bugün
- fatma betül sayan kaya4
- türk esnafı8
- türküm doğruyum çalışkanım11
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter5
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- fon vurgunu30
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- aykolik efendi6
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı6
- eskortluk yapan sözlük yazarı27
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi5
- iltica27
- kolye142
- kadınların yedekte erkek tutması7
- sabahın 3 ünde gecelikle sarma getiren komşu kızı3
- andımız3
- sabah elinde bavulla kapıya dayanan bugs bunny2
- cam açık ve çıplak uyumak7
- ofis pornosu13
- emret komutanım ferit in silahını kaybettiği bölüm2
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu2
- güne bir şiir dizesi bırak2
- saraca096
- sabahın 4 ünde ayakta olan 420 yazar2
- uzaylılar selam verir mi4
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ısparta da kanyonda mahsur kalan ihh gönüllüleri5
- çoktan hareket etmiş trene el sallamak2
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- platon un mağara alegorisi8
- ilişkiye ara vermek10
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- 18 ekim 2026 başakşehir gaziantep maçı2
- öyle koşup varmak ki sen sonra gelmek2
- 5 bin kişinin katıldığı konserde ölüm3
- hoşlanılan kişinin sizden hoşlanmaması9
- düşün ki o bunu okuyor3
- koro halinde ulumak2
- saraca09'a yapılan haksızlık3
- marka giyinmek9
- asansörde konuşmama kuralı9
- üç rus kız ve bir türk erkek bu saatte neyapabilir9
- tertemiz delirmek2
- uzaylılar kovalasın seni3
- emret komutanım sinyor seyfi2
- komşuya hola lopez como estas demek2
- aleyna kalaycıoğlu2
- vizyonsuzları bakan yapmak2
- moovit2
fatih dönemine kadar gelen (bkz: akılcılık)temelli (bkz: maturidilik) anlayışının yerine yavuz sultan selim döneminde (bkz: sezgicilik) temelli (bkz: eşarilik) anlayışına geçilmesi ile
araştırma,geliştirme fikriyatının mustafa kemal atatürk'e kadar silinip atılmasıdır.
osmanlı'da eşariliğin etkileri
gazi ve sonrası kısa bir dönem sonrası da ilim ve irfan yolculuğumuz yörüngesinde gitmiş,uçak sanayii gibi bir teknolojide dahi söz sahibi olabilmiştik. (bkz: ilk uçak fabrikasının kapatılması)
ve daha sonraları da abd destekli neo-capital düzende üretim merkezli (bkz: köy enstitüleri)'nin kapatılması ve son olarak da (bkz: fulbright anlaşması)ile de eğitim ve bilim dünyasından,dolayısı ile modern ve egemen dünyadan koparılıp atıldık.
tabii bir de bu olayın karşı tarafı var ki özetle (bkz: ortaçağ)gibi bir karanlık çağ ile dibe vurmuş,osmanlı ve islam dünyasının fetihleri ile ticarette kafakola alınmış batının önce ticari amaçlı ve krallıklara bağlı coğrafi keşifler yoluyla bir cansuyu bulması,daha sonraları artan toplumsal huzursuzluklar yüzünden bağnaz düşüncenin merkezi kilisenin,(mecburen) krallıklar tarafından,yöneten sınıfından tasfiyesi ile 2.aşama olan (bkz: rönesans ve hareketleri)'ne geçilmiştir.bu dönemde oluşan özgür düşünce ortamı ile bilim,sanat ve felsefe yeniden ele alınmış ve adını modern denilen,kendi takvimlerimizde "yakın çağ"olarak adlandırdığımız bir döneme girilmiştir.oluşan bu iklimde gelişen silah sanayii,antik yunan felsefesinin içinde tezahür eden"birey için devlet"- ki bizde de (bkz: insanı yaşat ki devlet yaşasın) benzer bir düsturdur-yaklaşımı demokrasi temelli yönetim krallık,lordluk,arşadükalık,derebeylik(bizdeki ağalık) rejimlerini sarsmıştır.finali de (bkz: fransız ihtilâli) ile yapılmıştır.
yine bu çağda oluşan bir rekabet ortamı ve düşünce iklimi ile çok sayıda buluş ile (bkz: aydınlanma çağı) zirve yapmış artık işler fikriyattan fiiliyata dönmüştür. (bkz: sanayi devrimi)dediğimiz bu aktif dönemde güçlenen devletler diğer devletlere üstünlük mücadelesine girmiş bir nevi (bkz: delikli demir çıkmış mertlik bozulmuştur). imparatorluklar parçalanmış hammadde ihtiyacı ile dünyada (bkz: kolonicilik) devamı olan (bkz: emperyalizm) doğmuştur.
osmanlı ve islam dünyası geriye bakmaktan,olayı kavrayamamış en son da (bkz: hasta adam) pozisyonunu almıştır.nu topraklar için çok büyük şans olan m.kemal'e de düşünce dünyasında sahip çıkamamış ve bugün bulunmakta olduğumuz (bkz: ikinci dünya ülkesi) (bkz: gelişmekte olan ülke) konumunu almışız.
korkum, yakın bir gelecekte bize biçilen rolün (bkz: sevr)'de de olduğu gibi edilgen bir yapıya evrileceği.suriye,ırak,libya,afganistan,iran,mısır vb...son kale türkiye.
gelelim eğitime:
bir eğitimcinin türk eğitiminden beklentileri.....
''ilerleme'' ve ''gelişmişlik'' düzeyini sahip oldukları-ithal-nesnelerle ilişkilendiren,günlük kullandığı kelime sayısı ve dağarcığı sms ve tweet boyutlarında olan nesil....kayıp nesildir!!! tez elden ''sıfırlamalı'' bildiklerini unutturmalı,maddeye değil manaya,nicelik değil niteliğe,söze değil öze yönelik ''eğitim modeli geliştirilmelidir''
bunun içinde başlıca çerçeve;1-nitelik 2-uygulamalı bilgi 3-disiplin 4-kalıcılık 5-bilim ve üretime koşulsuz destek 6-üniversitelerin fikriyat ve katma değer gelişimi.7-topluma uygunluk 8-kitap ve öğrenme sevgisi
1-ders sayısı arttırılma saçmalığından vazgeçilmeli(ideali 5 saat artı 2 saat seçmeli uygulama,yabancı dil,spor,edebiyat vs)
2-teorik bilgileri öğrenciye oldukça az vermeli;bunun yanında görev ve sorumluluğu arttırarak ''balık tutma''hedefine baş koyulmalıdır.
3-öğrenci olmanın ''boş beleş olmadığı''ders geçme ve diploma almanın pahalı;almamanın ise çok daha pahalı olduğunu aşikar eden bir sisteme evrilmek gerektiği kavranılmalıdır.
4-öğretmenler ve tüm eğitim camiasının fikirlerine göre(uygulanabilirlik ve bilimsellik süzgecinden geçirdikten sonra)sistem yeniden ve artık yıllarca, ufak tefek değişiklikler dışında yama yapma gereği duyulmamayacak bir kalıcılığa ulaştırılmalıdır
5-taklitçilikden uzak,üretime değer veren,ortaya bir katma değer koyan herkesin önü açılmalı(örneğin bir köylü silah yapar seri üretime geçemez çünkü devlet sahip çıkmaz,yabancıya fikri satar biz de gider 5 katına alırız vb)
6-üniversiteleri nasıl gidildiğinden çok üniversitelerde neler tasarlanıyor,ne fikirler(biz de fikir değince siyasi kavramlar gelmesi de geri kalmışlığın göstergesi)üretiliyor dünya'da saygınlıkda neredeler(ilk 500e bile çoğu zaman giremiyoruz) ona bakmalıyız....-----üniversite sayısını arttırarak ''yüksek lise''tahsilinin yolunu açtık....nitelik yerlerde....-----
7-ezbercilikten olabildiğince kaçınılmalıdır;örneğin iyi bir hukukçu hukuk kurallarına en iyi ezberleğen değil topulumun değer yargıları ve kamu vicdanına göre hukuk çerçevesinde olay ve lgulara yaklaşabilendir(o yüzden gelişmiş bir çok ülkede kamu vicdanı sebebi ile juri veya gelenekler etrafında hukuk kuralları işler)...japonya'dan ''toplam kalite''yönetimini getirir dayarsan.....zırttt der sistem çünkü uzakdoğu ile hiçbir kültürel veya fiziksel anatomik benzerlik bulunmamaktadır...o halde kendi değer yargılarımıza göre ne çok sert ne de uygulanabilirliği olmayan''disiplin''leri örnek almalı fakat bir sentez oluşturabilmeiliyiz.
8-kesinlikle ve kesinlikle okuma alışkanlığı ve öğrenme sevgisini tüm topluma kazandırmalıyız,belki de en önemlisi bu dünya'da nüfusa oranla kitap okuma oranı inanılmaz düşük:((
allah'ın ilk emri oku:ikre bismi rabbike;yaratan allah'ın adıyla okudur....dinimizde ve toplumsal genlerimizde bilim ve öğrenme isteğine çok fazla sayıda gönderme ve tavsiye vardır.....dilerim türk toplumu olarak nasibimizi alırız.
araştırma,geliştirme fikriyatının mustafa kemal atatürk'e kadar silinip atılmasıdır.
osmanlı'da eşariliğin etkileri
gazi ve sonrası kısa bir dönem sonrası da ilim ve irfan yolculuğumuz yörüngesinde gitmiş,uçak sanayii gibi bir teknolojide dahi söz sahibi olabilmiştik. (bkz: ilk uçak fabrikasının kapatılması)
ve daha sonraları da abd destekli neo-capital düzende üretim merkezli (bkz: köy enstitüleri)'nin kapatılması ve son olarak da (bkz: fulbright anlaşması)ile de eğitim ve bilim dünyasından,dolayısı ile modern ve egemen dünyadan koparılıp atıldık.
tabii bir de bu olayın karşı tarafı var ki özetle (bkz: ortaçağ)gibi bir karanlık çağ ile dibe vurmuş,osmanlı ve islam dünyasının fetihleri ile ticarette kafakola alınmış batının önce ticari amaçlı ve krallıklara bağlı coğrafi keşifler yoluyla bir cansuyu bulması,daha sonraları artan toplumsal huzursuzluklar yüzünden bağnaz düşüncenin merkezi kilisenin,(mecburen) krallıklar tarafından,yöneten sınıfından tasfiyesi ile 2.aşama olan (bkz: rönesans ve hareketleri)'ne geçilmiştir.bu dönemde oluşan özgür düşünce ortamı ile bilim,sanat ve felsefe yeniden ele alınmış ve adını modern denilen,kendi takvimlerimizde "yakın çağ"olarak adlandırdığımız bir döneme girilmiştir.oluşan bu iklimde gelişen silah sanayii,antik yunan felsefesinin içinde tezahür eden"birey için devlet"- ki bizde de (bkz: insanı yaşat ki devlet yaşasın) benzer bir düsturdur-yaklaşımı demokrasi temelli yönetim krallık,lordluk,arşadükalık,derebeylik(bizdeki ağalık) rejimlerini sarsmıştır.finali de (bkz: fransız ihtilâli) ile yapılmıştır.
yine bu çağda oluşan bir rekabet ortamı ve düşünce iklimi ile çok sayıda buluş ile (bkz: aydınlanma çağı) zirve yapmış artık işler fikriyattan fiiliyata dönmüştür. (bkz: sanayi devrimi)dediğimiz bu aktif dönemde güçlenen devletler diğer devletlere üstünlük mücadelesine girmiş bir nevi (bkz: delikli demir çıkmış mertlik bozulmuştur). imparatorluklar parçalanmış hammadde ihtiyacı ile dünyada (bkz: kolonicilik) devamı olan (bkz: emperyalizm) doğmuştur.
osmanlı ve islam dünyası geriye bakmaktan,olayı kavrayamamış en son da (bkz: hasta adam) pozisyonunu almıştır.nu topraklar için çok büyük şans olan m.kemal'e de düşünce dünyasında sahip çıkamamış ve bugün bulunmakta olduğumuz (bkz: ikinci dünya ülkesi) (bkz: gelişmekte olan ülke) konumunu almışız.
korkum, yakın bir gelecekte bize biçilen rolün (bkz: sevr)'de de olduğu gibi edilgen bir yapıya evrileceği.suriye,ırak,libya,afganistan,iran,mısır vb...son kale türkiye.
gelelim eğitime:
bir eğitimcinin türk eğitiminden beklentileri.....
''ilerleme'' ve ''gelişmişlik'' düzeyini sahip oldukları-ithal-nesnelerle ilişkilendiren,günlük kullandığı kelime sayısı ve dağarcığı sms ve tweet boyutlarında olan nesil....kayıp nesildir!!! tez elden ''sıfırlamalı'' bildiklerini unutturmalı,maddeye değil manaya,nicelik değil niteliğe,söze değil öze yönelik ''eğitim modeli geliştirilmelidir''
bunun içinde başlıca çerçeve;1-nitelik 2-uygulamalı bilgi 3-disiplin 4-kalıcılık 5-bilim ve üretime koşulsuz destek 6-üniversitelerin fikriyat ve katma değer gelişimi.7-topluma uygunluk 8-kitap ve öğrenme sevgisi
1-ders sayısı arttırılma saçmalığından vazgeçilmeli(ideali 5 saat artı 2 saat seçmeli uygulama,yabancı dil,spor,edebiyat vs)
2-teorik bilgileri öğrenciye oldukça az vermeli;bunun yanında görev ve sorumluluğu arttırarak ''balık tutma''hedefine baş koyulmalıdır.
3-öğrenci olmanın ''boş beleş olmadığı''ders geçme ve diploma almanın pahalı;almamanın ise çok daha pahalı olduğunu aşikar eden bir sisteme evrilmek gerektiği kavranılmalıdır.
4-öğretmenler ve tüm eğitim camiasının fikirlerine göre(uygulanabilirlik ve bilimsellik süzgecinden geçirdikten sonra)sistem yeniden ve artık yıllarca, ufak tefek değişiklikler dışında yama yapma gereği duyulmamayacak bir kalıcılığa ulaştırılmalıdır
5-taklitçilikden uzak,üretime değer veren,ortaya bir katma değer koyan herkesin önü açılmalı(örneğin bir köylü silah yapar seri üretime geçemez çünkü devlet sahip çıkmaz,yabancıya fikri satar biz de gider 5 katına alırız vb)
6-üniversiteleri nasıl gidildiğinden çok üniversitelerde neler tasarlanıyor,ne fikirler(biz de fikir değince siyasi kavramlar gelmesi de geri kalmışlığın göstergesi)üretiliyor dünya'da saygınlıkda neredeler(ilk 500e bile çoğu zaman giremiyoruz) ona bakmalıyız....-----üniversite sayısını arttırarak ''yüksek lise''tahsilinin yolunu açtık....nitelik yerlerde....-----
7-ezbercilikten olabildiğince kaçınılmalıdır;örneğin iyi bir hukukçu hukuk kurallarına en iyi ezberleğen değil topulumun değer yargıları ve kamu vicdanına göre hukuk çerçevesinde olay ve lgulara yaklaşabilendir(o yüzden gelişmiş bir çok ülkede kamu vicdanı sebebi ile juri veya gelenekler etrafında hukuk kuralları işler)...japonya'dan ''toplam kalite''yönetimini getirir dayarsan.....zırttt der sistem çünkü uzakdoğu ile hiçbir kültürel veya fiziksel anatomik benzerlik bulunmamaktadır...o halde kendi değer yargılarımıza göre ne çok sert ne de uygulanabilirliği olmayan''disiplin''leri örnek almalı fakat bir sentez oluşturabilmeiliyiz.
8-kesinlikle ve kesinlikle okuma alışkanlığı ve öğrenme sevgisini tüm topluma kazandırmalıyız,belki de en önemlisi bu dünya'da nüfusa oranla kitap okuma oranı inanılmaz düşük:((
allah'ın ilk emri oku:ikre bismi rabbike;yaratan allah'ın adıyla okudur....dinimizde ve toplumsal genlerimizde bilim ve öğrenme isteğine çok fazla sayıda gönderme ve tavsiye vardır.....dilerim türk toplumu olarak nasibimizi alırız.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar