bugün
- sözlük kızlarının ojeleri11
- romanya52
- hiçbir şeyin sarmaması9
- 2 gecede 40 bin iranlıyı katleden molla rejimi13
- nikola tesla'nın kürt olması9
- türkiye23
- offf çok sıkıldım sözlük4
- tüm dünyada faşizmin yükselmesi3
- hentbol5
- kadınların sapık olması4
- avrupanın en ucuz mazotunu kullanıyoruz21
- feridun geçgel2
- 27 eylül 2026 anadolu efes beşiktaş maçı3
- almanya18
- 27 eylül dünya turizm günü3
- butlancıların birbirine girmesi5
- fatma betül sayan kaya39
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur33
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir16
- dünya61
- yarın iş var5
- işte muhalefet ile aramızdaki fark3
- besiktastakideli4
- borsada 2 milyar kazanan bir kişi eleştirmek4
- voleybol3
- silvermist nickli yazarın gizli ülkücü olması4
- mehdinin en sevdiği balık7
- s'i l v'e r m'i s t12
- sigorta asgari ücret batı icadıdır3
- kanada4
- sözlüğün en iyi gammazı2
- daha 17 dizisi2
- 2027 dünya hentbol şampiyonası2
- senin aklini alirim2
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri12
- hırsız ekremi eleştirmeyip borsacıyı eleştirmek5
- spor3
- turkiye hentbol federasyonu2
- gilded bayan yazare5
- avusturya4
- true nickli yazar25
- yaptığı çomarlık eleştirilince agresifleşen çomar5
- 20275
- rapçilerin dümenden kavga etmesi3
- anın görüntüsü32
- ermeni rum soykırımını inkar etmek16
- heyt bea'nın gizli yeni partili çıkması4
- amerika birleşik devletleri31
- kosova3
- 28 eylül 2026 emniyette iş bırakma eylemi3
meslek hastalıklarıyla nam yapmış, emekçi şehir.
daha dün döndüm ben bu gözü yaşlı şehirden. havasıyla, yapısıyla, kararmış duvarları ve binalarıyla, merdivenleriyle, anıtları ve heykelleriyle, varagel tüneli'yle, şehrin orta yerindeki kömür madenleriyle, tüm gürültüsü ve ihtişamıyla çalışan bantların üstünde bir o yana bir bu yana savrulan kara elmaslarıyla, hepsinden ziyade gözlerinden yorgunluk ve cefa akan yurttaşlarıyla çok duygulandırdı beni bu şehir. vaktiyle kara elması yüzünden fransız işgaline uğramış ve bu sebeple fener yolu ya da fener olarak anılan bölgedeki fransız yapılanmalarıyla da ekstra ilgimi çekmiş bir şehir.
çok yoğun hislerle döndüm istanbul'a. şehrin nostaljisi, unutulacak cinsten değil. belki de birçok kişi bu şehrin kasvetine bakınca bir an önce gitmek istemiş olabilir; haklılar da. ama şehrin ruhunu hissedince ve bu şehirde doğup büyümüş kişilerden şehri dinleyince, sempati beslemek pek tabii mümkün oluyor.
yitip giden onca emekçisiyle, grizu yüzünden pörsümüş ciğerleriyle köşe başlarında dalgın dalgın duran omuzları çökük emekli madencileriyle, göz yaşartıyor bu güzel yurdum şehri.
yapılanması da çok acayip bir şehir.
denizi bıçak gibi kesen kayalıklarıyla, semaya uzanan dağları ve tepeleriyle, yeşiliyle, müştemilat yapılarıyla, ocaklardaki tarihi çelik konstrüksiyonlarıyla, her bir noktasını saran demir ağlarıyla, vagonlarıyla, lokalleriyle, merkezdeki enteresan formdaki üç-beş noktaya dağılan köprüsüyle, kozlu'daki beş farklı akaryakıt firmasına ait istasyonlarının tek bir beton zemin üstünde birbirine bitişik olmasıyla, çok acayip bu şehir.
daha önce de zogundak'a gitmiş, ama mevcut aklımla ve hevesimle şehri daha bir idrak etmiş ben, zonguldak'ı çok sevdim. en çok da, şu heykeli sevdim.
görsel
o kadar anlamlı ki..
yerin altında bir emekçi ve bin bir emekle elleriyle yeryüzüne çıkardığı kara elmas..
velhasıl, gidin ve görün. bu şehri, hissedin. yurttaşlarının gözlerinin içine bakarak, ikram ettikleri çayı için.
dipnot: zonguldak'ın havasıyla büyümüş arkadaşımın söylemi ile: "yerli gotham"
(kasvetine binaen böyle söylüyor)
daha dün döndüm ben bu gözü yaşlı şehirden. havasıyla, yapısıyla, kararmış duvarları ve binalarıyla, merdivenleriyle, anıtları ve heykelleriyle, varagel tüneli'yle, şehrin orta yerindeki kömür madenleriyle, tüm gürültüsü ve ihtişamıyla çalışan bantların üstünde bir o yana bir bu yana savrulan kara elmaslarıyla, hepsinden ziyade gözlerinden yorgunluk ve cefa akan yurttaşlarıyla çok duygulandırdı beni bu şehir. vaktiyle kara elması yüzünden fransız işgaline uğramış ve bu sebeple fener yolu ya da fener olarak anılan bölgedeki fransız yapılanmalarıyla da ekstra ilgimi çekmiş bir şehir.
çok yoğun hislerle döndüm istanbul'a. şehrin nostaljisi, unutulacak cinsten değil. belki de birçok kişi bu şehrin kasvetine bakınca bir an önce gitmek istemiş olabilir; haklılar da. ama şehrin ruhunu hissedince ve bu şehirde doğup büyümüş kişilerden şehri dinleyince, sempati beslemek pek tabii mümkün oluyor.
yitip giden onca emekçisiyle, grizu yüzünden pörsümüş ciğerleriyle köşe başlarında dalgın dalgın duran omuzları çökük emekli madencileriyle, göz yaşartıyor bu güzel yurdum şehri.
yapılanması da çok acayip bir şehir.
denizi bıçak gibi kesen kayalıklarıyla, semaya uzanan dağları ve tepeleriyle, yeşiliyle, müştemilat yapılarıyla, ocaklardaki tarihi çelik konstrüksiyonlarıyla, her bir noktasını saran demir ağlarıyla, vagonlarıyla, lokalleriyle, merkezdeki enteresan formdaki üç-beş noktaya dağılan köprüsüyle, kozlu'daki beş farklı akaryakıt firmasına ait istasyonlarının tek bir beton zemin üstünde birbirine bitişik olmasıyla, çok acayip bu şehir.
daha önce de zogundak'a gitmiş, ama mevcut aklımla ve hevesimle şehri daha bir idrak etmiş ben, zonguldak'ı çok sevdim. en çok da, şu heykeli sevdim.
görsel
o kadar anlamlı ki..
yerin altında bir emekçi ve bin bir emekle elleriyle yeryüzüne çıkardığı kara elmas..
velhasıl, gidin ve görün. bu şehri, hissedin. yurttaşlarının gözlerinin içine bakarak, ikram ettikleri çayı için.
dipnot: zonguldak'ın havasıyla büyümüş arkadaşımın söylemi ile: "yerli gotham"
(kasvetine binaen böyle söylüyor)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar