bugün
- cenazede gülmek7
- sözlük kızlarının kombinleri3
- sahaflık tecrübem5
- mhp nin atatürk düşmanı olması4
- alttaki yazara bir şey söyle21
- su bardağında çay içmek10
- şükretmeyen insan7
- pudingi çay kaşığıyla yemek5
- hassas bilek sendromu4
- kadir mısıroğlu2
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- muhterem kardeşim kadir mısıroğlu beyefendi2
- insanın düşüncelerinden utanması6
- atatürk karşıtı siyasi partiler2
- osmanlıcayı abartmak2
- 1 kasım 2026 sosyal medya yasağı4
- ayılmak için yapılabilecekler3
- cumartesi günleri yalnızlığın daha beter olması3
- galatasaray 3 kasımpaşa 12
- tuvalette ilham gelmesi3
- ilk buluşmaya bmw 535d ile gelen erkek2
- denize girmek4
- galiba hamileyim5
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri15
- geceden balıkla yenilmiş soğan4
- usul adab erkan4
- aşkım dua lipa mı ben mi diyen sevgili6
- cumartesi saat 11 de sözlükte takılan kızın amacı2
- cumartesi saat 2 de buluşalım mı diyen bir mesaj2
- devrimci kız götü3
- erkeklere en güzel hitap şekilleri17
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması6
- parcalandim toparlanamiyorum319
- vazektomi3
- boyun ağrısına iyi gelen şeyler15
- hayvanların konuşmaya başlaması3
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- firavun ahenaton2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı22
- muhabbet kuşunun insanına boncuk adını koyması3
- yüksek enflasyon7
- sözlük yazarlarının beni travesti sanması16
- bol kaşarlı tost3
- bilmiyorum diyebilmek2
- sevgilinin arabasıyla kaza yapmak9
- kamyon sürerken dinlenecek şarkılar10
- nefret edilen hitap şekilleri11
- insanın yaşamadığı olaydan ders çıkarması2
- kartoncuya zeytin dalı uzatmak19
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz28
çoğu insanın başından geçmiş olaylardır.*
dün gibi aklımda..
7-8 yaşlarındaydım. geriye dönüp baktığımda fazlasıyla saf bi çocuk olduğumu görebiliyorum.her gün olduğu gibi o ders gününü de hiç haylazlık yapmadan bitirmiştim. o zamanlar sabahçı-öğlenci olayı vardı. sabahçılar, sabahın köründe kalktıkları için daima öğlencilere özenirlerdi. öğlenci oldukları zaman da, sokakta oynamaya fırsat kalmadığı için sızlanıp dururlardı. o sıralar bende sabahçıydım.saflığımın üstüne birde uyku mahmurluğu eklenirdi.o öğlen teyzem ve benden 4 yaş küçük kuzenim beni almaya geldiler. malum , o yıllar karşıdan karşıya geçerken birilerinin elini tuttuğumuz yıllardı. arabalar gözümüze bizi yutmaya hazır canavarlar gibi görünürlerdi.
teyzemlerin evi yürüyüş mesafesindeydi. yürümeye başladık.bi yandan etrafıma bakınıp diğer yandan o gün verilen ödevleri düşünüyordum. güneş tepemizde parlıyordu. birazdan teyzemlerin evinin önünde olacak ve benim gibi sabahçı olan arkadaşlarımla oyunlar oynayacaktım.yürümeye devam ettim.sağ adımımı attım fakat sol adımımı atmaya fırsatım olmadı sözlük.kendimi bi anda dünyaya aşağıdan bakarken buldum. bildiğimiz börtü-böcek, karınca bakışı. güneş tepemizde parlıyordu. içinde bulunduğum vaziyeti idrak etmek 5-6 saniyemi aldı.* kimliği belirsiz birinin kapağını açtığı kanalizasyon deliğine düşmüştüm. tam olarak düşme denemezdi. bu deliğin içine yalnızca bir bacağımla düşmüştüm. sol bacağım akrobatik bir hareket yaparcasına yukarıda duruyordu. nasıl ikiye ayrılmadığımı hala merak ederim. bu esnada çenemi de betona vurmuştum. muhtemelen mosmor bir hal alacak ve bir kaç ay insanlar beni çenemdeki morlukla tanıyacaklardı. bunları düşünüp etrafımı incelerken bacak sayısında artış olduğunu farkettim. beni oradan çıkardılar. aslında sol bacağım halinden memnundu, hiç değilse estetik bir görüntüsü vardı.onu sağ bacağımın yanına getirmek için biraz uğraşmam gerekti. sonunda suratımdaki kıpkırmızı ifadeyi saymazsak eski görüntüme kavuştum. ne yazık ki bu görüntünün bir kaç saat içinde değişeceğinin farkındaydım. bana bir süre eşlik edecek olan morluklar hafif hafif kendilerini göstermeye başlamışlardı. bu arada deliğe tek bacakla düştüğüm için kanalizasyondan nasibimi almamış olduğumu belirtmek isterim. sol bacağım beni bokun içine düşmekten kurtarmıştı.
aslında morluklar, utanç duygusu ya da ruhumda açılan o derin yara(!) değildi bu olayı unutulmaz yapan. toparlanıp tekrar yürümeye başladığımızda, o sıralarda 4 yaşında olan sevimli, mini mini kuzenim bana döndü ve bilmiş bir tonla:
-aval aval etrafına bakacağına önüne baksaydın, dedi.
o an beynimin içinde binlerce ses yankılandı.aval, aval, aval, aval, aval,...
ufacık kızdan azar yediğime mi yanayım yoksa kanalizasyon deliğine düşmeme mi bilemedim.
dün gibi aklımda..
7-8 yaşlarındaydım. geriye dönüp baktığımda fazlasıyla saf bi çocuk olduğumu görebiliyorum.her gün olduğu gibi o ders gününü de hiç haylazlık yapmadan bitirmiştim. o zamanlar sabahçı-öğlenci olayı vardı. sabahçılar, sabahın köründe kalktıkları için daima öğlencilere özenirlerdi. öğlenci oldukları zaman da, sokakta oynamaya fırsat kalmadığı için sızlanıp dururlardı. o sıralar bende sabahçıydım.saflığımın üstüne birde uyku mahmurluğu eklenirdi.o öğlen teyzem ve benden 4 yaş küçük kuzenim beni almaya geldiler. malum , o yıllar karşıdan karşıya geçerken birilerinin elini tuttuğumuz yıllardı. arabalar gözümüze bizi yutmaya hazır canavarlar gibi görünürlerdi.
teyzemlerin evi yürüyüş mesafesindeydi. yürümeye başladık.bi yandan etrafıma bakınıp diğer yandan o gün verilen ödevleri düşünüyordum. güneş tepemizde parlıyordu. birazdan teyzemlerin evinin önünde olacak ve benim gibi sabahçı olan arkadaşlarımla oyunlar oynayacaktım.yürümeye devam ettim.sağ adımımı attım fakat sol adımımı atmaya fırsatım olmadı sözlük.kendimi bi anda dünyaya aşağıdan bakarken buldum. bildiğimiz börtü-böcek, karınca bakışı. güneş tepemizde parlıyordu. içinde bulunduğum vaziyeti idrak etmek 5-6 saniyemi aldı.* kimliği belirsiz birinin kapağını açtığı kanalizasyon deliğine düşmüştüm. tam olarak düşme denemezdi. bu deliğin içine yalnızca bir bacağımla düşmüştüm. sol bacağım akrobatik bir hareket yaparcasına yukarıda duruyordu. nasıl ikiye ayrılmadığımı hala merak ederim. bu esnada çenemi de betona vurmuştum. muhtemelen mosmor bir hal alacak ve bir kaç ay insanlar beni çenemdeki morlukla tanıyacaklardı. bunları düşünüp etrafımı incelerken bacak sayısında artış olduğunu farkettim. beni oradan çıkardılar. aslında sol bacağım halinden memnundu, hiç değilse estetik bir görüntüsü vardı.onu sağ bacağımın yanına getirmek için biraz uğraşmam gerekti. sonunda suratımdaki kıpkırmızı ifadeyi saymazsak eski görüntüme kavuştum. ne yazık ki bu görüntünün bir kaç saat içinde değişeceğinin farkındaydım. bana bir süre eşlik edecek olan morluklar hafif hafif kendilerini göstermeye başlamışlardı. bu arada deliğe tek bacakla düştüğüm için kanalizasyondan nasibimi almamış olduğumu belirtmek isterim. sol bacağım beni bokun içine düşmekten kurtarmıştı.
aslında morluklar, utanç duygusu ya da ruhumda açılan o derin yara(!) değildi bu olayı unutulmaz yapan. toparlanıp tekrar yürümeye başladığımızda, o sıralarda 4 yaşında olan sevimli, mini mini kuzenim bana döndü ve bilmiş bir tonla:
-aval aval etrafına bakacağına önüne baksaydın, dedi.
o an beynimin içinde binlerce ses yankılandı.aval, aval, aval, aval, aval,...
ufacık kızdan azar yediğime mi yanayım yoksa kanalizasyon deliğine düşmeme mi bilemedim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar