geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer

ne zamandır yazmıyorum başlığa, mesaj geldi "neden yazmıyorsun" diye, belki bu hafta sonu birkaç hayali cihan değer hatıratı paylaşırım. bugün bir tane yapalım hatta...

bu yakışıklı abimizin adı sukarno...
görsel

hatta tam adıyla achmed sukarno, ama biz ona ahmet sukarno demişiz.

ahmet abimiz, endonezya'nın kurucu lideridir.
2. dünya savaşı yıllarına kadar hollanda sömürgesi olan endonezya, 2. dünya savaşında hitler hollanda'yı işgal edip patlatınca, japon işgaline uğramış, endonezya'daki hollandalılara karşı da sukarno abimiz japonlarla işbirliği yapmış, hatta japonlardan bağımsızlık talep etmiş, lakin 2. dünya savaşı bitince hollanda tekrar endonezya'ya hakim olmaya çalışmış ama ahmet abimiz hollandalıları yenmiş ve de endonezya bağımsızlığına kavuşmuş...

tabi nüfusunun büyük çoğunluğu müslüman olan endonezya'nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkelerden biri de biz olmuşuz ve ahmet abimiz ile iyi ilişkiler tesis etmişiz.

böyle böyle gelişen türkiye-endonezya ilişkileri neticesinde ahmet sukarno, 1959 yılında türkiye ziyaretine gelmiş.
görsel

çok güzel geçen türkiye ziyareti, halkın ahmet sukarno'ya büyük ilgisi, devlet törenleri, karşılıklı iyi niyet antlaşmaları derken ziyaret sona ermiş.

sukarno abimiz ayrılırken çok memnun ayrılmış, özellikle gezinin istanbul ayağı onu çok mutlu etmiş, ayrılırken kendisini uğurlayan hariciyecilerimize "yine geleceğim inşaallah" diyerek tayyaresine binip ülkesine dönmüş...

tabi bu ziyaret sonrası bizimkiler de son derece memnunlar, tarihi bağlarımızın olduğu dost ve kardeş bir ülkenin liderini iyi ağırladıklarını düşünüyorlar, özellikle hariciyecilerimiz dört gözle endonezya hükümetinden gelecek "teşekkür mesajını" beklerlerken, endonezya dışişleri bakanlığından türkiye'ye bir kınama mesajı geliyor...

bak sen şu işe...
günlerce liderlerini yedirip içirdiğimiz, saraylarda ağırladığımız endonezya, bize teşekkür edeceğine, kınama mesajı yolluyor ve endonezya büyükelçisi bu mesajda liderleri ahmet sukarno'nun istanbul'da belsoğukluğu kaptığını belirtiyordu...

belsoğukluğu...
aman allah'ım...!!!

tabi bu rezil durum cumhurbaşkanımız celal bayar'ın kulağına kadar gidiyor, celal bayar son derece naif terbiyeli bir insan, utancından yerin dibine giriyor, çok kızıyor, dışişleri bakanı fatin rüştü zorlu'yu çok şiddetli bir şekilde azarlıyor. tabi fatin rüştü zorlu, bayar'dan paparayı yiyince, o da başta istanbul valisi olmak üzre, tüm hariciyecileri sıradan geçiriyor ve bu rezaletin sorumlusundan hesap sorulması talimatını veriyor...

ve bu rezalete bir sorumlu bulunuyor.

lüks nermin...!!!

lüks nermin ablamız, istanbul'da dönemin sosyetik genelev patronu...
görsel

endonezya lideri ahmet sukarno'nun kadın düşkünü olduğunu duyan bizim muzır hariciyeciler, misafir devlet başkanına bir jest yapmak istiyorlar ve sukarno'ya bir gecelik "kaçamak" programı ayarlıyorlar.
sukarno'da gelen bu ikrama hayır diyemiyor ve lüks nermin ablanın kızlarından biri ile istanbul'da şehvetli bir gece geçiriyor.
ama meğer sukarno'nun birlikte olduğu hatun kişisi belsoğukluğu hastalığından muzdaripmiş ve bu hastalığı da o gece sukarno'ya bulaştırıvermiş...

işte bu olayın sorumlusu olarak itham edilen lüks nermin ablamız, 50'li ve 60'lı yılların istanbul'unun en önemli simalarından biriydi.

siyasetçiler, büyükelçiler, bürokratlar, futbolcular, fabrikatörler, zenginler, istanbul'a kaçamağa gelen anadolu'nun toprak ağaları tekmili birden lüks nermin'in beyoğlu zambak sokak'ta sahip olduğu genelevinin müdavimleriydiler...

lüks nermin, demokrat parti dönemi boyunca müşterileri ile kurduğu güzel ikili ilişkiler neticesinde istanbul'daki konumunu güçlendirmiş, devlet ve hükümetteki önemli tanıdıkları sayesinde "dokunulmaz" birgenelev patroniçesi olmuştu.

öyle ki, politikacılar ve bürokratlar nermin ablalarının bir dediğini iki etmiyorlardı.
misal, lüks nermin, o dönemin ahlak zabıtası şefi aziz efendiyi bir telefonla sürdürmüştü.
görsel

tabi lüks nermin abla, bazı durumlarda sukarno olayında olduğu gibi, devlet görevlilerinin bazı ufak taleplerini de yerine getiriyor, misafirlerimizi mutlu etmek(!) için elinden geleni yapıyormuş...

işte sukarno olayı, belsoğukluğu kınaması ile birlikte lüks nermin abla tepetaklak olmuş, bu olayın baş suçlusu ilan edilmişti.

artık polis, eften püften sebeplerle lüks nermin'in mekanını basıyor, ona cezalar kesiliyordu.
görsel

bir zamanların kudretli lüks nermin'i, birdenbire devletin gözünde fuhuşçu mama nermin'e dönüştürülmüştü...

lüks nermin'i asıl bitiren olay ise, bir polis baskınında yazıhanesinde ele geçirilen bir bavul dolusu dolar olmuştu.
bu baskın sonrası lüks nermin abla tutuklanmış, cezaevine gönderilmiş, hapisten çıktıktan sonra ise ruh sağlığı bozulmuş ve bir daha toparlayamamış, silinmiş gitmiş...
görsel

hey gidi yıllar hey...
kimler geldi kimler geçti bu alemden...

langa fatma ile başlayan serüven, lüks nermin'ler, ayşe nimet'ler, çanakkaleli melahat'lar, matmazel zurnik'ler, manukyanlar...

hepsine de devlet yol vermiş, verdiği yolu da bazen geri almış...

ama olsun ya...ben bunları o dönemin renkli hayatının günümüze yansıyan birer latifesi olarak görüyorum...

sukarno, lüks nermin, belsoğukluğu, endonezya ile diplomatik kriz falan...

güzel yıllarmış vesselam...

geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer...!!!

#tarih

********************

not: burada lüks nermin resmen günah keçisi ilan edilmiş ve tarihten silinmiş...
oysa ki ahmet sukarno, türkiye gezisinden sonra polonya'ya gitmiş, polonya gezisini tamamlayıp endonezya'ya dönüş yapmış.
ahmet sukarno, kadın düşkünü olduğu bilinen bir lider, ne malum polonya seyahati sırasında da aşk dolu bir gece yaşamadığı???

***********************
ekstra not: blu tv'nin harika bir yapımı var, yeşilçam dizisi.
bu dizide semih ateş'in annesi olan belkıs hanım, emekli bir genelev patroniçesi, ama devlet içinde önemli tanıdıkları olan ve her türlü işi halledebilen son derece kudretli bir kadın. güngör bayrak tarafından canlandırılan bu belkıs karakteri işte bu hikayede anlattığımız lüks nermin'in ta kendisi...
© copyright 2005 - 2026