bugün

fransizca katil esad arapça kati l ameri ka

Evren Mumcu, Suriye’ye saldırıların başladığı yıl Beyrut’taydı. israil yanlısı medyanın Arap düşmanı yalan haber üretimine tanık oldu. Mumcu, bir Beyrutlunun kendisine, ‘En büyük şansınız Atatürkünüz olması. Bizim de en büyük şanssızlığımız’ dediğini hatırlattı.

Eşimle televizyon seyrediyoruz, o da bir yandan Suriye televizyonunu bir yandan da Fransız televizyonunu izliyor. ‘Bak, bir detay yakaladım, dedi. Suriye devlet televizyonunda bir kadın kendi sesiyle Arapça olarak “Katil Amerika! Katil israil!“ diye bağırıyor. Aynı görüntü, Fransız 24 televizyonunda, Fransızca çeviriyle haberleştirilmiş, çeviriye göre kadın “Katil Esad“ diye bağırıyor!

Kimyasal gaz haberleri çıktığında, “Esad kimyasal gaz kullanıyor“ diye ölen çocukların görüntülerini vermeye başladılar. Oysa bunlar çok önceden, 8-10 yıl önce çekilmiş görüntülerdi. Bir ilkokulda yedikleri yemekten zehirlenmiş ve mideleri bozulmuş çocukların görüntülerini yayınlıyorlardı! Esad’a karşı kara propaganda başladı. Ama hepsi biliyordu ki kimyasal gaz diye bir şey yok!

Suikastla öldürülen Hariri’nin koruması Lübnan istihbarat Şefi Tuğgeneral Vissam El Hasan’dı. Arabasına konulan bombayla katledildi. Bütün dünya basını suikastın failini Suriye ve Esad diye ilan etmişti. Vefattan hemen sonra pankartlar hazırlanmış Suriye’ye karşı “Katil Esad” sloganları atılmıştı. Aynı bizdeki Hrant Dink suikastından hemen sonra bir elden çıkmış siyah pankartlar vardı ya, üstünde “Hepimiz Ermeniyiz” falan yazılıydı, işte onlar gibi tek elden çıkma, siyah üzerinde önceden yazılmış, hazırlanmış pankartlar, dövizler bir anda ortaya çıktı. Aynı zamanda bana Uğur Mumcu suikastından sonra deliller bile bulunmadan, kanıtlanmadan “Mollalar iran’a” sloganlarını da hatırlattı.Hariri seyahatteyken suikast oldu. Sırf Esad’a karşı operasyon düzenlendiği için kendilerine çalışan bir adamı yok ettiler. Beyrut halkı, onu Suriye’nin öldürmediğini gayet iyi biliyordu.Ardından kimyasal gaz haberi yayıldı. Suriye’ye savaş açılmıştı. Bütün dünya bu yalan haberlere inanıyordu, hatta yakın çevrem bile! Ama bunların da yalan olduğu kanıtlandı. Al Jazzire televizyon kanalı çalışanları bile yalan haberlere şahit olup istifa ettiler o dönem. Tam o sıralarda Türkiye ‘de eşgüdümlü Ergenekon davası başlatıldı. Bütün dünya yine ana akım medyanın etkisi altındaydı. Bu dönemleri Beyrut’ta bizzat yaşadım.
© copyright 2005 - 2026