bugün
- sözlük whatsapp grupları8
- civcivler osurur mu5
- göğüs uçlarını birbirine değdirebilen kadın4
- yeni bir din kurmak5
- uludağ itiraf3
- rus kadınla evlenir misiniz4
- terörsüz türkiye sürecine karşı çıkanlar3
- birader bey baydır2
- dün gece ne oldu17
- deccal internetten çıkacak7
- yazmak isteyenin bir şekilde yazması2
- sıcak havaların sona ermesi5
- özbek kadınlar5
- orta doğu'nun orta dünya gibi olması7
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay7
- yazarların otopsileri4
- teoman'ın 26 yıl önce oynadığı reklam2
- ruhi çenet8
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı41
- cennetin de bu hayatta olması3
- ruhi çenet videolarına dokunmayan yahudi lobisi4
- dayatılmış güzellik algısı5
- togg t6x6
- ismet kalk çay koy kanka3
- 06 eylül 2026 antalya da orman yangını2
- yarın kpssye girecek yazarlar13
- enayimiknatisii36
- ekşi sözlük11
- gocu bak bi5
- kpss 20263
- kırbaç isteyen var mı5
- anın görüntüsü25
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- deizm6
- ismail kartal10
- kadınların kötü günde terk edip gitmeleri3
- ellerim bos gonlum hos27
- fenerbahçe12
- gocu51
- bana onu sormayin2
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- düşün ki o bunu okuyor7
- dansöz izleme keyfi11
- bütün yazarları eksileyen yazar kim sorunsalı2
- ölüm9
- aziz yıldırım12
- siyasi vesayet2
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- serhat kılıç13
Lazlar Açılımdan Tehlike Altındaki Dillerinin Korunmasını Bekliyor
Laz Kültür Derneği Başkanı Beşli, "Bu iktidarı desteklemiyorum, ama kanın durması her şeyden önemli. Gençlerin ölmesini kimse kabul edemez. Ne olursa olsun desteklenmeli" diyor, yer adlarının iadesi, devlet okullarında Lazca öğretimi, TRT'de Lazca yayın istiyor.
Laz Kültür Derneği'nin Başkanı Mehmedali Barış Beşli, hükümetin "demokrasi açılımı" adını verdiği, Kürt sorununun çözümü girişimlerini, "henüz içinin doldurulmadığını" saptasa da, önemli buluyor.
bianet'in sorularını yanıtlayan Beşli "Eğer bu açılım, Türkiye'de akan kanın durmasını sağlayacaksa, ne olursa olsun desteklenmesi gerekir, diye düşünüyorum. Bu, benim desteklemediğim bir iktidar olmasına karşın, kanın durması çok önemli" diyor.
Beşli'ye göre, Kürt sorunuyla Lazların sorunu farklı:
"Kürt sorunu, uluslararası ölçekte, barışın sağlanması için bir an önce çözülmesi gereken bir mesele. Her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının en büyük özlemi bu olsa gerek. Hiçbir anne baba 18, 20 yaşındaki çocuğunun ölümünü kabul edemez. Gencecik insanların ölümü kabul edilemez. Bizim sorunumuzun temelleriyse, siyasi olmaktan çok kültürel. Dilimizin, kültürümüzün yok olmasıyla ilgili."
"Bu süreçten elbette biz de bir şeyler umut ediyoruz" diyen Beşli, hükümetin sivil toplum örgütleriyle görüşmeleri kapsamında kendilerine bir teklif gelmediğini, gelirse görüşeceklerini söylüyor ve ekliyor: "Bazı hatırlatmalarda bulunabiliriz. Türkiye'de sadece Türkler ve Kürtler yaşamıyor. Başka kültürel gruplar da var. Kısmen temsilcisi olduğumuz Lazların adına talepleri dile getirebiliriz."
Söylediklerinin "kişisel görüşleri" olduğunu vurgulayan, "Kan durduktan sonra bizim sorunlarımızı konuşmak çok daha kolay olacak" diyen Beşli ilk etapta yapılabilecekleri şöyle anlatıyor.
Yer adlarının iadesi: Cumhurbaşkanının "Norşin", Başbakanın "Potomya" demesinden, olumlu bazı değişikliklerin olacağı hissini taşıyoruz.
Doğu Karadeniz'de Lazca olan yer adlarının iadesi bizim eskiden beri var olan taleplerimizden. En kolayı bu. Aynı zamanda kazanımı da çok yüksek olur. Çünkü adlar o coğrafyanın yaşadıklarını anlatır, tanıklarıdır. Lazca yer adları kitabını hazırlıyoruz, yakında yayımlayacağız.
Rize'nin Pazar ilçesinin eski adı Atina'dır. Dedem hep Atina dedi. Hiçbir zaman Pazar demedi. Hele bir de Yunanistan'daki Atina'yla kardeş olsa ne güzel olur. Ben hâlâ köy adlarının yenilerini bilmem. Rize'nin Vitze ilçesinin adı, 60'lı yıllara kadar Viçe'ydi. Şimdi Fındıklı.
Kazım Koyuncu'nun köyünün şimdiki adı Yeşilköy. Eski adı Pançol. Hopa'nın bir köyü. Bir yerin adı değiştirildiğinde özgün bir ad vermek yerine, basmakalıp adlarla tek tip coğrafi kültür yaratılıyor. insanların dilleriyle, adlarıyla uğraşmamak gerek.
Okullarda Lazca öğretimi: Anadilimiz koruma altına almalı. Laz dili ve kültürünün korunmasıyla ilgili ısrarcıyız. Lazca, UNESCO raporuna göre Türkiye'de "kesinlikle tehlike altında" olan 15 dilden biri. Her dil gibi, Lazca da evrensel mirasın bir parçası. Devlet okullarında öğretilmesini istiyoruz. Tabii bu bugünden yarına olamaz. Altyapı ister. Bunun için üniversitelerde Kafkas kürsüleri kurmak gerekir. Anadilde eğitim talebimiz söz konusu değil. Bu çocukları Lazca'dan soğutabilir.
TRT'de Lazca yayın: TRT Şeş'in açılması çok olumluydu. Ama Lazca TV istediğimizde TRT bunu altyapı yetersizliğini gerekçe göstererek reddetti. Yaklaşık üç ay önce idare Mahkemesi'nde buna karşı dava açtık. Kamu televizyon ve radyolarında Lazca yayın olmalı.
Lazlar kimdir?
Laz, Karadenizlilere verilen isimlerden biri değil. Lazlar kendi dili ve kültürü olan, Anadolu'nun kuzeydoğusu ile Gürcistan ve Abhazya'nın Karadeniz kıyılarında yaşayan Güneybatı Kafkasyalı ayrı bir kadim halk.
Bölgedeki Roma hakimiyetine kadar Pagan olan Lazlar bu tarihten itibaren ağırlıklı olarak Ortodoks Hıristiyanlığı benimsediler. Müslümanlaşmaları ise 16. yüzyılı buldu.
Türkiye'deki geleneksel coğrafyaları Rize'nin Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin ve Fındıklı ilçeleriyle Artvin'in Hopa, Arhavi ve Borçka ilçelerinden oluşuyor. Öte yandan Lazlar göçlerle Türkiye'nin hemen her köşesine dağılmış durumda. Milliyet'in 2007'de Tarhan Erdem yönetiminde KONDA'ya yaptırdığı bir araştırmaya göre Türkiye'de kendini Laz olarak tanımlayan 220 bin civarından insan yaşıyor. (TK)
http://www.bianet.org/bia...inin-korunmasini-bekliyor
Laz Kültür Derneği Başkanı Beşli, "Bu iktidarı desteklemiyorum, ama kanın durması her şeyden önemli. Gençlerin ölmesini kimse kabul edemez. Ne olursa olsun desteklenmeli" diyor, yer adlarının iadesi, devlet okullarında Lazca öğretimi, TRT'de Lazca yayın istiyor.
Laz Kültür Derneği'nin Başkanı Mehmedali Barış Beşli, hükümetin "demokrasi açılımı" adını verdiği, Kürt sorununun çözümü girişimlerini, "henüz içinin doldurulmadığını" saptasa da, önemli buluyor.
bianet'in sorularını yanıtlayan Beşli "Eğer bu açılım, Türkiye'de akan kanın durmasını sağlayacaksa, ne olursa olsun desteklenmesi gerekir, diye düşünüyorum. Bu, benim desteklemediğim bir iktidar olmasına karşın, kanın durması çok önemli" diyor.
Beşli'ye göre, Kürt sorunuyla Lazların sorunu farklı:
"Kürt sorunu, uluslararası ölçekte, barışın sağlanması için bir an önce çözülmesi gereken bir mesele. Her Türkiye Cumhuriyeti yurttaşının en büyük özlemi bu olsa gerek. Hiçbir anne baba 18, 20 yaşındaki çocuğunun ölümünü kabul edemez. Gencecik insanların ölümü kabul edilemez. Bizim sorunumuzun temelleriyse, siyasi olmaktan çok kültürel. Dilimizin, kültürümüzün yok olmasıyla ilgili."
"Bu süreçten elbette biz de bir şeyler umut ediyoruz" diyen Beşli, hükümetin sivil toplum örgütleriyle görüşmeleri kapsamında kendilerine bir teklif gelmediğini, gelirse görüşeceklerini söylüyor ve ekliyor: "Bazı hatırlatmalarda bulunabiliriz. Türkiye'de sadece Türkler ve Kürtler yaşamıyor. Başka kültürel gruplar da var. Kısmen temsilcisi olduğumuz Lazların adına talepleri dile getirebiliriz."
Söylediklerinin "kişisel görüşleri" olduğunu vurgulayan, "Kan durduktan sonra bizim sorunlarımızı konuşmak çok daha kolay olacak" diyen Beşli ilk etapta yapılabilecekleri şöyle anlatıyor.
Yer adlarının iadesi: Cumhurbaşkanının "Norşin", Başbakanın "Potomya" demesinden, olumlu bazı değişikliklerin olacağı hissini taşıyoruz.
Doğu Karadeniz'de Lazca olan yer adlarının iadesi bizim eskiden beri var olan taleplerimizden. En kolayı bu. Aynı zamanda kazanımı da çok yüksek olur. Çünkü adlar o coğrafyanın yaşadıklarını anlatır, tanıklarıdır. Lazca yer adları kitabını hazırlıyoruz, yakında yayımlayacağız.
Rize'nin Pazar ilçesinin eski adı Atina'dır. Dedem hep Atina dedi. Hiçbir zaman Pazar demedi. Hele bir de Yunanistan'daki Atina'yla kardeş olsa ne güzel olur. Ben hâlâ köy adlarının yenilerini bilmem. Rize'nin Vitze ilçesinin adı, 60'lı yıllara kadar Viçe'ydi. Şimdi Fındıklı.
Kazım Koyuncu'nun köyünün şimdiki adı Yeşilköy. Eski adı Pançol. Hopa'nın bir köyü. Bir yerin adı değiştirildiğinde özgün bir ad vermek yerine, basmakalıp adlarla tek tip coğrafi kültür yaratılıyor. insanların dilleriyle, adlarıyla uğraşmamak gerek.
Okullarda Lazca öğretimi: Anadilimiz koruma altına almalı. Laz dili ve kültürünün korunmasıyla ilgili ısrarcıyız. Lazca, UNESCO raporuna göre Türkiye'de "kesinlikle tehlike altında" olan 15 dilden biri. Her dil gibi, Lazca da evrensel mirasın bir parçası. Devlet okullarında öğretilmesini istiyoruz. Tabii bu bugünden yarına olamaz. Altyapı ister. Bunun için üniversitelerde Kafkas kürsüleri kurmak gerekir. Anadilde eğitim talebimiz söz konusu değil. Bu çocukları Lazca'dan soğutabilir.
TRT'de Lazca yayın: TRT Şeş'in açılması çok olumluydu. Ama Lazca TV istediğimizde TRT bunu altyapı yetersizliğini gerekçe göstererek reddetti. Yaklaşık üç ay önce idare Mahkemesi'nde buna karşı dava açtık. Kamu televizyon ve radyolarında Lazca yayın olmalı.
Lazlar kimdir?
Laz, Karadenizlilere verilen isimlerden biri değil. Lazlar kendi dili ve kültürü olan, Anadolu'nun kuzeydoğusu ile Gürcistan ve Abhazya'nın Karadeniz kıyılarında yaşayan Güneybatı Kafkasyalı ayrı bir kadim halk.
Bölgedeki Roma hakimiyetine kadar Pagan olan Lazlar bu tarihten itibaren ağırlıklı olarak Ortodoks Hıristiyanlığı benimsediler. Müslümanlaşmaları ise 16. yüzyılı buldu.
Türkiye'deki geleneksel coğrafyaları Rize'nin Pazar, Ardeşen, Çamlıhemşin ve Fındıklı ilçeleriyle Artvin'in Hopa, Arhavi ve Borçka ilçelerinden oluşuyor. Öte yandan Lazlar göçlerle Türkiye'nin hemen her köşesine dağılmış durumda. Milliyet'in 2007'de Tarhan Erdem yönetiminde KONDA'ya yaptırdığı bir araştırmaya göre Türkiye'de kendini Laz olarak tanımlayan 220 bin civarından insan yaşıyor. (TK)
http://www.bianet.org/bia...inin-korunmasini-bekliyor
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar