bugün

kendinden bile sakladığın şey

insanın kendine bile itiraf edemediği, zihninin en karanlık odalarına süpürüp varlığını unutmaya çalıştığı şeyler vardır. bazen bir duygu, bazen bir korku, bazen de insanın bütün varlığıyla istediği ama ulaşamadığı bir hayat.

insan, kendisi hakkında kurduğu hikâyeyi bozacak gerçeklerle yüzleşmekte zorlanır. çünkü bazı gerçekleri kabul etmek yalnızca bir şeyi itiraf etmek değil, kendini de başka bir gözle görmek anlamına gelir.
belki de insanın kendinden en çok sakladığı şey, aslında neyi ne kadar istediğidir.

bir şeye çok yoğun bir arzu duyup ona ulaşamayacağını fark ettiğinde insanın egosu incinir. bununla yüzleşmek yerine zihin kendini korumaya çalışır: “zaten istemiyordum.” “zaten ilgilenmiyordum.” “benim tarzım değildi.” tıpkı ulaşamadığı üzüme koruk diyen tilki gibi davranır.
çünkü “istiyorum ama sahip olamıyorum” demek, “zaten istemiyordum” demekten çok daha ağırdır. ilki, arzunun yanında çaresizliği de kabul etmeyi gerektirir. ikincisinde ise insan hâlâ kontrolün kendisinde olduğunu hisseder. ve insan zihni kontrol sahibi olmayı güvenli bulur.
bu yüzden bazen insan bir şeyi gerçekten istemediği için değil, onu istediğini kabul etmenin yaratacağı kırılganlıktan kaçtığı için küçümser.

üstelik insan kendini ne kadar kandırmaya çalışırsa çalışsın, içten içe gerçeği bilir. hatta kimi zaman ilgilenmiyormuş gibi davranmak için harcadığı çaba bile, o şeye ne kadar önem verdiğinin göstergesidir. çünkü gerçekten umursamadığımız şeyleri değersizleştirmek için bu kadar uğraşmayız. aklımıza bile gelmez.

insan yalnızca ulaşamadığı arzularını değil, kendi “ideal benliğine” yakıştıramadığı duygularını da saklar. kıskançlık, yetersizlik, utanç, korku... “aslında bu hayatı istemiyorum.” “başarısız olmaktan çok korkuyorum.” “onu hâlâ önemsiyorum.”
gibi şeyleri kabullenmek insanın kendisi hakkında kurduğu kusursuz hikâyeyi bozabilir. rolünü oynaması gerekir. bu yüzden bazı gerçekler zihnin sessiz odalarına kaldırılır ve üzerlerine önemsiz etiketi yapıştırılır.
​
insan kendi gölgesinden ancak ona bakabildiğinde çıkmaya başlar. ne kadar kaçarsa kaçsın, kendine gerçeği tamamen susturamaz. eninde sonunda kendinden sakladığı şeyle yüzleşmek zorunda kalır hatta kalmasa bile içten içe bilir. çünkü insan herkesi kandırabilir ama kendini kandıramaz.
© copyright 2005 - 2026