bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri79
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır6
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- ev içinde uludağ sözlüğe bakamamak5
- götü güzel cüzdanı zengin sözlük erkekleri9
- akplisin yani27
- duanın bir şeye yaramaması27
- botoks yaptırmış sözlük üyeleri7
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- her şeye neden diye sormak4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı25
- erzurum vs sivas3
- bicepsini çıkartıp sözlük kızlarına gösteren hain7
- fon vurgunu52
- 3 saat çalışan çamaşır makinesi9
- ay bayılazaam3
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım6
- biberiye turşusu4
- lille galatasaray maçı saat 19 45 te trt 1 de5
- fatma betül sayan kaya22
- aykirikadin13
- 24 eylül 2017 sözlük erkekleri sözlük kızları maçı6
- ne yapıyorsun8
- akp li akp li bakan tip8
- ayak fetişizminin neresi sapıklık9
- ona bir cümle bırak2
- çirkin ama fakir erkek7
- neden 50 tane arap devleti var12
- ideal erkek vücudu nasıl olmalıdır5
- galatasaray11
- akşamki tantana15
- fransa da kısmi sokağa çıkma yasağının uzatılması9
- 21 ekim dünya diyarbakırlılar günü8
- geliyorum diyen erkek4
- izmirbeyefendisi'nin yakışıklı olması11
- kısa boylu ama kaba erkek3
- galatasaray lille'i yenemesin tanga giyerim4
- sözlük çok bozdu4
- ben memeye meme demem halka arz edilmedikten sonra5
- 9 5 çalışan ipneler12
- terlikle döven anne13
- at gözlüklü insanlar6
- kıyamet suresi 22 ayet2
- hz yuşa2
- menuet4
- kadınların çalışması5
- bugün uyuyakalmışım11
- kürtaj hak mıdır sorunsalı7
- cenazende kötü bilirdik denmesi12
Demokrasinin genel olarak ll. Dünya Savaşı sonrasına kadar kötü bir üne sahip olmasının nedeni, yüzyıllar boyunca birkaç teokrasi dışında, dünyadaki neredeyse her rejimin monarşiyle yönetilmesiydi. Demokrasiler, Atina, Roma, Britanya, ABD, Fransa, Venedik veya Hollanda gibi en gelişmiş toplumlarda bile orantısız derecede nadir rastlanan bir yönetim şeklidir; çünkü demokrasi, bir dizi istisnai koşula dayanır. Demokrasiler okuryazar ve mülk sahibi bir nüfusa, demokratikleşmiş bir askerî sisteme, dindarlığa¹, yüksek sosyal güvene ve genellikle etnik homojenliğe gereksinim duyar.
(1) Evet, dindarlığa; çünkü yukarıda bahsi geçen toplumların neredeyse hepsi, işleyen demokrasilere sahip oldukları dönemde yüksek oranda dindar nüfusa sahipti. Bu toplumlar dindarlıklarını kaybettikçe demokrasinin idamesinde güçlük yaşamaya başladılar.
---
Tarihteki tüm medeniyetlerin bir listesini yapacak olursanız, bunların %95'i monarşidir. Ancak en seçkin ya da üst düzey toplumların bir listesini hazırlarsanız, bunların çoğunun demokrasi olduğunu görürsünüz. Bir başka deyişle, demokrasiler tarihsel süreçte küçük bir azınlığı temsil ederken, seçkin toplumlar arasında çoğunluğu oluşturmaktadır.
Fakat Venedik, Hollanda, Atina veya Britanya gibi belirli toplumların seçkinliğini, demokrasilerin büyük başarılar üretebileceğine dair teorik bir argüman olarak kullanamazsınız; çünkü bu başarılar, o toplumun demokrasiye organik olarak geçişini de sağlayan belirli koşullara bağlıdır.
Dolayısıyla, sözü edilen bu seçkin toplumlar yalnızca demokrasi oldukları için başarılı olmamış; aksine, aşağıda sıraladığım nadir koşulları eş zamanlı olarak sağladıkları için demokrasiye dönüşebilmişlerdir:
• yüksek işlevsel okuryazarlık oranı
• yüksek oranda mülk sahibi bir nüfus
• yüksek sosyal güven¹
• Vatandaş askere² dayalı güçlü bir ordu
• etnik homojenlik³
(1) Toplumdaki bireylerin birbirine güven duyması, sosyal sınıflar arasındaki yüksek işbirliği; bu işbirliğinin ve güvenin mümkün mertebe din veya etnik homojenlikle desteklenmesi.
(2) Piyade, National Guards, State Troopers, Kuvâ-yı Millîye, minutemen (1 dakikada hazır olanlar), levée en masse, ulus ordu.
(3) Etnik homojenlik normalde yüksek sosyal güven maddesi altında incelenmesine rağmen, günümüzdeki gibi kriz zamanlarında oldukça önem kazandığı için ayrı bir madde olarak incelenmeye başlandı. Bu konunun sinir uçlarına dokunduğunun farkındayım; ancak aynı sorun tüm dünyada eş zamanlı olarak yaşanıyor. Çeşitlilik (diversity) üzerine daha sonra ayrıntılı bilgi vereceğim; ancak tarihte çeşitli olup da başarılı olan medeniyet sayısı oldukça azdır ve farklı kültürel varsayımlara sahip gruplardan oluşan bir toplumun sorunlar yaşama potansiyeli yüksektir.
---
Bu koşulları sağlamayan toplumların dışarıdan mekanik bir şekilde demokrasiyi ithal etmesi, imite etmesi ya da monte etmesi o topluma demokrasinin nimetlerini getirmez. Seçkinlik, neredeyse yalnızca demokrasilerde bulunur; ancak bu durum kendiliğinden oluşmaz; yalnızca sürdürülmesi güç ve çok özel sosyal koşullar sağlandığında ortaya çıkan nadir bir istisnadır.
Aslında bir tüccar rejimi olan demokrasi, yüksek performanslı fakat idamesi ve korunması zor bir sistemdir. Büyük oranda ticaretle zenginleşmiş toplumlar demokrasiyi var eder; ancak demokrasiyi inşa etmek zor; onu muhafaza etmek ise inşa etmekten çok daha zordur.
Yukarıdaki beş madde bağlamında 21. yüzyıl krizine dair açıklayıcı bir parantez açmak gerekirse, egaliteryen demokrasiyi sürdürmek isteyen bir ülke bu beş kriterde ne kadar gerilerse, o denli derin bir krize sürüklenir. 2030 yılından itibaren şiddetle hissetmeye başlayacağınız ve yüzyılın geri kalanında daha da derinleşecek olan 21. yüzyıl krizinde, dünyanın neredeyse her ülkesinde bu beş maddenin her birinde her geçen yıl gerileme yaşandığına şahit olacaksınız. Ülkeler krizle yüzleştikçe, ilk etapta, daha egaliteryen Atina demokrasisinden daha aristokratik Roma Cumhuriyetçiliğine evrilmek zorunda kalacak. Aristokratik cumhuriyet ile egaliteryen demokrasi arasındaki farkları da daha sonra açıklayacağım. Bir toplum, yukarıda saydığım maddelerin birçoğunda gözle görülür biçimde gerilediğinde ya da bunlardan herhangi birini tamamen yitirdiğinde, mobokrasiye¹ evrilir; bu durumun tezahürünü Güney Afrika Cumhuriyeti örneğinde açıkça görebilirsiniz.
(1) ayak takımı yönetimine
---
Eylül 14, 2026
(1) Evet, dindarlığa; çünkü yukarıda bahsi geçen toplumların neredeyse hepsi, işleyen demokrasilere sahip oldukları dönemde yüksek oranda dindar nüfusa sahipti. Bu toplumlar dindarlıklarını kaybettikçe demokrasinin idamesinde güçlük yaşamaya başladılar.
---
Tarihteki tüm medeniyetlerin bir listesini yapacak olursanız, bunların %95'i monarşidir. Ancak en seçkin ya da üst düzey toplumların bir listesini hazırlarsanız, bunların çoğunun demokrasi olduğunu görürsünüz. Bir başka deyişle, demokrasiler tarihsel süreçte küçük bir azınlığı temsil ederken, seçkin toplumlar arasında çoğunluğu oluşturmaktadır.
Fakat Venedik, Hollanda, Atina veya Britanya gibi belirli toplumların seçkinliğini, demokrasilerin büyük başarılar üretebileceğine dair teorik bir argüman olarak kullanamazsınız; çünkü bu başarılar, o toplumun demokrasiye organik olarak geçişini de sağlayan belirli koşullara bağlıdır.
Dolayısıyla, sözü edilen bu seçkin toplumlar yalnızca demokrasi oldukları için başarılı olmamış; aksine, aşağıda sıraladığım nadir koşulları eş zamanlı olarak sağladıkları için demokrasiye dönüşebilmişlerdir:
• yüksek işlevsel okuryazarlık oranı
• yüksek oranda mülk sahibi bir nüfus
• yüksek sosyal güven¹
• Vatandaş askere² dayalı güçlü bir ordu
• etnik homojenlik³
(1) Toplumdaki bireylerin birbirine güven duyması, sosyal sınıflar arasındaki yüksek işbirliği; bu işbirliğinin ve güvenin mümkün mertebe din veya etnik homojenlikle desteklenmesi.
(2) Piyade, National Guards, State Troopers, Kuvâ-yı Millîye, minutemen (1 dakikada hazır olanlar), levée en masse, ulus ordu.
(3) Etnik homojenlik normalde yüksek sosyal güven maddesi altında incelenmesine rağmen, günümüzdeki gibi kriz zamanlarında oldukça önem kazandığı için ayrı bir madde olarak incelenmeye başlandı. Bu konunun sinir uçlarına dokunduğunun farkındayım; ancak aynı sorun tüm dünyada eş zamanlı olarak yaşanıyor. Çeşitlilik (diversity) üzerine daha sonra ayrıntılı bilgi vereceğim; ancak tarihte çeşitli olup da başarılı olan medeniyet sayısı oldukça azdır ve farklı kültürel varsayımlara sahip gruplardan oluşan bir toplumun sorunlar yaşama potansiyeli yüksektir.
---
Bu koşulları sağlamayan toplumların dışarıdan mekanik bir şekilde demokrasiyi ithal etmesi, imite etmesi ya da monte etmesi o topluma demokrasinin nimetlerini getirmez. Seçkinlik, neredeyse yalnızca demokrasilerde bulunur; ancak bu durum kendiliğinden oluşmaz; yalnızca sürdürülmesi güç ve çok özel sosyal koşullar sağlandığında ortaya çıkan nadir bir istisnadır.
Aslında bir tüccar rejimi olan demokrasi, yüksek performanslı fakat idamesi ve korunması zor bir sistemdir. Büyük oranda ticaretle zenginleşmiş toplumlar demokrasiyi var eder; ancak demokrasiyi inşa etmek zor; onu muhafaza etmek ise inşa etmekten çok daha zordur.
Yukarıdaki beş madde bağlamında 21. yüzyıl krizine dair açıklayıcı bir parantez açmak gerekirse, egaliteryen demokrasiyi sürdürmek isteyen bir ülke bu beş kriterde ne kadar gerilerse, o denli derin bir krize sürüklenir. 2030 yılından itibaren şiddetle hissetmeye başlayacağınız ve yüzyılın geri kalanında daha da derinleşecek olan 21. yüzyıl krizinde, dünyanın neredeyse her ülkesinde bu beş maddenin her birinde her geçen yıl gerileme yaşandığına şahit olacaksınız. Ülkeler krizle yüzleştikçe, ilk etapta, daha egaliteryen Atina demokrasisinden daha aristokratik Roma Cumhuriyetçiliğine evrilmek zorunda kalacak. Aristokratik cumhuriyet ile egaliteryen demokrasi arasındaki farkları da daha sonra açıklayacağım. Bir toplum, yukarıda saydığım maddelerin birçoğunda gözle görülür biçimde gerilediğinde ya da bunlardan herhangi birini tamamen yitirdiğinde, mobokrasiye¹ evrilir; bu durumun tezahürünü Güney Afrika Cumhuriyeti örneğinde açıkça görebilirsiniz.
(1) ayak takımı yönetimine
---
Eylül 14, 2026
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar