bugün
- meclis te fon krizi araştırma komisyonu tartışması4
- pazar günü aktiviteleri2
- bedelini ödeyen yazarlar17
- filistin37
- pazar sabahı2
- şu antipanik'in ilgisini verin artık lütfen16
- fıstık ezmesi vs fındık ezmesi7
- sözlükte kız taklidi yapmak16
- ten uyumu vs kafa uyumu4
- kuru milliyetçilikle kafa silken insan7
- pazar günü evde oturan ezik ve yalnız insan2
- antipanik'e bir şey söyle22
- bir erko kişisi ile arkadaş olunur mu15
- insan olmaya çeyrek kala adlı yazarı sevmemek10
- silvermist'e iki şey söyle20
- fon kurdum para yatırır mısınız9
- sözlük kızlarının içli köfteleri10
- arkadaşlar ne yesek8
- seksten önce dua etmek10
- özelden şeftalisini atan yazar14
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı36
- nöbetteyim sözlük4
- nervio'nun canının devamlı yaprak çekmesi11
- tarhana çorbası12
- israil'i allah cezalandıracak9
- israil3
- alttaki yazara bir şey söyle24
- sözlük kızlarının kombinleri15
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- dua3
- sözlük kızlarının tantunici7
- parcalandim toparlanamiyorum323
- antipanik sizce biraz antipatik mi8
- arkadaşlar bir şey soracağım11
- güzelsen koy resmini görelim6
- sapık şarkı sözleri9
- redbull5
- ucan tekme atan hipopotam47
- mantısıyla meşhur olan ilimiz10
- kendini evleneceği kıza saklayan erkek9
- adana lezzet festivali5
- porno entelektüelliği8
- bu kalp seni unutur mu5
- yazarların tavana bakarken düşündüğü şeyler5
- namazlı meal yazıp kuran da namaz var diyen avel9
- hayat yaşamaya değer mi5
- herkese iyi geceler renkli rüyalar5
- yakışıklı olgun erkekler6
- kalpteki boşluk hissi4
- osmanoğulları ailesi ne özür borcu7
dünyada sayılı toplumun becerebildiği, insanların ortak yaşama sistemlerinde belkide en üst seviyede gelişmiş ve en ulaşılmaz olanıdır. içindeyken bazı insanlarımıza boş, gereksiz, düşündüğü gibi yaşayamama duygularını hissettiriyor olabilir ancak dışına çıkıldığında en özlediğiniz kavram olma ihtimali o kadar yüksek ki. kuralı ortadan kaldırarak akla, mantığa, çoğunluğa değil, tüm yönetimi birkaç kendini bilmeze, insanların duygularını sömüren insanlara vermek demektir.
konu türkiye ise bunu açıklamak epey zor. netekim bin yıl padişah tarafından yönetilmiş, şeyhlerden, müritlerden ve dini kullanıp insanları kandıran adamlardan ortalık geçilmezken ülkeye birden bu kavramı benimsetmek çok zor. uzun ve yorucu bir mücadele etmek gerek derken türkiye daha yüz yıl geçmeden pes etmenin eşiğine gelmiş vaziyette. bunda yıllardır halkını kalkındırmaktan aciz, sahip olduğu modern hakları kendi halkına bile benimsetememiş, yıllardır süre gelen tabiri caizse 'ağa yönetimi'ni silememiş, iki üç şehri yöneterek tüm ülkeyi yönettiğini sanan, ulaşmak istediği pozisyona/koltuğa hizmet için değil mevki aşkı için gelen ve oradan asla ayrılmayan politikacılarımızın öyle çok payı varki. bugün ülke sınırlarından çıkıp biraz gezdiğiniz vakit doğu ile batının farkının gerçekten laiklikten geçtiğini görebilirsiniz.
netekim demokrasi destekli bir laik düzen kurmak bizim gibi daha cumhuriyetin ne demek olduğunu bilmeyen nesillere anlatmak dahada zor. burada ilk kural eğitim. ancak bu okulda alınacak bir eğitim değil. okul size temel eğitimi verir ve bundan sonrası size aittir. bence kimse okullarda güncel hayat öğretilmiyor diye tepki gösteremez çünkü içinde bulunduğumuz güncel hayat adından da belli sürekli yenilenen değişen bir canlıdır. işte buna ayak uydurması ve kendini geliştirmesi gereken, gezip görmesi, okuması gereken bireyin kendisidir. gelişen birey topluma daha faydalı ve aydınlık yolunda bir adım daha atmıştır. buna bağlı olarak kesinlikle bir fikirde tıkanıp kalmaz. her daldan konuyla ilgilenir ve tercihlerini dayatılana değil istediği doğrultusunda yapar. buna en güzel örneklerden birisi fransa veya almanya vatandaşlarını örnek gösterebiliriz. çok değil daha yüzyıl önce birbirlerini yiyen bu ülkeler aydınlığı bu şekilde yakalamış, kendini eğitmiş ve herkes sahip olduğu hakkın bilincinde, daha güzeli uygulamaktadır.
bugüne kadar türkiye hep bir tarafa sürüklenmeye, bir ülkeye benzetilmeye çalışıldı. oysa ki türkiye sahip olduğu değerlerle şu an ki dünyada (geçmişte olsa iran diyeceğim ama) eşi benzeri görülmeyen bir ülke. boşuna demiyoruz sistemi beğenmiyorsan, yaşama şeklini kabul edemiyorsan dünyada pekçok ülke var senin kafandaki gibi yaşayan. git bir gör, gez... bakalım ülkendeki en temel eksik o mu yoksa sen kolaya mı kaçmak istiyorsun? daha ufacık çocukları korkutarak bir yola saptırmak, sanki kendi hissetmediği gençlik ateşini koca bir bidon suyla söndürmeye çalışmak, o ayıp bu ayıp o nasıl hareket öyle diye baskıcı olmak, anadan babadan gördüklerinden nefret ettiğin yılları unutup aynılarını tekrarlamak ne derece seni ileriye götürecektir?
laiklik konusunun bu kadar derinlere inmesinin temel sebebi belkide kimsenin yerini bilmediği vicdanlarımızı özgür bırakamamızdan, bıraktırmadıklarından kaynaklı olsa gerek. son olarak dokunmadığım bir konu kaldı. kadınlarımız. lütfen laikliği daha çok siz savunun. inanın 'erkek' her yerde sizlerden daha değerli. oysa nesillerin üremesi, eğitilmesi ve belkide çocuğun gelişiminde en önemli rollerden biri olan sevgi, şefkat ancak annenin gösterebileceği birşeydir. güzel ülkemiz laikliğini koruyamadığı takdirde en çok zararı kadınlarımız görecek, zaten 2. sınıf vatandaşken artık sınıfları sorgulanacak hale gelecektir. çünkü onlara sorulmadan çoktan karar verilmiş ve uygulanıyor olacak.
sonuna kadar okuyan varsa teşekkür ediyorum. hangi inanışa sahip olursa olsun beraber yüksek standartta yaşamamızın anahtarının laiklik olduğunu unutmamanız ve dinin asla ama asla karar verme mekanizmamızı etkilememesi dileğiyle.
konu türkiye ise bunu açıklamak epey zor. netekim bin yıl padişah tarafından yönetilmiş, şeyhlerden, müritlerden ve dini kullanıp insanları kandıran adamlardan ortalık geçilmezken ülkeye birden bu kavramı benimsetmek çok zor. uzun ve yorucu bir mücadele etmek gerek derken türkiye daha yüz yıl geçmeden pes etmenin eşiğine gelmiş vaziyette. bunda yıllardır halkını kalkındırmaktan aciz, sahip olduğu modern hakları kendi halkına bile benimsetememiş, yıllardır süre gelen tabiri caizse 'ağa yönetimi'ni silememiş, iki üç şehri yöneterek tüm ülkeyi yönettiğini sanan, ulaşmak istediği pozisyona/koltuğa hizmet için değil mevki aşkı için gelen ve oradan asla ayrılmayan politikacılarımızın öyle çok payı varki. bugün ülke sınırlarından çıkıp biraz gezdiğiniz vakit doğu ile batının farkının gerçekten laiklikten geçtiğini görebilirsiniz.
netekim demokrasi destekli bir laik düzen kurmak bizim gibi daha cumhuriyetin ne demek olduğunu bilmeyen nesillere anlatmak dahada zor. burada ilk kural eğitim. ancak bu okulda alınacak bir eğitim değil. okul size temel eğitimi verir ve bundan sonrası size aittir. bence kimse okullarda güncel hayat öğretilmiyor diye tepki gösteremez çünkü içinde bulunduğumuz güncel hayat adından da belli sürekli yenilenen değişen bir canlıdır. işte buna ayak uydurması ve kendini geliştirmesi gereken, gezip görmesi, okuması gereken bireyin kendisidir. gelişen birey topluma daha faydalı ve aydınlık yolunda bir adım daha atmıştır. buna bağlı olarak kesinlikle bir fikirde tıkanıp kalmaz. her daldan konuyla ilgilenir ve tercihlerini dayatılana değil istediği doğrultusunda yapar. buna en güzel örneklerden birisi fransa veya almanya vatandaşlarını örnek gösterebiliriz. çok değil daha yüzyıl önce birbirlerini yiyen bu ülkeler aydınlığı bu şekilde yakalamış, kendini eğitmiş ve herkes sahip olduğu hakkın bilincinde, daha güzeli uygulamaktadır.
bugüne kadar türkiye hep bir tarafa sürüklenmeye, bir ülkeye benzetilmeye çalışıldı. oysa ki türkiye sahip olduğu değerlerle şu an ki dünyada (geçmişte olsa iran diyeceğim ama) eşi benzeri görülmeyen bir ülke. boşuna demiyoruz sistemi beğenmiyorsan, yaşama şeklini kabul edemiyorsan dünyada pekçok ülke var senin kafandaki gibi yaşayan. git bir gör, gez... bakalım ülkendeki en temel eksik o mu yoksa sen kolaya mı kaçmak istiyorsun? daha ufacık çocukları korkutarak bir yola saptırmak, sanki kendi hissetmediği gençlik ateşini koca bir bidon suyla söndürmeye çalışmak, o ayıp bu ayıp o nasıl hareket öyle diye baskıcı olmak, anadan babadan gördüklerinden nefret ettiğin yılları unutup aynılarını tekrarlamak ne derece seni ileriye götürecektir?
laiklik konusunun bu kadar derinlere inmesinin temel sebebi belkide kimsenin yerini bilmediği vicdanlarımızı özgür bırakamamızdan, bıraktırmadıklarından kaynaklı olsa gerek. son olarak dokunmadığım bir konu kaldı. kadınlarımız. lütfen laikliği daha çok siz savunun. inanın 'erkek' her yerde sizlerden daha değerli. oysa nesillerin üremesi, eğitilmesi ve belkide çocuğun gelişiminde en önemli rollerden biri olan sevgi, şefkat ancak annenin gösterebileceği birşeydir. güzel ülkemiz laikliğini koruyamadığı takdirde en çok zararı kadınlarımız görecek, zaten 2. sınıf vatandaşken artık sınıfları sorgulanacak hale gelecektir. çünkü onlara sorulmadan çoktan karar verilmiş ve uygulanıyor olacak.
sonuna kadar okuyan varsa teşekkür ediyorum. hangi inanışa sahip olursa olsun beraber yüksek standartta yaşamamızın anahtarının laiklik olduğunu unutmamanız ve dinin asla ama asla karar verme mekanizmamızı etkilememesi dileğiyle.
Gündemdeki Haberler