bugün
- nickten isim tahmini yapmak72
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler15
- kalabalıklar içinde yalnız olmak9
- uyumayın konuşalım5
- hayattan zevk alamamak15
- rüyamda kadın olmuştum6
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi7
- hikayeyi devam ettir30
- gocunun nerede olması12
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak3
- yazarların öldükten sonraki planları4
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- makine mühendisliği3
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler3
- mesajlara geç cevap veren insanlar3
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- yazarların sözlükte bulunma amaçları4
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri2
- sokakta kavga teknikleri3
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- gecenin bu saatinde acıkmak3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- biber dolması olsa da yesek5
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- yeşilçam filmi izlemek6
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- en güzel tatlı2
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- temiz nevresimler içinde uyumak3
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler3
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- kadın2
- uysaljakoben16
- mesajlaşılan kızın silik yemesi3
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- cioran neden intihar etmedi3
- fake yazarlar2
- narsisizm2
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- cinsel hikaye yazıyoruz3
- yeni parti50
- çağımızın hastalığı2
- aziz nikola3
- habire12 adamdır37
yüzyılların acılarıyla yoğrulmuş ve son olarak istanbul sözleşmesi fesih edilmiş izmir ve anadolu'nun kadınlarına...
görsel
salihli'den fatma kız...
1900 yılı.
henüz 17'sinde, hem öksüz hem yetim kalmıştı.
babasından kalan topraklara reji el koymuş, borca saymıştı.
amcası onu iki köy ötedeki 70 yaşındaki mesut ağa'ya satıp başlık parasını almak istiyordu.
fatma'nın buna pek niyeti yoktu, ama artık önüne konulan iki lokmanın hesabı yapılır olmuştu evde...
o duygularla evi terk eden fatma köy çıkışında heyecana kapılıp düşmüş, ayağını incitmişti ve kader fatma'yı ohannes kamacıyan ile karşılaştırmıştı...
bornovalı bir üzüm ve incir tüccarıydı ohannes...
reji idaresi ile arası iyiydi, köylünün elindeki en iyi mahsulleri topluyor ve yurtdışına satıyordu...
ohannes, amcasının evinde birkaç defa görmüştü fatma'yı...
onu yanına aldı ve izmir'e götürdü...iyi davranıyordu fatma'ya ohannes bey...çünkü ohannes bey sadece üzüm ve incir ticareti yapmıyordu...
ohannes bey fatma'yı izmir'deki köşküne götürdü, burada geçen günler boyunca 8 genç kızla tanıştı fatma.
emine, gülsüm, makbule, rita, natali, marian, eleni ve azniv...
anadolu'nun bağrından kopan kimi türk, kimi rum, kimi ermeni olan bu 9 kız birkaç gün sonra white star line denizcilik şirketine ait ss germanic vapuru ile yeni dünyaya doğru yelken açıyor, anadolu'dan amerika'ya giden ilk mektup gelinleri (bkz: mail order brides) oluyorlardı...
şimdi burada bir not düşmek istiyorum.
yukarıda belirttiğim ss germanic vapuru, yıllar sonra osmanlı devleti tarafından satın alınarak gülcemal olarak ismi değiştirilmiş, nice acılara, göçlere şahit olmuş pek çok insanın hatıralarında yerini almış olan vapurdur.
white star line adlı şirket ise, meşhur titanik'in sahibi olan şirkettir.
titanik battığında ona yardıma gelen ilk gemilerden biri olan ss bremen adlı vapur da izmir limanından amerika'ya mektup gelinleri taşıyan vapurlardan biridir...
nereden nereye değil mi?
anadolu neresi, atlantik neresi...
tabi yukarıda bahsettiğim 9 genç kızdan sonra pek çok mektup gelini amerika'ya göç etmek zorunda kalmıştır.
görsel
sistem şöyle işliyordu...
18. yüzyılın sonlarından itibaren anadolu ve balkanlardan pek çok göç almıştı amerika kıtası.
rumlar, ermeniler, bulgarlar, araplar ve dahi türkler yeni dünya'ya göç ediyor, kısmetlerini yeni dünyada arıyorlardı.
150 sene boyunca bu coğrafyadan yüzbinlerce kişi göç etmişti yeni dünyaya.
lakin göç edenler genelde yalnız erkeklerdi ve yeni dünyada farklı kültürlerden insanlarla evlilik yapıp mutlu olamıyorlar, kendi kültürlerinden kadınlarla evlilik yapmak istiyorlardı.
bu sebeple izmir, atina, hanya, kandiye, selanik, köstence ve varna gibi şehirlerde çöpçatanlık şirketleri kurulmuştu 1900'lü yılların başında.
bu çöpçatanlık şirketleri amerika'daki erkeklerden gelen talep doğrultusunda anadolu, balkanlar, yunanistan, girit ve ege adalarından fakir, kimsesiz, muhtaç ama güzel olan genç kızları buluyor, bu kızları ikna ederek fotoğraflarını çekiyor ve bu kızları kendilerine uygun amerikalı erkeklerle eşleştiriyor ve gelin olarak yeni dünyaya gönderiyorlardı...
görsel
görsel
örneğin, amerika'ya göç etmiş bir yunan için izmir'den yahut ege adalarından bir rum genç kız buluyor, bunları mektup üzerinden anlaştırıyorlar ve kızı mektup gelin olarak amerika'ya gönderiyorlardı...
görsel
bu yöntemle anadolu'dan, ege adalarından, romanya'dan, bulgaristan'dan, girit ve yunanistan'dan binlerce mektup gelin amerika'ya taşınmıştı.
görsel
tabi sistem yüzde yüz güvenli değildi.
uzun yolculukta hastalanıp hayatını kaybeden genç kızlar olduğu gibi, yeni dünyaya ayak bastığında kendisini kimsenin karşılamaya gelmediğini görüp sefil olanlar da olmuştu.
ayrıca bazı damat adayları da, amerika'ya gelen genç kızların fotoğraftaki kıza benzemediğini, yahut fotoğrafta beğendiği kızın daha güzel olduğunu, karşısına çıkan kızı çirkin bulduğunu söyleyip oracıkta terk ediyordu...
düşünsene...
bilmediğin bir dünyaya gidiyorsun, dil bilmiyorsun, yol, iz bilmiyorsun ve kocan olacak hayvan seni beğenmiyor ve kaderine terk ediyor...
bunları yaşayan genç kızların sayısı da bir hayli fazlaydı...
mektup gelinlerin hikayesinin en güzel şahitliğini yukarıda kısaca bahsettiğim ss bremen vapuru yapmıştır.
görsel
ss bremen vapuru 1922'de izmir'e gelmiş ve buradan tam 700 gelin adayını alıp amerika'ya götürmüştür.
1922'deki bremen vapuru'nun yaptığı bu yolculuğu ve mektup gelinleri anlatan 2004 yapımı çok güzel bir film var. mutlaka seyretmenizi tavsiye ederim.
filmin adı: nyfes.
ingilizcesi brides...
görsel
film, izmir'den vapura binen 700 genç kızın yolculuğunu anlatıyor.
görsel
hani meşhur bir laf var ya;
"bu coğrafyada 4 şey olmayacaksın: kadın, çocuk, ağaç, sokak hayvanı..."
işte size bir ecdat gerçeği...
kendi kızlarına sahip çıkamayan ve bu vatanın genç kızlarının amerikalarda sefil olmasına engel olamayan ecdat...
görsel
hoş, bizim ecdadımız buydu da, yunanların ecdadı nasıldı.
onlar da aynıydı...
olan işte gördüğünüz gibi her zaman suyun iki yakasındaki gariban halka oluyor.
ecdatlar saraylarda keyif yaparken suyun iki yanındaki genç kızlar okyanusları aşmaya çalışıyorlar...
görsel
neden?
savaşlar, yoksulluk, yoksunluk, güvensizlik, korku...
ve dün kızlarına sahip çıkamayanlar bugün bize ecdadı örnek göstererek ve kadınları koruyacaklarını öne sürerek istanbul sözleşmesini kaldırıyorlar...
demek ki bazı şeyler hiç değişmiyor.
--------------------
son olarak;
bir izmir kızı olan rita abacı'dan "ana beni amerika'ya gönderme" adlı şarkı;
https://streamable.com/hp82x0
yine rita ablamızdan; "ben o herifi istemem" adlı şarkı;
https://streamable.com/wud2f2
ve en son olarak; yeni dünyada yuva kurmuş bu coğrafyanın genç kızları...
görsel
görsel
görsel
görsel
#tarih
görsel
salihli'den fatma kız...
1900 yılı.
henüz 17'sinde, hem öksüz hem yetim kalmıştı.
babasından kalan topraklara reji el koymuş, borca saymıştı.
amcası onu iki köy ötedeki 70 yaşındaki mesut ağa'ya satıp başlık parasını almak istiyordu.
fatma'nın buna pek niyeti yoktu, ama artık önüne konulan iki lokmanın hesabı yapılır olmuştu evde...
o duygularla evi terk eden fatma köy çıkışında heyecana kapılıp düşmüş, ayağını incitmişti ve kader fatma'yı ohannes kamacıyan ile karşılaştırmıştı...
bornovalı bir üzüm ve incir tüccarıydı ohannes...
reji idaresi ile arası iyiydi, köylünün elindeki en iyi mahsulleri topluyor ve yurtdışına satıyordu...
ohannes, amcasının evinde birkaç defa görmüştü fatma'yı...
onu yanına aldı ve izmir'e götürdü...iyi davranıyordu fatma'ya ohannes bey...çünkü ohannes bey sadece üzüm ve incir ticareti yapmıyordu...
ohannes bey fatma'yı izmir'deki köşküne götürdü, burada geçen günler boyunca 8 genç kızla tanıştı fatma.
emine, gülsüm, makbule, rita, natali, marian, eleni ve azniv...
anadolu'nun bağrından kopan kimi türk, kimi rum, kimi ermeni olan bu 9 kız birkaç gün sonra white star line denizcilik şirketine ait ss germanic vapuru ile yeni dünyaya doğru yelken açıyor, anadolu'dan amerika'ya giden ilk mektup gelinleri (bkz: mail order brides) oluyorlardı...
şimdi burada bir not düşmek istiyorum.
yukarıda belirttiğim ss germanic vapuru, yıllar sonra osmanlı devleti tarafından satın alınarak gülcemal olarak ismi değiştirilmiş, nice acılara, göçlere şahit olmuş pek çok insanın hatıralarında yerini almış olan vapurdur.
white star line adlı şirket ise, meşhur titanik'in sahibi olan şirkettir.
titanik battığında ona yardıma gelen ilk gemilerden biri olan ss bremen adlı vapur da izmir limanından amerika'ya mektup gelinleri taşıyan vapurlardan biridir...
nereden nereye değil mi?
anadolu neresi, atlantik neresi...
tabi yukarıda bahsettiğim 9 genç kızdan sonra pek çok mektup gelini amerika'ya göç etmek zorunda kalmıştır.
görsel
sistem şöyle işliyordu...
18. yüzyılın sonlarından itibaren anadolu ve balkanlardan pek çok göç almıştı amerika kıtası.
rumlar, ermeniler, bulgarlar, araplar ve dahi türkler yeni dünya'ya göç ediyor, kısmetlerini yeni dünyada arıyorlardı.
150 sene boyunca bu coğrafyadan yüzbinlerce kişi göç etmişti yeni dünyaya.
lakin göç edenler genelde yalnız erkeklerdi ve yeni dünyada farklı kültürlerden insanlarla evlilik yapıp mutlu olamıyorlar, kendi kültürlerinden kadınlarla evlilik yapmak istiyorlardı.
bu sebeple izmir, atina, hanya, kandiye, selanik, köstence ve varna gibi şehirlerde çöpçatanlık şirketleri kurulmuştu 1900'lü yılların başında.
bu çöpçatanlık şirketleri amerika'daki erkeklerden gelen talep doğrultusunda anadolu, balkanlar, yunanistan, girit ve ege adalarından fakir, kimsesiz, muhtaç ama güzel olan genç kızları buluyor, bu kızları ikna ederek fotoğraflarını çekiyor ve bu kızları kendilerine uygun amerikalı erkeklerle eşleştiriyor ve gelin olarak yeni dünyaya gönderiyorlardı...
görsel
görsel
örneğin, amerika'ya göç etmiş bir yunan için izmir'den yahut ege adalarından bir rum genç kız buluyor, bunları mektup üzerinden anlaştırıyorlar ve kızı mektup gelin olarak amerika'ya gönderiyorlardı...
görsel
bu yöntemle anadolu'dan, ege adalarından, romanya'dan, bulgaristan'dan, girit ve yunanistan'dan binlerce mektup gelin amerika'ya taşınmıştı.
görsel
tabi sistem yüzde yüz güvenli değildi.
uzun yolculukta hastalanıp hayatını kaybeden genç kızlar olduğu gibi, yeni dünyaya ayak bastığında kendisini kimsenin karşılamaya gelmediğini görüp sefil olanlar da olmuştu.
ayrıca bazı damat adayları da, amerika'ya gelen genç kızların fotoğraftaki kıza benzemediğini, yahut fotoğrafta beğendiği kızın daha güzel olduğunu, karşısına çıkan kızı çirkin bulduğunu söyleyip oracıkta terk ediyordu...
düşünsene...
bilmediğin bir dünyaya gidiyorsun, dil bilmiyorsun, yol, iz bilmiyorsun ve kocan olacak hayvan seni beğenmiyor ve kaderine terk ediyor...
bunları yaşayan genç kızların sayısı da bir hayli fazlaydı...
mektup gelinlerin hikayesinin en güzel şahitliğini yukarıda kısaca bahsettiğim ss bremen vapuru yapmıştır.
görsel
ss bremen vapuru 1922'de izmir'e gelmiş ve buradan tam 700 gelin adayını alıp amerika'ya götürmüştür.
1922'deki bremen vapuru'nun yaptığı bu yolculuğu ve mektup gelinleri anlatan 2004 yapımı çok güzel bir film var. mutlaka seyretmenizi tavsiye ederim.
filmin adı: nyfes.
ingilizcesi brides...
görsel
film, izmir'den vapura binen 700 genç kızın yolculuğunu anlatıyor.
görsel
hani meşhur bir laf var ya;
"bu coğrafyada 4 şey olmayacaksın: kadın, çocuk, ağaç, sokak hayvanı..."
işte size bir ecdat gerçeği...
kendi kızlarına sahip çıkamayan ve bu vatanın genç kızlarının amerikalarda sefil olmasına engel olamayan ecdat...
görsel
hoş, bizim ecdadımız buydu da, yunanların ecdadı nasıldı.
onlar da aynıydı...
olan işte gördüğünüz gibi her zaman suyun iki yakasındaki gariban halka oluyor.
ecdatlar saraylarda keyif yaparken suyun iki yanındaki genç kızlar okyanusları aşmaya çalışıyorlar...
görsel
neden?
savaşlar, yoksulluk, yoksunluk, güvensizlik, korku...
ve dün kızlarına sahip çıkamayanlar bugün bize ecdadı örnek göstererek ve kadınları koruyacaklarını öne sürerek istanbul sözleşmesini kaldırıyorlar...
demek ki bazı şeyler hiç değişmiyor.
--------------------
son olarak;
bir izmir kızı olan rita abacı'dan "ana beni amerika'ya gönderme" adlı şarkı;
https://streamable.com/hp82x0
yine rita ablamızdan; "ben o herifi istemem" adlı şarkı;
https://streamable.com/wud2f2
ve en son olarak; yeni dünyada yuva kurmuş bu coğrafyanın genç kızları...
görsel
görsel
görsel
görsel
#tarih
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar