bugün
- chatgptye penis fotoğrafını atmak15
- devletten başkasına güvenilmez9
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- telegram kullanan erkek3
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması2
- abd'nin iran'ın 12 şehrine saldırması2
- haluk levent olayından çıkarılacak ders6
- aykolikle site havuzuna girmek4
- koç burcu kadını uyuzluğu4
- tango dersi alan urfalı teyze3
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması2
- haluk levent23
- oğlak burcu kadını18
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası3
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- neden evleniyoruz sorusunun cevapsızlığı2
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- web tasarım5
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- aptalları hipnotize etmek6
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- chatgpt ile sohbet etmek9
- bir kadınla deniz arasındaki benzerlik3
- dinsize inanır mısın2
- yusuf tekin'in imamoğlu hakkındaki proje çıkışı3
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- en çok sevdiğiniz yazar19
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- hayatın güzel olması10
- seni bütün sorunlarından kurtaracağım diyen erkek3
- hürmüz boğazı'na alternatif rotalar2
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- aylık 453 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- okuduğum her romanda kendimi aradım ama bulamadım3
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- 1 2 puretech5
- gececi tayfa kezosu10
- aylık 0 tl iyi para mıdır sorunsalı2
- ihtiyar yazarların uyuması3
- ikizler burcu ve bipolar adam7
- görücü usulü evlilik3
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- gocu29
- aytaç doğan3
- sözlük yazarlarının numaraları12
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı8
- sevgilisine kahve yapan erkek4
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
mel gibson'un abartılarla süslü aşırı yapmacık filmi.
--spoiler--
- okinawa savaşı, abd'nin en ağır kayıplar verdiği savaşlardan birisidir. çünkü okinawa japonlar için anavatanda yer aldığından kutsaldır. bundan dolayı japonlar adayı ölümüne savunmuşlardır. maalesef okinawa savaşının sonucu, abd ye atom bombası kararını aldırmıştır. bu tarihi faktörden dolayı savaş sahnelerindeki aşırılıklar belki kabul edilebilir nitelikte. ancak öyle sahneler var ve o kadar çoklar ki; mel gibson'un ebesine sövmemek el değil. o el bombasını tokatlamak nedir? ince bir açıdan surata bir saniyede peş peşe mermi gelmeler nedir? madem japonlar bu kadar iyi nişancıydı da savaşı nasıl bu kadar ağır kayıplarla verdiler? insanı irite eden o kadar çok şiddet sahnesi var ki; kısa bir süre içinde beklediğiniz o samimiyeti alamıyorsunuz filmden. şiddet sahneleriyle seyirciyi hipnoz etmeye çalışıyor. aynı numarayı gerçekçilik adı altında spielberg de çekmişti. belki savaş filmi olduğundan, görmezden gelmek doğru olabilir, ancak tarihi biyografi odaklı çekilen bir filmde insan çok hassas beklentilere girebiliyor. belki amerikan sinemasının en büyük eksikliği budur. realitizmden çok seyirci yağlama kültürleri ön planda.
- doss'un bir çok tehdit ve eziyete ramen silah almayı kabul etmemesi, inancı sebebiyle savaş karşıtı olması ve savaş yanlısı bir ülkenin ordusuna sıhhıyeci olarak hizmet etme arzusu kendi içinde bir çelişkide olsa, mümkün olmadığına bir argüman değil, gayet kabul edilebilir bir durumdur. gibson böyle bir adamın hikayesini filme alması da bu filmi çekmeyi yeterli kılıyor.
- beni en çok rahatsız eden durum; doss'un aşk hayatına haddinden fazla, cebren ve hile ile girmesi... amerikan sinemasında bu çok sık karşılaştığımız bir durum. benim bildiğim 20. yüzyılın ilk jenerasyonları, kendi hikayelerini anlatırken, "karımla şöyle seviştim, şurda öpüştüm" gibi detayları ayrıntılarıyla vermezler. o dönemin insanları daha muhafazakardırlar. zaten bu filmde doss karakterinin dindarlığı ele alınıyor. bıktırıcı bir unsurdu o sahneler.
- yer yer vietnam ve körfez savaşı filmi izliyor hissine kapılmadım değil. askerler kendi aralarında günümüzün hippileri gibi fazla ukala.
- cephe sahnelerindeki dekor kusursuz. bundan dolayı savaş sekansları başarılı.
- andrew garfield, doss karakteri için mükemmel bir seçim.
- oyunculuklar son derece üst düzey...
- ilk taarruz önce, askerlerde bir endişe ve hafiften dehşete düşmüşlük hakimden, 2. taarruzda; doss'un önderliğinde ölüme meydan okuyan, kahraman korkusuz abd askeri imajı vardı. yine bir abartı ve klişe fırtınasının ortasına kaldım resmen. mel'in ruhunu hollywood prensiplerine sattığını açıkça gösteyor.
--spoiler--
anladım ki, mel gibson iyi bir yönetmen değil. braveheart sadece bir istisnaymış. önceki apocalypto filmiyle tarihi saptırıp, taraflı bir şekilde ele almasından sonra, belki bir dahaki sefere düzeltir dedim ama olmadı.
--spoiler--
- okinawa savaşı, abd'nin en ağır kayıplar verdiği savaşlardan birisidir. çünkü okinawa japonlar için anavatanda yer aldığından kutsaldır. bundan dolayı japonlar adayı ölümüne savunmuşlardır. maalesef okinawa savaşının sonucu, abd ye atom bombası kararını aldırmıştır. bu tarihi faktörden dolayı savaş sahnelerindeki aşırılıklar belki kabul edilebilir nitelikte. ancak öyle sahneler var ve o kadar çoklar ki; mel gibson'un ebesine sövmemek el değil. o el bombasını tokatlamak nedir? ince bir açıdan surata bir saniyede peş peşe mermi gelmeler nedir? madem japonlar bu kadar iyi nişancıydı da savaşı nasıl bu kadar ağır kayıplarla verdiler? insanı irite eden o kadar çok şiddet sahnesi var ki; kısa bir süre içinde beklediğiniz o samimiyeti alamıyorsunuz filmden. şiddet sahneleriyle seyirciyi hipnoz etmeye çalışıyor. aynı numarayı gerçekçilik adı altında spielberg de çekmişti. belki savaş filmi olduğundan, görmezden gelmek doğru olabilir, ancak tarihi biyografi odaklı çekilen bir filmde insan çok hassas beklentilere girebiliyor. belki amerikan sinemasının en büyük eksikliği budur. realitizmden çok seyirci yağlama kültürleri ön planda.
- doss'un bir çok tehdit ve eziyete ramen silah almayı kabul etmemesi, inancı sebebiyle savaş karşıtı olması ve savaş yanlısı bir ülkenin ordusuna sıhhıyeci olarak hizmet etme arzusu kendi içinde bir çelişkide olsa, mümkün olmadığına bir argüman değil, gayet kabul edilebilir bir durumdur. gibson böyle bir adamın hikayesini filme alması da bu filmi çekmeyi yeterli kılıyor.
- beni en çok rahatsız eden durum; doss'un aşk hayatına haddinden fazla, cebren ve hile ile girmesi... amerikan sinemasında bu çok sık karşılaştığımız bir durum. benim bildiğim 20. yüzyılın ilk jenerasyonları, kendi hikayelerini anlatırken, "karımla şöyle seviştim, şurda öpüştüm" gibi detayları ayrıntılarıyla vermezler. o dönemin insanları daha muhafazakardırlar. zaten bu filmde doss karakterinin dindarlığı ele alınıyor. bıktırıcı bir unsurdu o sahneler.
- yer yer vietnam ve körfez savaşı filmi izliyor hissine kapılmadım değil. askerler kendi aralarında günümüzün hippileri gibi fazla ukala.
- cephe sahnelerindeki dekor kusursuz. bundan dolayı savaş sekansları başarılı.
- andrew garfield, doss karakteri için mükemmel bir seçim.
- oyunculuklar son derece üst düzey...
- ilk taarruz önce, askerlerde bir endişe ve hafiften dehşete düşmüşlük hakimden, 2. taarruzda; doss'un önderliğinde ölüme meydan okuyan, kahraman korkusuz abd askeri imajı vardı. yine bir abartı ve klişe fırtınasının ortasına kaldım resmen. mel'in ruhunu hollywood prensiplerine sattığını açıkça gösteyor.
--spoiler--
anladım ki, mel gibson iyi bir yönetmen değil. braveheart sadece bir istisnaymış. önceki apocalypto filmiyle tarihi saptırıp, taraflı bir şekilde ele almasından sonra, belki bir dahaki sefere düzeltir dedim ama olmadı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar