bugün
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay9
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- elalem ne der3
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- doğuda yaşayan yazarlar5
- scooter'a 6 kişi binmek2
- sözlüğü 3 kelime ile anlatın2
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- stres yönetimi6
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi3
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması7
- josh hartnett2
- kadın kıyafeti giydirilip şantaj yapılan adam2
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- 31 ağustos 2026 amedspor trabzonspor maçı2
- askerlik2
- gulmekicinyaratilmis11
- arkadaşlar ben güzel miyim5
- okulda itaat2
- insan olmaya ceyrek kala insan olabildi mi sorusu3
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- erotik şarkılar2
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- free ceuta2
- karton toplayan çocuğun kartonları ne yaptığı3
- rüşvet5
- kimseyi muhatap edemeyeceğin dertler3
- stres2
- sokak hayvanları düzenlemesinin ikinci yılı4
- gocu6
- kylie minogue5
- true koş4
- 1 55lik türk kızının 1 85lik erkek hayal etmesi3
- aşk acısı çekiyorum sözlük13
- hepinizin agzina biber surcem5
- sözlükte kimsenin kalmaması5
- tinder3
- çocukların sürekli abur cubur istemesi7
- din3
- don kişot2
- sıkıcı bir yazar olmak2
- napolyon sendromu2
- mohamed salah ghaly11
- hamburgerin çok abartılması5
- kuran ı kerim meali6
- dublajı orjinalinden daha iyi olan izlenceler6
- pahalıyı dayanıklı sanmak5
- saldıran köpeğe şma demek4
- trabzon büyükşehir belediyesi21
8.6 imdb puanı, onca gaz yorum ve elde bulunan 202 dakikalık Redux version'u sonrası abartılası bi* tarafını göremediğim film.*
çekildiği 1979 yılı için görüntüler ve ışık kullanımı oldukça başarılı, cast desen uçmuş, yönetmen psychedelic takılmış, günümüz için de geçerliliği olan amerikan politikalarına, hatta bireye inerek amerikan insanının ahlaki yönden çöküşüne bi dolu giydirilmiş. filmin felsefi yönü ve eleştirel yapısı baz alınırsa yetersiz bulmak imkansız. ancak savaş sonrası*, amerikan toplumu ve diğer milletlerce henüz yeni yeni kavranabilen amerikan iki yüzlülüğünün doğru aktarımına ve harcanan emeğe rağmen mükemmel olmaktan uzak kılan bazı detayları olduğunu görmemek yanlış olacaktır.
hikaye örgüsünde eğreti duran kısımlar için;
--spoiler--
öncelikle Colonel Walter E. Kurtz karakteri, doğu mistisizminden ve ahlaki temasından totalde iki senelik süre zarfında o biçim etkilenerek kendini, ne bok olduğunu bilmediğim (kamboçyalı değil, kuzey yada güney vietnamlı da değil) ne diye orda yaşadıklarını en az o gerzekalı fransız sülalesi(böyle mallık az bulunur) kadar anlayamayacağım, toplasan 2000 kişilik primitive insan topluluğuna(ordu felan göremedim ben) tanrı tayin etmiş. ancak bunu nasıl becermiş bilen yok. bu yamyamların da soluk benize takıntısı olsa gerek diye düşünmemek elde değil. bunları geçtim algı bozukluğum nüks etmediyse eğer film kafayı sıyırmış bir askerin gizemli ve zor olan bir göreve gönderilmesini işliyordu. yamulmuyorsam ismi colby olan birini, bizim dengesizden önce yollayıp kurtz'a mürid olarak kaptırmış olan sam amca çok şakacı olmalı ki başına büyük bela olmuş bir albayından kurtulmak için nerede bir denyo var onu bulup ''sen bu işi yaparsın, yapmalısın'' gazlarıyla peşine yolluyor. afedersiniz ama ben çok daha iyi delta operasyonları izledim show tv'de. bir assassin lazım geliyorsa tercihim kafayı yemiş bir subay yerine sniper'dan Tom Berenger gibin bir adam olurdu kesinlikle.
lakin, lakayt comander havalarının kol*gezdiği yemek sohbetlerinin vazgeçilmez geyiği olan, top secret duty temasına uygun olarak eror vermiş bir subayı seçtiler; anlamak biraz güç. madem çok mühim bi*şey bu albayı öldürmek ve gurur meselesi yaptınız Bill Kilgore abime yeni bir surf tahtası verin ortamın beş dakkada mına koysun. hatta ormana bir de golf sahası açar sizin için, napalm kokusunun burnunuzda tüteceği. o yerliler kurtz'a tapıyorlarsa kilgor'a domalırlar zaten oracıkta.
--spoiler--
bir de oyunculuğuyla döktürdüğü dilllere dolanan Marlon Brando'nun film boyunca bırakın mimiğini felan, deforme olmuş suratı iyice gözükmesin endişesi ile bir kare hariç yüzünü bile tam göremedik. totalde 8 sahnelik performansı ve 3 dakikayı geçmeyen diyalogları ile sadece yerlilerin değil fanlarının da ona köle olduklarını anlamamdan başka bişeye yaramadı varlığı. 14 ay süren çekimler boyunca canının sıkıldığına eminim.
martin sheen ise karakteri ne verdiyse onu oynamış. donuk bir sosyopatı ve erdemli bir insanı canlandırırken kafası kıyak olduğu için doğaçlama yaptığı ebleh dans figürleri sanırım tek yaratıcılığıydı. abartılası neyi var bilemedim. bilen varsa anlatsın bi zahmet, okurum. gari sabahtan beri 3 saati geçen filmi izledim, 5 saat yorum okudum bi numarasına rastlayamadım. filmin en tatlı getirisi çekim aşamasında coppola'nın arıza yönetmen tavırlarını öğrenmek oldu. bir de redux sürümünde daha fazla sahnesi olan kilgor manyağının über eğlenceli dünyası.
uzun lafın kısası, filmin felsefesini anlayamamak ve anlatılmak isteneni görmemek densizlik olur. lakin coppola'ya yada brando'ya hayranlık duyuyoruz diye yetersiz ve saçma hikaye örgüsünü görmezden gelerek; filmi kült mertebesine çıkarmak için izlenen yol tapınmaksa bu isimlere, işte buna necmettin erbakan tandansı yakalayan ağzımla ''hadi ordan'' derim.
son olarak 'savaş filmi nedir' (vietnam altbaşlığında) hatta abarıp 'hayvanlık nedir' diye aranıyorsam Platoon; kimseler beğenmese de assassin istiyorsam sniper izlerim. psy takılıp piskolojisine erişicem diyorsam da full metal jacket koyarım sepetime. apocalypse now'ı da saydığım bu filmler gibi beni etkilemekten uzak olanların arkasına bi yere yerleştiririm. kült film demem, diyemem bu filme.*
çekildiği 1979 yılı için görüntüler ve ışık kullanımı oldukça başarılı, cast desen uçmuş, yönetmen psychedelic takılmış, günümüz için de geçerliliği olan amerikan politikalarına, hatta bireye inerek amerikan insanının ahlaki yönden çöküşüne bi dolu giydirilmiş. filmin felsefi yönü ve eleştirel yapısı baz alınırsa yetersiz bulmak imkansız. ancak savaş sonrası*, amerikan toplumu ve diğer milletlerce henüz yeni yeni kavranabilen amerikan iki yüzlülüğünün doğru aktarımına ve harcanan emeğe rağmen mükemmel olmaktan uzak kılan bazı detayları olduğunu görmemek yanlış olacaktır.
hikaye örgüsünde eğreti duran kısımlar için;
--spoiler--
öncelikle Colonel Walter E. Kurtz karakteri, doğu mistisizminden ve ahlaki temasından totalde iki senelik süre zarfında o biçim etkilenerek kendini, ne bok olduğunu bilmediğim (kamboçyalı değil, kuzey yada güney vietnamlı da değil) ne diye orda yaşadıklarını en az o gerzekalı fransız sülalesi(böyle mallık az bulunur) kadar anlayamayacağım, toplasan 2000 kişilik primitive insan topluluğuna(ordu felan göremedim ben) tanrı tayin etmiş. ancak bunu nasıl becermiş bilen yok. bu yamyamların da soluk benize takıntısı olsa gerek diye düşünmemek elde değil. bunları geçtim algı bozukluğum nüks etmediyse eğer film kafayı sıyırmış bir askerin gizemli ve zor olan bir göreve gönderilmesini işliyordu. yamulmuyorsam ismi colby olan birini, bizim dengesizden önce yollayıp kurtz'a mürid olarak kaptırmış olan sam amca çok şakacı olmalı ki başına büyük bela olmuş bir albayından kurtulmak için nerede bir denyo var onu bulup ''sen bu işi yaparsın, yapmalısın'' gazlarıyla peşine yolluyor. afedersiniz ama ben çok daha iyi delta operasyonları izledim show tv'de. bir assassin lazım geliyorsa tercihim kafayı yemiş bir subay yerine sniper'dan Tom Berenger gibin bir adam olurdu kesinlikle.
lakin, lakayt comander havalarının kol*gezdiği yemek sohbetlerinin vazgeçilmez geyiği olan, top secret duty temasına uygun olarak eror vermiş bir subayı seçtiler; anlamak biraz güç. madem çok mühim bi*şey bu albayı öldürmek ve gurur meselesi yaptınız Bill Kilgore abime yeni bir surf tahtası verin ortamın beş dakkada mına koysun. hatta ormana bir de golf sahası açar sizin için, napalm kokusunun burnunuzda tüteceği. o yerliler kurtz'a tapıyorlarsa kilgor'a domalırlar zaten oracıkta.
--spoiler--
bir de oyunculuğuyla döktürdüğü dilllere dolanan Marlon Brando'nun film boyunca bırakın mimiğini felan, deforme olmuş suratı iyice gözükmesin endişesi ile bir kare hariç yüzünü bile tam göremedik. totalde 8 sahnelik performansı ve 3 dakikayı geçmeyen diyalogları ile sadece yerlilerin değil fanlarının da ona köle olduklarını anlamamdan başka bişeye yaramadı varlığı. 14 ay süren çekimler boyunca canının sıkıldığına eminim.
martin sheen ise karakteri ne verdiyse onu oynamış. donuk bir sosyopatı ve erdemli bir insanı canlandırırken kafası kıyak olduğu için doğaçlama yaptığı ebleh dans figürleri sanırım tek yaratıcılığıydı. abartılası neyi var bilemedim. bilen varsa anlatsın bi zahmet, okurum. gari sabahtan beri 3 saati geçen filmi izledim, 5 saat yorum okudum bi numarasına rastlayamadım. filmin en tatlı getirisi çekim aşamasında coppola'nın arıza yönetmen tavırlarını öğrenmek oldu. bir de redux sürümünde daha fazla sahnesi olan kilgor manyağının über eğlenceli dünyası.
uzun lafın kısası, filmin felsefesini anlayamamak ve anlatılmak isteneni görmemek densizlik olur. lakin coppola'ya yada brando'ya hayranlık duyuyoruz diye yetersiz ve saçma hikaye örgüsünü görmezden gelerek; filmi kült mertebesine çıkarmak için izlenen yol tapınmaksa bu isimlere, işte buna necmettin erbakan tandansı yakalayan ağzımla ''hadi ordan'' derim.
son olarak 'savaş filmi nedir' (vietnam altbaşlığında) hatta abarıp 'hayvanlık nedir' diye aranıyorsam Platoon; kimseler beğenmese de assassin istiyorsam sniper izlerim. psy takılıp piskolojisine erişicem diyorsam da full metal jacket koyarım sepetime. apocalypse now'ı da saydığım bu filmler gibi beni etkilemekten uzak olanların arkasına bi yere yerleştiririm. kült film demem, diyemem bu filme.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar