bugün
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası23
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri14
- yazarların severek okuduğu yazarlar9
- sözlüğe ilgi için giren yazarlar5
- sözlüğe meme görmek için giren yazarlar4
- bir kadının size çok tatlısın demesi8
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi31
- sözlük laf sokucuları5
- sözlük kızlarının seksi çorapları3
- ucan tekme atan hipopotam6
- 6 ekim büyük ulu sözlük olayı14
- nervionun hala sözlüğe gelmemiş olması4
- heyt bea10
- mesai bitti görüşürüz5
- terörist ölüsüne leş demek3
- antiçorap4
- kadınlarda beyaz saç modası9
- herkesin çok salak olması2
- sözlüğe seks için giren yazarlar2
- beni çaylak yapın herkese benden çay4
- sözlüğe yaprak sarması görmek için giren yazarlar2
- türkiye vs azerbaycan8
- başıbüyük2
- quentin tarantino ile ortaklı dana kesmek5
- manifest mina vs dua lipa4
- sözlüğe kombin görmek için giren yazarlar2
- dua lipa'yı görünce aşırı sinirlenmek5
- radiohead dinlemekten utanmak4
- iltica36
- nickelback3
- kışla birlikte grip sezonu3
- nervio'nun erkek olması26
- tırcı kadınlar3
- tırla duygusal bağ yaşamak3
- sözlükte niye kimse kavga etmiyor sorunsalı6
- ışık üniversitesini kazanmak için gerekenler2
- sözlükteki anaerkil düzen9
- ne kadar yaşlısın7
- 2026 2027 kışı2
- marmaris barlar sokağı3
- devlet millet bağının kopması5
- izmir bombası13
- kütüphane de topuklu ile dolaşan kevaşe3
- sözlük teyzelerinin kıskanç olması2
- iş yerinde sadece işle meşgul olup defolup gitmek4
- akçatekir2
- arkadaşlar bişe dicem ya4
- gün içinde gelen tatlı uyku2
- tek adam rejimi4
no trespassing ciğercanım.
"Bu kadar zengin olmasaydım, büyük bir adam olabilirdim!" diyor yurdumdaş kane. pahalı bir oyuncağı var. seviyor büyük oynamayı. hırslı. "nası kodum lafı!" tadında çıkışları mevcut. devasa egosu ve mutlak otoritesi var. "insanların ne düşüneceği konusunda otorite benim!" diyecek kadar... ayn rand'ın the fountainhead adlı romanındaki gail wynand'a benzettim onu. sıfırdan başlayan birer hayat... kane, talih kuşuyla tanışıp da yırtarken; gail wynand tırnaklarıyla kazıya kazıya, insanlardan tiksine tiksine, ruhunu sata sata medya patronu oluyor. medya patronu olmak? güç sahibi olmak... nüfuzlu olmak... belli bir yaştan sonra erkeklerin büyük çoğunluğu bunun için götünü yırtıyor. güç, güç, güç... büyüklük, büyüklük, büyüklük... büyük konuşmamak lazım tabi ama, o göt yırtıcılardan biri olmak istemem. ha; yarın bir gün olursam da olurum. çok da kasmamak lazım sanki. su akar... neyse, gail wynand'a benziyor dedik kane, benzete benzete devam edelim istersen, ister misin? bu paragraf çok uzadı ama be ciğer, uzayınca afakanlar basıyor bana, müsadenle.
boy, pos, mimik, hatta yüz hatları itibariyle de cem uzan'a benzetmek yanlış olmaz. politik hırsları, skandalları da cabası. şovu seviyorlar da demiş miydim? adını anmadan geçmek olmaz doğanlar'ın aydın var tabi. big brother! andırıyorlar birbirlerini muntazaman. filmde, kane'in yaşlılık dönemleri godfather'daki marlon brando'yu andırıyor diyerek bu benzetme ve andırma bahsini pat diye kapatalım.
2. Karısı: Dişim ağrıyor ve fazla tanıdığım yok!
Kane: Ben çok kişi tanırım. Sanırım ikimiz de yalnızız.
Belki de en yakınlarına bile güvenemedikleri, mutlak bir yalnızlık içinde hapsoldukları bir hayatları olabilir kane gibilerin. ya da "siz öyle zannedin, bir elim yağda, bir elim balda; am. üstünde pm.'le sevişiyorum" da diyebilirler. orasını bilemem tabi. Bildiğim bir şey var ki 1941'de 26 yaşındaki orson welles tarafından çekilmiş; teknik, taktik ve bakış açısı hususlarında çığır açıcı olarak itham edilen bu film gerçekten muazzam. dikizledim. mutluyum. onaylıyorum. aradan 68 yıl geçmesine rağmen, bugün bile hala o günkü çığır açıcı seviyeyi yakalayamayanlar var. misal ben... yakalayamadım bir türlü. 6-7 yıldır film milm çekelim diyoruz, he he'lerle geçiştiriyoruz. en yakında orson welles'in açtığı yolda, gösterdiği hedefte hiç durmadan yürüyeceğime bir şeyler içmek istiyorum. şerefe!
ışıları kapatıp, sessiz bir karanlıkta güzel bir film izlemekten daha keyifli ne olabilir? çok daha enfes bir film izlemek mesela. ilahi. şakacılığım üzerimde. soyunsam ayıp olmaz di mi? O zaman hazır zevzekliği üzerimden atmışken filmin ilerleyen dakikalarında mr. lenand'ın çaktığı muazzam replik "hafıza, insan ırkının üstündeki en büyük lanettir!"'de bahsi geçen "hatırlamak" hadisesiyle ilişkili olan mr. bernstein'in şu enfes tiradıyla bitirelim:
"insanlar hatırlamayacağı sandığımız şeyleri hatırlar. Mesela ben, 1896'da bir gün feribotla Jersey'e geçiyorum. Biz tam açılırken başka bir feribot yanaştı. içinde inmek için bekleyen bir kız vardı. Beyaz elbiseli, beyaz bir şemsiyesi vardı. Onu ancak bir saniye görebildim. O beni hiç görmedi bile. Ama bahse girerim, onu düşünmeden geçen tek bir ayım olmamıştır."
no trespassing ciğercanım. *
"Bu kadar zengin olmasaydım, büyük bir adam olabilirdim!" diyor yurdumdaş kane. pahalı bir oyuncağı var. seviyor büyük oynamayı. hırslı. "nası kodum lafı!" tadında çıkışları mevcut. devasa egosu ve mutlak otoritesi var. "insanların ne düşüneceği konusunda otorite benim!" diyecek kadar... ayn rand'ın the fountainhead adlı romanındaki gail wynand'a benzettim onu. sıfırdan başlayan birer hayat... kane, talih kuşuyla tanışıp da yırtarken; gail wynand tırnaklarıyla kazıya kazıya, insanlardan tiksine tiksine, ruhunu sata sata medya patronu oluyor. medya patronu olmak? güç sahibi olmak... nüfuzlu olmak... belli bir yaştan sonra erkeklerin büyük çoğunluğu bunun için götünü yırtıyor. güç, güç, güç... büyüklük, büyüklük, büyüklük... büyük konuşmamak lazım tabi ama, o göt yırtıcılardan biri olmak istemem. ha; yarın bir gün olursam da olurum. çok da kasmamak lazım sanki. su akar... neyse, gail wynand'a benziyor dedik kane, benzete benzete devam edelim istersen, ister misin? bu paragraf çok uzadı ama be ciğer, uzayınca afakanlar basıyor bana, müsadenle.
boy, pos, mimik, hatta yüz hatları itibariyle de cem uzan'a benzetmek yanlış olmaz. politik hırsları, skandalları da cabası. şovu seviyorlar da demiş miydim? adını anmadan geçmek olmaz doğanlar'ın aydın var tabi. big brother! andırıyorlar birbirlerini muntazaman. filmde, kane'in yaşlılık dönemleri godfather'daki marlon brando'yu andırıyor diyerek bu benzetme ve andırma bahsini pat diye kapatalım.
2. Karısı: Dişim ağrıyor ve fazla tanıdığım yok!
Kane: Ben çok kişi tanırım. Sanırım ikimiz de yalnızız.
Belki de en yakınlarına bile güvenemedikleri, mutlak bir yalnızlık içinde hapsoldukları bir hayatları olabilir kane gibilerin. ya da "siz öyle zannedin, bir elim yağda, bir elim balda; am. üstünde pm.'le sevişiyorum" da diyebilirler. orasını bilemem tabi. Bildiğim bir şey var ki 1941'de 26 yaşındaki orson welles tarafından çekilmiş; teknik, taktik ve bakış açısı hususlarında çığır açıcı olarak itham edilen bu film gerçekten muazzam. dikizledim. mutluyum. onaylıyorum. aradan 68 yıl geçmesine rağmen, bugün bile hala o günkü çığır açıcı seviyeyi yakalayamayanlar var. misal ben... yakalayamadım bir türlü. 6-7 yıldır film milm çekelim diyoruz, he he'lerle geçiştiriyoruz. en yakında orson welles'in açtığı yolda, gösterdiği hedefte hiç durmadan yürüyeceğime bir şeyler içmek istiyorum. şerefe!
ışıları kapatıp, sessiz bir karanlıkta güzel bir film izlemekten daha keyifli ne olabilir? çok daha enfes bir film izlemek mesela. ilahi. şakacılığım üzerimde. soyunsam ayıp olmaz di mi? O zaman hazır zevzekliği üzerimden atmışken filmin ilerleyen dakikalarında mr. lenand'ın çaktığı muazzam replik "hafıza, insan ırkının üstündeki en büyük lanettir!"'de bahsi geçen "hatırlamak" hadisesiyle ilişkili olan mr. bernstein'in şu enfes tiradıyla bitirelim:
"insanlar hatırlamayacağı sandığımız şeyleri hatırlar. Mesela ben, 1896'da bir gün feribotla Jersey'e geçiyorum. Biz tam açılırken başka bir feribot yanaştı. içinde inmek için bekleyen bir kız vardı. Beyaz elbiseli, beyaz bir şemsiyesi vardı. Onu ancak bir saniye görebildim. O beni hiç görmedi bile. Ama bahse girerim, onu düşünmeden geçen tek bir ayım olmamıştır."
no trespassing ciğercanım. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar