bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı14
- acı kıyaslamak5
- dudağın içinde çıkan beyaz yaralar5
- ilkay gündoğan4
- zengin olsanız ne yaparsınız3
- sarapci koala71
- soğan yiyen kız6
- motor yağı6
- tüm gün sözlükte ırkçılık yapan yazarlar3
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası5
- dinlerin yalan olması2
- türk ten kürt'ü ayırırsan türk kalmaz4
- dinsizlik modası2
- üç nokta yerine dört nokta kullanan insan4
- 30 ağustos zafer bayramı17
- incil vahiy9
- türklerin türkiye de asimile olması8
- chp değişecek mi3
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı9
- seri eksiciyi tenhada yakalamak2
- üç harflilerin size gösterdiği vizyonlar6
- erecto bay birader bey yazar2
- kötüyü beteriyle aklama çabası2
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı29
- ismet gurbuz 2024 mübarek bir zattır3
- trt türkü2
- seri eksici ezik3
- bira ve nirvana2
- nervio hamferdi11
- tai lung44
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- israil'in ateşkese rağmen lübnan'ı vurması2
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- seda sayan'ın olduğu eğitim platformu reklamı2
- rafael leao34
- galatasaray11
- anın görüntüsü20
- 0 0 713
- ismet gurbuz 20243
- almanya6
- diamond bey birader elmas beydir4
- winsley boteli3
- kadir mısıroğlunu vatandaşlıktan atan fenerbahçeli3
- eksilemeyi hobi haline getirmek4
- kadınlardaki sahiplenilme isteği8
- fenerbahçe organize troll örgütü2
- zihin okuma mümkün mü4
- sistem patlamış2
- mark 2 172
eskiden hikaye anlatıcıları varmış. köy köy, kasaba kasaba dolaşır yıllardır anlatılagelen hikayeleri anlatırlarmış. ama gel gör ki, leyla ile mecnun gibi büyük tarihi hikayelerin sonu hep mutsuz bittiğinden bu hikaye anlatıcılarının başına neler geldiğini pertev naili boratav şöyle anlatıyor:
"bundan 200 sene kadar evvel, 1800'lü yıllarda sağ bulunan tüccari zamanında, hikayelerimizin birçoğu sevdalıların muratlarına kavuşamadan ölmeleri ile sona erermiş. bunlar aslı ile kerem ve divan edebiyatı'ndan leyla ile mecnun, ferhat ile şirin tipi hikayelermiş. birçok köylerde ve kasabalarda, yeniçeri ağalarından, köy kabadayılarından buna kızıp, hikayesinde aşıkları birbirine kavuşturmayan hikayecileri vuranlar ve dövenler olmuş. bunun üzerine kars ve ahalisi aşıkları toplanmışlar ve bütün hikayelerin sonunu, hasretleri birbirine kavuşturup muratlarına erdirecek şekilde değiştirmeye karar vermişler. bu tarihten itibaren sevdalıları birbirine kavuşturmayan veyahut ölümle nihayetlenen hikayelere pek rastlamıyoruz..."
Böyle anlatmış. Güzel de anlatmış. Mesela bugün bizler kaç tür ölüm tanıyoruz? biri kahraman tabutları, diğeri gazetelerdeki 3. sayfa haberlerinde birbirini bıçaklayan zavallı insanlar. ve bu ölümler de çok tutuluyor. devlet, medya ve burjuva, her yeni nesle bu ölümlerden devşirip armağan ediyor. lisede, üniversitede beraber okuduğunuz, oturup çay içtiğiniz, aşklarınızı paylaştığınız insanlar sokaklarda basitçe öldürülüyor. onların mutsuz öldüğünü yazacak, söyleyecek, haykıracak tek bir şair, tek bir yazar, tek bir roman yok. Dolayısıyla kitlelerin bilinçaltında kahramanca mutlu ölmüş ölümler yatmaktadır. ölümlere peşkeş çekiliyor, ölüm çürütülüyor, üstüne kireç dökülüyor, sonra hepimiz bu ölümlere razı, bu ölümlerin etkisinde bozuk ruhlu insanlar olup çıkıyoruz. Çevremiz kahraman ve şehit ölümleriyle dolu. Onlara her zaman sonsuz saygımız var. Peki ama sokaklarda ölen direnişçilerin ölümleri, gecekonduda perişanlık içinde ölen insanların hayat hikayeleri neredeler? Kimler yazacak onları, kimler anlatacak? Onlar sadece öldü mü? nasıl öldüler? Neler çektiler? Ne yazık ki bunları bilmeden, yalnızca bilindik şeyleri bilerek yaşamaya devam ediyor insanoğlu. ve edecek de. amatör insanların da zamanında bir hayatları olduğunu anlayamadan ölecek, o diğer amatör insanlar gibi. Çünkü gerçek hayatta kahramanlar yoktur biz insanlarca. Dolayısıyla Bizim hikayelerimiz yazılmaz. Bizim hikayelerimiz bilinmez. Çünkü Her insan kendi hayatının kahramanıdır. Ya da anti-kahramanı. Seçim o insana kalmıştır.
"bundan 200 sene kadar evvel, 1800'lü yıllarda sağ bulunan tüccari zamanında, hikayelerimizin birçoğu sevdalıların muratlarına kavuşamadan ölmeleri ile sona erermiş. bunlar aslı ile kerem ve divan edebiyatı'ndan leyla ile mecnun, ferhat ile şirin tipi hikayelermiş. birçok köylerde ve kasabalarda, yeniçeri ağalarından, köy kabadayılarından buna kızıp, hikayesinde aşıkları birbirine kavuşturmayan hikayecileri vuranlar ve dövenler olmuş. bunun üzerine kars ve ahalisi aşıkları toplanmışlar ve bütün hikayelerin sonunu, hasretleri birbirine kavuşturup muratlarına erdirecek şekilde değiştirmeye karar vermişler. bu tarihten itibaren sevdalıları birbirine kavuşturmayan veyahut ölümle nihayetlenen hikayelere pek rastlamıyoruz..."
Böyle anlatmış. Güzel de anlatmış. Mesela bugün bizler kaç tür ölüm tanıyoruz? biri kahraman tabutları, diğeri gazetelerdeki 3. sayfa haberlerinde birbirini bıçaklayan zavallı insanlar. ve bu ölümler de çok tutuluyor. devlet, medya ve burjuva, her yeni nesle bu ölümlerden devşirip armağan ediyor. lisede, üniversitede beraber okuduğunuz, oturup çay içtiğiniz, aşklarınızı paylaştığınız insanlar sokaklarda basitçe öldürülüyor. onların mutsuz öldüğünü yazacak, söyleyecek, haykıracak tek bir şair, tek bir yazar, tek bir roman yok. Dolayısıyla kitlelerin bilinçaltında kahramanca mutlu ölmüş ölümler yatmaktadır. ölümlere peşkeş çekiliyor, ölüm çürütülüyor, üstüne kireç dökülüyor, sonra hepimiz bu ölümlere razı, bu ölümlerin etkisinde bozuk ruhlu insanlar olup çıkıyoruz. Çevremiz kahraman ve şehit ölümleriyle dolu. Onlara her zaman sonsuz saygımız var. Peki ama sokaklarda ölen direnişçilerin ölümleri, gecekonduda perişanlık içinde ölen insanların hayat hikayeleri neredeler? Kimler yazacak onları, kimler anlatacak? Onlar sadece öldü mü? nasıl öldüler? Neler çektiler? Ne yazık ki bunları bilmeden, yalnızca bilindik şeyleri bilerek yaşamaya devam ediyor insanoğlu. ve edecek de. amatör insanların da zamanında bir hayatları olduğunu anlayamadan ölecek, o diğer amatör insanlar gibi. Çünkü gerçek hayatta kahramanlar yoktur biz insanlarca. Dolayısıyla Bizim hikayelerimiz yazılmaz. Bizim hikayelerimiz bilinmez. Çünkü Her insan kendi hayatının kahramanıdır. Ya da anti-kahramanı. Seçim o insana kalmıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar