bugün
- sözlükte yasak aşk yaşadığına inandığımız yazarlar18
- yağmur yağınca direkt nescafe yapan kezban kız9
- sindirella'nın orospu olması7
- ithal kürtler9
- uludağ sözlükte yakışıklı erkek olmaması8
- çarşambayı sel alması4
- ankara abisi iyilik derneği11
- akrabaların içindeki en zengin insan16
- insanı cinsel açıdan çekici yapan tuhaf ayrıntılar6
- laptopun su çekmesi8
- belinde kobra dövmesi olan kadınla evlenilir mi6
- sindirella'nın ayakkabıyı numaradan düşürmesi3
- nervionun beni reddetmesi7
- porno yönetmenlerinin hasta ruhlu tipler olması4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı10
- uludağ sözlük acil ilgi hattı15
- şarapçı koala'ya aşık olduğumu itiraf ediyorum3
- sözlükte takılan evli barklı yazarların amacı28
- akplilerin akp yi hiç eleştirmemesi6
- 13 ekim 2026 galatasaray barcelona maçı86
- arkadaşlar sizce bu bana yakışır mı4
- metis yayınları4
- yağmurdan nefret etmeye başlamak6
- 14 ekim 200262
- ilkokul bebesine türbanı savunmak33
- enayimiknatisii25
- hakan taşıyan2
- açık ilişki8
- yeni parti'nin halk tv protestosu9
- eski ilişkilerinden bahseden insan4
- 14 ekim 2026 istanbul yağmuru6
- kader isimli kıza kaderin üstünde kader var demek2
- dinden nefret etme nedenleri2
- erkeği karizmatik gösteren şeyler25
- din gerekli midir sorunsalı3
- idrar vergisi3
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye2
- nişanlı biriyle öpüşmek5
- biz kadınlar neden bu kadar masumuz10
- moğolların araplara saldırma nedeni13
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri5
- 14 ekim 202610
- 14 ekim 2026 halk tv polis baskını27
- halk tv'ye kayyum atanması4
- istanbul da sonbahar2
- sözlükteki seks tarikatı10
- birisi bakarken işeyememek9
- arkadaşlar size bi soru sorucam45
- tutuklandı kayyum atandı gözaltına alındı5
- seks neden ayıptır11
bizim eğitim sistemizin asıl probleminin 'sistem' olmadığı kanısında olan bir bireyim. zira senelerden beri süregelen tartışmalara göre uygulanan sistemlerin birçoğu kendi içinde bir şekilde başarılı olmuştur.
platon'un, descartes'ın, hegel'in rasyonalist düşüncelerine göre şekillenen akademilerde verilen eğitimler gibi spencer'ın, locke'un empirik düşüncelerine göre şekillenen akademiler de aynı şekilde başarıya ulaşmıştır. tarih sahnesine baktığımızda bunun hep böyle var olduğunu görebiliriz. eğitim felsefeleri ile ilgili fikir beyan eden hiç kimsenin; esasicilik, daimicilik başarısız olmuştur diyemeyeceği gibi ilerlemecilik ve yeniden kurmacılık başarısız olmuştur deme hakkı yoktur. bu durumda tarih bilimi kendisini yalanlayacaktır. yalnızca esasicilik, daimicilik yahut diğer eğitim felsefeleri kötüdür yahut iyidir gibi eleştirel yaklaşımlar doğru olacaktır.
sistem her ne olursa olsun içindeki insan kaynağı iyi olmadıkça bu sistemin başarıya ulaşma şansı yoktur. bizim eğitim tarihimizde ne zaman ki 'sistem' ögesi ön plana çıkartılmış bu sistem değiştirilmiş, üzerinde oynanmış, rafa kaldırılmış yahut değiştirilmiş ise varılan kötü sonuç hiçbir şekilde değişmemiştir. ne zaman ki insan ögesi, ki bunun örneği tarihimizde çok azdır, ön plana çıkarılmışsa sonuçlar iyiye dönük olmuştur. bundan dolayı sistemden evvel 'insan'ı düzeltmemiz ve ön plana çıkarmamız gerektiği kanısındayım. elbette ki sistemin önemini yadsımıyorum fakat evvela insanlarımızın düşünceleri, fikirleri, ön görüleri gözetilmeli ve önemsenmelidir.
öğretmenlerin gerçekten ve samimi bir şekilde hizmet içi eğitimler almaları sağlanmalı ve her öğretmenin kendi alanıyla ilgili bilimsel çalışmalar yapmaları sağlanmalıdır.
bilim üretme, makaleler yazma yahut birtakım eserler ortaya koyma sadece üniversitedeki öğretim görevlilerine değil şahsi fikrimce onlardan evvel bu toplumun bel kemiği olan öğretmenlere yüklenmelidir. bu gerekirse zorunlu hale getirilmeli ve birtakım maddi yahut manevi imkanlarla desteklenmelidir. bilime, sanata ve kültüre doğrudan katkı sağlamayan hiçbir eğitimicinin yetiştirdiği bireylerin zihinlerine bu mefhumlarla ilgili olumlu birtakım değerler katması mümkün değildir.
tabiatı ile öğretmen mesleğindeki kademe basamaklarının sayılarla değil birtakım uygun ve somut sıfatlarla desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim.
öğretmenlerin meslekte ilerleyebilecekleri kademelerin az olması da onların bazı çalışmalardan uzak kalmasına sebep oluyor olabilir. kademe yahut derece ilerlemeleri düz memurluklar gibi yıllara göre değil gerçekleştirilen çalışmalara göre yapılmalıdır. mesleğine yaptığı çalışmalar ile katkı sağlayan her öğretmenin kademe ve derece ilerlemesi belli sıfatlara göre yapılıp aksi şekilde davranan öğretmenler de bu haktan mahrum bırakılabilir.
iyi uykular takım elbiseli güzel adamlar.
platon'un, descartes'ın, hegel'in rasyonalist düşüncelerine göre şekillenen akademilerde verilen eğitimler gibi spencer'ın, locke'un empirik düşüncelerine göre şekillenen akademiler de aynı şekilde başarıya ulaşmıştır. tarih sahnesine baktığımızda bunun hep böyle var olduğunu görebiliriz. eğitim felsefeleri ile ilgili fikir beyan eden hiç kimsenin; esasicilik, daimicilik başarısız olmuştur diyemeyeceği gibi ilerlemecilik ve yeniden kurmacılık başarısız olmuştur deme hakkı yoktur. bu durumda tarih bilimi kendisini yalanlayacaktır. yalnızca esasicilik, daimicilik yahut diğer eğitim felsefeleri kötüdür yahut iyidir gibi eleştirel yaklaşımlar doğru olacaktır.
sistem her ne olursa olsun içindeki insan kaynağı iyi olmadıkça bu sistemin başarıya ulaşma şansı yoktur. bizim eğitim tarihimizde ne zaman ki 'sistem' ögesi ön plana çıkartılmış bu sistem değiştirilmiş, üzerinde oynanmış, rafa kaldırılmış yahut değiştirilmiş ise varılan kötü sonuç hiçbir şekilde değişmemiştir. ne zaman ki insan ögesi, ki bunun örneği tarihimizde çok azdır, ön plana çıkarılmışsa sonuçlar iyiye dönük olmuştur. bundan dolayı sistemden evvel 'insan'ı düzeltmemiz ve ön plana çıkarmamız gerektiği kanısındayım. elbette ki sistemin önemini yadsımıyorum fakat evvela insanlarımızın düşünceleri, fikirleri, ön görüleri gözetilmeli ve önemsenmelidir.
öğretmenlerin gerçekten ve samimi bir şekilde hizmet içi eğitimler almaları sağlanmalı ve her öğretmenin kendi alanıyla ilgili bilimsel çalışmalar yapmaları sağlanmalıdır.
bilim üretme, makaleler yazma yahut birtakım eserler ortaya koyma sadece üniversitedeki öğretim görevlilerine değil şahsi fikrimce onlardan evvel bu toplumun bel kemiği olan öğretmenlere yüklenmelidir. bu gerekirse zorunlu hale getirilmeli ve birtakım maddi yahut manevi imkanlarla desteklenmelidir. bilime, sanata ve kültüre doğrudan katkı sağlamayan hiçbir eğitimicinin yetiştirdiği bireylerin zihinlerine bu mefhumlarla ilgili olumlu birtakım değerler katması mümkün değildir.
tabiatı ile öğretmen mesleğindeki kademe basamaklarının sayılarla değil birtakım uygun ve somut sıfatlarla desteklenmesi gerektiği kanaatindeyim.
öğretmenlerin meslekte ilerleyebilecekleri kademelerin az olması da onların bazı çalışmalardan uzak kalmasına sebep oluyor olabilir. kademe yahut derece ilerlemeleri düz memurluklar gibi yıllara göre değil gerçekleştirilen çalışmalara göre yapılmalıdır. mesleğine yaptığı çalışmalar ile katkı sağlayan her öğretmenin kademe ve derece ilerlemesi belli sıfatlara göre yapılıp aksi şekilde davranan öğretmenler de bu haktan mahrum bırakılabilir.
iyi uykular takım elbiseli güzel adamlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar