bugün

birine aşık olup kafayı yemek

suçlusunun kafa olmamasına rağmen mağdur olan kafanın hazin hikayesidir.

sevgi bağı gönül(kalp) ile kurulmaya başladığında yoğun kan akışından dolayı vücudun tüm zerrelerine kadar heyecan yaşandığı için tüm benliğin onunla dolup taşar. onu düşünmeden geçirdiğin zaman aralığı çok kısadır (uyku zamanları hariç). bu durumda düşünme eylemi işin içine girince kafa(akıl) devreye giriyor gibi olur. aslında tüm bu işlere bünyeyi zorlayan kalptir. algı yönetimi başlar yavaş yavaş. gözleri, saçları, gülüşü, saçları, kokusu, jestleri, mimikleri her bir detayını tek tek düşündürür, tek tek sevdirir her birini. tüm bu güzel süreçte her şey yolundadır aslında. beklentiler, hayaller, yersiz gülümsemeler... yapay zeka gibi çalışır çevrende her şey, algoritmaları sana göre hazırlar hayat. s(izi)eni anlatan en doğru şarkıları, ovanın ortasında dahi olsan esen ılık bir rüzgârda onun kokusunu, uyku ile uyanıklık halinde iken onun ses tınısını, omuzunda ılık nefesinin sıcaklığını ve en zamansız en olmazsız bir anda onun da seni düşündüğünü belli eden bir sms ya da cevapsız kısa bir çağrı...
buraya kadar aşkın en(li) güzel zamanlarını ceplerine doldurursun yetmez koynuna doldurursun, güzelleştikçe saklamak, biriktirmek istersin, illâki bir yer bulur saklarsın.

şimdi biriktirdiklerinle neler yapabileceğini öğreneceğin zaman geliyor.

önce son biriktirdiklerin düşmeye başlar koynundan. tane tane dökülür. o an idrak edemezsin, anlayamazsın. birkaç gün mutsuz, uykusuz, sinirli, kibirli ve gururlu davranmaya başlarsın. kum saati gibi olursun. ince ince dökülmeye başlar biriktirdiklerin fark edemezsin. her şey bir şekilde düzelecektir çünkü ona inanırsın. bazen düzelmez. işte o zaman zamanın kumları akmaya devam eder. göğsündeki o coşkunun yerini derin derin nefes alıp vererek doldurmaya başladığında fark edersin koynuna doldurduğun kıymetlerinin oluşturduğu boşluğu. zaman geçmiyor gibi gelir ama zaman hızlanmıştır aslında... anılar kum tanesi gibi akmaya devam eder. ellerini başının arasında alıp başını ayak uçlarına diktiğinde gözlerinin önünden dökülen kısa ve aralıklı saç tellerinin yere düştüğünü görürsün. saç tellerinden bile kaybetmeye başlarsın anılarını. sesini duyamaz, yüzünü göremez, şarkılar bu kadar da üzemez olurlar. kendince kararlar alırsın. inat, gurur ön plana çıkar. saçmalarsın, eğlenir(miş) gibi yaparsın, yalnız kalmamak için çabalarsın, olmaz!

tüm bunlar senin nefsinin aşktan bekledikleridir. o'dur seni böyle solduran, o'dur seni bu buhrana sürükleyen, o'dur kum tanelerini döken. o'nun için herşeyi yapabilecek olan seni bambaşka birine çeviren şey nefsindir.

şimdi kafanı kullanma zamanı. aklın ile gönlüne hükmetme zamanıdır. nefsine ve hırslarına yenik düşmeden önceki tek an!

sevdiğin tüm şeyleri bir daha gözden geçir. onunla ve onsuz zamanlarda onu nasıl özlediğini, mutluluğunu, heyecanını, onu nasıl sakındığını...

sakın sevgini nefsinden, sakın sevgini hırslarından, sakın sevgini kibrinden, sakın sevgini gururundan, sakın sevgini sana sevgisizliği düşündüren her şeyden.

sen sevildin, sevildiğini hissettin tadına vardın. şimdi tat almaya devam edebilmelisin.

sevmeye devam etmelisin...

unut tüm fiziksel özelliklerini ve güzelliklerini. sana hissettirdiklerini sevmeye devam et. sana iyi bir insanın ne olduğunu öğretmesini, seni heyecanlandırmasını, seni sevindirmesini, seni mutlu etmesini, seni üzmesini, seni dünyanın en cesur insanı gibi hissettirdiğini, seni daha da güçlendirdiğini, gerektiğinde gözünün ne kadar kararabileceğini sana öğretmesini, uykusuzluğun verdiği mutluluğu, huzurlu uyumanın verdiği rahatlığı, ağlayabildiğini hatırlatmasını sev.
o'nun sana kattığı değerleri ve kendinde fark ettiğin kıymetleri sevmeye devam etmelisin. saçlar, tenler, kokular, gözler değişebilir, daha güzelleri daha iyileri denk gelebilir. esas olan sevmenin getirdiği yenilikler ve güzelliklerdir.
aşk iki kişinin bir arada yaşadığı bir şey olması dışında, anılarıyla, duygularıyla, kattıkları ile, alıp götürdükleri ile, geride bıraktıkları ile yaşayabilmek olmalıdır. aşk'a saygı duyulmalıdır, saygı o'na(x kişiye) değil, sana kattıkları için o'na(değer katana) duyulmalıdır.

kafayı yemektense kafayı kullanmak daha akla yatkındır.
© copyright 2005 - 2026