bugün
- silver ile evlenecek erkek52
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- g'i l d'e d l'i l y'nin dudakları8
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın15
- sarapci koala60
- sözlükteki bayan azlığı6
- gammaz çetesi8
- sözlük sapığı kim5
- fikir değiştirmek döneklik midir8
- siyaset yüzünden çoğu arkadaşlığın bozulması6
- şarapçının mal varlığı5
- deniz gül3
- seraphim melekleri2
- saadetler dilemek3
- aslan boğa kartal ve insan başlı melekler2
- popeyes3
- el chadaille bitshiabu10
- annesine küfür edilmesinden hoşlanan yazar3
- melekenin balıkları kavurması2
- hristiyanlık2
- büyük insan3
- şarapçının nick değişerek tepkilerden kurtulacanı4
- arkadaşlar fasfakirim ya4
- mitsubishi lancer2
- carrefour3
- friedrich hegel la bi cay icek5
- müdüre tamam aşkım diye mesaj atmak4
- kfc2
- teomancalmasur8
- ellerim bos gonlum hos29
- evgeny grinko3
- tuzlu kahve dizisi8
- pazartesi diyete başlamak4
- uludağ sözlüğün müzikal yapısı4
- islam sosyoloji ve psikolojiyi kabul ediyor mu2
- rica etsem beni linçler misiniz13
- düşen insana gülmek3
- mesajla verilmiş en büyük ayarlar8
- dünün en beğenilen entry leri3
- recep tayyip erdoğan6
- cop316
- uzay gemisini değnekçiye bırakan uzaylı2
- sokakta dayak atılan kadın görsen karışır mısın7
- ohooo biri gider biri gelir sayıları o kadar çokki12
- sözlükteki akepeliler2
- dut çayı2
- sözlükteki bot yazarlar3
- aşk-ı memnu4
- enayimiknatisi ile kavga etmek10
- sürü zekası8
roger waters , it s a miracle da
"We've got Mercedes
We've got Porsche
Ferrari and Rolls Royce" dizelerinin ardından "We've got choice" diyerek ciddi bir eleştiriyi aslında son derece ironik bir şekilde ele almıştı. evet "sözde" tercihlerimiz vardı. waters'ın da dediği üzere "mercedes , porsche , ferrari ve rolls royce" tüketici topluma sunulan alanındaki en "iyi" değerlerdi. tüketim toplumu kendi değerleri ekseninde "iyi" kavramını istediği şekilde doldurabiliyordu ve dayatıyordu. koskoca bir insan ömrünün sadece bu maddesel değerlere ulaşma yolu ile harcanması tüm sistemin gizemini özünde aşikar ediyordu. yaratılan tüm bu uygarlık göz göre göre bu düzene ön ayak oluyor nedendir bilinmez çoğu zaman karşı durmayı aklına bile getiremiyordu hatta belki de karşı durmayı bireysel çıkarları ekseninde gerekli görmüyordu.
fight club bu işleyişe keskin bir duyarlılık ile dokunmayı başarabilmiş bir eser. sisteme karşı kendi doğruları ile karşı durabilme cesaretini gösteren bireyin bu süreçte yaşadığı psikolojiyi , tercihlerini , duruşunu ele alma hususunda son derece başarılı. zira sistemin en büyük gerçeklerinden biri farklı olanı ötelemek,kabul etmemek,uzaklaştırmak. chuck palahniuk farklı olabilmenin en doğal insan hakkı olduğu gerçeğini , kendine göre sisteme karşı en ciddi silah olarak görmüş ve özgür insanın varlığını ancak anarşiye müsait bir toplumun içerisinde resmetmeyi uygun görmüş. filmde hatırlanırsa evlerinde birlikte yaşamak için kapılarında günlerce bekleyen insanları farklılıklarını yüzüne vurarak sınamaya çalışmaları aslında tüm filmin perde arkasını su yüzüne çıkartıyordu "sen çok şişmansın,defol buradan" , "yaşlısın,küçüksün hatta sarışınsın"... nihayetinde en büyük hile "hiçbirşeyin asla yetmemesi insanın varoluşunun sürekli bir eksikliğe işaret ediyor olması ve bu eksikliğin ancak sistemin iyi dedikleriyle gideriliyor olması" oyununda gizliydi. fight club tüm bu noktaları örtülü bir yaylım ateşi altında kanlı bir atmosferde sahneleyebilmiş.
"We've got Mercedes
We've got Porsche
Ferrari and Rolls Royce" dizelerinin ardından "We've got choice" diyerek ciddi bir eleştiriyi aslında son derece ironik bir şekilde ele almıştı. evet "sözde" tercihlerimiz vardı. waters'ın da dediği üzere "mercedes , porsche , ferrari ve rolls royce" tüketici topluma sunulan alanındaki en "iyi" değerlerdi. tüketim toplumu kendi değerleri ekseninde "iyi" kavramını istediği şekilde doldurabiliyordu ve dayatıyordu. koskoca bir insan ömrünün sadece bu maddesel değerlere ulaşma yolu ile harcanması tüm sistemin gizemini özünde aşikar ediyordu. yaratılan tüm bu uygarlık göz göre göre bu düzene ön ayak oluyor nedendir bilinmez çoğu zaman karşı durmayı aklına bile getiremiyordu hatta belki de karşı durmayı bireysel çıkarları ekseninde gerekli görmüyordu.
fight club bu işleyişe keskin bir duyarlılık ile dokunmayı başarabilmiş bir eser. sisteme karşı kendi doğruları ile karşı durabilme cesaretini gösteren bireyin bu süreçte yaşadığı psikolojiyi , tercihlerini , duruşunu ele alma hususunda son derece başarılı. zira sistemin en büyük gerçeklerinden biri farklı olanı ötelemek,kabul etmemek,uzaklaştırmak. chuck palahniuk farklı olabilmenin en doğal insan hakkı olduğu gerçeğini , kendine göre sisteme karşı en ciddi silah olarak görmüş ve özgür insanın varlığını ancak anarşiye müsait bir toplumun içerisinde resmetmeyi uygun görmüş. filmde hatırlanırsa evlerinde birlikte yaşamak için kapılarında günlerce bekleyen insanları farklılıklarını yüzüne vurarak sınamaya çalışmaları aslında tüm filmin perde arkasını su yüzüne çıkartıyordu "sen çok şişmansın,defol buradan" , "yaşlısın,küçüksün hatta sarışınsın"... nihayetinde en büyük hile "hiçbirşeyin asla yetmemesi insanın varoluşunun sürekli bir eksikliğe işaret ediyor olması ve bu eksikliğin ancak sistemin iyi dedikleriyle gideriliyor olması" oyununda gizliydi. fight club tüm bu noktaları örtülü bir yaylım ateşi altında kanlı bir atmosferde sahneleyebilmiş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar