bugün
- game of thrones taki kerhaneci6
- eyeliner çekme yöntemleri6
- kömbe5
- inci sözlük8
- makyajın ciltte pütür durması4
- kahverengi göz kalemi4
- fatma betül sayan kaya64
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- ciğer vs kokoreç8
- youtube4
- ciğer yiyen midesizler10
- uludağ sözlüğü gizli belge kasası olarak kullanmak2
- sol frame akmıyor3
- araçta donanımın önemi2
- sözlük yazarlarının ruh hali14
- bordo tırnak ojesi ve ombre saç2
- yer fıstığı2
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
- sözlüğün iyice kızlarsoruyor com'a dönüşmesi2
- nervioya açılamayan utangaç gammaz3
- yunan adalarına gitmek20
- dinci ahlaksızlığı19
- yarın yataktan kalkamayacak yazar6
- ciğer yemediği için evde kalan kız5
- tıkalı burnu nar ekşisinin anında açması2
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması6
- yunan aşığı tip15
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı15
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak15
- beyazlar içinde görmek istediğiniz yazar3
- gönlü götü geniş sözlük yazarı8
- rüyada nervio yu görmek9
- yulaf yiyen insan5
- rutkay aziz2
- linç yiyeceğin bir şey söyle7
- nervio için ciğer yemekten vazgeçmek5
- boşanmaların artma sebebi4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- yüz görünümlüğü5
- filistin6
- hiram abas2
- nervio benimle evlenir misin5
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması13
- fatma betül sayan kaya'nın tutuklanmaması3
- truesuz sözlük11
- aşerei mubeşşere2
- sözlük gammazları2
- rujlu erkekle öpüşmek14
gençliğimi geçirdiğim şehir. küçükken -belki de büyük şehir özentisinden- anlaşılamasa da büyüyünce değerini anladığım, onunla da olmaz onsuz da olmaz bir şehir.
şehir merkezinin havası kirlidir kışın kurum içinde kalırsınız.
üniversiteye gidenler geri dönmez, kalan çoğunluk da zaten işsizdir. bu da kaldırımlarda ve kafelerdeki kuru kalabalığı açıklar.
kışın tavanında ufolar olan, yazın camlar ile havalandırmanın sağlandığı bir bara gidip eğlenmek istediğinizde büyük abiler arası çıkabilecek bir alacak-verecek, içeri aldın-almadın kavgasında kaza kurşunu kurbanı olabilirsiniz.
herkesin kendine göre dışarıya kapalı bir çevresi vardır ve bu yüzden dedikodusu boldur. dedikodu derken kast ettiğim, falancanın sevgilisi, filancanın metresinin yanısıra, falancanın aldığı mücevher, filancanın evine aldığı mobilya, ötekinin istanbuldan getirttiği bilmemne'yi de içerir.
üniversitesinin normal diğer üniversiteler gibi şehir dışında değil de şehir içerisinde olmasından dolayı öğrenciler de zonguldaklılardan çok ayrışmamıştır. bunu iyi şekilde değerlendirip zonguldağın tadını çıkartan, güzel dostluklar kuranı da vardır, değerlendiremeyip buranın tüccarlarına metreslik yapan ya da işsiz gençlerine vücudunu bir gece bar eğlencesinin hesabını ödemesi karşılığı ile satan da..
fener diye bir semti vardır ve şimdiye kadar hiçbir şehirde buna benzer bir yer görmediğimden tarif edemiyorum. çok güzeldir, çok farklıdır, tarihtir, gerçek zonguldaktır.
istanbul pastanesi vardır. yabancı birisi uzaktan bakınca "bu ne lan napıyor bu millet burada bütün gün" diyebilir ama alışkanlıktır, güzeldir, 15 yıllık garson okul nasıl gidiyor falan diye sorar her seferinde.
asla yolda kalmazsınız, çünkü o yoldan muhakkak bir tanıdık geçer.(gerçi pek yol yok)
manavınız vardır, şarküteriniz vardır, sizi tanır, hangi sebzeyi kaç kg aldığınızı, hangi zeytini, peyniri yediğinizi bilir, tavsiyeleri güvenilirdir.
biriyle randevulaşmanıza gerek yoktur. çarşıya indiğinizde zaten kendisiyle muhakkak karşılaşırsınız. sıkılırsanız da merkezde birilerini bulmanız çok kolaydır.
hepsinden önemlisi, zonguldakta güvendesinizdir.
şehir merkezinin havası kirlidir kışın kurum içinde kalırsınız.
üniversiteye gidenler geri dönmez, kalan çoğunluk da zaten işsizdir. bu da kaldırımlarda ve kafelerdeki kuru kalabalığı açıklar.
kışın tavanında ufolar olan, yazın camlar ile havalandırmanın sağlandığı bir bara gidip eğlenmek istediğinizde büyük abiler arası çıkabilecek bir alacak-verecek, içeri aldın-almadın kavgasında kaza kurşunu kurbanı olabilirsiniz.
herkesin kendine göre dışarıya kapalı bir çevresi vardır ve bu yüzden dedikodusu boldur. dedikodu derken kast ettiğim, falancanın sevgilisi, filancanın metresinin yanısıra, falancanın aldığı mücevher, filancanın evine aldığı mobilya, ötekinin istanbuldan getirttiği bilmemne'yi de içerir.
üniversitesinin normal diğer üniversiteler gibi şehir dışında değil de şehir içerisinde olmasından dolayı öğrenciler de zonguldaklılardan çok ayrışmamıştır. bunu iyi şekilde değerlendirip zonguldağın tadını çıkartan, güzel dostluklar kuranı da vardır, değerlendiremeyip buranın tüccarlarına metreslik yapan ya da işsiz gençlerine vücudunu bir gece bar eğlencesinin hesabını ödemesi karşılığı ile satan da..
fener diye bir semti vardır ve şimdiye kadar hiçbir şehirde buna benzer bir yer görmediğimden tarif edemiyorum. çok güzeldir, çok farklıdır, tarihtir, gerçek zonguldaktır.
istanbul pastanesi vardır. yabancı birisi uzaktan bakınca "bu ne lan napıyor bu millet burada bütün gün" diyebilir ama alışkanlıktır, güzeldir, 15 yıllık garson okul nasıl gidiyor falan diye sorar her seferinde.
asla yolda kalmazsınız, çünkü o yoldan muhakkak bir tanıdık geçer.(gerçi pek yol yok)
manavınız vardır, şarküteriniz vardır, sizi tanır, hangi sebzeyi kaç kg aldığınızı, hangi zeytini, peyniri yediğinizi bilir, tavsiyeleri güvenilirdir.
biriyle randevulaşmanıza gerek yoktur. çarşıya indiğinizde zaten kendisiyle muhakkak karşılaşırsınız. sıkılırsanız da merkezde birilerini bulmanız çok kolaydır.
hepsinden önemlisi, zonguldakta güvendesinizdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar