bugün
- bir erkeği elde etmenin yolları12
- haluk levent'i karalama kampanyası14
- nicki kısa olanın penisi küçük olur7
- true nickli yazara özelden küfredilmesi olayı20
- şaka maka tek umudun yine bahçeli olması19
- haluk levent'e para emanet etmek23
- yapay zekanın tehlikeli yükselişi11
- sözlük erkeklerimizin namsunun tehlikede olması4
- true adlı yazarın sürekli beninle ilgilenin tavrı6
- kahve kokusu6
- ara sıra gelen motorcu dövme isteği6
- imam hatipli kızların verici olması3
- velvet15
- tebliğ tarikatı3
- hegelin memeler üstüne döylediği söz4
- döner mi yesem hamburger mi makarna mı9
- cenaze evinin yemek dağıtması5
- uysaljakoben11
- velvet birlikte kahve içmeye ne dersin3
- gizli artı oy veren melek4
- yarrağı olan adamı bile özler olduk amk8
- gocu15
- bu akşam bira içecek olmam2
- etkileyici film replikleri2
- fusya semsiyeli yabanci29
- klavye siyasetçileri5
- raikagetokatlayan11
- true'nin bakir olması2
- kapora3
- 15 temmuz'a tiyatro diyenlerin hain olması3
- manifest grubu9
- dolar'ın 47 tl olması10
- qr kod ile ödeme4
- sürüden kazanmak2
- diamond bosphorus5
- aday olma2
- takım elbise2
- erkeğin aldatması ile kadının aldatmasının farkı8
- aklın folklorsal çıplak zenci kadınlara kayması2
- yazılımcıların flört uygulamasındaki profilleri2
- diesel runaway3
- insan olmaya ceyrek kala5
- yalnız kalmaktan korkmamak4
- orman yürüyüşünde ceset gömen adamlar görmek2
- parayı haluk oyu kemal'e vermiş tip5
- nepalde himalaya eteklerinde gezerken soyulmak3
- kadınları çekici yapan detaylar4
- insanların escortları nereden bulduğu sorunsalı8
- çay şekeri bunlar karpuz kan2
- bir erkeği erkek yapan beş özellik9
bugün itibariyle ölümünün üzerinden tam bir yıl geçmiş, şüphesiz tüm zamanların en iyi yönetmeni.
geçen sene tam da bugün, yani 30 temmuz 2007 tarihinde bir haberle sarsıldım; ıngmar bergman her zamanki mekanı olan farö adasında yaşama veda etmişti. beklemediğim bir şeydi bu, ıngmar bergman ölmüştü. çok yakınımı kaybetmiş gibiydim, sarsıldım.
sanat hayatı boyunca her eserinde muazzam bir şekilde işlemiş olduğu o insan ruhunu bir daha kim onun kadar güzel anlatabilirdi ki ?
ya da şu hayat boyu bitmek bilmeyen insanın kendini tanımlama çabasını kim onun kadar iyi ifade edebilirdi ki ?
kim ?
hiç kimse...
o yüzdendir ki yarım kaldık, eksik... sinema da bir nevi yetim kaldı, babasını kaybetti. lakin geriye kalan sağlam bir mirasın olduğu da gerçek. bergman'ın filmografisine bakıldığında ne demek istediğim anlaşılacaktır. biz seyircilerine muazzam filmler bırakıp gitti. defalarca izlenecek onlarca film.
iddia ediyorum, bir bergman filmi sonrası hayata dair büyük sırlar elde edebilirsiniz. zaten onun filmlerinin son sahnesine gelmek demek; uzun, etkileyici ve bir o kadar da edebi haller içeren romanın son sayfasını okuyor olmak gibi bir şeydir. eserlerinin verdiği haz tıpkı buna benzerdir.
bergman her eseri sonrası izleyenlerini okumaya, araştırmaya teşvik eder. eserlerinin dayandığı o felsefi noktalarla beraber friedrich nietzsche'yi keşfedersiniz. devamında , jean-paul sartre ve sören kierkegaard'ı. hatta albert camus'u...
yani bergman demek, koca bir keşif demektir. bir nevi derya denizdir o. her daim koca bir dünya sunar size. sorar, sorgulatır.
dünya sinemasının görmüş olduğu en orijinal adamlardan da biridir. kendine has bir sinema dili vardır. kariyeri boyunca hep ilkleri sunmuş ve birçok konunun öncüsü olmuştur. misal, yapıtlarındaki özgün dilinden etkilenenler arasında andrei tarkovsky ve woody allen da vardır. hatta david lynch. hepsi de iyi yönetmenlerdir ve hepsi de bergman'ın gölgesi altında sunmuşlardır her ne sunduysalar...
onun filmlerinin değişmeyen öğeleri vardır. mesela vazgeçemediği oyuncu seçimleri. henüz genç yaşlarında sinemasına dahil ettiği bu isimlerin zamanla yine bergman fimlerinde yaşlandığını gözlemlersiniz. bunun dışında vazgeçemediği en önemli unsurların başında kadrajında sık sık yer verdiği yalnızlığı, bir yere ait olamama duygusunu çağrıştıran nesne kullanımlarıdır. insan ruhuna denk düşen bu denli zor hadiselerin tasvirini muazzam icra eder bergman. özellikle eserlerinde şu sıkça başvurduğu yakın plan saat çekimleri. uzun süre sabit bir şekilde gösterir size. bu genellikle ya zamanın geçtiğine gönderme yapıyordur ya da zamanın hiç geçmiyor oluşuna...
şimdi ise kadraj bende, benim elimde...
yani hayali bir kadrajdan bakıyorum ve tıpkı bergman gibi ben de yine bir saate odaklanıyorum. yine sabit ve alabildiğine yakın çekim var.
tıpkı onun tercih ettiği gibi...
yine tik tak sesleri var alabildiğine.
ve bu defa zamanın geçtiğini söylüyor bize.
zira koca bir yıl geçmiş...
onsuz ve alabildiğine eksik bir yıl.
onun için geçen yıl tam da bugün öldü diyorlar. lakin ben inanmıyorum. zira yine, yeniden filmlerini izliyor ve şöyle diyorum; bu adam kesinlikle yaşıyor, evet.
velhasılı kelam; ona olan saygımı bir kez daha ifade ediyor, üstadımı özlemle anıyorum.
geçen sene tam da bugün, yani 30 temmuz 2007 tarihinde bir haberle sarsıldım; ıngmar bergman her zamanki mekanı olan farö adasında yaşama veda etmişti. beklemediğim bir şeydi bu, ıngmar bergman ölmüştü. çok yakınımı kaybetmiş gibiydim, sarsıldım.
sanat hayatı boyunca her eserinde muazzam bir şekilde işlemiş olduğu o insan ruhunu bir daha kim onun kadar güzel anlatabilirdi ki ?
ya da şu hayat boyu bitmek bilmeyen insanın kendini tanımlama çabasını kim onun kadar iyi ifade edebilirdi ki ?
kim ?
hiç kimse...
o yüzdendir ki yarım kaldık, eksik... sinema da bir nevi yetim kaldı, babasını kaybetti. lakin geriye kalan sağlam bir mirasın olduğu da gerçek. bergman'ın filmografisine bakıldığında ne demek istediğim anlaşılacaktır. biz seyircilerine muazzam filmler bırakıp gitti. defalarca izlenecek onlarca film.
iddia ediyorum, bir bergman filmi sonrası hayata dair büyük sırlar elde edebilirsiniz. zaten onun filmlerinin son sahnesine gelmek demek; uzun, etkileyici ve bir o kadar da edebi haller içeren romanın son sayfasını okuyor olmak gibi bir şeydir. eserlerinin verdiği haz tıpkı buna benzerdir.
bergman her eseri sonrası izleyenlerini okumaya, araştırmaya teşvik eder. eserlerinin dayandığı o felsefi noktalarla beraber friedrich nietzsche'yi keşfedersiniz. devamında , jean-paul sartre ve sören kierkegaard'ı. hatta albert camus'u...
yani bergman demek, koca bir keşif demektir. bir nevi derya denizdir o. her daim koca bir dünya sunar size. sorar, sorgulatır.
dünya sinemasının görmüş olduğu en orijinal adamlardan da biridir. kendine has bir sinema dili vardır. kariyeri boyunca hep ilkleri sunmuş ve birçok konunun öncüsü olmuştur. misal, yapıtlarındaki özgün dilinden etkilenenler arasında andrei tarkovsky ve woody allen da vardır. hatta david lynch. hepsi de iyi yönetmenlerdir ve hepsi de bergman'ın gölgesi altında sunmuşlardır her ne sunduysalar...
onun filmlerinin değişmeyen öğeleri vardır. mesela vazgeçemediği oyuncu seçimleri. henüz genç yaşlarında sinemasına dahil ettiği bu isimlerin zamanla yine bergman fimlerinde yaşlandığını gözlemlersiniz. bunun dışında vazgeçemediği en önemli unsurların başında kadrajında sık sık yer verdiği yalnızlığı, bir yere ait olamama duygusunu çağrıştıran nesne kullanımlarıdır. insan ruhuna denk düşen bu denli zor hadiselerin tasvirini muazzam icra eder bergman. özellikle eserlerinde şu sıkça başvurduğu yakın plan saat çekimleri. uzun süre sabit bir şekilde gösterir size. bu genellikle ya zamanın geçtiğine gönderme yapıyordur ya da zamanın hiç geçmiyor oluşuna...
şimdi ise kadraj bende, benim elimde...
yani hayali bir kadrajdan bakıyorum ve tıpkı bergman gibi ben de yine bir saate odaklanıyorum. yine sabit ve alabildiğine yakın çekim var.
tıpkı onun tercih ettiği gibi...
yine tik tak sesleri var alabildiğine.
ve bu defa zamanın geçtiğini söylüyor bize.
zira koca bir yıl geçmiş...
onsuz ve alabildiğine eksik bir yıl.
onun için geçen yıl tam da bugün öldü diyorlar. lakin ben inanmıyorum. zira yine, yeniden filmlerini izliyor ve şöyle diyorum; bu adam kesinlikle yaşıyor, evet.
velhasılı kelam; ona olan saygımı bir kez daha ifade ediyor, üstadımı özlemle anıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar