bugün
- acı gerçekler11
- gammazlar göreve5
- büyük istanbul depremi4
- muhalif kızların ak partili erkeklere aşık olması13
- ilk buluşmaya 46 adet deveyle gelen kız7
- ilişkilerde ortak zevklerin önemi5
- ergen gibi davranan 35 yaş üstü dingil3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin17
- motorla kaza yapan kadın5
- bir kız true ile arkadaş olabilir mi10
- köy6
- gölcük depremi3
- demet evgar4
- keşif2
- hünkar beğendi vs alinazik9
- gece çölde deveyle yol alırken dinlenecek şarkılar5
- anın görüntüsü28
- spk soruşturmasında 387 milyon lira dondurulması4
- queen ravenna'nın arabasını çalmak4
- ağlamak2
- sözlükte aile kurmak5
- yaz mevsiminin avuçlarımızdan kayıp gidivermesi2
- yeni biriyle nerede tanışılır11
- müzik dinleyen 45 yaş üstü dallama2
- en lezzetli balık21
- wilfried singo2
- sevilmeyen yazara kara büyü yapıp öldürmek2
- nejat uygur4
- o kişi sözlüğe girince ne yapmalı5
- sanat filmi2
- suya giden eşeğin asıl amacı3
- aleyna tilki2
- müzik aç diyen kıza burhan çaçandan vay nene açmak2
- kızı kara köprü narlıktır le le ile karşılamak2
- kova burcu erkeği akrep kadını5
- karton toplarken kafaya yıldırım düşmesi6
- seri eksicinin iq düzeyi6
- derdinizi dinlerken rakı sofrası kuran psikolog4
- ata iyi binen erkek3
- atatürk diyor ki10
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın9
- vurdurmaya giden kız sevinci3
- nesilden nesle aktarılan ilk günah2
- parkta oturan adam3
- sifonun sızdırıyorsa kaçenzinyo3
- birikim yapmak5
- ortadoğu3
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- 24 eylül 20263
- ellerim bos gonlum hos5
Hayatımın zor bir dönemi olarak geride bırakalı 1 yıl olmak üzere. Çok detaya inmeden yazayım.
Aslında Daha gitmeden başladı zorluğu. Bir merak tuttu, nereyi tutturacağım, nerede geçecek askerliğim diye... neyse, bekleyiş sona erdi, bir baktım acemi birliği kütahya'ya çıkmış. Sevindim cidden, bir de rahatladım ki anlatamam... zaten çevremdekiler "havacısın, kıymetini bil" minvalinde tepki verdiler. (Sahiden de havacı asker olmanın birtakım avantajları vardı)
Sonrasında günler jet hızıyla geçti, cumartesi oldu. Vardım kütahya'ya. işlemlerden sonra verildiğim bölüğe geçtim, kıyafetleri teslim ettim. Öyle böyle derken yatış saati gelmişti.
Yatağıma uzandım. 24 saat önce evimdeki tavana bakarken şimdi ise 25 - 30 cm üstümdeki sunta'ya bakıyordum. Çok tuhaf bir duyguydu.
Neyse erken kalkmaya ve disiplinli hayata alışık olduğum için 21 günü sıkıntı yaşamadan komutanlarla iyi geçinerek tamamladım ama o 21 gün geçmek bilmemişti benim için Kütahya'da. Sonuçta bir tuşlu telefonla medeniyetten uzaktaydım...
Son hafta ise dağıtıldığımız ustalık yerlerini öğrendik. Çoğu asker ana jet üslerine, füze üslerine dağıtılmıştı. Bana ise eskişehir astsubay Orduevi düşmüştü. "Ne ballısın!" demişti oradaki bir çavuş. Bir bakıma haklıydı, sonuçta dağda, bayırda veya üs'te değil, şehir içinde, askeri otelde yapacaktım ustalığı. Neyse, acemi'den terhis olduk, 1 gün iznim vardı onu da istanbul'da geçirmek istedim. Evime geç saatlerde geldim. Ertesi gün dinlenip Pazar günü Eskişehir'e gittim, Vardım 5 ayımı geçireceğim orduevi'ne... Orada bir dükkanı işlettim 5 ay boyunca. Fakat başımızdaki astsubay başçavuş tam bir psikopattı. Ayrıca ego tatmin eden yedek astsubaylar'ın ağız kokusunu çekmek, küfürlerini işitip cevap verememek, üst devrelerin alt devreleri ezmesi çok zorladı cidden. 5 ay diş sıka sıka geçti.
Sonuç mu? Özgürlüğün kıymetini bir kez daha anlayan, Stresten saçı beyazlayan hatta şakakları açılan bir ben. Ha, iyi açıdan bakarsak, bu beni daha büyük zorluklara hazırladı. Hem psikolojik hem de fizikî...
Velhasıl, batı'da da geçse, doğu'da da geçse, askerlik her türlü zor.
Aslında Daha gitmeden başladı zorluğu. Bir merak tuttu, nereyi tutturacağım, nerede geçecek askerliğim diye... neyse, bekleyiş sona erdi, bir baktım acemi birliği kütahya'ya çıkmış. Sevindim cidden, bir de rahatladım ki anlatamam... zaten çevremdekiler "havacısın, kıymetini bil" minvalinde tepki verdiler. (Sahiden de havacı asker olmanın birtakım avantajları vardı)
Sonrasında günler jet hızıyla geçti, cumartesi oldu. Vardım kütahya'ya. işlemlerden sonra verildiğim bölüğe geçtim, kıyafetleri teslim ettim. Öyle böyle derken yatış saati gelmişti.
Yatağıma uzandım. 24 saat önce evimdeki tavana bakarken şimdi ise 25 - 30 cm üstümdeki sunta'ya bakıyordum. Çok tuhaf bir duyguydu.
Neyse erken kalkmaya ve disiplinli hayata alışık olduğum için 21 günü sıkıntı yaşamadan komutanlarla iyi geçinerek tamamladım ama o 21 gün geçmek bilmemişti benim için Kütahya'da. Sonuçta bir tuşlu telefonla medeniyetten uzaktaydım...
Son hafta ise dağıtıldığımız ustalık yerlerini öğrendik. Çoğu asker ana jet üslerine, füze üslerine dağıtılmıştı. Bana ise eskişehir astsubay Orduevi düşmüştü. "Ne ballısın!" demişti oradaki bir çavuş. Bir bakıma haklıydı, sonuçta dağda, bayırda veya üs'te değil, şehir içinde, askeri otelde yapacaktım ustalığı. Neyse, acemi'den terhis olduk, 1 gün iznim vardı onu da istanbul'da geçirmek istedim. Evime geç saatlerde geldim. Ertesi gün dinlenip Pazar günü Eskişehir'e gittim, Vardım 5 ayımı geçireceğim orduevi'ne... Orada bir dükkanı işlettim 5 ay boyunca. Fakat başımızdaki astsubay başçavuş tam bir psikopattı. Ayrıca ego tatmin eden yedek astsubaylar'ın ağız kokusunu çekmek, küfürlerini işitip cevap verememek, üst devrelerin alt devreleri ezmesi çok zorladı cidden. 5 ay diş sıka sıka geçti.
Sonuç mu? Özgürlüğün kıymetini bir kez daha anlayan, Stresten saçı beyazlayan hatta şakakları açılan bir ben. Ha, iyi açıdan bakarsak, bu beni daha büyük zorluklara hazırladı. Hem psikolojik hem de fizikî...
Velhasıl, batı'da da geçse, doğu'da da geçse, askerlik her türlü zor.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar