoğan10
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- sözlüğün meme üstadı5
- recep tayyip erdoğan kalp krizi geçirseydi2
- eve gelen escorta ütü yaptırmak4
- motorsiklet sürmek3
- fatma betül sayan kaya57
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- fakir siniri6
- başlığa gelin meme var4
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- ibne3
- arkadaşlar çok sıkıcısınız4
- bütün gece meme konuşulup meme atılmaması3
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- bir günlüğüne erkek olsam3
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler2
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- karın kaslarıyla soda kapağı açamayan erkek2
- kriteri mriteri olmayan insan tipi2
- şampuan önerisi8
- 21 ocak 2025 bolu kartalkaya otel yangını4
- kız silkmek2
- ups boobss nickli yazar5
- arkadaşlar beni hanginiz takipten çıktı4
- cumartesi gecesi sokağa çıkan ezik ve ahmak insan3
- gece acıkması3
- kendisiyle övünen insanlar15
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
robert enke'den sonra henüz 30 yaşında ve aktif futbola devam ederken gelen ölümüyle şok eden futbolcu. toprağı bol olsun.
zeki çol'un konu hakkındaki yazısı :
" Kalbinde sorun olduğunu, birkaç gün önce öğrenmiştim. Aslında o da bu rahatsızlığını bir kaç ay öncesinde öğrenmişti.
Sezon öncesi, sağlık kontrolü için o dönemdeki kulübü Ankaraspor tarafından gönderildiği hastanede. Ankara'daki Medicana'nın yapılan kontroller sonucu koyduğu teşhis, "hiportrofik kardiyomiyopati"ydi. Yani kalp kasının anormal büyümesi... Ya da halk dilindeki adıyla kalp adalesindeki kalınlaşma.
Bu, bir sporcu için ciddi risk demekti. Literatüre göre, 1979-1996 yılları arasında geçen 17 yılda, italya'daki Padova Spor Hekimliği Merkezi 33 bin 735 sporcuyu kontrol etmiş, bunların 22'sinde "hiportrofik kardiyomiyopati"ye rastlamıştı. Sporcular bu yüzden, hastane raporuyla aktif spor yaşamlarına veda etmek zorunda kalmışlardı. Doktorlar bu tür rahatsızlıkları olanlara spor yapma izni vermiyorlardı.
Antonio De Nigris, Medicana'nın raporundan sonra, bir başka sağlık kurumunda da durumu check edilsin diye, 8 Temmuz 2009'da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gönderildi. Oranın teşhisi de aynıydı. Ve bu raporlar doğrultusunda, Türkiye'de oynama izni alamayacaktı.
Bu arada, zaten kulübüyle de sorunları vardı. Ankaraspor, ücret indirimi istemiş, De Nigris 600 bin Euro'luk ücretini bir miktar aşağı çekmiş, ancak ödemeler konusunda anlaşmaya varılamamıştı.
De Nigris, raporlara biraz da bu uzlaşmazlık nedeniyle inanmak istememişti. Hatta yakın çevresine, "Sözleşmemi feshetmeyi düşündükleri için böyle oluyor" türünden sitemlerini de dile getirmişti.
Öyle ya... 2006'da geldiği Türkiye'de, daha önce yapılan kontrollerde böyle bir rahatsızlığa rastlanmamıştı. Gaziantepspor'a geldiğinde, aynı kulüpteki ikinci sezonun başında, Ankaraspor'a verildiğinde, Ankaragücü'ne kiralandığında da sağlık kontrollerine girmişti. O sıralarda olmayan bir rahatsızlık, şimdi kulüple sorun yaşadığı bir süreçte nasıl olur da ortaya çıkardı?
Düz mantıkla baktığınızda De Nigris haksız sayılmazdı. Ama bilmediği şuydu: "Hiportrofik kardiyomiyopati" belli bir evreden sonra da ortaya çıkabiliyordu. Daha önce rastlanmamış olması, rahatsızlığın sonradan geliştiğinin göstergesiydi.
O kuşkular içerisindeki De Nigris'i, yakın dostları bir başka hastaneye gönderdi. Ankara'daki Arte Özel Hekimlik Tıp Merkezi'ne. 19 Ağustos'ta 3. kez kontrole gitti. Ve bu defa da aynı sonuçla karşılaşıldı. Hatta bir de "Yüksek ihtisas Hastanesi'ne görün" önerisiyle.
21 Ağustos'ta bu defa De Nigris Yüksek ihtisas Hastanesi'nin yolunu tuttu. Türkiye'deki son kontrolüne girdi. Sonuç bir kez daha aynıydı: "hiportrofik kardiyomiyopati." Doktorlar bu defa da kendisine aynı yanıtı verdi:
"Futbol oynayamazsın."
Dört ayrı sağlık kurumu ve dört aynı teşhis. Artık De Nigris için zaten kapanmış olan Türkiye defterinin yanı sıra, futbol oynaması da söz konusu edilemezdi.
Dostları uyardı:
"Bu ciddi bir tehlike... Futbolu bırak."
Ama hem o hem de eşi Sonya bırakmaktan yana değillerdi.
"Hiportrofik kardiyomiyopati"si olanlarda ölüm oranının binde 1'ler civarında dolaştığını duymuştu. Kendisine bir şey olmayacağını düşünüyordu. Eşi de onu destekliyordu.
O sıralar Larissa'nın teklifi gündeme geldi. 2 yıllığına 700 bin Euro'luk kontratı imzaladı. Türkiye'den alamadığı "sağlıklı" raporunu Yunanistan'dan nasıl aldı? O Yunan Federasyonu'nun ve Yunanlı doktorların sorunu. Türkiye'de dört ayrı sağlık kurumunun ayrı ayrı koyduğu ortak teşhis, galiba orada atlanmıştı.
Ölüm, 31 yaşında ve gece uyurken yatağında kapısını çaldı De Nigris'in. Bir kalp krizi ve sonrasında kaldırıldığı hastanede son nefesini verişi. Çok yönlü bir ihmalin yok ettiği bir yaşamdı onunkisi.
Futbolu bıraksa, daha uzun bir ömrü olur muydu? Doktorlara göre evet... Literatüre göre de evet. italya'da spor yaşamı aynı rahatsızlıktan sonlandırılan o 22 sporcu, ortalama 8'er yıl daha yaşamışlardı. Ve yine doktorlara göre, yoğun antrenman ve maç trafiği, bu tür rahatsızlıklarda tetikleyici unsurdu. Antonio De Nigris, evet evinde kalp krizi geçirmişti ama o kriz antrenman ya da maç sırasında da gelebilirdi.
Spora Amerikan futbolu oynayarak başlayan, 10 yaşından sonra tenise yönelen, Meksika şampiyonluğu olan, Meksika'nın Davis Cup takımında milli forma giyen, ardından ise futbolu tercih eden ve bu defa milli formayı futbolda sırtına geçiren, özel, özellikli ve komple bir sporcuydu De Nigris.
Kendisine verilen, "Bak, Ümit Özat'a doktorlar oynayabilirsin dediler ama o 'Ailem benim için daha önemli' dedi, bıraktı" örneğine rağmen, hastalığıyla inatlaştı. Ve ölümüne davetiyeyi aslında kendisi çıkarttı. "
bu da lig tv'nin de nigris klibi :
http://www.ligtv.com.tr/V...oHaber/?r=1&hid=64060
zeki çol'un konu hakkındaki yazısı :
" Kalbinde sorun olduğunu, birkaç gün önce öğrenmiştim. Aslında o da bu rahatsızlığını bir kaç ay öncesinde öğrenmişti.
Sezon öncesi, sağlık kontrolü için o dönemdeki kulübü Ankaraspor tarafından gönderildiği hastanede. Ankara'daki Medicana'nın yapılan kontroller sonucu koyduğu teşhis, "hiportrofik kardiyomiyopati"ydi. Yani kalp kasının anormal büyümesi... Ya da halk dilindeki adıyla kalp adalesindeki kalınlaşma.
Bu, bir sporcu için ciddi risk demekti. Literatüre göre, 1979-1996 yılları arasında geçen 17 yılda, italya'daki Padova Spor Hekimliği Merkezi 33 bin 735 sporcuyu kontrol etmiş, bunların 22'sinde "hiportrofik kardiyomiyopati"ye rastlamıştı. Sporcular bu yüzden, hastane raporuyla aktif spor yaşamlarına veda etmek zorunda kalmışlardı. Doktorlar bu tür rahatsızlıkları olanlara spor yapma izni vermiyorlardı.
Antonio De Nigris, Medicana'nın raporundan sonra, bir başka sağlık kurumunda da durumu check edilsin diye, 8 Temmuz 2009'da Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne gönderildi. Oranın teşhisi de aynıydı. Ve bu raporlar doğrultusunda, Türkiye'de oynama izni alamayacaktı.
Bu arada, zaten kulübüyle de sorunları vardı. Ankaraspor, ücret indirimi istemiş, De Nigris 600 bin Euro'luk ücretini bir miktar aşağı çekmiş, ancak ödemeler konusunda anlaşmaya varılamamıştı.
De Nigris, raporlara biraz da bu uzlaşmazlık nedeniyle inanmak istememişti. Hatta yakın çevresine, "Sözleşmemi feshetmeyi düşündükleri için böyle oluyor" türünden sitemlerini de dile getirmişti.
Öyle ya... 2006'da geldiği Türkiye'de, daha önce yapılan kontrollerde böyle bir rahatsızlığa rastlanmamıştı. Gaziantepspor'a geldiğinde, aynı kulüpteki ikinci sezonun başında, Ankaraspor'a verildiğinde, Ankaragücü'ne kiralandığında da sağlık kontrollerine girmişti. O sıralarda olmayan bir rahatsızlık, şimdi kulüple sorun yaşadığı bir süreçte nasıl olur da ortaya çıkardı?
Düz mantıkla baktığınızda De Nigris haksız sayılmazdı. Ama bilmediği şuydu: "Hiportrofik kardiyomiyopati" belli bir evreden sonra da ortaya çıkabiliyordu. Daha önce rastlanmamış olması, rahatsızlığın sonradan geliştiğinin göstergesiydi.
O kuşkular içerisindeki De Nigris'i, yakın dostları bir başka hastaneye gönderdi. Ankara'daki Arte Özel Hekimlik Tıp Merkezi'ne. 19 Ağustos'ta 3. kez kontrole gitti. Ve bu defa da aynı sonuçla karşılaşıldı. Hatta bir de "Yüksek ihtisas Hastanesi'ne görün" önerisiyle.
21 Ağustos'ta bu defa De Nigris Yüksek ihtisas Hastanesi'nin yolunu tuttu. Türkiye'deki son kontrolüne girdi. Sonuç bir kez daha aynıydı: "hiportrofik kardiyomiyopati." Doktorlar bu defa da kendisine aynı yanıtı verdi:
"Futbol oynayamazsın."
Dört ayrı sağlık kurumu ve dört aynı teşhis. Artık De Nigris için zaten kapanmış olan Türkiye defterinin yanı sıra, futbol oynaması da söz konusu edilemezdi.
Dostları uyardı:
"Bu ciddi bir tehlike... Futbolu bırak."
Ama hem o hem de eşi Sonya bırakmaktan yana değillerdi.
"Hiportrofik kardiyomiyopati"si olanlarda ölüm oranının binde 1'ler civarında dolaştığını duymuştu. Kendisine bir şey olmayacağını düşünüyordu. Eşi de onu destekliyordu.
O sıralar Larissa'nın teklifi gündeme geldi. 2 yıllığına 700 bin Euro'luk kontratı imzaladı. Türkiye'den alamadığı "sağlıklı" raporunu Yunanistan'dan nasıl aldı? O Yunan Federasyonu'nun ve Yunanlı doktorların sorunu. Türkiye'de dört ayrı sağlık kurumunun ayrı ayrı koyduğu ortak teşhis, galiba orada atlanmıştı.
Ölüm, 31 yaşında ve gece uyurken yatağında kapısını çaldı De Nigris'in. Bir kalp krizi ve sonrasında kaldırıldığı hastanede son nefesini verişi. Çok yönlü bir ihmalin yok ettiği bir yaşamdı onunkisi.
Futbolu bıraksa, daha uzun bir ömrü olur muydu? Doktorlara göre evet... Literatüre göre de evet. italya'da spor yaşamı aynı rahatsızlıktan sonlandırılan o 22 sporcu, ortalama 8'er yıl daha yaşamışlardı. Ve yine doktorlara göre, yoğun antrenman ve maç trafiği, bu tür rahatsızlıklarda tetikleyici unsurdu. Antonio De Nigris, evet evinde kalp krizi geçirmişti ama o kriz antrenman ya da maç sırasında da gelebilirdi.
Spora Amerikan futbolu oynayarak başlayan, 10 yaşından sonra tenise yönelen, Meksika şampiyonluğu olan, Meksika'nın Davis Cup takımında milli forma giyen, ardından ise futbolu tercih eden ve bu defa milli formayı futbolda sırtına geçiren, özel, özellikli ve komple bir sporcuydu De Nigris.
Kendisine verilen, "Bak, Ümit Özat'a doktorlar oynayabilirsin dediler ama o 'Ailem benim için daha önemli' dedi, bıraktı" örneğine rağmen, hastalığıyla inatlaştı. Ve ölümüne davetiyeyi aslında kendisi çıkarttı. "
bu da lig tv'nin de nigris klibi :
http://www.ligtv.com.tr/V...oHaber/?r=1&hid=64060
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar