bugün

the last of us 2

the last of us part 2, oynanışı açısından oldukça başarılı bulduğum bir oyun. atmosferi, çatışmaları ve özellikle ellie’nin karakter gelişimi oyunu etkileyici yapan şeylerden. ve anlattığı hikâye ne kadar klişe bi zombi hikayesine benzese de herkeste farklı bi iz bırakıyor. çünkü the last of us part 2 yalnızca bir intikam hikâyesi değil; kaybetmek, affetmek, suçluluk ve insanın kendi acısının içinde kaybolması üzerine.

​spoiler uyarısı

​joel’un ölümüyle ilk oyundan beri bağ kurduğumuz, birlikte uzun bir yolculuktan geçtiğimiz bir karakterin bir anda hayatımızdan çıkması oldukça ağırdı. ellie’nin içindeki öfkeyi anlamak çok kolaydı. yolculuğa çıkarken amacı belliydi: joel’un intikamını almak. başta bunu izlerken insan ister istemez aynı duygunun içine giriyor. fakat oyun ilerledikçe intikamın aslında insana aradığı şeyi vermediğini görmeye başlıyoruz.

bunu en açık şekilde abby’nin hikâyesinde görüyoruz. çoğu kişi bu kısımları uzun bulsa da (ben de buldum) ve joel sebebiyle nefret duydukları için oynamayı sevmese de ben olayları abbynin gözünden de yorumlayabildiğimiz için seviyorum. sonuçta babasını öldürüyoruz ve abby de joel’dan intikamını alıyor. yıllarca bunun için yaşıyor ve sonunda istediğini gerçekleştiriyor. fakat joel öldüğünde beklediği huzura kavuşmuyor. içindeki boşluk dolmuyor, geçmiş değişmiyor ve kaybettikleri geri gelmiyor. tam tersine, yaşadığı acının ve yaptığı şeylerin ağırlığıyla yaşamaya devam ediyor. kendini de kaybediyor. intikamını aldığı hâlde ondan kurtulamıyor. çünkü intikamı bir son değil; insanın geçmişte yaşadığı acıyı geri getirmeyen, sadece yeni acılar üreten bir döngüye dönüşüyor.

​ellie de aynı döngünün içine giriyor. abby’nin peşinden gittikçe daha fazla şey kaybediyor. fakat ne kadar ilerlerse ilerlesin içindeki acı dinmiyor. çünkü aslında ellie’nin kaybettiği yalnızca joel değil. joel ile yarım kalmış bir ilişkisi, söyleyemediği şeyler ve telafi edemediği bir geçmişi de var.
oyunun son sahnesi yarım kalan bu hikayeyi daha iyi açıklıyor. yaşanamayacak ihtimaller. şimdi joel'in yaptığı mantıklı mıydı tartışmayacağım. ellie kendini feda etmek istiyordu sonuçta. ama joel daha önce de kızını kaybetmişti. iki taraf için de empati kurabiliyoruz yani. joel yine olsa yine aynı şeyi yaparım diyor. ellie de joel’a onu tamamen affedemediğini ama belki affetmeyi deneyebileceğini söylüyor. aralarındaki kırgınlığa rağmen... ellie belki ilk defa joel’a karşı duyduğu öfkenin yanında sevgisini de kabul etmeye başlıyor. fakat ertesi gün joel ölüyor. ellie’nin elinde ise artık yalnızca hatıraları kalıyor.
​bu yüzden ellie’nin joel’un intikamını almak için çıktığı yolculuğun sonunda abby’yi öldürmemesi benim için hikâyenin en önemli noktalarından biri. o anda ellie, abby’yi öldürürse hiçbir şeyin değişmeyeceğini fark ediyor. joel geri gelmeyecek. yaşananlar silinmeyecek. içindeki boşluk dolmayacak. belki de ilk defa, kendisini tüketen bu döngünün devam etmesine izin vermemeyi seçiyor. ve o an affetmese de kabulleniyor

​sonrasında gelen gitar sahnesi oyunun bütün hikâyesini tek bir görüntüyle anlatan sahnelerden. joel’un ellie’ye öğrettiği gitar, aralarındaki bağın en önemli sembollerinden biriydi sonuçta. ve biz de çalmaya çalışıyoruz ama yapamıyoruz. çünkü abby ile dövüşürken parmaklarımızı ve joel’dan kalan bir şeyi yaşatmaya çalışırken en önem verdiğimiz parçalarımızdan birini kaybettiğimizi o an fark ediyoruz.

​ellie gitarı bırakıp evden ayrıldığında aslında yalnızca gitarı bırakmıyor. joel’u, intikamını ve geçmişe tutunarak yaşama çabasını da geride bırakıyor. belki de ilk defa joel’u yalnızca ölümünü ve ona yapılanları düşünerek değil, birlikte geçirdikleri güzel anılarla hatırlamaya başlayabilecek bir noktaya geliyor.

oyunun ​“intikam kötüdür” diyen bir hikâyeyi değil daha çok, insanın yaşadığı acıyı anlamlandırmaya çalışırken kendisini o acının içine hapsetmesini anlattığını görüyoruz.

belki de ellie’nin asıl kurtuluşu abby’yi öldürmemesinde değil, sonunda joel’un ölümünü kendi hayatının geri kalanını belirleyen tek şey olmaktan çıkarmasında yatıyor.

ve belki de affetmek, karşımızdaki insanı affetmekten önce, geçmişte yaşadığımız acının bizi sonsuza kadar yönetmesine izin vermemekle başlıyor. yani kabullenip yoluna devam etmeyi gerektiriyor.
© copyright 2005 - 2026