bugün
- sözlük yazarları neli kahve içiyor7
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü6
- alttaki yazara motto ver16
- bebek katili öcalan11
- claudian clouds12
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek2
- mansur yavaş3
- yaprak dökümü ali rıza bey in felç geçirmesi2
- porno entelektüelliği8
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi3
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- zorunlu eğitim zulmü3
- batının ahlaksızlığı2
- sagopa kajmer aforizmaları2
- hayatın kuralları14
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor3
- osuruktan şiirler22
- 20122
- üsteki yazara güzel bir şey söyle4
- bu havada gidilmez3
- devletin eğitim tekelinin meşruiyeti3
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak3
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri2
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- avrupa yakası aslı5
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- kendini değersizleştiren insan5
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- günün sözü2
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- velvet27
- israil'in lübnan da çatışmalara hazırlanması2
- çalışmadan para kazanmak6
- sarı torba8
- türker ertürk hakkında soruşturma başlatılması2
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler25
- uludağ itiraf3
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- bir yazarı savunmak7
- anın görüntüsü33
- evliliğin anlamı13
- anın fotoğrafı4
- sarı renkli şeker tarafından tehdit altındayım9
- kimsenin size söylemeyeceği bilmeniz gereken şey9
- sözlüğün bozulmamış hali3
- amedspor7
- kardeş2
- nasıl birisiniz5
gençliğimi geçirdiğim şehir. küçükken -belki de büyük şehir özentisinden- anlaşılamasa da büyüyünce değerini anladığım, onunla da olmaz onsuz da olmaz bir şehir.
şehir merkezinin havası kirlidir kışın kurum içinde kalırsınız.
üniversiteye gidenler geri dönmez, kalan çoğunluk da zaten işsizdir. bu da kaldırımlarda ve kafelerdeki kuru kalabalığı açıklar.
kışın tavanında ufolar olan, yazın camlar ile havalandırmanın sağlandığı bir bara gidip eğlenmek istediğinizde büyük abiler arası çıkabilecek bir alacak-verecek, içeri aldın-almadın kavgasında kaza kurşunu kurbanı olabilirsiniz.
herkesin kendine göre dışarıya kapalı bir çevresi vardır ve bu yüzden dedikodusu boldur. dedikodu derken kast ettiğim, falancanın sevgilisi, filancanın metresinin yanısıra, falancanın aldığı mücevher, filancanın evine aldığı mobilya, ötekinin istanbuldan getirttiği bilmemne'yi de içerir.
üniversitesinin normal diğer üniversiteler gibi şehir dışında değil de şehir içerisinde olmasından dolayı öğrenciler de zonguldaklılardan çok ayrışmamıştır. bunu iyi şekilde değerlendirip zonguldağın tadını çıkartan, güzel dostluklar kuranı da vardır, değerlendiremeyip buranın tüccarlarına metreslik yapan ya da işsiz gençlerine vücudunu bir gece bar eğlencesinin hesabını ödemesi karşılığı ile satan da..
fener diye bir semti vardır ve şimdiye kadar hiçbir şehirde buna benzer bir yer görmediğimden tarif edemiyorum. çok güzeldir, çok farklıdır, tarihtir, gerçek zonguldaktır.
istanbul pastanesi vardır. yabancı birisi uzaktan bakınca "bu ne lan napıyor bu millet burada bütün gün" diyebilir ama alışkanlıktır, güzeldir, 15 yıllık garson okul nasıl gidiyor falan diye sorar her seferinde.
asla yolda kalmazsınız, çünkü o yoldan muhakkak bir tanıdık geçer.(gerçi pek yol yok)
manavınız vardır, şarküteriniz vardır, sizi tanır, hangi sebzeyi kaç kg aldığınızı, hangi zeytini, peyniri yediğinizi bilir, tavsiyeleri güvenilirdir.
biriyle randevulaşmanıza gerek yoktur. çarşıya indiğinizde zaten kendisiyle muhakkak karşılaşırsınız. sıkılırsanız da merkezde birilerini bulmanız çok kolaydır.
hepsinden önemlisi, zonguldakta güvendesinizdir.
şehir merkezinin havası kirlidir kışın kurum içinde kalırsınız.
üniversiteye gidenler geri dönmez, kalan çoğunluk da zaten işsizdir. bu da kaldırımlarda ve kafelerdeki kuru kalabalığı açıklar.
kışın tavanında ufolar olan, yazın camlar ile havalandırmanın sağlandığı bir bara gidip eğlenmek istediğinizde büyük abiler arası çıkabilecek bir alacak-verecek, içeri aldın-almadın kavgasında kaza kurşunu kurbanı olabilirsiniz.
herkesin kendine göre dışarıya kapalı bir çevresi vardır ve bu yüzden dedikodusu boldur. dedikodu derken kast ettiğim, falancanın sevgilisi, filancanın metresinin yanısıra, falancanın aldığı mücevher, filancanın evine aldığı mobilya, ötekinin istanbuldan getirttiği bilmemne'yi de içerir.
üniversitesinin normal diğer üniversiteler gibi şehir dışında değil de şehir içerisinde olmasından dolayı öğrenciler de zonguldaklılardan çok ayrışmamıştır. bunu iyi şekilde değerlendirip zonguldağın tadını çıkartan, güzel dostluklar kuranı da vardır, değerlendiremeyip buranın tüccarlarına metreslik yapan ya da işsiz gençlerine vücudunu bir gece bar eğlencesinin hesabını ödemesi karşılığı ile satan da..
fener diye bir semti vardır ve şimdiye kadar hiçbir şehirde buna benzer bir yer görmediğimden tarif edemiyorum. çok güzeldir, çok farklıdır, tarihtir, gerçek zonguldaktır.
istanbul pastanesi vardır. yabancı birisi uzaktan bakınca "bu ne lan napıyor bu millet burada bütün gün" diyebilir ama alışkanlıktır, güzeldir, 15 yıllık garson okul nasıl gidiyor falan diye sorar her seferinde.
asla yolda kalmazsınız, çünkü o yoldan muhakkak bir tanıdık geçer.(gerçi pek yol yok)
manavınız vardır, şarküteriniz vardır, sizi tanır, hangi sebzeyi kaç kg aldığınızı, hangi zeytini, peyniri yediğinizi bilir, tavsiyeleri güvenilirdir.
biriyle randevulaşmanıza gerek yoktur. çarşıya indiğinizde zaten kendisiyle muhakkak karşılaşırsınız. sıkılırsanız da merkezde birilerini bulmanız çok kolaydır.
hepsinden önemlisi, zonguldakta güvendesinizdir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar