bugün
- bedelini ödeyen yazarlar17
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- izmir tulum4
- biraya patlayan şeker katıp ölmeyi beklemek4
- sözlükte kız taklidi yapmak17
- güzelsen koy resmini görelim6
- hayat yaşamaya değer mi4
- gocu'yu özlemek4
- sözlük kızlarının tantunici7
- manifest erkeği3
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- israil'i allah cezalandıracak9
- seksten önce dua etmek10
- bu kalp seni unutur mu2
- filistin37
- redbull2
- gilded hoplatması3
- fıstık vs fındık2
- tarhana çorbası12
- sözlük kızalarının takosu5
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- ayağı kesip camdan dışarı atmak2
- sözlük erkekleri ne zaman ilgi görecek3
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler2
- gece tek başına ışıksız odada dabbeyi izleyen kız3
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- manifest5
- 19983
- gerdekten önce kılınan namaz4
- kız peşinde koşarken temiz bir dayak yemek3
- yakışıklı olgun erkekler6
- sözlük dedikoduları2
- antipanik'e bir şey söyle22
- ucan tekme atan hipopotam47
- silvermist'e iki şey söyle20
- pala bıyıklı yazarlar5
- sapık şarkı sözleri10
- tren gelir hoş gelir2
- porno entelektüelliği8
- barış sürecinde siyasallaşma aponun da hakkıdır7
- özelden şeftalisini atan yazar14
- gazzede 100 000 sivil şehit2
- fabrika kızı vs tamirci çırağı4
- yarın pazar2
- sözlük kızlarının humusu3
- galeriyi tatlılarla doldurmak2
Çarpıtılan ve gizlenen tarih
1821’de başlayan Yunan isyanının mimarı, Rum Patrik Gregoryus, Rus Çarı Alexandr’a yazdığı tarihî mektubunda şu izahata yer veriyordu:
“Osmanlıları maddî yönden ezmek ve yıkmak imkânsızdır. Çünkü Osmanlılar Müslüman oldukları için çok sabırlı ve mukavemetli (dayanıklı) insanlardır. izzet-i îman sahibi olduklarından dolayı gayet vakarlıdırlar.
Bu hasletleri (ahlâkları) şu hususiyetlerden kaynaklanmaktadır:
1) Dinleri olan islâmiyete samimî olarak bağlı olmaları.
2) An’anelerinin (geleneklerinin) köklü, sağlam ve kuvvetli oluşu.
3) Kadere rıza ve büyük ölçüde teslimiyet göstermeleri.
4) Padişahlarına, devlet adamlarına, kumandanlarına ve büyüklerine karşı son derece saygılı ve itaatli oluşları.
5) Zeki, çalışkan ve gayet kanaatkâr oluşları.
“Onların bütün bu meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da dinlerine ve geleneklerine bağlılıktan kaynaklanmaktadır.”
Patrik Gregoryüs, adı geçen Rus çarına şu tavsiyelerde bulunur:
“Yapılacak iş, onlara hissettirmeden bünyelerini tahrip etmek gerekmektedir. Meselâ, evvelâ dîni duygularını zayıflatmak ve mânevî bağları parçalamak dolayısıyla onlardaki itaat duygusunu zayıflatmak icap eder. Bunun da en kısa yolu, millî an’anelerine (geleneklerine) ve maneviyatlarına (inançlarına) uymayan fikir ve hareketleri aşılamaktır.”
Gizli emellerin tatbikatı
Batılılar Lozan Antlaşmasıyla (1923) bu fırsatı yakaladılar! Kendi maşa ve piyonlarıyla Müslümanların dinine, itikadına, kılık-kıyafetine, düşünce ve an’anesine varıncaya kadar el atıp genlerini bozmaya çalışmışlar, hâlâ da çalışmaktadırlar!
Bunun bir çok misallerinden biri; 1950’li yıllarda neşredilen Büyük Doğu mecmuasının yirmi dokuzuncu sayısında “Lozan’ın içyüzü” başlıklı makaleden:
“(….) Türk Murahhas (Temsil) Heyeti Başkanı bulunan ve henüz hakikî kasıtları anlamayan ismet Paşa, bir aralık, bütün Hıristiyan emellerinin Türkiye’yi mâzisindeki ruh ve mukeddesâtı kökünden ayırmak olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz (taviz) ve teminatı veriyor ve diyor ki; ‘Eskiden beri kökleşmiş ve köhne (eski) engellerden, yani an’ane-i islâmiyet’ten (islâmî gelenekten) kurtulmak’ hususunda besledikleri –yani ismet’in beslediği– azmin, inkâr edilmez delilidir.
“(….) Artık her şey Türkiye hesabına çantada hazırdır. Yani dîni terk ile her şey yapılacak. Yeni hizbin (Kemalizm ve ismet hükümeti) bundan böyle hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irade yaftası (etiketi) altında çalışacağı şüpheden vârestadır (şüphe götürmez).“ (….) bunun üzerine her şey apaçık anlaşılıyor, değil mi?”1
ibret alınacak bir hatıra
1933 yılında Hitlerden kaçarak Türkiye’ye sığınan Alman asıllı Ord. Prof. Fritz Neumark (1900-1991), istanbul Üniversitesi iktisat ve Hukuk fakültelerinde dersler vermiştir.
Bir gün, talebelerinden biri Fritz’e şöyle bir soru sorar:
“Hocam, Avrupalılar Türkleri neden sevmezler?”
Fritz, şu enteresan tesbitleriyle cevap verir:
“Çok samimî olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir! Asırlardır kilisenin Türk ve islâm düşmanlığı, Hıristiyanlar’ın hücrelerine işlemiştir! Sebeplerine gelince;
1- Müslüman olduğunuz için. Hatta, laik olmanız şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam ederler!
2- Sizler farkında değilsiniz, ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar; ‘Tarihten Türk çıkarılırsa, ortada tarih kalmaz! Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bu günkü tarihlerin yeniden yazılması lâzım!
3- Avrupa’nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa’yı pazar yapmaya başladınız.
4- En az 400 sene Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz!
5- Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar ise Orta Avrupa’yı ve Balkanları Haçlı ordularına mezar yaptılar!
6- Sizi silâh ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağladılar. Önce giyiminizden hayat tarzınıza kadar ahlâkî değerlerinizi yıpratmaya başladılar. Sonra da kendi içinizde sizi bölmeye başladılar! (En büyük fitne!.)
7- Selçuklular ve Osmanlılar islâmiyet uğruna her şeylerini feda etmeseydiler, islâmiyet belki de bugün sadece Hicaz’da varlığını devam ettirecekti! Kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da ingiliz Müstemlekât Bakanlığı’nın adamlarıdır. Batı her yerde islâmiyeti sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlılılar ‘Asr-ı Saadet’i devam ettirdiler!
8- Bu sebeplerden ötürü, kilise size kan kusmaktadır!
9- Ben Türkiye’ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı. Osmanlı Devrinde ise her yerde bir medrese vardı! Tarihinize bakın, her medresede ilim tedrisatı vardı! ilk denizaltı gemisini Osmanlıların yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuz belki, ama Avrupalı bunu biliyor!
10- Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz zaman, Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır!”2
Hülâsa: Bu canlı misallerden uyanarak, “Medar-ı iftihar mazimizi” ne zaman öğrenip, yeni nesile öğreteceğiz?!..
Dipnotlar: 1- Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 277 vd., 2- Raşid Erer, Türklere Karşı Haçlı Seferleri, Tarih-Hatıra-inceleme Dizisi, Bilgi Yayınevi, 1947 ve 1993.
1821’de başlayan Yunan isyanının mimarı, Rum Patrik Gregoryus, Rus Çarı Alexandr’a yazdığı tarihî mektubunda şu izahata yer veriyordu:
“Osmanlıları maddî yönden ezmek ve yıkmak imkânsızdır. Çünkü Osmanlılar Müslüman oldukları için çok sabırlı ve mukavemetli (dayanıklı) insanlardır. izzet-i îman sahibi olduklarından dolayı gayet vakarlıdırlar.
Bu hasletleri (ahlâkları) şu hususiyetlerden kaynaklanmaktadır:
1) Dinleri olan islâmiyete samimî olarak bağlı olmaları.
2) An’anelerinin (geleneklerinin) köklü, sağlam ve kuvvetli oluşu.
3) Kadere rıza ve büyük ölçüde teslimiyet göstermeleri.
4) Padişahlarına, devlet adamlarına, kumandanlarına ve büyüklerine karşı son derece saygılı ve itaatli oluşları.
5) Zeki, çalışkan ve gayet kanaatkâr oluşları.
“Onların bütün bu meziyetleri, hatta kahramanlık ve şecaat duyguları da dinlerine ve geleneklerine bağlılıktan kaynaklanmaktadır.”
Patrik Gregoryüs, adı geçen Rus çarına şu tavsiyelerde bulunur:
“Yapılacak iş, onlara hissettirmeden bünyelerini tahrip etmek gerekmektedir. Meselâ, evvelâ dîni duygularını zayıflatmak ve mânevî bağları parçalamak dolayısıyla onlardaki itaat duygusunu zayıflatmak icap eder. Bunun da en kısa yolu, millî an’anelerine (geleneklerine) ve maneviyatlarına (inançlarına) uymayan fikir ve hareketleri aşılamaktır.”
Gizli emellerin tatbikatı
Batılılar Lozan Antlaşmasıyla (1923) bu fırsatı yakaladılar! Kendi maşa ve piyonlarıyla Müslümanların dinine, itikadına, kılık-kıyafetine, düşünce ve an’anesine varıncaya kadar el atıp genlerini bozmaya çalışmışlar, hâlâ da çalışmaktadırlar!
Bunun bir çok misallerinden biri; 1950’li yıllarda neşredilen Büyük Doğu mecmuasının yirmi dokuzuncu sayısında “Lozan’ın içyüzü” başlıklı makaleden:
“(….) Türk Murahhas (Temsil) Heyeti Başkanı bulunan ve henüz hakikî kasıtları anlamayan ismet Paşa, bir aralık, bütün Hıristiyan emellerinin Türkiye’yi mâzisindeki ruh ve mukeddesâtı kökünden ayırmak olduğunu sezdiği halde, şu gizli ivaz (taviz) ve teminatı veriyor ve diyor ki; ‘Eskiden beri kökleşmiş ve köhne (eski) engellerden, yani an’ane-i islâmiyet’ten (islâmî gelenekten) kurtulmak’ hususunda besledikleri –yani ismet’in beslediği– azmin, inkâr edilmez delilidir.
“(….) Artık her şey Türkiye hesabına çantada hazırdır. Yani dîni terk ile her şey yapılacak. Yeni hizbin (Kemalizm ve ismet hükümeti) bundan böyle hudut dışı değil de, hudut içi ve millî irade yaftası (etiketi) altında çalışacağı şüpheden vârestadır (şüphe götürmez).“ (….) bunun üzerine her şey apaçık anlaşılıyor, değil mi?”1
ibret alınacak bir hatıra
1933 yılında Hitlerden kaçarak Türkiye’ye sığınan Alman asıllı Ord. Prof. Fritz Neumark (1900-1991), istanbul Üniversitesi iktisat ve Hukuk fakültelerinde dersler vermiştir.
Bir gün, talebelerinden biri Fritz’e şöyle bir soru sorar:
“Hocam, Avrupalılar Türkleri neden sevmezler?”
Fritz, şu enteresan tesbitleriyle cevap verir:
“Çok samimî olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir! Asırlardır kilisenin Türk ve islâm düşmanlığı, Hıristiyanlar’ın hücrelerine işlemiştir! Sebeplerine gelince;
1- Müslüman olduğunuz için. Hatta, laik olmanız şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam ederler!
2- Sizler farkında değilsiniz, ama onlar şu gerçeğin farkındadırlar; ‘Tarihten Türk çıkarılırsa, ortada tarih kalmaz! Osmanlı arşivi tam olarak ortaya çıkarsa, bu günkü tarihlerin yeniden yazılması lâzım!
3- Avrupa’nın pazarı idiniz. Şimdi Avrupa’yı pazar yapmaya başladınız.
4- En az 400 sene Avrupa’da sırtımızda ve ensemizde at koşturdunuz!
5- Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar ise Orta Avrupa’yı ve Balkanları Haçlı ordularına mezar yaptılar!
6- Sizi silâh ile yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağladılar. Önce giyiminizden hayat tarzınıza kadar ahlâkî değerlerinizi yıpratmaya başladılar. Sonra da kendi içinizde sizi bölmeye başladılar! (En büyük fitne!.)
7- Selçuklular ve Osmanlılar islâmiyet uğruna her şeylerini feda etmeseydiler, islâmiyet belki de bugün sadece Hicaz’da varlığını devam ettirecekti! Kaldı ki Vehhabiliği kuranlar da ingiliz Müstemlekât Bakanlığı’nın adamlarıdır. Batı her yerde islâmiyeti sapık inançlara kanalize etti. Ama Osmanlılılar ‘Asr-ı Saadet’i devam ettirdiler!
8- Bu sebeplerden ötürü, kilise size kan kusmaktadır!
9- Ben Türkiye’ye geldiğimde 2 üniversiteniz vardı. Osmanlı Devrinde ise her yerde bir medrese vardı! Tarihinize bakın, her medresede ilim tedrisatı vardı! ilk denizaltı gemisini Osmanlıların yaptığını çoğunuz bilmiyorsunuz belki, ama Avrupalı bunu biliyor!
10- Sizler gerçek hüviyetinize döndüğünüz zaman, Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır!”2
Hülâsa: Bu canlı misallerden uyanarak, “Medar-ı iftihar mazimizi” ne zaman öğrenip, yeni nesile öğreteceğiz?!..
Dipnotlar: 1- Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 277 vd., 2- Raşid Erer, Türklere Karşı Haçlı Seferleri, Tarih-Hatıra-inceleme Dizisi, Bilgi Yayınevi, 1947 ve 1993.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar