bugün
- ilgi isteyen kız11
- lahmacunu elle yiyen kız13
- kahvaltıda kavurma yiyen kız tatlılığı9
- gürcistan'ın neyi meşhur6
- ben ıspartada yaşıyorum8
- hewal ebo16
- türkiye nin en güzel şehrinin istanbul olması4
- kuran da namaz yok19
- öğle yemeği ne yiyeceğiz sorunsalı5
- abdullah öcalan5
- yukarı kattan gelen ahh sesi8
- dışarıda kahve içmenin lüks haline gelmesi10
- türklerin ork olması3
- herkesin artık tanım yapması6
- en iyi simit hangi şehirdedir11
- 30 temmuz 2026 iran'ın abd üssüne saldırısı5
- kahveye değil mekana para veriyorsunuz7
- bot yazar gibi entry giriyoruz4
- bursa vs edirne7
- pkk4
- velvet'e aşık olmamak mümkün değil6
- mehdinin chp'li olması3
- gürcistan9
- su içmeyi unutmayalım3
- ctrlx hanım2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz4
- katatespizartmasi6
- şekersiz çay içenlerin takdir beklemesi4
- milliyetçilik2
- erkeklerin öküzlük sorunu12
- kendine bir öğüt ver7
- ısparta simidi8
- iç monolog3
- kut anlayışı2
- les chants de maldoror2
- ateistlerin temel hatası7
- türk siyaseti2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- pforzheim şu an 36 derece4
- adanalı insanlar2
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları7
- cezayir3
- grup sexte sevgilisine sert davranan adamı öldürdü7
- gocu11
- bu entry 80 artı alsın masklavi'yi chpli yapıyorum6
- simit ile gevrek arasındaki farklar8
- benkimki9
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj9
- sözlük yazarlarının saatleri15
- eski üst segment mi yoksa yeni alt segment mi3
meslek hastalıklarıyla nam yapmış, emekçi şehir.
daha dün döndüm ben bu gözü yaşlı şehirden. havasıyla, yapısıyla, kararmış duvarları ve binalarıyla, merdivenleriyle, anıtları ve heykelleriyle, varagel tüneli'yle, şehrin orta yerindeki kömür madenleriyle, tüm gürültüsü ve ihtişamıyla çalışan bantların üstünde bir o yana bir bu yana savrulan kara elmaslarıyla, hepsinden ziyade gözlerinden yorgunluk ve cefa akan yurttaşlarıyla çok duygulandırdı beni bu şehir. vaktiyle kara elması yüzünden fransız işgaline uğramış ve bu sebeple fener yolu ya da fener olarak anılan bölgedeki fransız yapılanmalarıyla da ekstra ilgimi çekmiş bir şehir.
çok yoğun hislerle döndüm istanbul'a. şehrin nostaljisi, unutulacak cinsten değil. belki de birçok kişi bu şehrin kasvetine bakınca bir an önce gitmek istemiş olabilir; haklılar da. ama şehrin ruhunu hissedince ve bu şehirde doğup büyümüş kişilerden şehri dinleyince, sempati beslemek pek tabii mümkün oluyor.
yitip giden onca emekçisiyle, grizu yüzünden pörsümüş ciğerleriyle köşe başlarında dalgın dalgın duran omuzları çökük emekli madencileriyle, göz yaşartıyor bu güzel yurdum şehri.
yapılanması da çok acayip bir şehir.
denizi bıçak gibi kesen kayalıklarıyla, semaya uzanan dağları ve tepeleriyle, yeşiliyle, müştemilat yapılarıyla, ocaklardaki tarihi çelik konstrüksiyonlarıyla, her bir noktasını saran demir ağlarıyla, vagonlarıyla, lokalleriyle, merkezdeki enteresan formdaki üç-beş noktaya dağılan köprüsüyle, kozlu'daki beş farklı akaryakıt firmasına ait istasyonlarının tek bir beton zemin üstünde birbirine bitişik olmasıyla, çok acayip bu şehir.
daha önce de zogundak'a gitmiş, ama mevcut aklımla ve hevesimle şehri daha bir idrak etmiş ben, zonguldak'ı çok sevdim. en çok da, şu heykeli sevdim.
görsel
o kadar anlamlı ki..
yerin altında bir emekçi ve bin bir emekle elleriyle yeryüzüne çıkardığı kara elmas..
velhasıl, gidin ve görün. bu şehri, hissedin. yurttaşlarının gözlerinin içine bakarak, ikram ettikleri çayı için.
dipnot: zonguldak'ın havasıyla büyümüş arkadaşımın söylemi ile: "yerli gotham"
(kasvetine binaen böyle söylüyor)
daha dün döndüm ben bu gözü yaşlı şehirden. havasıyla, yapısıyla, kararmış duvarları ve binalarıyla, merdivenleriyle, anıtları ve heykelleriyle, varagel tüneli'yle, şehrin orta yerindeki kömür madenleriyle, tüm gürültüsü ve ihtişamıyla çalışan bantların üstünde bir o yana bir bu yana savrulan kara elmaslarıyla, hepsinden ziyade gözlerinden yorgunluk ve cefa akan yurttaşlarıyla çok duygulandırdı beni bu şehir. vaktiyle kara elması yüzünden fransız işgaline uğramış ve bu sebeple fener yolu ya da fener olarak anılan bölgedeki fransız yapılanmalarıyla da ekstra ilgimi çekmiş bir şehir.
çok yoğun hislerle döndüm istanbul'a. şehrin nostaljisi, unutulacak cinsten değil. belki de birçok kişi bu şehrin kasvetine bakınca bir an önce gitmek istemiş olabilir; haklılar da. ama şehrin ruhunu hissedince ve bu şehirde doğup büyümüş kişilerden şehri dinleyince, sempati beslemek pek tabii mümkün oluyor.
yitip giden onca emekçisiyle, grizu yüzünden pörsümüş ciğerleriyle köşe başlarında dalgın dalgın duran omuzları çökük emekli madencileriyle, göz yaşartıyor bu güzel yurdum şehri.
yapılanması da çok acayip bir şehir.
denizi bıçak gibi kesen kayalıklarıyla, semaya uzanan dağları ve tepeleriyle, yeşiliyle, müştemilat yapılarıyla, ocaklardaki tarihi çelik konstrüksiyonlarıyla, her bir noktasını saran demir ağlarıyla, vagonlarıyla, lokalleriyle, merkezdeki enteresan formdaki üç-beş noktaya dağılan köprüsüyle, kozlu'daki beş farklı akaryakıt firmasına ait istasyonlarının tek bir beton zemin üstünde birbirine bitişik olmasıyla, çok acayip bu şehir.
daha önce de zogundak'a gitmiş, ama mevcut aklımla ve hevesimle şehri daha bir idrak etmiş ben, zonguldak'ı çok sevdim. en çok da, şu heykeli sevdim.
görsel
o kadar anlamlı ki..
yerin altında bir emekçi ve bin bir emekle elleriyle yeryüzüne çıkardığı kara elmas..
velhasıl, gidin ve görün. bu şehri, hissedin. yurttaşlarının gözlerinin içine bakarak, ikram ettikleri çayı için.
dipnot: zonguldak'ın havasıyla büyümüş arkadaşımın söylemi ile: "yerli gotham"
(kasvetine binaen böyle söylüyor)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar